Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Vural
21 Mayıs Parçalı Bulutlu
05 Mayıs 2011 Perşembe Saat 19:47
İstanbul’da bu kış uzun geçti. Kar, fırtına olmamasına rağmen, sürekli kapalı ve yağmurlu geçen bir mevsim yaşadık. Ve nihayet geçte kalsa bahar geldi, gri bulutlar arasından sızan taze güneş ışıkları ile iliklerimiz ısınmaya başladı. Biz Çerkeslerin ‘’Ulusal Yas’’ günü olan ve aynı zamanda ‘’ Ulusal Diriliş’’ günümüz olması için gayret sarf edilen bir 21 Mayıs gününe daha eriştik.

Teferruata girizgâh döşemeden önce peşinen şunu söylemekte yarar var; güzellik ayrıntıda gizlidir diyen bilgelere taş çıkartırcasına ‘’mümkün mertebe’’ parçalanmış, itinayla ayrıntılandırılmış bir 21 Mayıs 1864 anlam haritasına ‘’ulusça’’ sahibiz. Sevinsek mi üzülsek mi bilemiyorum!

21 Mayısın anlam ve önemi hakkında belli klişelere sığınarak bir reverans yapmaya hiç gerek yok. Mevsim normalleri üzerinde parçalı bulutlu seyreden beyan-ı halimiz, bize ve bizimle şöyle böyle alakadar olan dostlarımıza ve tabiî ki düşmanlarımıza pür melalimizi göstermeye yeterde artar sanırım.

****

Tarihçe;

Çarlık Rusya’sının Çerkesya’yı işgal girişiminin onlar için başarıyla sonuçlandığı tarih olan 21 Mayıs 1864 ve akabinde Çerkes halkının felaketi ile sonuçlanan olaylar dizisinden bugün artık hemen herkes bir şekilde haberdardır. 21 Mayıs 1864 Çerkesya’nın tarihten silinmesi ve Çerkes halkının soykırım ve sürgün ile yok edilmesinin doruk noktası. Ne var ki, bugünkü tarihten sadece 15–20 sene geriye giderseniz, böyle bir kavram silsilesinin aziz ve muhterem diaspora Çerkeslerinin belleklerinde yer etmediğini keşfedersiniz.

Sadece bir takım cılız çevrelerde, o da dar ve kısıtlı bir ortam dili ile bu vahim konunun gündeme alınıp işlendiğini görürsünüz. Şaşılacak bir şey yok aslında. Hafızayı beşer nisyan ile maluldür diyen doğru söylemiş. Unuttuk! İşte bütün mesele şu kadarcık bir insani hal ile açıklanabilir. Kahraman olmaya, devletlû olmaya, bürokrat atanmaya, aristokrat veya asil geçinmeye kendimizi o kadar kaptırmıştık ki, bir zamanlar halkımızın başına gelenleri irdelemeye ayıracak vaktimiz hiç kalmamıştı. Sonrası da malum SSCB çöktü, yani takke düştü kel göründü. Başladık eveleyip gevelemeye. Daha doğrusu otçullar gibi habire geviş getirmeye.

Önce, onlar artık Rus olmuş-lar-dır yawee! Ağızlarına takıldık. Ağzı olan konuşuyor misali. Çeçen savaşı başladı. Bizde başladık ‘’bizimkilere sövmeye’’ lan oğlum görmüyor musun adamlar aslan gibi savaşıyor, bizim Çerkesler yan gelmiş yatıyor. 94 binlik Adıgey nasıl savaşır diye hiç düşünmedik. Zannımca Çerkeslerin düşünce ve türevleri konusunda bariz bir noksanlıkları var. Ya çok saflar (temiz anlamında) ya da harbiden zekâdan noksanlıkları var. Abhazya savaşında da, ertesinde de aynı durum yaşandı. Kahramanlık bunalımı geçiren bizim diasporik Çerkesler, egolarını tatmin edebilmek için, Abhazya ile yalandan dolandan özdeşlikler kurdular. Tabi gerçekten çıkar amaçlı ortaklık kuranlarda az değil. Mesela Wubıhler Çerkeslerle Abhazların ortasında ama Abhazlara çok yakın? Bir halktır masalını uyduranlar bu sınıftandır. Nüfusunun yüzde doksan beşinin Rus pasaportu taşıdığı küçük bir ülkenin bağımsızlığı üzerine vaveyla koparmak bizim diaspora Çerkeslerinin bilindik prosedür işlerinden oldu.  

