


Bursa’nın Yenişehir Belediyesi Sosyal Tesislerinde 26 Ekim 2013 tarihinde “Yenişehir’in Tek Çerkes Köyü Kavaklı” başlığıyla bir tebliğ sundum.
25-26-27 Ekim 2013 tarihleri arasında Bursa/ Yenişehir’de düzenlenen, “Tarihten Günümüze Yenişehir” adlı sempozyuma katılarak verdiğim, yaklaşık bir saat süren konferansta, gerek Kavaklı köyü, gerek Çerkes sürgünü, tarihi, kültürü ve toplumu hakkında oldukça detaylı bilgiler vermeye çalıştım.
Yenişehir Belediyesi’nin Uludağ Üniversitesi Kent Tarihi Araştırmaları Merkezi ( KETAM ) ile işbirliği içinde 25-26-27 Ekim 2013 tarihinde Yenişehir’de düzenlediği “ Tarihten Günümüze Yenişehir Sempozyumu”nda, alanında uzman kıymetli akademisyenler ve araştırmacılar tarafından sunulan bildirilerde, Osmanlının 1301 tarihinde ilk kurduğu şehir olan Yenişehir’in tarihsel, sosyo-kültürel ve ekonomik yönü değişik anlatımlarla ortaya kondu.
XIX. Yüzyılda Bursa / Yenişehir bölgesine gelen Çerkesler tarafından kurulan Kavaklı köyünü büyüteç altına alıp, etüt etmeye çalıştığım bu çalışma demografik bir çalışma olduğu kadar, bu köyde yaşayan Çerkeslerin sosyal ve kültürel yapısına yönelik genel bazı değerlendirmeleri de içerdi.
Aşağıda etütten bazı pasajlar bulacaksınız;
Yenişehir ilçesi; 40-41 kuzey enlemi ile, 29-30 doğu boylamı arasındaki arazi üzerinde kurulmuştur. Doğusunda Bilecik, kuzeyinde İznik, batısında Bursa, güneyinde de İnegöl yer almaktadır.
XX. yüzyılın başlarında, 1908 yılında köylerle birlikte 1300 Km.karelik bir alanı kaplayan Yenişehir bugün 772 Km.karelik bir alanı kaplar. 70.000 dönümlük bir kısmı ilçe sınırları içinde kalan ovayı Katırlı, Avdan, Ahi ve Samanlı Dağları çevirir.
XIX. yüzyılda gayrimüslimlerin oranı Müslümanlar karşısında artmasında, Müslümanların seferlerde ( savaşlarda ) kırılması, Bursalı gayrimüslimlerden devşirme alınmaması ve gayrimüslim ailelerin daha fazla çocuk yapmaları gibi nedenler olarak sayılabilir.
Dolayısıyla, devlet Bursa’daki Müslüman nüfusu arttırma gayretine girişmiştir. Halk arasında “ 93 Harbi “ diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında göçmen durumuna giren Türk ve diğer Müslüman unsurları çoğunlukla Bursa civarına iskan edilmiştir.
1877-1891 yılları arasında İstanbul’dan Anadolu’ya sevk edilen toplam 474.638 göçmenden 162.028’i İstanbul’dan olmak üzere, Hüdavendigar Vilayeti’ne toplam 189.028 göçmen gönderilmişti.
Sevk edilen göçmenlerin arasında zorunlu olarak Kafkasya’dan gelen Çerkes ve diğer Kafkaslıların sayısı bir hayli fazlaydı. Bursa, Balkan Savaşları ve Cumhuriyet Döneminde de göç almaya devam etmiştir. Özellikle 93 Harbinden sonra Bursa “ Göçmen Şehri “ olarak anılır.

Köy sakinlerinden Çerkes Musa Hatun ( 1950 ), “ Çerkeslerin Yenişehir’e geldikleri tarihlerde Kavaklı köyünde Cemal Bey. Ali Bey ve Rıza Beyler çiftlik sahibi idiler. Fakat zamanla boşalan köy arazisi önemini kaybetmiştir.” Diyor.
Kavaklı köyü, ancak 1880’li yılların başında Rumeli’den zorunlu olarak göç eden Çerkesler tarafından yeniden iskana açılmak suretiyle şenlendirilmiştir.
