Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Huşt Semih Akgün
BASKI İLE ZULÜM İLE NEREYE KADAR?
31 Aralık 2015 Perşembe Saat 10:57

Özgürlük ile ilgili görsel sonucu

Kim ne derse desin sosyalizm dönemi, Rus olmayan halklar için çok karanlık ve olumsuz dönemler içermiş olsa da, son 15 yıldır Rusya'da yaşanan "Vahşi Kapitalizm ve Otokrasi" döneminin yanında neredeyse aranır hale gelmiştir.

Evet! Stalin döneminde birçok halk, sorgusuz sualsiz ve haksız olarak sürgüne uğramıştır.

Evet! Onbinlerce aydın tutuklanıp, birçoğu kurşuna dizilmiştir.

Evet! Baskı ve sindirme dönemlerinde SSCB adeta bir halklar hapishanesine dönüşmüştür.

Fakat! Son 15 yılda neler olmamıştır ki?

Binlerce yıldır yan yana yaşayan, birbirlerini kardeş bilen halklar arasına nifak tohumları ekilerek düşman haline dönüştürülmüşlerdir. Buyurun Çeçenler ve Osetler.

Yine provakatif eylemlerle özellikle dini hareketleri çığırından çıkartıp, aşırılıkçılığın gelişmesine çanak tutulmuş ve halklar kan banyolarından geçirilmişlerdir (*).

Dil, kültür ve edebiyat konularında halkların gelişmeleri engellenmiş ve pompalanan bu tür faaliyetler toplumları neredeyse durma noktasına getirmiştir.

Nitekim Çerkesya'nın en önemli gazetelerinden Adığe Mak olumsuz sinyaller veriyor. Derbe Timur, Adıǵe mak Genel Yayın Yönetmeni gazetenin 6 Temmuz 2015 tarihli sayısında; "Gazeteye abone yazma kampanyamızı tamamlamış bulunuyoruz, ancak sonuçtan memnun değiliz. Önceki yıllar gazetemizin tirajı dört bini aşıyordu, şimdi üç bin iki yüz elli." ( http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=6716 ) Demek ki tirajda giderek düşen bir grafik söz konusu. Neden? Devlet desteği yok?

SSCB. döneminde tüm dillere eşit olmasa da bir destek sağlanıyordu. Aydınlar, sanatçılar, yazarlar, edebiyatçılar devlet desteğinden yararlanabiliyorlardı. Bugün bu destekler artık yok ve dil-kültür ve değerler, piyasanın insafına terk edilmiş. Sonuçta bütün bu kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların arkasında çeşitli kurumlarıyla devlet arz-ı endam etmekte.

Aslında onlarca halkın birden "Benim devletim (!)" demesi gereken, onları tek elden yöneten, kutsal devlet; "Rusya Federasyonu." Ama İsviçre gibi düzgün ve benimsenmiş bir oluşum değil.

Sonuçta; SSCB döneminde, ideolojik düşmanlık olmadıktan sonra diller, kültürler cezalandırılmamıştı.

Stalin döneminde cezalandırılmış olan uluslar da (Çeçen, İnguş, Karaçay- Balkar ve Kalmık nüfus) Kruşçev döneminde geri getirilmişlerdi (Volga Almanları, Baltıklı Germenler, Kırım Tatarları, Ahıska/ Mesheti Türkleri ve Koreli nüfus dışında). Yani yapılanlar bir nebze telafi edilmişti.

Oysa son 15 yıldır yükselen Putinizm ile halklar tümüyle cezalandırılmış, bölgesel kalkınma planları uygulanmamış ve kültürel, dilsel açıdan halklar giderek gerilemişlerdir. Sonuç olarak da Rus asimilasyonu ve Ruslaşma.

Özgürlükler, toplumsal, bireysel her yönüyle ortadan kalkmış ve halkların ilerlemesi durdurulmaya çalışılmıştır.

Ekonomik yoksulluk yaygınlaşmış, insanlar topraklarını terke zorlanmış, işsizlik ve sefalet yaşam kalitesini ortadan kaldırmıştır.

Sorarım size nereye kadar?

Baskı ve sindirme ile nereye?

Yakın yazılarından birinde yazarımız Hapi Cevdet Yıldız​'ın da belirttiği gibi dil, kültür ve eğitim ancak ve ancak devlet eliyle yürütülürse yaşatılabilir.

Eğer bu girişimler sistematik olarak devlet tarafından desteklenmez ve kişisel seçim olarak kalırsa, sorunun kendi ortada kalır. Hiç bir şey yapılmaz, sahipsiz kalır.

Dillerin, kültürlerin ölümü de bu şekilde olur.

Anımsayın; çocukluğumuzda hepimizin sevmediği bir ders olmuştur.

Anımsayın; "Matematik okumasam, ne olur!" ya da "Gramer'den bana ne?" sözleri ne kadar çok edilirdi.

Bu tür durumlarda sorun, ne çocuklara, ne yetişkinlere, ne de sıradan halk kitlelerine emanet edilir. Sorarım eğitim, bireylerin insafına bırakılacak kadar önemsiz bir şey midir?

Tabii ki bir halk diğerinden daha duyarlı ve herşeyin farkındaysa, diline de, kültürüne de, özgürlüklerine de sahip çıkar, onu yaşar, yaşatır ve geliştirir.

