Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehdi Nüzhet Çetinbaş: 1864 Çerkes Sürgünü ile Kefken Bağlantısı Tevatürdür!
07 Mayıs 2018 Pazartesi Saat 22:12
Bazı arkadaşlarımın sanal ortamda Kefken'de yapılan 1864 sürgününü anma toplantıları ile ilgili tartışmalarına şahit oluyorum.

Bazı arkadaşlarımın sanal ortamda Kefken'de yapılan 1864 sürgününü anma toplantıları ile ilgili tartışmalarına şahit oluyorum.

Türkiye'de bu konuda söz söyleme yetkisine sahip birkaç kişiden biriyim. Kefken olayının başlamasına sebep olan beş ya da altı kişiden biriyim.

Kefken olayı başlangıçta 1864 anması şeklinde başlamadı. Sanırım 1996 ya da 97 yılında o zamanlkar İstanbulda bulunan Kafkas dernekleri koordinasyon kurulu adıyla periyodik toplantılar yapardık. Bu toplantılara İstanbul'da bulunan, Adıge, Abaza,Çeçen,Oset,Dağıstan dernekleri hepsi katılırdı.

Bu toplantıların birinde Mahinur Tuna hanımefendi.; Ömer Beygua'nın bir kitabında Kefken'e çıkan Abazaların yerleştiği Karaağaç köyünde bulunan mezarlıkta "PITIPHA ELİF" adlı bir kadının mezarından geceleri bir nur yükseldiği şeklinde çevre köylerin de şahit olduğu bir olaydan bahseder.

Ben de sağlığında Ömer amca’dan bu efsaneyi duymuştum. Sırf merak saikiyle iki taksiden oluşan bir gurupla Kefken'e gittik. Şu anda Abhazya'ya yerleşen Mesut Ünal, Mahinur Tuna, Ben ve birkaç arkadaş uzun aramalardan sonra Karaağaç köyünü bulduk.


Bu köyde yaşayan Abaza kalmamıştı. Köy muhtarı sağolsun bizi ilgiyle karşıladı. Abaza mezarlığı denen yere gittik. Burada bir tane bile yazılı taş yoktu. İçinde hayvanların otladığı bir alan haline gelmişti.
 

Muhtar PITIPHA ELİF efsanesini sadece duymuştu. Bununla ilgili yakın zamanlarda böyle bir olaya şahit olan da görülmemişti.


Mahinur Tuna'nın yanında getirdiği yazılı bir levhayı bu mezarlıkta bir meşe ağacına çaktık. Daha sonra Abazaların karaya çıktığı söylenen Babalı adı verilen sahile gittik. Orada bazı mağaralar vardı buralarda bir müddet kalındığı söylendi.


İşin gerçeği bu mağara olayı bana hiç inandırıcı gelmedi. Deniz sularının taşması ve kabarması sırasında su basma sınırı içinde bulunan ve içine deniz suyu girebilecek bu oyukların sığınak olabileceği ihtimali bana zayıf geldi.

Bir kaç kişinin giderek gördüğü Karaağaç köyü; anlatımlarla dilden dile büyüdü ve bazı insanların ziyaretgahı oldu. Mesut Ünal'ın gayretiyle köydeki mezarlığa sembolik küçük bir kaide dikildi.

Başlangıçta Kefken'de 21 mayısta Abazalar tören yapmaya başladılar. Aynı tarihte, bu gün Kaffed'e bağlı olan İstanbul Kafkas Kültür Derneği de Kız kulesi açıklarında 21 Mayısı anma töreni düzenliyordu.

Kefken’e ilk giden olmama rağmen ben sadece oraya iki defa gittim. İkincisinde de Abhazya’nın o zamanki Türkiye temsilcisi olan Vladimir Ayüzba (VOVA) nın davetlisi olarak katıldım. Gitmek zorundaydım çünkü Öyüzba sülalesinin damadı oluyorum(!)

Daha sonra Kaffed ilk kuruluşunda bu törene sahip çıktı ve halen de devam ediyor. İşin garip yanı Abhazlar Kaffed töreninin dışında kendileri ayrı tören yapıyorlar.

Bunlar neden yazdığımı soranlar için söyleyeyim. Kesinlikle Abhaz ve Çerkes gibi bir ayırımın içinde değilim. Aynı zamanda Abaza damadıyım. Sadece olayların tarihe kayıt düşülmesi anlamında bu satırları kaleme aldım.

Bu anmalarla ilgili kişisel kanaatimi sorarsanız. Ben olayın Abaza ya da Çerkes tarafında değilim. 1864 ya da 1878 yılını temsil etmesi de beni fazla ilgilendirmiyor.