Musa Hatun’un ifadesine göre, Bursa’ya sevk edilen Çerkesler bir müddet Arabayatağı’nda konaklamışlar. O tarihlerde Yenişehir’de büyük arazi sahibi Mir-i miran olarak anılan İbrahim Ethem Paşa ( Yenişehir ? – 1922 ) idi. Onbinlerce dönüm arazisinin sahibi olan Ethem Paşa’nın arazileri üzerinde köyler kurulmuş olup, bunlardan birisi de Çerkes Kavaklı köyüdür.
Köylülerin anlattıklarına göre; Yenişehir’e gelen Çerkes Beyleri Ethem Paşa’ya müracaatta bulunarak kendilerine yerleşmek için yer isterler. Paşa da kendilerine beş yer gösteriyor. Çerkesler önerilen yerleri beğenmiyorlar. Bunun üzerine, beğendiğiniz yerde köyünüzü kurun diyor. Atlarıyla arazileri dolaşan Çerkesler sonunda bugünkü Kavaklı arazisi üzerinde mutabık kalıyorlar. O tarihlerde Beybaba çiftliği olarak anılan bu arazide yaşayan Küçük Bey ile nahoş olaylar yaşanır. Sonunda Küçük Bey bölgeyi terk eder. Çerkeslerin Thamade tabir ettikleri önderlerinden Nuri Bey İstanbul’a giderek, şimdiki arazide köy kurulmasını sağlar ve tescil ettirir.
1880’li yılların başında Yenişehir’e gelen Çerkesler, bölgenin zenginlerinden Ethem Paşa ile görüşüp, mutabık kaldıktan sonra başlarında; Aslan Bey, Nuri Bey, Zekeriya Bey, İshak Bey ve Süleyman Bey olmak üzere Kavaklı köyünde yamaca doğru evlerini inşa ederek yerleşiyorlar.
Rumi 1307 ( 1891/1892 ) tarihli Hüdavendigar ( Bursa ) Vilayeti Salnamesine göre; göçmenlerin iskan edildikleri tüm köylerin arazisi münbit ve mahsuldar olup, buğday, arpa, çavdar, burçak, susam, yulaf, mısır, mercimek, nohut, haşhaş, yonca gibi ürünler yanı sıra çok miktarda kavun ve karpuz ve ceviz ve üzüm yetişirdi. Meralarında 47.756 koyun beslenirdi.

Köyde yaşayan Çerkesler ile yapılan görüşmelerde; son döneme kadar köyde yaşayan belli başlı Çerkes sülaleleri( aileler ) şunlardır; Vuşi ( Vaşo ), Baranokh, Sinanapkh, Hağur, Şıxuj ve Şoşuğ’dur.
Köy sakinlerinden Vuşi Kazım Çetin ( 1932 )in anlattığına göre; köyün kuruluşunda önderlik eden Thamadelerden ( Beylerden ) İshak Bey büyük dedesi oluyormuş. Dedesi İsmail Ağa köyün zenginlerindendi. Fakirleri gözetirdi. Yılkı atları vardı. Köyde sevgi-saygı vardı. Adetler uygulanıyordu. Çerkesler mısır, buğday, arpa ekiyorlardı. Türk göçmenleri geldikten sonra köyü zenginleştirdiler. Çok çalışkandılar. Çerkesleri de çalışmaya teşvik ettiler.
Kazım Çetin’in kardeşi İsmail Çetin ( 1942 ) bildiklerini aktardı; köyde üç gün üç gece düğün yapılırdı. Çerkesler köyde “ Patakır “ adını verdikleri bugünün bir çeşit Amerikan beyzbol oyununu oynarlardı.
1880’li yılların başında Kavaklı köyüne yerleşen Çerkeslerin nüfusu ile ilgili bilgi, Hicri 1303 ( 1885/1886 ) tarihli Hüdavendigar ( Bursa ) Vilayeti Salnamesinde belirtilmiş olup, 66 hanede 278 nüfus yaşamakta idi. Daha sonraki yıllarda bir yakın göçmen köyü olan Kirazlıyayla’da daha önce Rumeli göçmenleri ile birlikte yerleşmiş olan birkaç Çerkes ailesi de sonradan gelip köye yerleşmişlerdir.
Nitekim, Hicri 1316 ( 1898/1899 ) yılı Hüdavendigar ( Bursa ) Vilayeti Salnamesinde yer alan cetvelde; Kavaklı köyünde hane sayısının 74’e nüfusun ise 392’ye yükseldiği görülmektedir.
