Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İbrahim
14 Mart Çerkes Dili ve Yazım Günü Kutlu Olsun!
14 Mart 2015 Cumartesi Saat 22:47


Bilim insanları, yazılı  belge olmayışı nedeniyle Adığe halkının tarihin eski yıllarından beri yazısının olmadığını dile getiriyorlar.

Adığe, Abhaz ve Vubuhların ataları olan Zih, Sind, Kerket gibi kavimlerin de yazıları olduğuna dair  belge bulunmuyor. M.Ö.700 yıllarında Karadeniz ve Azak kıyılarında varlık gösteren Bosfor devletinde yer alan Zih, Sind ve Kerketler'in dillerinde yazılmış herhangi bir belgeye rastlanmıyor.Bu devlete ait  belgeler Rum ve İbrani dillerinde.

Eski bir tarihi, güçlü gelenekleri, zengin dili olan bu halkın yazısının olmaması, hem halkın içinden çıkmış aydınları hem de bu halkı tanıyan yabancı ulus aydınlarını  bir alfabe yapma arayışına sevkediyor.

İlk olarak 1814-1825 yıllarında Natoko Şeretluko-Hace Arap alfabesini temel alarak Adığe alfabesi hazırlıyor. Yaptığı çalışmaların dine aykırı olduğu suçlamaları ile karşılaşınca yazdıklarının tamamını yakmak zorunda kalıyor. Bu nedenle günümüze herhangibir çalışması ulaşmıyor.

1829 yılında İ.Gratsilevske Petesburg'da Rus alfabesini temel alarak yaptığı Adığe Alfabesi ile orduda görev yapan Adığeleri okutuyor ve kendi aralarında mektuplaşacak düzeye getiriyor. Petesburg Üniversitesinde verdiği derslerde  kendi yaptığı alfabeyi kullandığı biliniyorsa da onun alfabesi da günümüze ulaşabilmiş değil.

1836 yılında "Çerkesya notları"nı yazan Sultan Hanceriy'de kitabında geçen Adığece kelimeleri kendi düzenlediği rus temelli alfabesi ile yazıyor. Bu alfabe de Adığe halkı için bir başlangıç oluşturamıyor.

Leontıy Lule 1846 yılında Odesa'da "Rusça-Çerkesçe-Fransızca" sözlük düzenliyor.Şapsığ diyalektinden aldığı Çerkesçe kelimeleri Kiril temelli yaptığı alfabe ile yazıyor.Lule dilbilimci olmadığı için alfabesi de birçok eksiklikler içeriyor ve kullanışlı olmuyor.

1853 yılında Bersey Vumar Arap temelli Adığe alfabesi yapıyor. Bu alfabeyi kullanarak 1853 yılında Tiflis'te "Çerkes dilinin harfleri" adlı kitabı bastırıyor. Bu alfabe ile öğrencilerini Stavropol Gimnazyumunda okutuyor. Onun öğrencileri yaz tatillerinde birbirleriyle bu alfabeyi kullanarak Adığece haberleşiyorlar.Bersey'in alfabesi de bazı noksanlıklar içeriyor.Kimi Adığece sesler yer almadığı gibi Adiğece de ihtiyaç duyulmayan bazı arap harflarine yer verilmiş.En az hatayla yapılmış ve eğitim alanında kullanılmış ilk alfabe olması nedeniyle onun kitabının basım tarihi olarak 14 mart Adiğe Cumhuriyetince Adığe dili günü kabul edilmiş bulunuyor.

1854 yılında İngiliz Loeve Arap ve latin temelli Adığe alfabesi yapıyor.1854 yılında Londra'da "İngilizce-Çerkesçe-Türkçe ve Çerkesçe-İngilizce -Türkçe" sözlük bastırıyor.

1870 yılında Petr Karloviç Uslar Kiril temelli Adığe alfabesi yapıyor.Adığece dil bilgisi üzerinde  çalışıyor ama bitiremiyor.Uslar'ın alfabesi Adığece'nin tüm seslerini karşılıyor,dil bilgisi çalışmaları da tatmin edici.

