Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’ye Giden Yol Zorluydu, Ama Anayurda Dönüş Kolay Olmalı
14 Ekim 2020 Çarşamba Saat 20:43
Adıge tarihinin sayfaları karıştırıldığında, geçmişin kolay yaşanmış olmadığını anlıyoruz. Çünkü, ben de bir Adıgeyim, ulusumun geçtiği çileli yolları, ben de duyuyor ve yaşıyorum, bana uzakta olmayan bir yerdeler.


Adıge tarihinin sayfaları karıştırıldığında, geçmişin kolay yaşanmış olmadığını anlıyoruz. Çünkü, ben de bir Adıgeyim, ulusumun geçtiği çileli yolları, ben de  duyuyor ve yaşıyorum, bana uzakta olmayan bir yerdeler. Doğrusunu söylemek gerekirse, içten kavrayamadığın ve benimsemediğin sürece, ulusun izlediği yolu ve ulusun başına gelenleri açıklayamazsın.

Rusların Anayurtlarından Çerkes Kafileleri

 

Kabardey-Balkar Üniversitesi Tarih Fakültesi’nde öğrenciliğe yeni başladığım bir sırada tanınmış bilim insanı, Adıge söylenti (orıote), dil, gelenek ve görenekleri uzmanı İvanıko Nurbıy’ın bana söylediği sözleri iyi anımsıyorum.

 

Nurbıy’ın düşünce dünyasını değerlendirdiğimizde şöylesine bir sonuca ulaşırız:

 

Adıge söylentisinin değişik türlerinden yansıyan, duyulan sesleri içten algılamak ve anlamak gerekiyor. Tarihsel öyküler (tavrıĥ), kahramanlık şarkıları (ğıbze) ve başka şarkılar (vered) ve anlatılar (kabar; къэбар), Adıgelerin içinden gelen duyguları ve düşünce formlarını en iyi bir biçimde yansıtıyorlar.

 

Adıgeler çok sayıda zorluğu aşmayı başardılar ve bunların birçoğu Adıgelerin anısında (ĺepk šej)  “ağrıyan, kapanmamış  yaralar” olarak kaldılar. Bu anılar, 19.yüzyılda, Kafkas Savaşı sırasında, güç ve takatleri  tükenmiş halde, Adıgelerin bağımsızlık savaşı verdiklerini, ülkelerini terk etmek ve farklı dış ülkelere gitmek zorunda kaldıklarını yansıtmaktadır.

 

İstanbul yolu (İstambılak’o)  (*) Adıgeler için çok uzun bir yol oldu. Bu yolculuğun külfeti (yükü) 19. yüzyıldan günümüze taşınmış bulunuyor. Çünkü ülkesine kavuşmamış bir ulus iç dinginliği, iç huzuru bulamaz. Ayrıca, toprağını yiğitçe savunurken can vermiş kahramanların kabirleri (anıları) neredeler? Şehitlerimiz huzura kavuşmuş olabilirler mi? Kafkas Savaşı sırasında çok zor koşullar altında bile, kahramanca çarpışırken canını vermiş olanları, şehitleri, o zamanki  Adıgeler bırakıp gitmiyorlardı. Aradan çok uzun bir zaman geçmiş olmasına karşın, bu yiğitler ulusal anıda (ĺepk šej; лъэпкъ шIэжь) yaşıyorlar.

 

Düzen (xabze) değişti, Rusya Federasyonu bağımsız bir devlet (ülke) oldu, yurttaşlar demokrasinin getirdiği hak ve özgürlükleri (şhafitnığe) daha iyi algılayabilir oldular.

 

Bir cumhuriyete kavuşunca, ulusal anı ve bilinç (zexaše) daha da yükselmeye başladı. Günün beliren sorunlarını çözecek, ulusa öncülük, önderlik  edecek akıllı (akil) insanlarımız oluştu. En önemli sorun, diasporada, dış ülkelerde bulunan soydaşlarımızı ata toprağına geri getirme sorunuydu. İşin burasında şu iki noktayı belirtmek isterim, umutlarımız (istediğimiz) ile olanaklarımız (yapabileceklerimiz) eşit değildi, örtüşmüyordu. Ayrıca, o dönemde var olan olanaklarımızı yeterince kullanamadığımızı da söyleyebilirim.