Hicri 1325 ( 1907/1908 ) tarihli Salnamede ise, sadece hane sayıları kaydedilmiş olup, Kavaklı köyünde hane sayısı 74 olarak belirtilmektedir.
1927 YILI Bursa Vilayeti Salnamesine göre; Kavaklı köyünde, hane ve nüfusta bir artış kaydedilmiştir. Köyler ve nüfuslarını gösterir cetvele göre; Kavaklı köyünde hane sayısı 133’tür. Köyde 272’si kadın, 271’i erkek olmak üzere toplam 443 nüfus yaşamakta idi.
Bulgaristan göçmenlerinin Çerkes Kavaklı köyüne iskan edilmeleri ile birlikte nüfusta bir artış kaydedilmiştir. Nitekim, 1965 yılında yapılan nüfus sayımında köyün toplam nüfusu 876 idi. Bu rakamın 250’sini Çerkesler oluşturuyordu.
1970 nüfus sayımında, 912 olan toplam nüfus, 1990 yılında 885’e inmiştir. 1991 yılında Bulgaristan’dan serbest göçmen olarak gelenlerin bir kısmı ise, daha önce akraba ve komşularının yerleştikleri Kavaklı köyüne kendi imkanları ile yerleşmişlerdir. Yeni gelenlere rağmen, nüfusta artış yerine bir düşüş kaydedilmiştir. Bunun başlıca nedenlerinden biri, Çerkeslerin köyü terk edip Yenişehir, İnegöl ve Bursa gibi daha büyük kentlere yerleşmelerinden kaynaklanmaktadır.
Nitekim, 1997 nüfus sayımında Kavaklı köyünde toplam 850 kişi kayıtlı gözüküyordu. Çerkesler dışında diğer göçmenlerden bazı ailelerin de büyük kentlere göç etmeleriyle köyün nüfusunda azalma devam etmiştir. 2007 yılı nüfus sayımında köyde toplam 638 kişi kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

Ekim 2013 ayında köyde yaptığım sözlü tarih araştırmasında; 260 hanede toplam 1100 nüfusun yaşadığı Kavaklı köyünde, 30 hanede 130 Çerkes, geriye kalan 970 nüfusun 70’ini Yörükler, 900’ünü ise Rumeliden gelen göçmenlerin oluşturduğu söylenmektedir.
Kuruluşta Çerkeslerden oluşan Kavaklı köyü, XX. Yüzyılın başlarına dek ( 1913 ) “ Çerkes Kavaklı “ olarak anılmıştır. Çerkesler, daha sonra gelip yerleşen Yörük ve Rumeli göçmenleri ile birlikte karma bir köye dönüşen Kavaklı’da bugün birlikte huzur içinde yaşamaktadırlar.
Çerkesler, başlangıçtan itibaren Kavaklı köyünde dışa kapalı bir şekilde yaşam sürmeleri sayesinde kendi ana dilleri olan Çerkesçe’yi ve milli Çerkes kültürünün bütün özelliklerini yaşatma olanağını bulmuşlardı.
Gerçekten de o dönemde o çerçeve içinde köyde köye Pşıne ( Çerkes mızıkası ) ve Pxaçiç ( ritimsaz ) sesleri yankılandı, kızlı-erkekli kafileler Hacıkara ve Fındıklı Çerkes köyleri ile, Mezit ( Ormanlık ) boğazındaki diğer Abaza köylerinde düzenlenen Çerkes düğünlerine dört tekerlekli öküz arabaları ile gidip geldiler. O dönemde Anadolu köylüsünde iki tekerlekli kağnı arabaları kullanılıyordu. O dar çerçeve içinde Çerkes dili ve kültürü yaşam buluyordu. Kavaklı Çerkesleri geleneksel ve içe kapalı yaşamlarını uzun süre sürdürebildiler.
Alman Johannes Holstenin 1960’lı yıllardaki tespitlerine göre; göçmenlerin henüz kendi örf ve adetlerini uyguladıkları gibi, kendi ana dllerini de kullanıyorlardı. Evlenmeler tercihen kendi etnik grupları içinde yapılıyordu.
Çerkeslerin ve diğer Kafkaslıların kısmen hala at sırtında, bir çok kişinin de hala geleneksel kıyafetleri içinde geldiği ( Yenişehir’e ) hafta pazarları rengarenk bir etnik çoğulluk tablosu sergilenmekteydi.
