


Kim ne derse desin sosyalizm dönemi, Rus olmayan halklar için çok karanlık ve olumsuz dönemler içermiş olsa da, son 15 yıldır Rusya'da yaşanan "Vahşi Kapitalizm ve Otokrasi" döneminin yanında neredeyse aranır hale gelmiştir.
Evet! Stalin döneminde birçok halk, sorgusuz sualsiz ve haksız olarak sürgüne uğramıştır.
Evet! Onbinlerce aydın tutuklanıp, birçoğu kurşuna dizilmiştir.
Evet! Baskı ve sindirme dönemlerinde SSCB adeta bir halklar hapishanesine dönüşmüştür.
Fakat! Son 15 yılda neler olmamıştır ki?
Binlerce yıldır yan yana yaşayan, birbirlerini kardeş bilen halklar arasına nifak tohumları ekilerek düşman haline dönüştürülmüşlerdir. Buyurun Çeçenler ve Osetler.
Yine provakatif eylemlerle özellikle dini hareketleri çığırından çıkartıp, aşırılıkçılığın gelişmesine çanak tutulmuş ve halklar kan banyolarından geçirilmişlerdir (*).
Dil, kültür ve edebiyat konularında halkların gelişmeleri engellenmiş ve pompalanan bu tür faaliyetler toplumları neredeyse durma noktasına getirmiştir.
Nitekim Çerkesya'nın en önemli gazetelerinden Adığe Mak olumsuz sinyaller veriyor. Derbe Timur, Adıǵe mak Genel Yayın Yönetmeni gazetenin 6 Temmuz 2015 tarihli sayısında; "Gazeteye abone yazma kampanyamızı tamamlamış bulunuyoruz, ancak sonuçtan memnun değiliz. Önceki yıllar gazetemizin tirajı dört bini aşıyordu, şimdi üç bin iki yüz elli." ( http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=6716 ) Demek ki tirajda giderek düşen bir grafik söz konusu. Neden? Devlet desteği yok?
SSCB. döneminde tüm dillere eşit olmasa da bir destek sağlanıyordu. Aydınlar, sanatçılar, yazarlar, edebiyatçılar devlet desteğinden yararlanabiliyorlardı. Bugün bu destekler artık yok ve dil-kültür ve değerler, piyasanın insafına terk edilmiş. Sonuçta bütün bu kötülüklerin, zulümlerin, haksızlıkların arkasında çeşitli kurumlarıyla devlet arz-ı endam etmekte.
Aslında onlarca halkın birden "Benim devletim (!)" demesi gereken, onları tek elden yöneten, kutsal devlet; "Rusya Federasyonu." Ama İsviçre gibi düzgün ve benimsenmiş bir oluşum değil.
Sonuçta; SSCB döneminde, ideolojik düşmanlık olmadıktan sonra diller, kültürler cezalandırılmamıştı.
Stalin döneminde cezalandırılmış olan uluslar da (Çeçen, İnguş, Karaçay- Balkar ve Kalmık nüfus) Kruşçev döneminde geri getirilmişlerdi (Volga Almanları, Baltıklı Germenler, Kırım Tatarları, Ahıska/ Mesheti Türkleri ve Koreli nüfus dışında). Yani yapılanlar bir nebze telafi edilmişti.
Oysa son 15 yıldır yükselen Putinizm ile halklar tümüyle cezalandırılmış, bölgesel kalkınma planları uygulanmamış ve kültürel, dilsel açıdan halklar giderek gerilemişlerdir. Sonuç olarak da Rus asimilasyonu ve Ruslaşma.
Özgürlükler, toplumsal, bireysel her yönüyle ortadan kalkmış ve halkların ilerlemesi durdurulmaya çalışılmıştır.
Ekonomik yoksulluk yaygınlaşmış, insanlar topraklarını terke zorlanmış, işsizlik ve sefalet yaşam kalitesini ortadan kaldırmıştır.
Sorarım size nereye kadar?
Baskı ve sindirme ile nereye?
