

Bir araya gelip dertleşirken konuştuğumuz konuların başında anadilimizin durumu gelir. Unesco’nun anadilimizi kaybolmakta olan diller grubuna aldığından, Türkiye Cumhuriyeti’nin anadilimize uyguladığı baskı ve yasaklardan, Rusya Federasyonu’nun okullarda anadil ders saatlerini azaltmasından söz ederiz. Kısacası, anadilimizin geleceği ile ilgili olarak daima başkalarının yapmadıklarından söz eder ama kendi üzerimize düşeni yapmadığımızı hiç söylemeyiz.
Sözlük yapacak veya şiir yazacak düzeyde anadilimize vakıf bir kişinin çocuğuna bir kelime Çerkesçe öğretmemiş olmasının bir açıklaması olabilir mi? Şiirin ve sözlüğün adını dahi duymamış anne baba size anadilinizi öğretmiş ama siz çocuğunuza öğretmemişsiniz. Burada :”Efendim,anadilin öğrenimi aileyle değil, eğitim öğretimle, radyo televizyonla olur” diyenlerin itirazlarını duyar gibiyim ama bunları geçelim artık ve biz önce üstümüze düşeni yapalım.
Türkiye’de devlet bize okullar, televizyonlar açmayacağına göre anadilimizi yaşatabileceğimiz kurumların başında aile ve derneklerimiz geliyor. Anadilimizi yaşatmak için kurslar düzenleyen derneklerimizin etkinliklerde ne yazık ki anadilimizi göremiyoruz. Bu durumda anadil kursları açmanın bir anlamı kalıyor mu? Bu kurslara emek veren hocaların ve katılan öğrencilerin bu davranışlarımızla umutlarını kırmış olmuyor muyuz?
12 Haziran tarihinde Ankara Çerkes Derneği’nin salonunda Kafdav tarafından merhum Prof.Dr.Haydar Taymaz adına düzenlenen ödül töreninde bulunmuştum. Kuruluşu 50 yılı aşmış bir Çerkes derneğinde, ulusumuza değerli hizmetlerde bulunmuş kişilerin hatırlanması ve ödüllendirilmesi gibi böylesine anlamlı ve önemli bir günde anadilimizle bir kelime dahi konuşulmamış olması affedilebilir mi? Oysa o mekanda ödül alan, ödül takdim eden ve başka nedenlerle konuşan kişilerin tamamına yakını Çerkesce biliyorlardı.
Evimizde, derneklerimizde anadilimizi konuşmayacaksak nerede konuşacağız?
CUMHURİYETİN KURULUŞUNA HARÇ KOYAN ÇERKESLER
13 Haziran günü de Ankara Çerkes Derneği’nin Yaşamkent’de inşa edilen tesislerinin açılışında bulundum. Tesis güzel, Mıyekuape’nin adının verilmiş olması güzel, açılışa katılım güzel. Bu güzel tesislerde halkımız adına anlamlı ve güzel çalışmaların yapılmasını da umut ederek katkı sağlayan herkese teşekkür etmem gerekiyor. Her şeye güzel dediniz, eleştirilecek bir şey yok mu? Derseniz cevap tabi ki var olacaktır.
Yaptığımız her etkinliği toplumumuza tanıtırken kullandığımız dil, verdiğimiz mesaj da çok önemlidir.
Kaffed’in sitesinde haber Çankaya Belediye başkanı’nın söylemi öne çıkarılarak “Cumhuriyetin kuruluşuna harç koyan Çerkesler” şeklinde verilmiş. Haber başlığı yapılan bu cümlenin temel mantığı “Cumhuriyetin temelimde harcımız vardır, bu ülke bizimdir, vatan burasıdır, Çerkesya geçmişte kalmıştır”demektir.
Bizleri asimile etmekten başka bir anlam taşımayan bu söylemden çok, Yenimahalle Belediye Başkanı’nın “Bu güzel binada dilinizi, kültürünüzü, güzel geleneklerinizi yaşatma imkanı bulmanızı temenni ediyorum” demiş olması bana göre haber başlığı yapılması gereken cümleydi derim.
21 MAYISTA ÇERKESYA’DAYIZ ETKİNLİĞİ
Çerkesya yurtseverleri tarafından başlatılıp Kaffed ile birlikte devam ettirilen bu seneki 21 mayıs etkinliğinden sözetmeden geçmek olmaz. Bu etkinliği gereğinden fazla büyütmek veya küçümsemek te doğru değildir. Bu etkinlikle 151 yıllık diyaspora tarihinde ilk defa yüzün üzerinde bir gurup vatanı ziyaret edebilmiştir. Burada daha önceleri Kaffed’in veya kişilerin organizasyonları ile bu sayıya yakın gurupların vatana gelmiş olduklarını da unutmamak gerekir. Bu ziyaretin Rus-Kafkas savaşlarının bitim tarihi olarak kabul edilen 21 mayıs nedeniyle yapılmış olması da anlamlıdır. Bu anlamlı etkinliğe birilerinin “turistik” birilerinin “gelmeyin” demiş olmalarına takılmadan önümüzdeki önemli ulusal günlerimiz için yeni ziyaretlerin planlanmasına şimdiden başlamak gerekir. Diyasporanın Çerkesya’yı tanıması için yapılması gereken daha çok iş var önünde. Sloganımız “daha az laf, daha çok iş”olmalıdır.