Kefken İzmit'in bir beldesi İzmit'ten ulaşım bile yaklaşık iki saat sürüyor. Yapılan gösteri ve sunumlara basının ilgisi az oluyor. Amaç davamızı anlatmaksa ulaşımı çok daha kolay olan bir kıyıda bu törenler daha fazla ses getirecek şekilde yapılabilir.

Koceli belediyesi bu törenlere elden geldiğince destek oluyor. Belediye ile yakın ilişkim olduğu için biliyorum. Bu tören SEKAPARK denilen alanda deniz kıyısında yapılsa çok büyük bir ses getirir ve daha görkemli olur kanaatindeyim.

Amaç sesimizi duyurmak ve başımıza gelen felaketi daha geniş çevrelere anlatmak ise bu konuyu yeniden değerlendirmede fayda olur kanaatindeyim.

 

Cherkessia.net, 7 mayıs 2018


Bu haber toplam 2176 defa okundu.


Hapi Cevdet Yıldız

Niçin Kefken? Abhaz göçü 1877'de oldu. Adıge-Çerkes sürgünü 1864'te oldu. Arada 13 yıl var. Kefken, Kaffed'in bastırması. Adıgelerle tarihi bir bağlantısı yok. Orası Adıgelerin toprağa verildiği yer değil. Adıgeler Batum, Trabzon, Samsun, Sinop, Akçakoca, Varna ve Romanya Köstence limanlarında kitleler halinde toprağa verildiler. Kefken gibi Beşiktaş da Adıgelerin toprağa verildiği yerlerden değil. Adıgeler zaten İstanbul Boğazı'na ve İstanbul'a sokulmuyorlardı. Yasaktı, çünkü Adıge sürgünler salgın hastalıklar taşıyorlardı.

11 Mayıs 2018 Cuma Saat 01:10
Omer Cakirer

KURGUSALLIK HASTALIĞI

Kurgusal mekanlar, tarihi karşılığı olmayan, çok sonradan başkalarının uydurduğu sözde tarihi bir olaya dayalı olarak insanları oraya çekerek ritüellerin, duaların ve anmaların yapıldığı mekanlardır. Bu şekilde tarihi karşılığı olmayan ve ideolojik anlam kazanarak belli ideolojik fikirlere ve/veya gizli amaçlara hizmet etmek için ortaya atılan tarihi yalanların yaşatılması için, bunları sorgulamayan ideolojik bağımlıların ziyaretgahı olmuş bu tip yerler bir çok ülkede oldukça fazla bulunmaktadır.

Çorum mezarlığında geceleri ağlayan kız benzeri hikayeler uydurulup bu tip ehemmiyetsiz tarihi karşılığı olmayan mekanlara kutsallık da iliştirilir. Böylece daha inandırıcı olunmak amaçlanır. Ayrıca mekan çevresine tarihi bir hava vermek için kayalara yazı türü şekiller çizilir. Bu mekan ve mahallerdeki çeşitli yüzey şekillerine ve belli dönemlerde meteorolojik olaylara ait kurgusal hikayeler oluşturularak hedeflenen amaca ve ideolojiye hizmet eden kişiler ile bu mekan ve mahaller arasında bağlar kurulur.

Acı bir olayın varlığına işaret etmek için, o mekan hakkında felanca kişilerden duyulduğu söylenen hikayeler ortaya atılır. Böylece buralara daha çok ziyaretçi çekilebilir. Elbette ziyaretçilerin uğrak yeri olması istenen bir mekansa, o yerde yılın belli bir günü yada günlerinde mutlaka tarihi bir olay da o yerle ilişkilendirilerek bir anma ritüeli tasarlanır.

İkon mekancılık anlayışında, aslolan bir kitleyi, o mekan üzerinden bir anlayışa, fikre, amaca, düşünceye sadık hale getirmektir. Atalar kültü babında kurgusal gerçeklik metodu ile oluşturulan bu tür mekanlarda ise, oraya gelenler, o mekan hakkında anlatılanların gerçekten kendi geçmişlerinin bir parçası olduğu zannı içinde olurlar. Kurgu, mekan, zaman, karakter, hikaye gibi bütün kurgu öğeleri ile beraber, uydurulmuş/gerçek olmayan (invented) hikayeler ile bir kurgusal gerçeklik oluşturulmuş olduğu ve orayı benimseyen hiç kimsenin zaten gerçekleri sorgulama gibi bir derdi olmadığı için, bu tür yerler kısa sürede insan kitlelerinin çekildiği yerler haline gelir.