Yakın yazılarından birinde yazarımız Hapi Cevdet Yıldız'ın da belirttiği gibi dil, kültür ve eğitim ancak ve ancak devlet eliyle yürütülürse yaşatılabilir.
Eğer bu girişimler sistematik olarak devlet tarafından desteklenmez ve kişisel seçim olarak kalırsa, sorunun kendi ortada kalır. Hiç bir şey yapılmaz, sahipsiz kalır.
Dillerin, kültürlerin ölümü de bu şekilde olur.
Anımsayın; çocukluğumuzda hepimizin sevmediği bir ders olmuştur.
Anımsayın; "Matematik okumasam, ne olur!" ya da "Gramer'den bana ne?" sözleri ne kadar çok edilirdi.
Bu tür durumlarda sorun, ne çocuklara, ne yetişkinlere, ne de sıradan halk kitlelerine emanet edilir. Sorarım eğitim, bireylerin insafına bırakılacak kadar önemsiz bir şey midir?
Tabii ki bir halk diğerinden daha duyarlı ve herşeyin farkındaysa, diline de, kültürüne de, özgürlüklerine de sahip çıkar, onu yaşar, yaşatır ve geliştirir.
Ama devletsiz olan halk, her zaman için tehdit/ tehlike altındadır.
Kültürler, diller, ulusal hazineler, değerler, kişisel emanete bırakılacak bir bavul değildir.
Devletsiz bir halk olarak bu tür sorunları çok sık yaşıyoruz. Belli ki daha uzunca bir süre daha yaşayacağız. Kurumsallaşamadığımız, devletleşemediğimizde de sürünerek yok olup gideceğiz.
Bunu anarşist arkadaşlar hiç sevmeyecek ama....Türklerin bir atasözü var ya hani, onu hiç bir zaman unutmamalı; "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!"
Kısaca Rusya Federasyonu, sadece Rusların federasyonu olma kararındaysa, bundan sonra olacaklara alınma hakkı yok.
RF’de yaşayan ve Rus olmayan tüm halklar kendi başlarının çaresine bakacaklardır.
Bu yüzden bizim de aramızdan çıkan ve "Aman! Sesimizi yükseltmeyelim!", "Yan baktın Rus'a, göz diktin diye!" türlü bahanelere sığınanlar bunu anlamalıdırlar.
Bu sütundan RF yetkililerine, meclisine, hükümetine ve Devlet başkanı Putin'e seslenmek istiyorum;
Seçim yapmak sizin elinizde. Bugün birilerinin dalına basarak, susturabilirsiniz ya da birilerini satın alabilirsiniz. Tutuklayabilir, baskı uygulayabilirsiniz. Tehdit ve şantajla tedirgin edebilirsiniz. Hatta yaşama haklarımıza da göz dikebilirsiniz.
Ama bu sürdürülebilir bir durum olmaz, olamaz.
Terör sadece bireysel veya grupsal olarak başvuru yöntemi değildir. Şunu iyi biliyoruz artık; terör günümüz dünyasında devletlerin de başvurduğu fakat gizlediği bir yöntemdir. Kısaca devletsiz bir halkın aydını olarak, nasıl kişisel- grupsal şiddet ve terörizmi desteklemiyor ve reddediyorsak, devlet terörünü de reddediyor ve lanetliyoruz.
Rusya ve bölge ülke idarecilerinden, dünya kamuoyundan bizlerde aynını bekliyoruz. Özgürlük, kişisel-toplumsal haklara saygı, hukuk ve adalet istiyoruz. İstediğimiz çok mudur?
Konu ile yakından ilgili olduğu ve bir deneysellik ortaya koyduğu için Namık Kemal'in Hürriyet Kasidesi’nin bazı dizelerini buraya alacağım. http://www.antoloji.com/hurriyet-kasidesi-siiri/ bunu günümüz Türkçesine sadeleştirmiş, onu da olduğu gibi aktarıyorum.
Gelen 2016 yılı Çerkes halkı ve tüm dünya insanlığı için barış, huzur ve adalet getirir umarım.
İyi yıllar... Sevgi ve saygı ile kalın!
