Karakter boyutu :
BİR TOPLUM KENDİ ÇOCUKLARININ ÖNÜNÜ KESER Mİ?

06 Aralık 2014 Cumartesi Saat 10:47

Aslında oldukça bireyci bir toplum olmamıza karşın, Çerkes toplumu, günümüze değin, içinden öne çıkmış/ parlak insanlar çıkarmış izlenimi yaratmıyor.
Ne gibi bir izlenim miş bu? Bilemem ama öyle düşünenlerin sayısı az olmamalı.
Ünlü olmasın, büyük yazarları, şairleri olmasa bile (ki sayıca az da olsa vardır), niye halk önderleri, liderleri olmasın, ünlü sanatçıları, heykeltraşları, şarkıcıları, değerli ve de dünyaca tanınmış bilim ya da politika insanları bulunmasın?
Yahu! Bir toplum nasıl bir şeydir ki, içinden değerli insanların çıkmasına engel olur?
Niye bu gibi değerlerinoluşmasına engel olur, destek vermez, tanınmasını istemez, önünü keser!
Böyle bir şey var mıdır?
Bence hayır!
Yoktur böyle bir toplum yeryüzünde çünkü.
Böyle bir insan, böyle bir toplum varsa, adı ister Çerkes, ister bir başkası olsun farketmez, ne olursa olsun, yok olmaya ve tarihin çöplüğüne atılmaya hazır demektir.
Hayır!
Çerkes/ Adıǵe toplumu, ne kendi evlâtlarına karşı bu kadar duyarsız, ne de onları aşağılayıcı olabilir.
Xabze'de gereksiz övünme, böbürlenme, yakınlarını pohpohlama yoktur evet ama, bu; yapılan güzel, iyi işler ve yapanları, hakkıyla sahiplenmeme de değildir!
Çerkes toplumu da, her yeryüzü toplumu gibi güzel, akıllı, başarılı, mutlu ve halkını düşünen evlatlar çıkardı içinden.
Yüzlerce, binlerce yıldan bu yana çıkardı.
Onları; halkımızın ülkesi; her adım başı akan güzel ve ışıltılı ırmaklarında yıkadı, harika yiyecekleriyle besledi, büyüttü.
İnsanlık ırmağına her biri katkı yapmış, binlerce, onbinlerce evlât verdi, Çerkes toplumu/ Ulusu, Çerkes ülkesi.
Ama bir kötü zaman geldi; -O zaman bir daha hiçbir halk, yeryüzünde hiçbir insan toplumu bir daha görmesin- Çerkes halkı için bir kıyamet, bir yok oluş, bir çöküş süreci başladı.
O zamandan bu yana toplum felç oldu, evlât çıkartamaz, yetiştiremez oldu. Çıkaracak olsa bile engellenir oldu.
Bırak evlâtlarına kol kanat germeyi, toplumun kendisi, kendi başına nefes bile alamıyordu.
Bir toplumun (her hangi bir canlı da olabilir bu) doğal yaşamda düşmanı olursa ve evlatlarını yitirirse, o zaman iki seçimden birini yapar; Ya hızla uçuruma, ölüme doğru koşar, yani çoğalmaz, üremeyi durdurur, avlularında çocukların cıvıltısı değil, ölüm sessizliği oluşur...
Ya da toplum; tehlikelere, yok oluşa, ölüme açıkça meydan okur, tekrar kaybedecekmiş, kökünü dünyadan kazıyacaklarmış aldırmaz umurunda da olmaz, öylesine bir silkinerek ayağa kalkar ve çoğalır ki, onun hızına hiç bir canlı ya da insan bile yetişemez. Örnekleri var bunun yeryüzünde.
Böyle birinin yaşam sevincini, başka hiç bir canlı ışıldatamaz gözlerinde.
İşte öylesine deli, öylesine cesur, öylesine yürekten bir varoluş savaşı sergilemeli toplumumuz.
Yaşadığına hakkını veren ve yaşamayı verdiği çabaları ile başarabilen bir insan toplumu olsun.
Zamanın, demokratik teamüllerin, herkesi, toplumun her bir bireyini birbirine eşit hale getirebileceğini sananlar, olaya sınıfsal açıdan bakmayalım, ayrımcılık yapmayalım diyerek, kendi içlerindençıkmış bazı insanların, o gibi değerlerin ön plana çıkmasına engel oldular.
Bu hata bizden değişik kişilerce işlendi.
Çeşitlilikleri içinde barındıran bir toplumun kendi organları arasında ayrımcılık yapmak gibi bir misyonu tabiidir ki olmaz.
Bir toplum, İnsanlarını; hukuken, hak ve fırsat olasıkları karşısında eşit görür ve onlara eşit davranır.
