Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Batıya yabancı, Rusya'ya Yakın'
01 Ekim 2017 Pazar Saat 16:46
Ankara'daki Erdoğan-Putin zirvesi tüm dünyada geniş yankı yarattı. Al-Monitor'de yayınlanan analizde ise, "Türkiye Batı ile gittikçe daha fazla yabancılaşırken Moskova boşluğu dolduruyor ve dostluktan daha fazlasıya Ankara'ya yakınlaşıyor" tespiti dikkati çekti.

 

Ankara'daki Erdoğan-Putin zirvesi tüm dünyada geniş yankı yarattı.  Al-Monitor'de yayınlanan analizde ise, "Türkiye Batı ile gittikçe daha fazla yabancılaşırken Moskova boşluğu dolduruyor ve dostuktan daha fazlasıya Ankara'ya yakınlaşıyor" tespiti dikkati çekti.  İsviçre'de yayınlanan Die Neue Zuercher Zeitung gazetesi ise "Türkiye ile Rusya’nın yakınlaşması Batı'yı tedirgin ediyor” yorumunun altını çizdi. Gazetenin Putin ile Erdoğan'ın son görüşmesini değerlendirdiği analizi özetle şöyle:

 

“Dost olan Erdoğan ile Putin, Irak ve Suriye konularında birlik sergiliyorlar. Rusya ve Türkiye, Irak ile Suriye’nin bölünmesine karşı durma niyetindeler.

 

Putin ile Erdoğan’ın birkaç saat süren görüşmesi, iki başkan arasındaki sıkı partnerlik ilişkisini gösterdi.  Basın toplantısı sırasında iki lider de birkaç kez birbirlerine dost diye hitap etti.

 

NATO üyesi olan Türkiye ile Moskova’nın hızlı yakınlaşması ve Ankara’nın Rus S-400 füze sistemlerini satın almaya karar vermesi Batı’da tedirginlik yaratıyor.

 

Birlik görüntüsü çizmelerine rağmen, taraflar bazı tartışmalı konularda ise henüz uzlaşma sağlamadı. Türk vatandaşları için Rusya’nın vizeleri kaldırması ve Türk domateslerine yönelik ithalat yasağı bunlar arasında.

 

Türkiye ve Batı, uzun süredir ciddi bir kriz yaşıyor. Bazı NATO üyeleri Erdoğan’ın otoriter sisteminden rahatsız.

 

Erdoğan, stratejik nedenlerden dolayı Rusya ile ilişkilerini kuvvetlendiriyor. Türk lider, ABD ve AB’ye, onlara bağlı olmadığını ve başka partnerleri olduğunu göstermek istiyor."

 

Bu arada Arap dünyasının önde gelen yayın organlarından Al-Monitor'de yayınlanan Yekaterina Çulkovskaya imzalı haber analizde ise, "Türkiye Batı ile gittikçe daha fazla yabancılaşırken Moskova boşluğu dolduruyor ve dostuktan daha fazlasıya Ankara'ya yakınlaşıyor" ifadesi kullanıldı.

 

Türkiye - Rusya görüşmelerinde Suriye’nin İdlib çatışmasızlık bölgesinin oluşturulması konusunda varılan mutabakata odaklanan VOA İngilizce, “Mutabakat, iç savaşın sona erdirilmesi ve barış sürecinin başlatılması için kilit bir adım olarak görülüyor” dedi.

 

VOA, Türkiye ile Rusya arasındaki bağlarda meydana gelen toparlamaya dikkat çektiği haberinde iki ülke arasındaki ilişkinin ne kadar sıkılaştırılabileceğine ilişkin kuşkuları da yansıttı. Ankara’daki görüşmelerde ele alınan S-400 anlaşması için de Ankara'nın “NATO müttefiklerini gerdi ve Türkiye’nin Rusya’ya kayması olasılığına ilişkin korkuları artırdı” değerlendirmesini yaptı.

 

Bu arada, “Moskova, Ankara’nın, PKK’yı terörist örgüt olarak ilan etmesi çağrılarına direnmeye devam ediyor” da denildiği haberde "Moskova'nın Ankara’nın PKK’ya bağlantılı olmakla suçlamasına rağmen YPG’nin IŞİD'e karşı verdiği mücadeleyi desteklediği” belirtiliyor.