1878 yılında Ançoko Hacıbeç Arap temelli Adığe alfabesi yapıyor ve bu alfabe ile şiirler yazıyor folklör ürünleri derliyor. 

1908 yılında İstanbul'da Arap temelli Adığe alfabesi yapılıyor, bu alfabe ile ders kitapları hazırlanıyor,"Ğuaze" gazetesi çıkarılıyor.1912-1914 yıllarında Türkiye'den Adığe ülkesine gönderilen öğretmenler tarafından bu alfabe ile okullarda dersler veriliyor.1927 yılında Latin temelli alfabeye geçilinceye kadar bu alfabe kullanılıyor.

1936-1937 yıllarında dilbilimci N.F.Yakovlev ve Aşhamafe Davut 'un hazırlamış oldukları kiril temelli alfabeye geçiliyor. Günümüze kadar Adığe yazı dili bu alfabe ile yoluna devam ediyor.

Dilbilimci Ğış Nuh'un 2 Kasım 2004 tarihli Adığe Mak gazetesinde yer alan "Adığe yazısının katettiği yol" başlıklı yazısında yazı dilimizin tarihi yukarıdaki gibi dile getiriliyor.

1937 yılından başlayarak günümüze kadar kesintisiz 78 yıldır kullanılmakta olan kiril temelli alfabe ile Adığe dili önemli bir mesafe katetmiş bulunuyor.

****

Edebiyatçılarımızın, dilcilerimizin, folklorcularımızın, gezeteci ve tiyatrocularımızın emekleri sayesinde günümüzde Adığe Cumhuriyeti'nde yaşayan yüzbin nüfuslu küçük Adığe halkının dilinde yer alan yabancı kelime oranı Türkçe ve Rusça'dan daha fazla değil.Bu zaman içerisinde çeşitli alanlarda Adığe dilinde üretilmiş eser sayısı az değil.Bunlara rağmen Adığe dilinin hem vatanda hem de diasporada karşı karşıya olduğu sorunlarda küçümsenecek gibi değil.

Sovyet sisteminin dağılması ile birlikte vatanda Adığe dilinin inişe geçtiğini çıplak gözle görmek mümkün.

Yeni dönemde başlayan köyden şehre göçün boyutları köy okullarının kapanmasına yol açacak düzeylere ulaşmış bulunuyor. Şehir yaşamında Adığe dilinin yaşatılması zorlaşıyor.

Bir dilin yok oluşunun ilk aşaması bu dili bilenlerin konuşmaması ve bildikleri dili çocuklarına öğretmemeleri ile başlıyor. Mıyekuape'de yaşayan Çerkesler bu aşamaya gelmiş durumdalar. Cafemize çocukları ile birlikte gelen bir gurup genç annenin oturdukları sure içerisinde çocukları ile Rusça dışında konuşmadıklarına sıkça tanık oluyorum.20-25 Adığe çocuğun bulunduğu sınıfta dil bilenler birkaç kişiyi geçmiyor.

Batı Adığelerinin yüzde 20sinin Mıyekuape'de yaşadığını kabul edersek karşı karşıya bulunduğumuz tehlikenin boyutları kolay anlaşılır.

Yeni düzen yazar şair yetiştirmiyor. Tiyatronun, müziğin okulu var,ihtiyacınız olan kadroları yetiştirebiliyorsunuz.Yazar ve şairin okulu yok.Mevcut şair ve yazarlarımız Sovyet sisteminden kalma.Bu durum da dilimizin geleceği açısından büyük risk oluşturuyor.Adığe dilinin görsel ve yazılı basında gerektiği kadar yer bulamaması,ders saatlerinin minimum düzeyde olması gibi daha bir çok problemden sözetmek mümkün.Adığe insanının nezdinde Adiğe dilinin güç ve saygınlığının Rusça'dan daha alt sıralarda gibi kabul görmesi de önemli psikolojik sorunlardan biri olsa gerek.

Türkiye'deki dil sorunlarını hepimiz biliyoruz. Bunlardan önemli gördüğüm ikisine değinerek yazımı bitirmek istiyorum.