Hürriyet Kasidesi
Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten. Muini zâlimin dünyada erbâb-ı denaettir Köpektir zevk alan, sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten Hemen bir feyz-i bâkî terk eder bir zevk-i fânîye Hayatın kadrini âli bilenler, hüsn-i şöhretten. Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten. Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten Felekten intikam almak, demektir ehl-i idrâke Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedâmetten Durup ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i millette Çıkar âsâr-ı rahmet, ihtilaf-ı rey-i ümmetten Eder tedvîr-i âlem bir mekînin kuvve-i azmi Cihân titrer sebât-ı pây-ı erbâb-ı metânetten Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler Ki ednâ zevki âlâdır vezâretten sadâretten Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ey bidâd Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten Hürriyet Kasidesi'nin Açıklaması: çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık. kendini insan bilenler halka hizmet etmekten usanmaz, mürüvvet sahibi olanlar zavallılara yardım etmekten kaçınmaz. eğer millet, hor görülmüşse onun şanına bir eksiklik geleceğini sanma; yere düşmekle cevher, değerinden özünden birşey kaybetmez. vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz. dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir. hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir. insanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir; insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler? kişi dünyada herkesten kendini alçak görür, ayıplanmaktan kaçınır, fakat kendi nefsinden utanmaz. akıllı ve bilinçli olanların, yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması, felekten intikam almak demektir. başarının, üstünlüğün değeri, milletin gönül birliğinde durur; koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar. iktidar sahibi bir kişinin azim gücü, dünyanın bir düzene girmesini sağlar; metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer. kader, her feyzini, her lütfunu bir zaman için saklar; milletteki gevşeklikten, zayıflıktan sakın korkma! zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir; bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın. ışık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir; tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın. biz o osmanlılar boyunun ulu soyundanız; mayamız, bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır. biz o yüce hamiyetli, çalışkan ve güçlü kişileriz ki bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik. biz o yüce yaratılışlı milletiz ki hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir. hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert, yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı? cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa, yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir. felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin, millet yolunda hizmetten dönersem kahpeyim. bu yolda çektiğim acılar, sıkıntılar anılsın; bunun en basit zevki bile vezirlikten, sadrazamlıktan daha iyidir, yücedir. vatan, bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş, aşkına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor. korkudan, yalvarma yakarmadan uzağım; benim yanımda görevim menfaatimden, hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür. ey adaletsiz, milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın; senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir. zulüm ile, işkence ile hürriyeti ortadan kaldırmak ne mümkün; eğer kendinde bir güç görüyorsan insanoğlundan idraki kaldırmaya çalış. gönülde çalışma gevheri, elmas cevherine benzer; ağırlığın tesirinden, baskının şiddetinden ezilmez. ey hürriyetin güzel yüzü, sen ne büyüleyici imişsin. gerçi esaretten kurtulduk derken senin aşkının esiri olduk. şimdi kalbi fethedecek güç sendedir, güzelliğini gizleme; güzelliğin, milletin nazarlarından ebediyete kadar uzak kalmasın. ey geleceğin umudu, sen ne can dostuymuşsun; dünyayı bütün üzüntü ve sıkıntılarından kurtaran sensin. hükmetme çağı senindir, hükmünü dünyaya geçir; allah yüceliğini her türlü belâlardan korusun. ey yaralı kükreyen aslan, senin gezdiğin güzel sahralar zulmün köpeklerine kaldı, artık gaflet uykusundan uyan! |
Namık Kemal |
Türkiyede durum ne?Günden güne türkleşiyoruz ve yok oluyoruz.Ne olacak? Şu olacak yakın gelecekte bizden de çakma adidas eşofmanlı eşkiyalar türeyecek türkten türkçü!!! İşte bu olacak..
Yazarında belirttiği gibi günümüzde devletsizlik eşittir sahipsizlik asimilasyon ve yok oluş.
Türk şanslı, devşirilip kullanılacak bir kaç milyon adige daha var tıpkı devşirilmiş türkleşmiş diğer halklar gibi yemede yanında yat.
Yazar rusyadaki duruma atıf yapmış bence bizdeki durumda bu.