 

İran devletine ait İngilizce haber kanalı Press TV, Türkiye ile Rusya arasındaki ikili bağların derinleştiğini düşünüyor. Putin’in Türkiye ziyaretinin, Ankara ve Moskova’nın “yüksek profili silah anlaşması” olarak nitelediği S-400 anlaşmasını sonuçlandırmaya çalıştığı bir sırada gerçekleştirdiğine dikkat çeken Press TV şu yorumu da yaptı:

 

“Ziyaret, Suriye krizi konusunda görüş ayrılıklarını yaşayan ve iki yıl önce Türk ordusunun Suriye sınırı yakınlarında bir Rus savaş uçağını düşürmesi üzerine birbirine giren iki ülke olan Türkiye ve Rusya arasındaki bağları yeniden tesis etmeye ve derinleştirmeye yönelik çabalara büyük bir destek.

 

ABD’li yayın organı Washington Examiner’in yayımladığı bir yorumda ise, “Erdoğan ve Putin, ABD’nin Suriye’deki çıkarlarını vurmaya hazırlanıyor” gibi görüşleri öne sürdü. Türkiye’nin peşmergenin bağımsızlık referandumuna sert yaklaşımına değinildiği yorumda çeşitli alanlarda ortaya çıkan “meydan okumalar”ın ABD - Türkiye ilişkilerindeki daha geniş bir sorunun belirtilerinin olduğu savunuldu.

 

Suudi Arabistan’da yayımlanan Arab News ise, Vladimir Putin’in “bölgesel gerilimlerin yükseldiği” bir dönemde Türkiye’yi ziyaret ettiğine dikkat çekti ve “Moskova ve Ankara, bölgesel tehditlere karşı güç birliği yapıyor” değerlendirmesini yaptı.Kremlin’in Irak'ın kuzeyinde gerçekleşen sözde bağımsızlık referandumuna yönelik tavrına değinilen haberde, uzmanların, referandum meselesinin Moskova için o kadar önemli olmadığı ancak Türkiye’nin S-400 alımını "Rusya’nın Ankara'nın referanduma ilişkin tutumuna destek vermesine bağlamaya çalışabileceği” iddiasına yer verildi. 

 

Vladimir Putin’in Ankara ziyaretini değerlendiren yabancı medya kuruluşlarından DWelle ise, Putin’in peşmergenin sözde bağımsızlık referandumuna ilişkin “temkinli” açıklamasına vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamasında Kuzey Irak'taki referandum öne çıktığını anlatan DW Türkçe, “Konuk lider Putin ise Kuzey Irak'taki referandumla ilgili yumuşak bir ton tercih etti” dedi.

 

Haberde uçak krizinin ardından ikinci kez Türkiye'yi ziyaret eden Putin’in iki ülkenin ticaret hacminde geçen yıl yaşanan kaybı bu yıl telafi ettiklerini söylediği belirtildikten sonra Putin’in Suriye'deki çatışmasızlık bölgeleri konusunda önemli bir başarıya imza attıkları ifadeleri de yansıtıldı. Kaynak: Dış basında Erdoğan-Putin görüşmesi

 

Öte yandan Rusya Hükümeti Finans Üniversitesi’nin Siyasi Bilimler Departmanı’ndan Doçent Gevorg Mirzayan, Sputnik için kaleme aldığı analiz yazısında Putin-Erdoğan görüşmesinin detaylarını ve olası neticelerini değerlendirdi. Yazı özetle şöyle:

 

"IKBY'de geçtiğimiz pazartesi yapılan bağımsızlık referandumu bölgedeki birçok ülkenin ve dış aktörlerin sinirlerini oldukça gerdi. IKBY Lideri Mesud Barzani, referandumda çıkan yüzde 93'lük ‘evet' oyunun bağımsızlığın hemen ilan edileceği anlamına gelmediğini açıklasa da, topraklarındaki ‘aslan payını' kaybetmeye niyetli olmayan Bağdat, Kürtlere bedel ödetme konusunda kararlı. Irak parlamentosu, resmen IKBY'ye dâhil olmayıp fiilen Peşmerge güçlerinin kontrolünde bulunan Kerkük'ün ‘kurtarılması' için onay verdi.

 

Bölgenin en güçlü silahlı gruplarından biri olan Peşmerge gücünün, Irak ordusu ile baş etme olasılığı bulunsa da, buradaki asıl sorun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ihtilafa dâhil olma olasılığı. Ankara, IKBY'nin bağımsızlığına yönelik atacağı adımların Türkiye'de gerilimi arttıracağından endişe ediyor. Bu nedenle Erdoğan, Putin ile yaptığı görüşmede Kürtlerin eylemleri ile ilgili olumsuz görüşünü bir kez daha teyit etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz' ifadesini kullanmış olsa da Ankara'nın Kuzey Irak'a girmeden ticari ambargo uygulaması başlatması bile Kürtleri zor durumda bırakmaya yeterli. Zira Kürtlerin ne denize çıkış kapısı, ne de referanduma olumlu bakan bir komşusu var.