Ama devletsiz olan halk, her zaman için tehdit/ tehlike altındadır.

Kültürler, diller, ulusal hazineler, değerler, kişisel emanete bırakılacak bir bavul değildir.

Devletsiz bir halk olarak bu tür sorunları çok sık yaşıyoruz. Belli ki daha uzunca bir süre daha yaşayacağız. Kurumsallaşamadığımız, devletleşemediğimizde de sürünerek yok olup gideceğiz.

Bunu anarşist arkadaşlar hiç sevmeyecek ama....Türklerin bir atasözü var ya hani, onu hiç bir zaman unutmamalı; "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!"

Kısaca Rusya Federasyonu, sadece Rusların federasyonu olma kararındaysa, bundan sonra olacaklara alınma hakkı yok.

RF’de yaşayan ve Rus olmayan tüm halklar kendi başlarının çaresine bakacaklardır.

Bu yüzden bizim de aramızdan çıkan ve "Aman! Sesimizi yükseltmeyelim!", "Yan baktın Rus'a, göz diktin diye!" türlü bahanelere sığınanlar bunu anlamalıdırlar.

Bu sütundan RF yetkililerine, meclisine, hükümetine ve Devlet başkanı Putin'e seslenmek istiyorum;

Seçim yapmak sizin elinizde. Bugün birilerinin dalına basarak, susturabilirsiniz ya da birilerini satın alabilirsiniz. Tutuklayabilir, baskı uygulayabilirsiniz. Tehdit ve şantajla tedirgin edebilirsiniz. Hatta yaşama haklarımıza da göz dikebilirsiniz.

Ama bu sürdürülebilir bir durum olmaz, olamaz.

Terör sadece bireysel veya grupsal olarak başvuru yöntemi değildir. Şunu iyi biliyoruz artık; terör günümüz dünyasında devletlerin de başvurduğu fakat gizlediği bir yöntemdir. Kısaca devletsiz bir halkın aydını olarak, nasıl kişisel- grupsal şiddet ve terörizmi desteklemiyor ve reddediyorsak, devlet terörünü de reddediyor ve lanetliyoruz.

Rusya ve bölge ülke idarecilerinden, dünya kamuoyundan bizlerde aynını bekliyoruz. Özgürlük, kişisel-toplumsal haklara saygı, hukuk ve adalet istiyoruz. İstediğimiz çok mudur?

Konu ile yakından ilgili olduğu ve bir deneysellik ortaya koyduğu için Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi’nin bazı dizelerini buraya alacağım. http://www.antoloji.com/hurriyet-kasidesi-siiri/ bunu günümüz Türkçesine sadeleştirmiş, onu da olduğu gibi aktarıyorum.

Gelen 2016 yılı Çerkes halkı ve tüm dünya insanlığı için barış, huzur ve adalet getirir umarım.

İyi yıllar... Sevgi ve saygı ile kalın!


Hürriyet Kasidesi

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten

Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten

Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten.

Muini zâlimin dünyada erbâb-ı denaettir
Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten

Hemen bir feyz-i bâkî terk eder bir zevk-i fânîye
Hayatın kadrini âli bilenler, hüsn-i şöhretten.

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten.

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

Felekten intikam almak, demektir ehl-i idrâke
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedâmetten

Durup ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i millette
Çıkar âsâr-ı rahmet, ihtilaf-ı rey-i ümmetten

Eder tedvîr-i âlem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihân titrer sebât-ı pây-ı erbâb-ı metânetten

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki âlâdır vezâretten sadâretten

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten




Hürriyet Kasidesi'nin Açıklaması:

çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek
kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık.

kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz,
mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz.

eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma;
yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez.

vücudun mayası, vatan toprağıdır;
bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz.

dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir;
insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir.

hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile
geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

insanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir;
insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır,
fakat kendi nefsinden utanmaz.

akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması
ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir.

başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur;
koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

iktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar;
metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar;
milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma!

zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir;
bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

ışık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir;
tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

biz o osmanlılar boyunun ulu soyundanız;
mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki
bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

biz o yüce yaratılışlı milletiz ki
hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert,
yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa,
yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin,
millet yolunda hizmetten dönersem kahpeyim.

bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın;
bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir.

vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş,
aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım;
benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın;
senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

zulüm ile, işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün;
eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış.

gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer;
ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez.

ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin.
gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk.

şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme;
güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın.

ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun;
dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin.

hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir;
allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun.

ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı,
artık gaflet uykusundan uyan!
 

Namık Kemal




Bu yazı toplam 5913 defa okundu.





burak demirci

Türkiyede durum ne?Günden güne türkleşiyoruz ve yok oluyoruz.Ne olacak? Şu olacak yakın gelecekte bizden de çakma adidas eşofmanlı eşkiyalar türeyecek türkten türkçü!!! İşte bu olacak..
Yazarında belirttiği gibi günümüzde devletsizlik eşittir sahipsizlik asimilasyon ve yok oluş.
Türk şanslı, devşirilip kullanılacak bir kaç milyon adige daha var tıpkı devşirilmiş türkleşmiş diğer halklar gibi yemede yanında yat.
Yazar rusyadaki duruma atıf yapmış bence bizdeki durumda bu.

12 Ocak 2016 Salı Saat 21:36
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net