Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Mahmut Bi
Çerkes; ‘’Çektiklerin Yeter! Uyanman gerek’’
07 Aralık 2015 Pazartesi Saat 11:41
Bilindiği üzere, Ruslar 18.yüzyıldan itibaren Kafkasya’yı ve Orta Asya’yı işgale başlayınca, batılı devletlere güya makul gerekçeler göstermek amacıyla ”Gorcakof Deklarasyonu”nu yayınlamıştır.

Bu şekilde batı medeniyetini Türk ve Kafkas halklarına ulaştırma maskesi altında, bu işgalleri gerçekleştirmeyi başarabilmiştir.

Ne var ki bu işgal politikası, sonucunda barbarlığın en dehşetli uygulamaları işleme kondu!

Milyonlarca insanın kanını akıtılması.

Milyonlarca insanın sürgün edilmesi, işgal edilen yerlerde ki insanların değerini hiçe saymak vardı.

Kuvvet ve zorbalık; aklın ve insanlığın önüne geçmişti.

Bu sömürge politikalarıında maneviyat ya da vicdan aramak boşunadır.

Rusya’nın bu istila görevini gerçekleştirirken, hiçbir devletin ona karşı durmaması, dünyanın sözde medeni ülkelerini, öne sürdüğü argümanlarla inandırmış gibi görünmektedir.


Biz tarihini bilen ve milli değerlerine sahip çıkan bir millet olmak durumundayız.

Acı da olsa, gerçekleri bileceğiz. Yeni nesillere bu acı, ve çıplak gerçeği öğreteceğiz.

Böylece, kimsenin saptıramayacağı zaten var olan tarih bilinci, ulusal belleklerimizde sonsuza kadar yaşayacaktır.

Bunu yok etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Tarihi incelediğimiz de, bağımsızlıklarına kavuşan ulusal hareketlerde, din ve milliyet gerçeği daima beraber, iç içe birlikte rol oynamıştır.

Ne yazık ki, 1917 tarihinden itibaren SB yalan vaatlerle ve baskılarla 1990’lı yıllara kadar, hem Çerkes halkının birlik ve beraberliğini, hem de Kafkas halklarının dayanışma ve kardeşlik anlayışını yok etmeye çalışmıştır.

20.yüzyıl içinde SB’nin dağılması ile birlikte, her halk grubu, ortak ‘’Kafkas Kültürü’’ bir yana, kendi ulusal adlarına dayalı, benzer yapılanmalar içerisine kendi başlarına girmişlerdir.

Adige / Çerkes halkı; geçmişte olduğu gibi, diğer Kafkas halkları ile birlikte yaratılan müşterek Kafkas kültürüne daima sahip çıkacaktır.

Gelecekte ki ortak kaderimize inanıyoruz.

Komşuluk ve iyi ilişkilere de.

Demokrasi ve insan haklarına inanmayı da sürdüreceğiz.

Kutsal bir değer olarak halkımızın ortaya koyduğu Xabze ‘ye sahip çıkmayı da…

Ulusal varlığımızın devamı için yapılması gereken, yaşadığımız her yerde kendi ulusal varlığımız yanında, bölgesel anlamda birlik ve beraberliğin tesisi için, kadim zamanlardan bu yana yaşadığımız topraklarda, "Ortak Kafkas uygarlığı"nın bir parçası olduğunu da unutmayarak.

Zaman akıcı ve zahmetli olsa da, gücü ve saygınlığı ile dünyada kabul gören Çerkesya (Circassia/Cherkessia)‘yı yeniden kuramazsak, anayurdumuzdan, tarih sahnesinden ve yeryüzünden silinmekten kurtulamayız.

Bu uğurda yılmadan, usanmadan çalışmak, gayret etmek, her Adige (Çerkes’in)’in en büyük ideali olmalıdır.

Elbet bir gün hak ve adalet yerini bulacaktır.

Ve tarih şahittir ki, zalimlerin, zorbaların kurdukları yönetimler çok yaşamadan yıkılmışlardır. Bundan böyle de yıkılacaktır.

İnsan haklarına zerre kadar değer veriyor ve demokrasiye inancımızdan nasıl kuşku duymuyorsak, ülkemizin geleceğinden de kuşku duymamalıyız.

Bugün Kafkasya (Odice)‘da binlerce yıldan bu yana varlığı biline gelen, tarihi Çerkesya, özgür ve birleşik bir ülke olarak, neden yeniden ayağa kalkmasın?

Bugün işgal altındaki topraklarda her türlü sosyal ve tarihi nedenlerle büyük ölçüde uzaklaştırılmaya çalışıldığımız ulusal benliğimize dönmek zorundayız.

Eskiden olduğu gibi değil, daha da mükemmeliyle, yeniden Çerkesya (Circessia/ Şerakese)’da büyük bir ulus olmaya, dünyaca saygı görmeye, özgürlüklere kavuşmaya, kim, ne kadar zaman engel olabilir?

Bugünden tezi yok, Çerkesya’nın öz güçlerinin silkinip, ayağa kalkmalarında, Nart kahramanı Sosrukua ‘nın meşalesinden fışkıran özgürlük ateşi gibi, her Kafkaslı kadar, Adige (Çerkes)’in yüreğinde de muhteşem bir kudret kaynağı vardır.