 

Savaşın eşiğinde yapılan bu ip cambazlığı, Moskova'yı ciddi bir şekilde rahatsız ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin ile görüşmenin ardından yaptığı açıklamalar, Türk liderin Rusya Devlet Başkanı'nın söylediklerine kulak vermiş olabileceğini gösteriyor.

 

Erdoğan, "Değerli dostum Putin'e, bölgesel yönetim tarafından daha korkunç hatalara girilmesine neden olabilecek adımları önlememiz gerektiğini söyledim" ifadelerini kullanmıştı. Bu ifadeler, Barzani'nin yeni adımlar atmadığı sürece Ankara'nın ‘bir gece ansızın gelmeyeceği' anlamı taşıyor olabilir.

 

Suriye konusunda ise tarafların uzlaşma şansları çok daha yüksekti. Kremlin Suriye'deki savaşın bir an önce sonuçlanmasını ve bunun sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda siyasi bir zafer olmasını da istiyor. Siyasi zaferi kazanabilmesi içinse Moskova'nın, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile ılımlı muhaliflerle arasındaki müzakere sürecini başarıyla tamamlaması gerekiyor."

 

Sputnik yazarı İlya Harlamov ise, Washington'da 'Türkiye elden gidiyor' görüşünün hakim olduğunu belirtti. S-400'ler için ön ödeme yapılmasını önemli bir gelişme olarak gören Harlamov, Türkiye'nin füze savunma sistemlerini ne zaman geri ödeneceği belli olmayan krediyle alacağını öne süren şüphecilerin adil olmak yerine önyargılı davrandığının altını çizdi.

 

Rus uzman, Ankara'da dün yapılan zirveyle 2015'te yaşanan uçak krizinin tamamen geçmişte kaldığının kabul edilebileceğine de dikkat çekti.

 

Bu durumun ABD'yi son derece rahatsız ettiğini kaydeden Harlamov, "Washington, Türkiye'nin 'elden gittiğini' düşünüyor. Bu düşünce kısmen doğru. Zira NATO üyesi Türkiye, Rusya'dan S-400 sistemleri satın alıyor, Rusya ve İran'la birlikte Suriye krizinin çözümü için aktif çalışma yürütüyor. Peki Türkiye önceden kısmen veya tamamen ABD'nin kontrolü altında mıydı? Bu tartışmalı bir konu. Batılı stratejistler, diplomatlar ve siyasetçiler, bazen gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi görüyor" ifadelerini kullandı.

 

Harlamov, Putin ve Erdoğan'ın birbirlerine 'dostum' diyerek hitap etmesini çok önemli bir detay olarak makalesine taşıdı. Bu yaklaşımın birçok anlam içerdiğini yazan Harlamov, iki liderin boş konuşmaya alışık olmadığını vurguladı.

 

Harlamov, makalesini şöyle tamamladı: "Putin'in Ankara ziyareti, liderlerin Suriye konusu da dahil olmak üzere eski kırgınlıkları geride bıraktığını net bir şekilde gösterdi. Bu da şu anlama geliyor: Çok iyi bilinen okyanus ötesi güçlerden destek alan Suriye'deki teröristlerin ve tüm yıkıcı güçlerin daha fazla kemer sıkması gerekecek."

 

Bu arada Rusya uzmanı gazeteci yazar Cenk Başlamış, Ankara'da gerçekleşen ziyareti Zafer Arapkirli ile Seyr-i Sabah'a değerlendirdi. Cenk Başlamış'a göre bu gündemde olan bir ziyaret olmadığı için öncesinden de hızlı bir ziyaretti: "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Amerika ziyareti sırasında ortaya çıkan bu ziyaret için apar topar gerçekleşti, denilebilir. Ama içi çok dolu bir ziyaretti. Konuşacak çok şey vardı."

 

"S-400 meselesinde ortak basın toplantısında bu konuya hiç değinilmedi. Ama teknoloji transferiyle ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum" diyen Başlamış'a göre S-400 hava savunma füze sistemlerinin Türkiye tarafından alınma olasılığı, alınmama olasılığından daha yüksek.

 

Başlamış, "Beşinci görüşme olma konusunun iki boyutu var. Birincisi bu uçak krizi 9 ay sürdü, ilişkiler kopma noktasına geldi. Halbuki Türk-Rus ilişkileri o kadar boyutlu ve derinlikli ki işbirliği yapılan çok fazla konu var. Dolayısıyla bu 9 aylık atalet döneminden sonra işlerin yeniden koyulması için çok sık temas kurulması gerekiyor. Bu işin diğer boyutu olan uluslararası boyutuna değinmek gerekiyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye'nin başta ABD ile olmak üzere batılı ülkelerle ilişkilerin gerginleştiğini biliyoruz. Bu koşullarda Rusya'nın Suriye'de baş aktör olmasını da göz önünde bulundurursak Rusya ile ilişkiler olduğundan daha da fazla önem kazandı. Bir yakınlaşma, Suriye'de işbirliği, eşgüdüm sağlandı" diye konuştu.

