

Sosyal medyada yazılarımızı takip edenler son DÇB genel kuruluyla birlikte Rusya’nın diasporaÇerkeslerine karşı taarruza geçtiğine dair ip uçlarını okumuşlardır.
X. Dönem DÇB genel kurulunda genel temayülün aksine KB Devlet Başkanı aracılığıyla 1 günde aday gösterilerek Rusya tarafından başkan seçtirilen Sohroko Houten’in ne gibi icraatlar yapacağını kestirmek hiç de zor değildi. 2014 Soçi Kış Olimpiyat Oyunlarına ve Çerkes Soykırım ve Sürgününün 150.yıl anma etkinliklerinin yoğunlaşacağı dönemde, diaspora Çerkesleri tarafından dile getirilecek Çerkes sorunlarını bertaraf etmek için atılan adımların son hamlesiydi.
Önce DÇB tarafından dünyaya, tüm anavatan ve diasporaÇerkeslerininSoçi Olimpiyatlarını desteklediğini açıklamak için harekete geçti. Londra’da düzenlenen bir tanıtımda diaspora Çerkeslerinin “No Sochi” kampanyalarını boşa çıkaran açıklamalar yapıldı. Ardından bugüne kadar varlığı yokluğu bilinmeyen Nalçık Üniversitesi Mezunlar Derneği birden ortaya çıktı ve eski mezunlarını toplayarak Nalçık, Krasnodar ve Soçi’de toplantılar yaptırarak diasporanın olimpiyatları desteklediği görüntüsü verilmeye çalışıldı.
Olimpiyatlar esnasında Nalçık’ta karşı eylem yapmaya çalışan 39 kişilik Çerkes aktivist tutuklanarak, işkence, ölüm tehditleri ve düzmece suçlamalar eşlinde yargılandı. Yine Putin,Olimpiyatlar sırasında tarihte Çerkeslerin yaşamadığını öne sürdüğü Soçi’de, Rus soykırım ve sürgünden sonra günümüze bir avuç kalan Kıyı Boyu Şapsığların temsilcisi Çacuh Mecit’i karşısını oturtarak dünyaya Çerkes sorununun Batının bir oyunu olduğunu “atavizm” kavramını ortaya atarak yalan söylemeye devam etti.
Yine Rusya, Nalçık Mezunlar Derneği aracılığıyla dünya Çerkes gençlini hedef alan ve onları siyasi talep ve politikalardan uzaklaştırmaya yönelik gündemlerle Nalcık, Krasnodar ve Sohum’da forumlar düzenledi.
Diaspora Çerkeslerinin yükselen sesini kesmek ve anavatan Çerkeslerini bu polikalardan yalıtmak amacıyla internet ve medya üzerinden kontrolü sağlamak için DÇB etkin önlemler almak üzere Moskova Fonlarına başvurarak kaynak talep etti. Yine 2014 bahar aylarında Nalçıkta düzenlenen bir konferansta K-B Cumhurbaşkanı Kokov aracılığıyla Rusya’nın Çerkes soykırım ve sürgününü sulandıran, diaspora söylemini boşa çıkaran “Çarlık Rusyası ve Çerkeslerin yaşadığı tarih trajedidir. Tarihe saygı duyalım. Tarihi tarihte bırakalım…” kapsamlı açıklamalarla Çerkes Soykırım ve Sürgün konusunun bu şekilde hasır altı edildiğini uyum içinde açıklıyorlardı.
Türkiye cephesinde yeni KAFFED Yönetiminin karşı duruş ve çıkışları DÇB havarileri tarafından boşa çıkarılmaya, Nalçık’da aba altından sopa göstererek törpülenmeye, 150.Yıl ile ilgili “Çerkes Soykırım ve Sürgünü”ne ilişkin etkin olabilecek faaliyetler ya iptale, ya da da etkisizleştirilmeye çalışılıyordu. 2013 yılında Samsunda yapılan 21 Mayıs anma etkinliğine paralel karşı kıyı Soçi’de planlanan 21 Mayıs anma etkinliği sessizce hasır altı edildi.
Günümüzde hararetle tartışılan DÇB sorununu BaşkanSohroko Houten’in kişisel yanlışlığına indirgeyerek gören veya göstermeye çalışan kesimler, 2000 yılından beri baş edemeyecekleri bir sorunu saklayarak DÇB’yi “ devletçi bir kurumdur” şeklinde göstererek savsaklıyorlar. Kimileri de bu “örgüt siyasi değil, zaten ne derse yapmıyordunuz, o zaman örgüt olarak da bir önemi yoktur.” şeklinde yaklaşmaktadır.
DÇB’yi bugüne kadar diasporada yaşayan Çerkeslerin yaşadığı devletlerin iç işlerine, demokratik haklarına karışmadığı gerekçesiyle uslu-terbiyeli şirin göstermeye çalışanlar var. Rus güdümlü bir örgütün acaba Türk devletine,Çerkeslerin demokratik haklarına müdahale etmek gibi bir politikası karşısında “Camdan evin varsa komşunun penceresine taş atmayacaksın.(Rus atasözü)” karşılık almaz mı? Rusya’nın dünyaya demokrasi dersi verecek tarihi geçmişe ve sicile sahip olmadığını dünya alem bilmiyor mu? Keşke Rusya ve DÇB dünyada yaşayan Çerkeslerin demokratik haklarını kollayıp karışsa. Keşke diasporada yaşayan Çerkesleri tarihi soydaş saysa, Suriye’de savaş mağduru Çerkesleri tıpkı Ukrayna’daki Ruslar gibi aynı statüde görse ve çekip anavatana alsa. Diz boyu çifte standart uygularken diaspora Çerkeslerine örülen önlemleri nasıl açıklayacaklar???