"Çerkes diye bir halk, Çerkesçe diye bir dil yoktur" politikasının savunucuları tarafından dilimizin adı Türk literatürüne Adığece olarak sokulmak isteniyor. Dilimizin adının Adığece olduğuna şüphe yok.Ancak,yazımın başlangıç kısımlarında da görüleceği üzere 1846 yılında Odesa'da, 1854 yılında Londra'da basılan sözlüklerde dahi dilimize "Çerkesçe" deniyor.Bizim dışımızdaki dünyada dilimiz bu isimle tanımlanıyor."Çerkesçe'nin" Türk siyasi literatüründe bir ağırlığı var.Türkçe ve Kürtçe'den sonra üçüncü büyük halkın dili olarak biliniyor.Bu nedenlerle "Çerkesçe" de bizim için "Adığece" kadar değerli olmalıdır."Çerkesçe"yi yok farzetmek kendi ayağımıza kurşun sıkmak gibi bir şeydir.

İkinci önemli konu Latin temelli alfabe çalışmaları üzerinedir.78 yıldır kullandığımız ve çok önemli mesafeler kat ettiğimiz bir alfabe dururken çeşitli bahanelerle yeni alfabe arayışlarına girmek bize zarardan başka hiçbir fayda getirmeyecektir. Kendi ellerimizle birbirinin yazdığını anlamayan bir halk yaratmış olacağız. Bu amaçla düzenlenen göz boyayıcı toplantılardan bir süre sonra vatandan giden katılımcılarda etkilenecek, Kiril-Latin tartışması böylece vatana da taşınmış olacaktır.Vatanda başlayacak böyle bir tartışma bir süre sonra halkı bezdirecek,Adığece okumaya gerek olmadığı,Yaşam için Rusça'nın yeterli olduğu  görüşünün yaygınlaşmasına neden olacaktır.

Bunun sonucu olarak tekrar yazımızın olmadığı 19 ncu yüzyıldaki duruma dönmemiz kaçınılmaz bir hal alacaktır.

Dili bir, alfabesi bir,  ulus olma yolunda hızlı ilerlemeler kaydetmek dileğiyle hoşça kalın.

   


Bu yazı toplam 5951 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Hasta bir kişi, örneğin bir kanserli kişi hemen ölmez, eriye eriye bir süre yaşar. Süre o insanın vücudunun gücüne ve direncine göre uzar ya da kısalır. Adıgece ya da Rusya'daki 100'ü aşkın dilin durumu da böyle. Sayın Çetave, kitap üretimine değiniyor, Türkiye'ye uzanacak boyutta kitaptan söz ediyor. Ya okuyan kişi sayısı?
Sayın Mamırıko Nuriyet, halen yayında olan yazısında, "Kitap yazan kişi yazdığını iki kez okuyor mu?" diye soruyor. Üretimle okumayı ya da eğitimi karıştırmamak gerekiyor. Bir yönetim için 500 adet kitap basmak artık sorun değil. Eskisi gibi dizgi, tashih, prova gibi sorunlar da kalmadı. Diske kopyaladığın yazıyı veriyorsun, basımevi de anında basıyor. Basım başına bir miktar para veriliyor. Peki bu kitapları kim okuyor? Belli bir meraklı ya da duyarlı kesim, küçük bir azınlık okuyor.

78 yıldan sözü edilen alfabe toplum desteği sayesinde değil, Stalin'in dayatması, sonraki Rus yönetimlerinin baskıları sonucu zoraki yaşıyor. Bunu derken Kiril alfabesine, yazısına karşı değilim. Biçime karşıyım. Prof. K'eraşe Zeynab bu alfabe için "Okunması, yazılması zor, bir ses için 3-4 harf kullanabilen, okuma zevkini baştan kıran bir alfabe" demişti.