Yörüklerden Hasan Ayvaz ( 1945 ) ile Rumeli göçmenlerinden Mestan Mutlu ( 1941 )nun anlattıklarına göre; köye yerleşen Türk göçmenleri benimsedikleri Çerkes dilini günlük hayatta kullandıkları gibi, Çerkes örf ve adetlere de uyum sağlıyorlardı.
Çerkesler arasında akraba evliliği yoktur. Hatta köylerde evliliklerin bir kısmı, başka köyden kız alma şeklinde olurdu. Bunun nedeni, Çerkes köyleri arasında sosyal ilişkilerin fazla olması, insanların birbirlerini tanımalarıdır
Çerkesler başka milletlerden kız alıp verme konusunda tereddüt gösterir, hoş görmezlerdi. Ama, Çerkesler kendi kültürlerinden biriyle evliliği tercih etseler bile zaman zaman bunu başaramıyorlar.
Nitekim, Kavaklı köyünde bir zamanlar Çerkeslerle evlenen göçmen kızları Çerkes dilini çok güzel konuşuyorlardı. Hatta genç kızlar Çerkes düğünlerine katılır ve Çerkes oyunlarını çok güzel oynarlardı.
Çerkesler, gerek kızın evinde ve gerekse delikanlının evinde iki ayrı düğün gerçekleştirirlerdi : Biri kızın köyünde “ Gelin getirme düğünü ( NISAŞE Ceug ) “, ikincisi delikanlının köyünde “ Gelin çıkarma düğünü ( Nısaşe Kıeşığ Ceug ) “ dür.
Daha sonraki yıllarda; Çerkeslerin kentlere göçetmeleri ve bu arada köye iskan edilen Bulgaristan göçmenlerin köyün nüfus dengesini değiştirmeleri sonucunda Türkçe’nin köyde geçerli dil olması karşısında köyde nüfus açısından azınlık durumuna düşen Çerkeslerin dili ve dolayısıyle kültürü geçen zaman içerisinde değişime uğramıştır.
İnsan hangi dili konuşuyorsa o dille düşünür. Dilin değişimi, kültür ve kimlik değişimini de beraberinde getirir.
Bugün Kavaklı köyünde yaşayan Çerkesler Türkçe konuşuyorlarsa kimlikleri, duygusal boyutta Çerkes kimliği olarak kalsa bile somut olarak Türk kültürel kimliğine dönüşmüş demektir.
Dolayısıyla yaşam kaybeden ve unutulan Çerkes kültürel özellikleri, sadece yetmiş yaşın üzerindeki insanların belleklerinde tatlı bir anı olarak yaşıyor.
Kavaklı köyünde Çerkes nüfusun azlığı nedeniyle, evlerde pişirilen otantik yemekler dışında, hiçbir Çerkes kültürel faaliyet yaşanmamaktadır.
Bilindiği üzere; Anadolu toprakları etnik, kültürel ve dinsel itibariyle bir çiçek bahçesidir. Ancak, günümüze dek izlenen politikalar nedeniyle, Türkiye’de var olan etnik-dinsel-kültürel toplulukları ortak bir üst kimlikte bir arada tutacak siyasi örgütlenme tam anlamıyla başarılamadı.
Bunun sonucu olarak, Türkiye’de var olan farklı kimlikler arasında yeni bir ayrışma ortamı doğmaktadır. Oysa bir arada ve birlikte yaşamayı esas alarak, farklı etnik-kültürel kümelerin kendi özelliklerini korudukları ve özgürce geliştirebildikleri bir ortamın oluşması gerekir. Farklılıklarımızı sorun değil, zenginlik kaynağımız olarak değerlendirmeliyiz.
Bu güzel yazınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. köylerimize sahip çıkmak dileğiyle, Emeğinize sağlık :)
21 Mayıs 2014 Çarşamba Saat 12:39Güzelim köylere sahip çıkılamadı. Üstelik şehire yakın.
21 Nisan 2014 Pazartesi Saat 00:47Eline gönlüne sağlık sevgili kardeşim. Nihayet hanımköyü ele aldın. Köy gerçekten güzelmiş. Ama; üzücü taraf diğer köylerimiz gibi sahip çıkılmıyor. Başkaları hazıra konuyor. Gönüllü sürgünmü desek buna. Sevgi ile selamlar.
11 Aralık 2013 Çarşamba Saat 23:31