KAFFED ve diğer diaspora kurumları görülmüştür ki, devlet güdümlü profesyonel DÇB karşısında çok kolay maniple olabilen amatör örgütlerdir. Yumuşak karnımız ve duygusal tarafımız anavatan sevgisi ve insanı üzerinden aldığımız tehditler bizi caydırmaktadır. Kaşarlanmış eski KGB çalışanları DÇB kurulduğundan beri iş başındadır. Diasporanın “Çerkes Soykırım ve Sürgünü” odaklı her söylem ve eylemini, politikalarını boşa çıkarmak, söndürmek, dünyayı kandırmak için her vasıtaya başvurmaktadırlar.
DÇB Sorunu Örtbas Edilemez
Hiç sorun yokmuş gibi davranıp 15 yıl DÇB'yi idare etmenin sonu budur. KAFFED'e uzaktan kumanda edenler 15 yıldır Rusya güdümüne giren DÇB'yi dünyadaki Çerkes Halkından saklamaya çalıştılar. KAFFED'in rahatsızlıklarını arada bir gündeme getirmesini de utanmadan KAFFED Başkanlarına aba altından sopa göstererek sindirmeye ve sorunları gidermeye çalıştılar. Şimdi KAFFED tek başına DÇB'nin pisliklerini temizlemek zorunda bırakılmıştır.
DÇB'nin anavatan üyeleri ne kadar şimdiki DÇB politikalarını hazmediyor, nasıl ve hangi tehditlerle boyun eğiyorlar henüz belli değil, ama yakında kokusu çıkmaya başlar.Rusya son 3-4 yıldır anavatan derneklerini kendi hakimiyeti altına alarak seslerini iyice kesti. Rusyanın Çerkes aktivistlere gösterdiği sert önlemler, faili meçhul cinayetler,Perit Xasenin kapatılması, diasporada yükselen Çerkes ulusal bilincinin aşrı milliyetçilikle maniple edilerek Rusya tarafından önleyici tedbirler alınması, soykırım ve sürgün sorununu anavatan Çerkeslerine ve Rusya'nın insiyatifinde örtbas ederek gizleme çabaları DÇB nin politikaları haline geldi.
KAFFED, DÇB sorununu tek başına çözebilir mi?
Öyle gözüküyor ki ne yaparsa yapsın DÇB yoluna devam edecek ve Dünyayı ve tüm Çerkes varlığını Rusya politikaları doğrultusunda yönetmeye çalışacak.
O halde KAFFED'in yapacağı en hayırlı iş diğer diaspora üyeleriyle istişare ederek DÇB'den çekilmek veya yasal olarak fesh edilebiliyorsa faaliyetine son vermektir.Eğer KAFFED yanlız kalırsa da DÇB'den çekilerek bu kurumu tanımadığını ilan etmelidir.
Şimdi DÇB havarileri ortaya çıkıp anavatan- halkımız adına duygu sömürüsü yapmaya başlayacaklardır .Anavatan ile ilişkilerimizi kesmeyelim, onları yalnız bırakmayalım, anavatana karşı sorumlu davranalım diyecekler, hatta daha ileri gidip diasporayı anavatana ihanetle suçlayacaklardır. Unutmayalım Rusya, diasporanın çıkışlarına karşı anavatan insanımızı esir gibi kullanmaktan çekinmeyecektir. Daha önce anavatan DÇB cephesi, KAFFED Başkanı Vacit Kadıoğlu ve heyetini K.Osetya'da Beslan kentinde bulunan anıt mezarlığa götürüp " Siz sesinizi yükseltiyorsunuz ama biz burada yaşıyoruz." diye politik ayar çekmişlerdi.
Gerçek şu ki, Rusya 21 Mayıs 1864 tarihinde Çerkesler için durduğu noktadan bir santim kıpırdamış değildir. SSCB ve sonraki dönemde Çerkesler adına yürüttüğü politikalardan asla vazgeçmiş değildir ve DÇB sürecinde de bu teyit edilmiştir.
8-10 milyon Çerkesin hala 150 yıldır sürgünde yaşadığı ve giderek yok olduğu gerçeğine çözüm üretmek yerine, hiç bir sorun yokmuş gibi Batının "atavizmi" olarak göstermeye çalışmak Rusya’nın temel politikasıdır.Bu sorun var olduğu sürece Rusya ile barışmamız, onun ürettiği politikaları benimsememiz mümkün değildir. Ne KAFFED, ne üye dernekler, ne de diasporada ki tüm Çerkes varlığı Rusya’nın bu politikalarını asla kabul etmez ve içine sindiremez. Rusya tarihiyle ve Çerkes halkıyla barışıp güvenli bir gelecek inşaa etmek yerine, hala savaş baltası sallayarak Çerkesleri yok etmeye çalışırsa yüzyıllar sürecek Çerkes sorununu kucağında bulur.
arkadaş ne dçb imiş hala tartışılabiliyor. görüşelim açıklama isteyelim şunu yapalım bunu yapalım. bırakalım bu kıvırma taktiklerini. dçb habis bir ur çerkeslerin başına tebelleş edilen bu kadar basit.
Bu saatden sonra onu tartışmak bile saçma. kaffed de rehinemidir değilmidir karar versin artık. yada istemiyorsa vermesin. aman yaa gündeme bak hizaya gel derler artık bu kadarına da.