Ama yükselmek isteyene, daha çok hizmet etmek isteyene, topluma ve dolayısıyla da kendine ve ailesine, mesleğine ya da içinde bulunduğu topluluğa neden yararlı olmasın?
Çerkes/ Adıǵe toplumu hem kendine, hem halkına, hem dünyaya, hem insanlığa yararlı ve başarılı olan kişileri niye çıkartmasın ki?
Düşündüğü, ürettiği, yazdığı, çizdiği, söylediği ile Çerkes aydınları, sanatçıları, politikacıları, sporcuları ortaya daha daha çok çıkmalıdır, çıkacaktır inancındayım.
Toplumun yaşadığını, Çerkes halkının artık yeniden bir yaşam bulduğunu, nefes almaya başladığını, dünyaya ve insanlığa duyuracaktır, duyurmalıdır da.
Toplum, başarılı evlâtlarıyla gurur duyar, duymalı ve onları topluma örnek göstermelidir.
Tırmalayana, başarıyı hazmedemeyene, toplumun ileri gitmesini istemeyene, kıskançlık ve entrikalarla çevresindekilere rahatsızlık verene, toplum hak ettiği yeri gösterir, göstermelidir de.
Değerli insanları değersizleştirmeye çalışan, toplumuna da ihanet etmiş sayılır.
Aydınlanmanın ve geleceğe ışık tutmanın önünü kesenler, hiç bir zaman toplum değil, ruhen hasta olan insanlardır.
Yapılan güzel, iyi işler kalıcı olur.
Güzel, iyi işler ve o işlerin üreticileri tabii ki sevgi ve saygı görür, toplum tarafından içtenlikli olarak ödüllendirilirler.
Toplumun sevinç kaynağı olurlar.
Artık toplumumuz için bir uyanış vakti gelmiştir.
Çerkes toplumu 150 yıllık bitkisel yaşamdan, özlediği gerçek yaşama geçmek üzeredir.
Hepimiz için, tüm Çerkesler için umut dolu bir gelecek olsun!
Bundan böyle daha iyi, daha güzel ve daha çok yazmanın, çizmenin, söylemenin ve üretmenin zamanı gelmiştir.
Bu; bir halkın kendi ayaklarının üzerinde duracağının, alnı açık, onurlu bir varoluş yolunu çizeceğinin, izleyeceğinin ilk işaretleridir.
(*) "THARKUAHO MECİT" yazısıyla yazıma ilham kaynağı olan Çetao İbrahim'e teşekkür ederim.
Her iki yazar sayesinde Çerkes halkının sonsuza değin yaşayacağına olan inancım artmış oldu.
Ne gibi bir izlenim miş bu? Bilemem ama öyle düşünenlerin sayısı az olmamalı.
Ünlü olmasın, büyük yazarları, şairleri olmasa bile (ki sayıca az da olsa vardır), niye halk önderleri, liderleri olmasın, ünlü sanatçıları, heykeltraşları, şarkıcıları, değerli ve de dünyaca tanınmış bilim ya da politika insanları bulunmasın?
Yahu! Bir toplum nasıl bir şeydir ki, içinden değerli insanların çıkmasına engel olur?
Niye bu gibi değerlerinoluşmasına engel olur, destek vermez, tanınmasını istemez, önünü keser!
Böyle bir şey var mıdır?
Bence hayır!

Yoktur böyle bir toplum yeryüzünde çünkü.
Böyle bir insan, böyle bir toplum varsa, adı ister Çerkes, ister bir başkası olsun farketmez, ne olursa olsun, yok olmaya ve tarihin çöplüğüne atılmaya hazır demektir.
Hayır!
Çerkes/ Adıǵe toplumu, ne kendi evlâtlarına karşı bu kadar duyarsız, ne de onları aşağılayıcı olabilir.
Xabze'de gereksiz övünme, böbürlenme, yakınlarını pohpohlama yoktur evet ama, bu; yapılan güzel, iyi işler ve yapanları, hakkıyla sahiplenmeme de değildir!
Çerkes toplumu da, her yeryüzü toplumu gibi güzel, akıllı, başarılı, mutlu ve halkını düşünen evlatlar çıkardı içinden.
Yüzlerce, binlerce yıldan bu yana çıkardı.
Onları; halkımızın ülkesi; her adım başı akan güzel ve ışıltılı ırmaklarında yıkadı, harika yiyecekleriyle besledi, büyüttü.
İnsanlık ırmağına her biri katkı yapmış, binlerce, onbinlerce evlât verdi, Çerkes toplumu/ Ulusu, Çerkes ülkesi.
Ama bir kötü zaman geldi; -O zaman bir daha hiçbir halk, yeryüzünde hiçbir insan toplumu bir daha görmesin- Çerkes halkı için bir kıyamet, bir yok oluş, bir çöküş süreci başladı.