Ülkenin gerçek sahibi Abhazlar, Abhazya hakkında bizim Çerkesler kadar endişe duymuyorlar. Neden? Çünkü tarihi biliyorlar. Rusya 1921’de şimdiki haline göre tıfıl iken bile Abhazya’yı Gürcistan’a yedirmemişti. 1992 de mi yedirecek? Her devletin bir aklı vardır. Hülasa, bizim diaspora Çerkeslerinin Abhazya goygoyculuğundan Abhazya’ya bir artı değer çıkmaz.

İşin başı 21 Mayıs 1864 tarihinde suçu sadece vatanlarının özgürlüğünü savunmak olan atalarımızın sürgün yediğini yine ‘’savaşmıyorlar diye sövüp saydığımız’’, ‘’Rus keferesi olmuş zannettiğimiz’’ Çerkesya Çerkeslerinden öğrendik. Bundan sonra da Çerkes halkının olası bütün gelişim dizisi Çerkesya (anavatan) Çerkeslerinin sistematiğinden geçerek bünyemize yerleşecek. Bütün ihtişamı bir bardak suda fırtına kopartmaya bile yetmeyen diaspora (Türkiye) Çerkesleri, dünya Çerkesliğinde oluşan gelişmeleri sadece seyredip, biteviye anchorman bilgeliğinde günlerce mütalaa etmek zorunda kalacaktır.   

Çerkes demişken, Çerkes kelimesi daha 2–3 sene öncesine kadar lanetli bir kelimeydi. Çokları ‘’Çerkes’’ diye bir halkın olmadığını cümle âleme ispat etmek için müzmin derviş sabrıyla durup usanmadan çalıştı, didindi. Öyle ki az kalsın bizden fersah fersah aklıselim olan Türk milletini bile az kalsın buna inandırmayı başarıyorlardı. Dertleri neydi, Çerkesler alıp veremedikleri nedir hiç bilmiyoruz. Ama çok çabaladılar, çekirgelerinin tabiri ile Kafkasyacıların pirleri tuğla kalınlığında kitaplar bile yazmışlardı bu konuda. Sonra Çerkes diye bir halkın var olduğu ve bunların kendilerine kendi lisanları ile ‘’Adıge’’ dedikleri bütün tarihi, siyasi, akli vb. referans noktaları ile gün yüzüne çıktı. Çerkes düşmanları gerçekler ile baş edemediklerinde hezeyana düşerek, bizde Çerkesiz dediler. Önceleri yeni gelişen duruma karşı, ağırdan tornistan durumu, pozisyon alma moduna tam olarak yerleştiklerinde ise hemen ‘’asıllarına’’ rücu ederek bozgunculuğa başladılar.  

Çerkes Adıge demek değilmiş! Neymiş peki? Malum tüm dünya Çerkesmiş aslında! Ne mutlu bize! Daha düne kadar Çerkes diye bir millet yok diyenler, yeni durumda herkesi Çerkes yapma derdine düştüler. ‘’Katranı dövünce olur mu şeker, cinsini sevdiğim nesline çeker’’ diye bunlara demişler herhalde. Fakat siz buda mı gelecekti başımıza demeyin, bu da geçer yahu demeyi deneyin. Yoksa Türkiye Çerkes diasporasının, akıllı adamlar olarak podyuma çıkan aklı evveller zincirinin anakronik vebasından başka türlü kendinizi koruyamazsınız. Çerkesya’ya lazım olan 20 senede 200–250 bin Çerkes. Gerisini saldım çayıra Mevla kayıra.

