

Felçli bir insanın çaresizliğinin anlaşıldığı durumlar oluyormuş. Görüyorsun, farkındasın, duyuyorsun lakin müdahil olamıyorsun. Büyük cümlelerle didaktik bir şeyler yazmak değil niyetim. Gerçekten uzun zamandır kendimi hiç bu kadar işe yaramaz, naçar hissetmemiştim.
Çerkeslerin üzerindeki karabulutlar epeydir bu denli uğursuz ve korkutucu olmamıştı.
Çerkesler kadim bir halktır. Sürgün ve soykırımın ardından demografik dengeleri alt üst olsa da Anavatanda kalan bir avuç Çerkes köklü kültürel gelenekleriyle topraklarında her şeye rağmen 21. Yüzyıla kadar varlıklarını ve vatanlarını koruyabilmişlerdir.
Şimdi beyaz kamburlu sırtlanlar yeni stratejileri ve acımasızlıklarıyla iş başındalar. Sırtlanların hedefleri Jukhov, Yagan, Tsipine, Mamiş, Synduk vs… Sırtlanlar için stratejinin sadece bir parçasıyız. Vesaireyiz. Kimimiz vahabist olmuşuz, kimimiz polis şefi. Beriki teröristin anasını yakmakla tehdit eden antivahabist bir diğeri xabzist ya da STK’da aktivist.
Birbirimizi ölüme Adıgece davet ediyoruz. Kafalarımıza kurşunu Çerkesce sıkıyoruz.
Kim olacak düşman?
Kardeşin kardeşi gırtlakladığı Oşhamafe’yi sonu mutlu biten masal kahramanlarının dağı diye nasıl anlatayım ben bebelere?
Kafalarına kara kumaşlar doladıktan sonra mı kaybetti acaba kardeşlerim gerçeklik duygusunu? Gördüğüm fotoğrafta oğlan çocuklarının “savaşçılık” oynayan hallerinden daha terörist gelmedi hiç biri bana. Hangi inanç “insan öldür”, “mayınlı tuzak kur” der ki? Ya da hangi gelenek oğlu adam öldürmüş bir anneyi de suçlu yapar, evini taşlatır.
Kardeşlerim! Kahramanlıklarıyla, insana ve doğaya saygılarıyla, on yıllarca süren direngen savaşçılıklarıyla destan yazmış bu soylu halkın evlatları, nasıl gelebiliyoruz gene aynı oyunlara? Yetmedi mi kandırılmışlıklar, yalanlar, yok oluşlar?
Farkındayız demeliyiz. Bir arada olduğumuzu en çok şimdi göstermeliyiz. Tahammülümüzü sınıyorlar. Beraberliğimizin pamuk ipliği mukavemetinde olduğuna inanıyorlar. ÇERKES gerçeğinin tüm inançların, yapay düşmanlıkların ve hayali hedeflerin üzerinde bir erek olduğunu tüm dünyaya göstermeliyiz.
Kardeş kanı akıtarak sırtlan stratejilerinin “kelle hesabı” ya da “istatistiki değeri” oluruz. Ajanslara düşen “bölgesel iç savaş” haberi halini alırız. Bu kadar küçük bir halkın kendini imhasıdır gidilen süreç. Çıkarılan huzursuzluk büyük bölgesel göçlere neden olabilir ve insansız bir Çerkesya’nın da başlangıcı olur.
Korku imparatorlukları coğrafyası olamaz benim vatanım. Aydınların, entelektüellerin, işçilerin, kadınların, öğrencilerin, kültür adamlarının sindirilmesi, susturulması kabul edilemez. Dostlarımın, kardeşlerimin “acaba bugün kim öldürülecek?” tedirginliği ile beklemesi canımı yakıyor.
Biz barışın “nazlı bir çiçek” olduğunu ve hayatta tutmak için de ne çok emek verilmesi gerektiğini biliriz. Kendi kendimizi yok ederek barıştan yana umudumuzu tüketmeyelim.
Son günlerde şakülü tamamen kayan Çerkes Diasporası duruma müdahil olamıyor. Gerçeğin yakıcılığı korkutuyor olmalı herkesi. Aydınlar birbirine ‘şarlamakla’ meşgul. Diasporalar her zaman daha enerjik olmalı. Hızlı reaksiyon verebilmeli. Kardeş kanı akarken seyirci kalan bir diaspora bunun hesabını gelecek kuşaklara veremez. Utanç katranı bedenlerimizi kaplar ve içten içe hepimizi çürütür.
Toplumsal diriliş bazen acı olaylarla olur. Hepimizin kendini tekrar gözden geçirmesi gerekiyor. Şimdilik Kabardey’de başlayan oyunlar kötü bir geleceğin habercisi gibi. Bazen acı verici olaylar bir arada olmak için bir fırsat olabilir.
Tarihi Çerkesya toprakları kana doydu. Barışı filizlendirmek, yüceltmek, kutsamak zamanıdır şimdi. Hem Anavatan hem de diaspora “barış ve kardeşlik” talep ve isteklerini bıkmadan usanmadan dillendirmelidir.
Milyonlarca tek yürek
Semih Akgün
Şiirlerle yaratılıyor
Yeniden Çerkesya
Ne güzel!
Yeniden keşfe çıkmak
Birbirimizin Çerkesya'sında
Yiyebilmek meyvelerini
Farklı yörelerinden
Milyonlarca anı var bu topraklarda
Her biri kendi belleğimizde
Bütünleyebilmek
Güzelleştirebilmek
İşin gerçeği
Bir Çerkesya çıkarabilmek
Milyonlarca tek yürekten
Yaratabilmek özgür bir ülkeyi
Onun için geziyoruz
Seviyoruz birbirimizin bahçelerini…
