Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Katran da Sürmeli
21 Mayıs 2010 Cuma Saat 11:46

16 Mayıs tarihinde İstanbul’da, 21 Mayıs Cuma günü Düzce’de ve daha benim duymadığım tarih ve günlerde Türkiye’de Çerkeslerin yaşadıkları bölgelerde 21 Mayıs günü mevlidler okunarak, dualar getirilerek anılıyor.

Kafkasya’da da durum pek farklı değil. Adıge Cumhuriyeti’nin resmi anma programında devlet üst düzey yöneticilerinin yanısıra Adıgey ve Krasnodar eyaletinin müftüsü Yemıj Nurbıy’de yer alıyor. Bu savaşta ölenlerin anısına dikilecek anıtın bulunduğu yerde ölenler için dua okuyacak, hatta müftünün yanısıra Adıgey’de yaşayan Hıristiyanların dini lideri de (kendi dininin gereklerine göre) dua edecek.

Geçtiğimiz hafta Adıgey’de Cuma namazı ardından İkinci dünya savaşında ölen, Rus-Kafkas savaşında canını verenler arasından cenaze namazı kılınmamışların gıyaplarında arkalarından cenaze namazı kılındı.

Halkımızın her kesiminde, diasporası ile vatanı ile bir hareketlilik var.  Geçmişimize insanlarımızın sahip çıkması hepimizi sevindiriyor. Geleceğe daha bir umutla bakmamıza sebep oluyor.

***

Taa, bin yıldan fazla bir tarihe sahip olup dünyadaki tüm Müslümanlar arasında bilinip anlatıla gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Peygamberimizin yaşadığı dönemde, yaşlı bir kadının devesi hastalanır. Devenin vücudunda yaralar çıkar, uyuz olmuştur.

Yaşlı kadın devesi iyileşsin diyerek dualar okur. Deve bir türlü iyileşmez. Yaşlı kadın telaşlanır peygamberimizin yanına gider:

“Ben günlerdir dua ediyorum devem iyileşmiyor.” der.

Peygamberimiz gülmüş müdür bilmiyorum, ama gülmemiştir, yaşlı kadını gülümsemesi ile küçük düşürmek istememiştir.

Yaşlı kadına cevap vermiş:

“Sen duana biraz katran kat, katran!”

Yaşlı kadın bunun ne demek olduğunu anlamaz merak eder yakınlarına sorar. Yakınlarından birisi cevap verir, kadını aydınlatır. “ Sen kendine düşen fiili işi yerine getirmiyorsun, fiilen dua etmiyorsun, sözle dua etmenin yeterli olacağını düşünüyorsun. Bu yüzdende duan kabul olmuyor. Önce deveni katran ile bir güzel ilaçlayacaksın, fiilen yapman gereken duayı böylece yapacaksın ardından sözlü (kavli) duaya yöneleceksin” der.

Kadın devesini katranla ilaçlar, ardından devenin üzerindeki uyuz yaralarının geçtiğini görür. Duasının kabul şartı olan fiiliyatı gerçekleştirdiğinde devesinin iyileştiğini fark eder.

***

Türkiye’de, diasporanın her köşesinde ve vatanda yaşayan Adıgelerin yaşamlarının her anında her aşamasında önlerine gelen umut verici ve üzücü her şeyin bir şekilde Rus-Kafkas savaşlarına uzanan kökü var.

Adıge (Çerkes) tarihi içersinde en acı ve yarası hala kanamakta olan olay Çarlık Rusyasının 21 Mayıs 1864’te nokta koyduğunu ilan ettiği Rus-Kafkas savaşları, bu tarihlerde ve neticesinde yapılan Çerkes soykırımı.

SSCB döneminde ve sonrasındaki Rusya Federasyonu döneminde Rusya devlet yöneticilerinin tarih sayfalarında yer alan geçmişte yapılan hataları telafi etmeye yönelik çabalarda bulunduklarını görüyoruz.  Mesela Karaçay-Balkar Çeçen-İnguş halklarına karşı İkinci Dünya Savaşı esnasında uygulanan bir dayanağı olmayan haksız sürgünün telafi edilmeğe çalışıldığını, devlet eli ile kanunen, resmi olarak, sürülenlerin vatanlarına geri getirilmeleri pek çok muafiyetle acılarının sarılmağa çalışıldığını biliyoruz.

İçinde bulunduğumuz sene içerisinde yine İkinci Dünya Savaşında katledilen Polonyalılar ile alakalı olarak RF’nun aldığı karar ve uygulamalar hepimizin bildiği dünyaca izlenen olaylardan birisi.

Rusya Federasyonu miras aldığı devlet yapılanmasının geçmişte yaptığı hataları telafi etmek hususunda diğer dünya devletleri ile kıyaslandığında oldukça iyi bir konumda.

Çerkes Soykırımı neticesinde vatanda genel Adıge nüfusunun % 10 kadarının kaldığı ve bunların oluşturdukları devletlerin bu konuyu zaman zaman dile getirdiklerini de hepimiz biliyoruz. % 10’un dile getirdiği ile % 100’ün dile getirdiğinin de aynı etkiye sahip olmayacağını da biliyoruz.

Kısaca bu yıl 21 Mayısta ağıt-mağıt söylemekle, sadece mevlit okutmakla yetinmeyelim. Fiilen, reel olarak yapmamız gereken şeyi, Rusya Federasyonu’na ve dünyaya derdimizi haykıralım.

Hep birlikte, gideniyle gidemeyeniyle, bedenimizle gönlümüzle 22 Mayısta Taksim’de olalım.


Bu yazı toplam 3828 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net