O zamandan bu yana toplum felç oldu, evlât çıkartamaz, yetiştiremez oldu. Çıkaracak olsa bile engellenir oldu.
Bırak evlâtlarına kol kanat germeyi, toplumun kendisi, kendi başına nefes bile alamıyordu.
Bir toplumun (her hangi bir canlı da olabilir bu) doğal yaşamda düşmanı olursa ve evlatlarını yitirirse, o zaman iki seçimden birini yapar; Ya hızla uçuruma, ölüme doğru koşar, yani çoğalmaz, üremeyi durdurur, avlularında çocukların cıvıltısı değil, ölüm sessizliği oluşur...
Ya da toplum; tehlikelere, yok oluşa, ölüme açıkça meydan okur, tekrar kaybedecekmiş, kökünü dünyadan kazıyacaklarmış aldırmaz umurunda da olmaz, öylesine bir silkinerek ayağa kalkar ve çoğalır ki, onun hızına hiç bir canlı ya da insan bile yetişemez. Örnekleri var bunun yeryüzünde.
Böyle birinin yaşam sevincini, başka hiç bir canlı ışıldatamaz gözlerinde.
İşte öylesine deli, öylesine cesur, öylesine yürekten bir varoluş savaşı sergilemeli toplumumuz.
Yaşadığına hakkını veren ve yaşamayı verdiği çabaları ile başarabilen bir insan toplumu olsun.
Zamanın, demokratik teamüllerin, herkesi, toplumun her bir bireyini birbirine eşit hale getirebileceğini sananlar, olaya sınıfsal açıdan bakmayalım, ayrımcılık yapmayalım diyerek, kendi içlerindençıkmış bazı insanların, o gibi değerlerin ön plana çıkmasına engel oldular.
Bu hata bizden değişik kişilerce işlendi.
Çeşitlilikleri içinde barındıran bir toplumun kendi organları arasında ayrımcılık yapmak gibi bir misyonu tabiidir ki olmaz.
Bir toplum, İnsanlarını; hukuken, hak ve fırsat olasıkları karşısında eşit görür ve onlara eşit davranır.
Ama yükselmek isteyene, daha çok hizmet etmek isteyene, topluma ve dolayısıyla da kendine ve ailesine, mesleğine ya da içinde bulunduğu topluluğa neden yararlı olmasın?
Çerkes/ Adıǵe toplumu hem kendine, hem halkına, hem dünyaya, hem insanlığa yararlı ve başarılı olan kişileri niye çıkartmasın ki?
Düşündüğü, ürettiği, yazdığı, çizdiği, söylediği ile Çerkes aydınları, sanatçıları, politikacıları, sporcuları ortaya daha daha çok çıkmalıdır, çıkacaktır inancındayım.
Toplumun yaşadığını, Çerkes halkının artık yeniden bir yaşam bulduğunu, nefes almaya başladığını, dünyaya ve insanlığa duyuracaktır, duyurmalıdır da.
Toplum, başarılı evlâtlarıyla gurur duyar, duymalı ve onları topluma örnek göstermelidir.
Tırmalayana, başarıyı hazmedemeyene, toplumun ileri gitmesini istemeyene, kıskançlık ve entrikalarla çevresindekilere rahatsızlık verene, toplum hak ettiği yeri gösterir, göstermelidir de.
Değerli insanları değersizleştirmeye çalışan, toplumuna da ihanet etmiş sayılır.
Aydınlanmanın ve geleceğe ışık tutmanın önünü kesenler, hiç bir zaman toplum değil, ruhen hasta olan insanlardır.
Yapılan güzel, iyi işler kalıcı olur.
Güzel, iyi işler ve o işlerin üreticileri tabii ki sevgi ve saygı görür, toplum tarafından içtenlikli olarak ödüllendirilirler.
Toplumun sevinç kaynağı olurlar.
Artık toplumumuz için bir uyanış vakti gelmiştir.
Çerkes toplumu 150 yıllık bitkisel yaşamdan, özlediği gerçek yaşama geçmek üzeredir.
Hepimiz için, tüm Çerkesler için umut dolu bir gelecek olsun!
Bundan böyle daha iyi, daha güzel ve daha çok yazmanın, çizmenin, söylemenin ve üretmenin zamanı gelmiştir.
Bu; bir halkın kendi ayaklarının üzerinde duracağının, alnı açık, onurlu bir varoluş yolunu çizeceğinin, izleyeceğinin ilk işaretleridir.
(*) "THARKUAHO MECİT" yazısıyla yazıma ilham kaynağı olan Çetao İbrahim'e teşekkür ederim.
Her iki yazar sayesinde Çerkes halkının sonsuza değin yaşayacağına olan inancım artmış oldu.
Bu yazı toplam 4895 defa okundu.
Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