Kurgusal mekanlara, bazı köylerde ve semtlerde ki bir kısım türbeler (ki çoğu yenidir yada türbe değildir ama türbe kisvesi altında anılır. Her hangi bir kişinin mezarı da değildir. İsimleri uydurulmuş felanca baba, filanca baba gibi kursiyet atfedilen gerçek dışı kişilerin kabri diye kurgulanarak, bu hiç yaşamamış kişiler ile ilgili hikayeler de uydurularak yada gerçekten yaşamış bir kişiyse eğer ona kursiyet verilen onunla ilgili olmayan yada çarptılan bir hikaye ile insanlar nezdinde gerçekçi olduğu zannı oluşturan yerler) bu tip kurgusal mekanlara küçük bir örnektir. Bazı yerlerde bir kısık kayalık, uçurum, sahil, orman, koru vb. mekanlarda çeşitli kurgulanmış hikayeler ile gerçekte yaşayıp yaşamadığı var olup olmadığı tartışmalı kişilerin acı olaylarının mekanları olarak ziyaretçi çeker.

Mesela, Kastamonu’daki Aşıklı Türbesi'nin hikayesi şöyle. Gece yarısı, türbe ayak ucundan yanmaya başlamış. Türbede yatan veli zat, zamanın valisinin rüyasına girmiş, “Ben yanıyorum!” diye bağırmış. Vali uyanmış, tekrar yatmış, ama yine aynı rüya. Bakmış olacak gibi değil, türbeye adam göndermiş. Meğer türbe, gerçekten de ayak ucundan tutuşmuş. Bu anlatıyı sorgulayan gerçekten olup olmadığını araştıran kimse de olmadığı için, bu kurgusal hikaye ile türbe daha da çok kursiyet kazanmış ve pek ziyaretçisi olmayan türbeye ziyaretçi akını başlamış.

Kurgusal mitler ile oluşturulan tarih yazımı bile vardır. Bu tür Lord of the rings tadında tarihe sahip halklarda vardır. Bunlar tarihin kayıtlı sayfalarında adları geçmeyen, günümüzde yaşadıkları topraklarda kendilerine ait, bilinen tarihi eser ve arkeolojik buluntu mevcut olmayan, bu komplekse dayalı olarak geçmişlerini 4 bin-5 bin hatta 10 bin yıl geriye götürüp, hatta eski antik ve ilkçağ halklarından yada krallık ve imparatorluklarından birine kendilerini köken olarak bağlayıp insanlığın en eski kavimlerinden biri oldukları iddiasına dayalı tarihler yazan halklar dahi vardır.

Bu halklardan kimisi ise komşuları olan ve yakın geçmişte büyük bir ulusal facia ve yıkım geçirmiş bölgesel eski bir halkın kültüründen ve tarihinden parçaları, destanlarını, dilini (yada dilinden bir çok kelimeyi), bu halkın dağılmış ve parçalanmış olmasından kaynaklı boşluğu fırsat bilerek kendine mal edip, hatta bu aşırmaları örtmek için o halkla akrabalık tesis etmeye dayalı bilimsel kisveye büründürülmüş tarihi kurgular ile etnik, lingustik, kültürel yakınlık ve sözde bir ortak geçmiş iddiası da ortaya atarak kendi tarihini yazmada, kendi ulusal kimliğini inşa etmede, o halkın tarihinden ve değerlerinden kendine mal ettikleri ile bir fayda alanı açar. Hatta ulusal facia yaşamış ve dağılmış olan bazı halklarla ortak acılar dahi yaşadığı ile ilgili kurgulara sahip halklar vardır yeryüzünde. Bu ortak acılar kurgusu aracılığıyla dağılmış parçalanmış halkın yaşayan parçaları ile arasında ünsiyet kurmak için sözde ortak acıların yaşandığı kurgusal mekanlar oluşturulup müşterek anmalar düzenleme gibi aktivitelere de sahiptir bu halklar.

Ancak unutulmaması gereken önemli bir şey vardır ki; Özellikle tarihi gerçeklerin bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. Batıl olan her şey ise her zaman zayi olmaya mahkumdur.

10 Mayıs 2018 Perşembe Saat 23:00
İbrahim Çetao

19 ncu yüzyıl büyük çerkes sürgünü büyük ölçüde Rusya'nın Tsemez(Novorossiysk),Tuapse,Soçi limanlarından Trabzon,Samsun,İstanbul,Varna limanlarına olmuştur.
Bunun dışında karadeniz kıyısındaki Sinop,inebolu gibi limanlarada küçük guruplar ulaşmıştır.
21 mayıs anmaları üç liman şehrinin birinde (istanbul,Samsun,Trabzon) olabilir.
Ulaşım iletişim kolaylığı,sürgün edebiyatındaki yeri nedeniyle İstanbul en uygun olanıdır.
Anmanın yapılabileceği yerler sıralamasında Kefken en alt sırada kalır.

10 Mayıs 2018 Perşembe Saat 18:35
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net