Bunu çok yazdım kulak asan olmadı.
Yine de belirteyim sorun alfabe değil. Türkiye'deki Latin alfabe girişimi de Adıgeceyi, ses kurallarını iyi bilenlerin başlattığı kanısında değilim. Ama yanlış ya da doğru bir alfabeyle olsun bir sözcük derlemesi yapılıyor. Latin alfabesi için, Prof. Zeynab, her ses için bir harf, bir işaret esasına dayanan biri kiril, diğeri latin esasına dayalı iki alfabe hazırladım, isteyen makama verdim ama bir yanıt alamadım demişti.
Bugün için latin alfabesi üzerinde duranların anayurttan uzman desteği almaları gerekir. Bu işi amatörlerle yapılacak, başarılabilecek bir iş değil.

Anayurttaki Adıgeler televizyon sayesinde Rusça kanalları izliyor ve Rusça öğreniyorlar. İşte bu süreç Adıgeceyi bitirecektir. Burada süreci kesecek bir alternatif girişim gerekir. Bu da Adıge halkının sorunlarını çözme özgürlüğüne kavuşması ya da egemen olmasıyla başarılabilir. Asimilasyon süreci dört aşama ile tamamlanıyor. Adıgece asimilasyon sürecine girdi ve ilk aşamada, bir müdahale ile süreç durdurulabilir. Süreç ilerlediğinde, yani ikinci ve üçüncü aşamaya girildiğinde, Türkiye'de ve Arap ülkelerinde yaşandığı gibi toplum da Adıgeceyi istememeye,aşağılamaya ve Rusçayı istemeye başlayacaktır.
Çözüm anayurtta yurtseverlerin taraf toplamaları, Rus işbirlikçisi kadroları geriletmeleriyle başarılabilir. Putin'in otoriter ve Rusçu yönetimi altında bunlar zor işlerdir. Diasporadaki yurtseverlerin anayurttakileri desteklemeleri gerekir. Rusya demokratikleşmediği sürece başka bir çıkış yolu da yoktur. Saygılar.

19 Mart 2015 Perşembe Saat 08:05
ıbrahım cetao

Sayin Ahmet Cevat Berk
1815 yilindan başlayarak günümüze kadar 200 yıl içerisinde çok sayıda alfabe girişimi oldu.Yazımda bunların bir kısmından bahsettim.Fazlalığı nedeniyle bir kısmına yer veremedim.Bu alfabelerin içinde bir tek 1937'de Yakovlev ve A.Davut tarafından yapılan başarılı olabildi.Çünkü bu alfabenin arkasında devlet ve toplum desteği vardı.

Diğerleri dilin yaşadığı mekan ve zamanda ortaya çıkmış olmalarına rağmen devlet ve toplum desteği bulamadıkları için kişisel bir girişim olmaktan öteye gidemediler.Siz de dilin yaşamadığı mekan ve zamanda devlet ve toplum desteği olmadan ortaya çıktığınız için sonunuz tarihteki diğer alfabelerle aynı olmak zorundadır.

Bersey Vumar'ın alfabesi ile Stavropol Gimnazyumunda okuyanlar birbirleri ile mektuplaşacak kadar bir ilerleme sağlamışlar.Sizin girişiminizinde bundan daha ileriye gitme şansı yoktur.

1937 yılında yaşama geçen ve 78 yıldır bu yolda yürüyen,size göre ilkel olan bu alfabe ile küçük halkımız okadar büyük eserler yaratmıştır ki bunları bu sitenin iz bırakanlar bölümünden izleyebilirsiniz.78 yılda üretilen eserler benim yaşadığım Mıyekuape'den Türkiye'de sizin yaşadığınız şehre kadar yol olacak sayılardadır.

Bu gelişmeleri göz önüne almadan yeni bir alfabe denemesine kalkışmanın sizi bir yere götürebileceğine ihtimal vermiyorum.

16 Mart 2015 Pazartesi Saat 09:54
Tlışe Canberk

İbrahim abi vatandada dil konusunda zayıflama diasporayı aratmıyor desenize.

Ben annemden öğrendiğim kadarının üstüne derneklerde biraz çaba serfettim ama başarılı olduğum söylenemez. İstanbulda üniversitede Çerkes dili bölümü açılırsa gitmeyi çok isterim.

Saygılarımla

15 Mart 2015 Pazar Saat 15:14
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net