****

Şimdi geldik yine bir 21 Mayıs sabahının öncesine. Hava Çerkesler gibi parçalı bulutlu. Muhtemelen yağmurda yağar. Çeşitli ‘’Kafkasyalı Guruplar’’ 21 Mayısta Taksim de sahne alacaklar. Aslında isimlerinde farklılıklar olsa da kategorik olarak aynı rengin metastazlarıdır.

Çerkesler sokakta diye lanse ettikleri şeyin, Çerkeslerin uzak yakın geçmişi ile, gelecek vizyonları ve ihtiyaçları ile hiç alakası olmayan konularla harman dalı kıvamında birleştirilmesinden ibaret kakofoniye hazır olun. Sadece harman dalı olsa gene iyi, bu sene sahne epeyi kalabalık, birleşmeye doyamayanlar, birlikte organize düşler senfonisini seslendirecekler bu sene.  

Yurdum diasporası repertuarı ve katılımı olabildiğince geniş tutmuş, Budur yöresinden Teke Zortlatma, Ankara yöresinden Ah Şu Çılgın Seymenler, Sivas yöresinden Yeşil Ördek vs… Anadolu halay ekiplerinin gösterilerine aşinayız uzun zamandır. İnsan malını bilmez mi? Değerli Çerkesler ‘’mal’’ bu maalesef. Bunlardan bir şey çıkar mı? Takdiri ilahi derim ben. Eğer Allah dilemişse bir ayyaşı da doğrulara hizmet ettirebilir. 21 Mayısta birileri ‘’21 Mayıs Çerkes Sürgünü’’nü, Kundukh Paşanın Oset göçmenleri ile, Abhaz beylerinin 1878 göçü ile, Çeçenlerin, Karaçayların, Tatarların, Volga Almanlarının, Perm Yahudilerinin, Acara Türkmenlerinin vb. tehciri ile harmanlayıp önünüze koyacak. Yerseniz tabi.  

Ayıp olmasın adamlara bu kadar gayret gösteriyorlar. Yine sloganlar atılacak, Rusya ya argolar savrulacak. Rusya ya savrulanlardan daha fazlası içten içe hala ‘’ Çerkes’’ kalabilmiş ve bunca içerden yürütülen asimilasyon çabasına rağmen hala ‘’Çerkesyalı’’ ve ‘’Çerkesya Yurtseveri’’ olabilmiş insanlara savrulacak. Olsun şeytan azapta gerek. Bunların hesabı sorulmayacak mı zannediyorsunuz? Öyleyse kimin doğrucu olduğu pek yakında ortaya serilecek!

Çerkesler gibi parçalı bulutlu bir 21 Mayıs daha geliyor. Yağmur da yağar muhtemelen. Ama ne ecdadımızın 147 yıl önce çektiği acılardan, ne başka bir şeyden ağlar gökler, bir türlü doyamadığımız saflığımıza ağlar ancak. Bu seneki 21 Mayıs yalandan dolandan kahrolma gününüz şimdiden geçmiş olsun. Dilerim bir dahaki 21 Mayısta Çerkesya güneşinin dünyamızı aydınlattığı bir günde Çerkes Milleti olarak hep birlikte geleceğe ve ulusal dirilişe yürürüz. 

Bu yazı toplam 4619 defa okundu.





Saim

mükemmel yorum:) ÇY den umuda yolculukla.Selamlar

12 Mayıs 2011 Perşembe Saat 03:01
Deguf Gamze

21 mayıslar klasik ağlama modundan çıktı çıkıyor ama akılla yönetilen ve somut adımlar atılan yeni vahalar yaratılabilecek mi?
Önemli olan bu. Yoksa RF konsolusluğunun önüne gidip taş atıp kaçmak veya slogan atıp geri dönmek sadece stajyer anarşizm provası yapmaya benzer.
Şimdiye kadarda gürültüsü kendinden fazla koparılan Taksim de başka bir şey olmamış zaten. Umalımki bu sene biraz format değişikliği olsun. Belki de bunu ÇY başarabilir.

12 Mayıs 2011 Perşembe Saat 02:51
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net