 

Kaynak: turkrus.com

Cherkessia.net, 30 Eylül 2017  


Bu haber toplam 1235 defa okundu.


burak demirci

Türk devleti asimilasyon temelli inkar politikalarından vazgeçmek derdinde değil.Uzlaşma ve barış niyeti yok. Cumhuriyetin kuruluşu ve milli mücadele döneminde eşsiz fedakarlık yapan Çerkes halkını, Çerkes ethem meselesini kullanıp topyekün hain ilan edip ezen ve dışlayan devlet aklı halen değişmemiş.
Kendilerinden evvel de bu topraklarda yaşayan kürtlere de bir gram saygı göstermemiş ve yine Anadolu'nun kadim halklarından ermenileri baskı ve zulümle göçe zorlayarak Anadoluyu ebedi Türk yurdu yapma yolundan hiç bir şeyden kaçınmayacağını göstermiştir.Ama buraya kadar. 1000 Yıldır türk postalları altında ezilen kürtlerin içindeki hesaplaşma duygusu her geçen gün artarak devam etmiş ve nihayetinde bu hesaplaşmanın zemini olacak kürt devleti içinde,tüm baskı ve tehditlere rağmen Barzani önderliğindeki Güney kürtleri ilk adımı atmışlardır.
Elbette türk devleti tehdidin farkında bu yüzden yapabileceği herşeyi yapmaya çalışacaktır.Ben kesinlikle Türkiye'nin bölgeye askeri olarak müdahale edebileceğini düşünmüyorum.Çünkü askeri olarak böyle bir gücü yok.Daha ziyade ittifaklar yoluyla gözdağı,ekonomik ve siyasi yaptırımlar yoluyla yada gazlayabilirse İran yada ona bağlı milisler veya Irak ordusu üzerinden bir askeri harekata bu ülkeleri teşvik etmeye çalışacaktır .
Suriye'de ki birkaçbin km karelik operasyonun çapını ise suriye haritasına bakarak görebilirsiniz.Belki dümenden kuzey ırak içlerine de tıpkı suriyedeki gibi iç kamuoyunun gazını alma mahiyetinde bir operasyon olabilir ki oralara türk ordusu pkk gerekçesi ile kaç kez girdi ne değişti? Abd Erbil'e katardan sonraki en büyük askeri üssünü kurmaya hazırlanıyor.CIA Erbil'de oldukça büyük bir ofis açma hazırlığında ve dışişleride ABS'nin en büyük elçilik binalarından birini erbilde açacak. İşid Kobane'ye saldırıp PKKyı ezdiğinde ve evvelinde aynı işid Erbil'e yöneldiğinde zor durumda kalan PKK ve peşmergenin yardımına ABD hava gücü yetişti.
John kerry müdahale etmeseydik Erbil düşecekti demişti.İşte o gün abd tartışmasız olarak ortadoğuda 2.partnerini (israilden sonra) seçtiğini açıkça beyan etti.Bundan sonra kürtler artık abdnin ortadoğudaki piyadesidir.Hem de ayırmaksızın pkk- peşmergesiyle beraber.
ABD bunun için yoğun bir şekilde kürtler arası birliği sağlamak için uğraşıyor.Dolayısıyla türkiye o sürekli söylenen jeostratejik önemini ABD için artık kaybetmiştir. Tillerson referandumu tanımadıklarını söylemiş.

Söylese ne olur?Eylemler tam zıddı olduktan sonra.Anlaşılan suriye de sonlanan arap baharının yerini güney Kürdistan'dan başlayacak olan Kürt baharı alacak ve bölgedeki 40 milyon kürt bunun için çok ama çok istekli.
Türkiye ise, şimdi Rusy'dan İran'dan ve Irak ordusundan medet umuyor. Bu ülkelerin zaaflarını kaşıyıp etliye sütlüye dokunmadan iş kotarabileceğini düşünüyor.Diğerleri yiğit kardeşim sen önden buyur dediklerinde ne yaparlar orası belli zaten.
Bundan sonra ne olur? Türkler durur Kürtler yürür. Türkiye'den 2 devlet ve bir uluslararası özel bölge çıkar. Eeee diğer Türki olmayanlar ne yapar? Geleceği doğru okur iyi örgütlenir ve kararlı olurlarsa müsbet anlamda bu gün hayal bile edemedikleri şeyler yarın gerçek olur.

01 Ekim 2017 Pazar Saat 20:18
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net