BİRAZDA DÖNÜŞ
Vatana dönüş Çerkes halkının en önemli ulusal projesi olduğuna göre bu konuda da birkaç kelam etmeden yazıyı bitirmek olmaz.
Çerkes varlığının diaspora ülkelerinde yaşatılabileceğine dair kimseden bir ses duymuyoruz. Sırası geldikçe dönüşçüleri paylamaktan geri kalmayanların da diyaspora ülkelerinde nasıl varolunacağına dair formüllerini bu güne kadar duymadık. Bu önemli ulusal sorunun sivil toplum kuruluşlarımızın gündeminde ne kadar yer tuttuğuna bakmamız gerekiyor.
Adana Çerkes Derneği genel kurulunu yapmış ve yeni yönetimde görev alan her kişiye bir sorumluluk vermiş. Vatanla ilişkilerden, vatana dönüşten sorumlu kimse yok. Bir başka kuruluş her yıl çeşitli dallarda yılın en iyilerini seçiyor. Vatan ve dönüş burada da yok. En son yapılan ve yukarıda sözünü ettiğim ödül töreninde de durum farklı değil.
Vatanla ilişkileri kurumlarımız önemsiyorlarsa, vatana dönüşü bir ulusal proje olarak kabul ediyorlarsa bunu icraatlarına da yansıtmalıdırlar.
Okul yıllarımızda öğrendiğimiz yabancı dilleri iş hayatına geçtiğimizde çabucak unutuvardiğimizi hatırlayalım.Sonradan öğrenilip günlük yaşamda yeri olmayan diller çabuk kaybediliyor.Bu nedenle dilimizi ailede,düğün ve cenazelerde,dernek toplantılarında olabildiğince kullanmak suretiyle yaşam alanı açmaya çalışmalıyız.Aksi takdirde okullarda ve kurslarda öğrendiğimiz Çerkesçeyi kısa zamanda kaybedebiliriz.
27 Haziran 2015 Cumartesi Saat 14:39Dil konusu gönül yarası ibrahim abi, ben şunu anladım diasporada öğ-re-ni-le-mi-yor. Umudum Düzce Üniversitesinde ki çerkes dili ve edebiyatı bölümü ilk mezunları verirse göreceğiz.
Çerkes cumhuriyetlerinde de tırpanlandıkça tırpanlanıyor.Allah sonumuzu hayretsin.
Vatana selamlar abi.
İbrahim Abi selamlar,
Bir kere etkinliğin adı "21 Mayısta Çerkesyadayız" değil.Kaffed nasıl söylesindi ki Çerkesyayı.Sonra değiştirdiler ve etkinlik "21 Mayısta Anavatandayız" oldu. Ne anavatanı kimin anavatanı belli değil.Osetyadan geçerken orda kalsalardı da olurdu nede olsa orası da anavatan değil mi.
21 Mayısta üçüncü sınıf bir turistik gezi organize etmekten öte bir anlamı olmayan bu "lise talebesi" etkinliğine gidenleri, bu etkinliğe katılanlardan bazılarının meslektaşı olan Hafitse Muhammed karşıladı. Kim bilir ağa babaları Hafitse Muhammed ile ne kadar çok "görüş alışverişinde" bulunmuşlardır.
Gidenlerden diğer bazıları ise şimdi açıkta kalmış olmalılar ki "kullanıma her an hazır" durumlarında ibreyi Rusya Federasyonuna çevirdiler.Rusya Fede.onları alıp tepe tepe kullanacak tabi.
İbrahim abi bu gruba Çerkesya Yurtseverleri demen insanların aklına ve zekasına hakaret olabilir.Çünkü onlar eski konumlarından istifa etiler.Şu anda Donetsk-Luhansk isyancılarının Çerkes Diasporasındaki fahri büyükelçileri ve gönüllü şövalyeleri.Çiziktirdikleri şeylere bakılırsa onlar bir "Donetsk Yurtseveri" artık.Bence gönüllü toplayıp orada Batı ve özellikle ABD emperyalizmine karşı cenk eylesinler :),ama nerde,"aklım kobanide kalbim egede kaldı" gibilerinden uzaktan atışa devam.Yarın bu cıfıt çarşısı Abhazyayı da yalamaya kalkarsa hiç şaşırmam.
Daha dün kasap vitrinindeki ciğeri izleyen kedi gibi,Amerikalı Çerkesler kanalıyla Amerikaya kaynak yapmaya çalışan zavallılar şimdi anti emperyalist takılıp Rusyaya bağlılıklarını her daim yineliyorlar. ''Rusya bir muz cumhuriyeti değil ki, bakın bize bir şey yapmadı ki, bakın bizi engellemedi ki'' diyerek sevindirik olanlara sesleniyorum, bu millet sizin onlarla işbirliği yaptığınızı anlamayacak kadar aptal değil.İnsan hiç kendi evladına kıyarmı :)