Çerkes/Adige dili(Kabardey şivesin)de bir söz vardır; ‘’Vuşekeher Yurukuns. Vugavuşun Khues.’’

Yani ; ‘’Çektiklerin Yeter .Uyanman gerek.’’

Çerkes! Artık yeter!


Bu yazı toplam 4918 defa okundu.





SEMİH AKGÜN

Hiç bir kimseye kişisel nefretimiz ya da düşmanlığımız yoktur. Hiç bir resmi ya da sivil kuruma saygısız veya yok gören/ görmezden gelen tavrımız olmadı. Buna rekabet duygusuyla baktıklarımızda dahil.

Halklar arası düşmanlıklara pirim vermedik, kin ve nefret söylemine daima uzak kaldık.

Ayrıştırıcı ya da savaş yanlısı bir tutum almadık. Şiddete, teröre ve aşırılıklara karşı aramıza mesafe koyduk.

Kışkırtıcı olmadık. Ham hayaller peşinde koşmadık.

Ucuz slogan atmadık, sığ düşüncelere itibar etmedik, kuru inkar politikaları gütmedik, popülist davranmadık, yağcılık/ yalakalık yapmadık, iftira ve küfürler savurmadık.

Sadece ve sadece kendimizi açıklıkla ifade etmeye, halkımız, anayurdumuz, diyaspora, dilimiz, kültürümüz ve özgürlükler üzerine ürettiğimiz düşünce ve politikalarımızı cesurca savunmaya çalıştık.

Evelemeden gevelemeden, çarpıtmadan, saptırmadan, net ve sade ifadelerle anlatmayı denedik.

Halkımız ve ülkemiz için gerçekçi, akılcı, olabilir, uygulanabilir, başarılabilir olanları tahlil etmeye çalıştık.

Tam bu noktada her politik düşünce topluluğunun yaptığı gibi bazı önceliklerimiz olduğunu söyledik ve onları sıraladık.

Kendi olamayanın, hiç olamayacağını, barışın ancak ve ancak iki eşit(ler) arasında olabileceğini ve eğer kapanmamış bir konu, bir defter varsa (ki bizim ana tezlerimizden biri de budur) bu hesabın görülmesi gerektiğini ve halklarımız arasında barış ve güvenli bir gelecek için karşılıklı saygının olmazsa olmazımız olduğuna sık sık değindik.

Çerkes halkının bugün itibarıyla, yolunu yitirmiş, kaptansız, rehbersiz, klavuzsuz, rotasız, pusulasız, bir gemi olduğunun altını çizdik. Bu sebeplerden dolayı, hiç bir kimseyi haksızca yerden yere vurmadık.

Sadece meşru eleştiri gücümüze dayanarak, yanlışların nerede yapıldığını, yapılanların arkasında ki varsa samimiyetsiz tabloyu ifşa ettik. Ve korkakları, korkularıyla, hatalıları hatalarıyla yüzleştirdik.

09 Aralık 2015 Çarşamba Saat 17:11
Tıkhuj Sezgin Dokuz

Biz tarihimizde köylerimizi dahi pshı olmadan kurmadık. Ancak günümüzde birliğimizi istemeyen güçler ve bilinçsiz soydaşlarımız sürekli birliğimize bilerek veya bilmeyerek kast etmişlerdir.Sürekli birilerinin oyun piyonu olmak bize göre değil.
Biz şura ruhunu geri kazanmak zorundayız,ailelerimizin bir büyüğü mevcut ,bu aile büyükleri ne pahasına olursa olsun bir araya gelmeli ve bir lider seçilmeli ona biat edilmeli etrafında güçlü bir halka olmalıyız.onun dışındaki çalışmalar bizi yaralar.Hiç bir çerkes kendi seçmediği birini tanımaz ve biat etmez.Amatör girişimler ve stk lar bizi bir yere götürmez.Olay folklorik düzeyde kalır.Büyük güçler bizleri kullanarak birbirlerine ders vermek isteyebilir,dengesini bozmak isteyebilir,bizler hem akıllı hem diplomatik olmak durumundayız.Çevre deki halklar ile bizim sınır ve siyasi sorunlarımızı halletmemiz onlar ile geçici dahi olsa güç birliği yapmak zorundayız.Bu ise Rusya güdümündeki cumhur başkanları ile olmaz.Halkın bilinçlenmesi ile olur.Dostumuzu düşmanımızı,eğriyi doğruyu,bizi kullanmak için gaza getirenleri çok iyi tanımalıyız.Yeter artık derken de ayağınızın sert bir zemine basması gerekir.Kuru gürültü ile gaza gelen birkaç gencin heba olmasından başka bir yere varılamaz.Şu iletişim çağında halkın bilinçlenmesinden ve öz değerlerine geri dönmesinden başka çare yoktur.Bunlar ise bir süreç olarak önümüzde duruyor. biraz zaman alacaktır.

08 Aralık 2015 Salı Saat 13:44
Mahmut Aydemir

Bir işe başlamak, işi başarmanın yarısıdır diye boşa dememişler. Geçte olsa başlanmış bir iş mutlaka er gec bitecekttir.

Her iş zaman ister. Başarıya inanmalı ve sıkı durmalıyız. Ama karşımızdaki gücü de zayıf görmemeli, hafife almamalıyız.

08 Aralık 2015 Salı Saat 11:54
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net