 

Böylesine çeşitli zorlukları aşarak soydaşlarımız ülkemiz topraklarına ayak basmaya başladılar. Ancak, Adıgey’e uzanan yol soydaşlarımız açısından hiç de kolay bir yol olmadı.

 

Sorunun nedenleri üzerinde durmak ve düşünmek gerekiyor.

 

İlk olarak, devletin yürüttüğü ulus politikasında  değişiklikler (düzenlemeler) yapıldı,  bu da Adıgelerin dönüşünü duraklattı.

 

İkincisi, ülkemize (anayurda) dönüş yapan soydaşlarımız, burada  farklı bir yaşam biçim ve düzeni ile karşılaştılar, farklı bir yaşam biçimine uymak zorunda kaldılar. Çünkü, yerleşilen yeni ülkedeki (devletteki) yasalara uymak ve saygı göstermek (vézeğın) gerekiyordu.

 

Geri dönüş sorununun çözümü için hukuki bir yol, bir yaklaşım gerekiyor. Belirli bir program hazırlanması, dönüş yapanların sosyal yaşam ve geçim sorunlarını ele almamız, onlara destek sağlamamız, yardımcı olmamız gerekiyor.

 

Şu noktayı da belirtmek isterim, diasporadaki soydaşlarımızın ve anayurttaki Adıgelerin üzerine asimilasyon yıkımı çökmüş ve büyük ölçeklere varmış durumda. Bunun en açık göstergesi de anadilini kullananların (konuşanların) azalmış olmasıdır. Dil her şeyin üzerinde, ulusal gelenek ve görenekler, geleneksel ilişkiler ve toplumsal düzen, ulusal geçmiş ve  anılar (šej) sıkı sıkıya dile bağlıdır. Bu nedenle, belirtelim,  vakit daralıyor, ulusun yok olmasını istemiyorsak, anayurda uzanan yolu açmamız, kolaylaştırmamız ve hızla  (psınće tšın)  bir çözüm yolu bulmamız gerekiyor.

 

Anayurda dönüş yapanlar Günü’nü her yıl anıyor, toplantı ve eğlentiler (cegu) düzenliyoruz. Ancak, İstanbul yolunun halen eğri büğrü olduğunu biliyoruz, bu da içimizi burkuyor, sızlatıyor. Yine de, özlemlerimiz canlı ve azalmıyor, Karadeniz’i aşıp aramıza gelenler, dönenler umut yaratıyorlar.

 

İstanbul’a gidişin ulusa getirdiği yıkıma ilişkin yazılmış yazı sayısı az değil. Bunları bilim insanları yeterince irdelediler, analiz ettiler.

 

Bugün için yapmamız gereken şey, ulusun başına gelen yıkımın  nedenlerini belirlemek ve bunları kitlelerle paylaşmak olmalıdır. Çünkü, Adıgelerin anayurda dönme ve çoğalma zorunluluğunu kavramış Adıge sayısı, üzücü de olsa, fazla değil. Dönüş sorunu ile ilgilenenler, bilim insanları, kültür ve sanat çevreleridir. Bu da ulus bilincinin gerilemiş, zayıflamış olduğunu gösteriyor. Tek bir çıkış yolumuz var: O da, içten, samimi duygularla anayurda dönüş yapmak isteyenlere, somut anlamda  dönüş yolunu açmak ve yardımcı  olmaktır.

 

Peneşu Asker, Tarihçi, Adıge Sosyal Bilimler Araştırma Enstitüsü Çalışanı.

 

(Not) - İstanbul yolu (İstambılak’o) - Bu adla Kabardeyce güzel ve popüler bir şarkı vardır. - ç.n.

 

Kaynak: https://www.facebook.com/notes/hapi-cevdet-y%C4%B1ld%C4%B1z/t%C3%BCrkiyeye-giden-yol-zorluydu-ama-anayurda-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F-kolay-olmal%C4%B1/3742169942501473

 

Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız

Cherkessia.net, 14 Ekim 2020


Bu haber toplam 1132 defa okundu.


Bu habere yorum eklenmemiştir. İlk yorumu siz ekleyin.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net