

18-21 Kasım 2009 tarihleri arasında Maykop’ta “ Bizim Kafkas Tebeşir Dairesi” adıyla Adığe-Abaza Tiyatro Festivali düzenlendi.
Yüzlerce seyirci tiyatronun birleştirici, iyileştirici etkisini paylaşmak üzere salonları doldurdular. Sahnenin gerisinde onları bekleyen nefeslerini tutmuş ışıkçılar, dekorcular; Abhazya, Karaçay Çerkessk, Kabardey Balkar ve Türkiye’den gelmiş Abaza (Abhaz-Abazin) , Adığe tiyatro oyuncuları vardı.
Salon ışıkları karardığında açılan yalnızca bir perde değildi. O, insan ruhunun en gizli derinliklerine inen ve derinliklerinde yatan en gizli hazinelerin kilidini açan sihirli bir aynanın buğusu,güzelliğin tüm formlarını kucaklayan bir deryaydı.. Her şeyin birlikte yaratıldığı, sayılamayacak kadar düşünce ve duygunun anlatıldığı tiyatro, hayatın en gerçek yansımasıydı.. Bize yeni bir ufuk ve dünya açan, bizi insana yakışan duygu ve düşüncelerle birleştiren toplumsal bir mucizeydi karşımızdaki.
Festival demek zaten coşku, heyecan ve yeni atılım demek. Adığe-Abaza tiyatro dünyasının ustaları izleyicilerin yüzüne, gönlüne an geldi bir hüzün an geldi bir kahkaha olarak yansıdılar. Katılan gruplar sergiledikleri birbirinden güzel oyunlarla Adığe ve Abaza (Abazin-Abhaz) halklarının arasındaki dayanışma ve dostluğa sanat yoluyla katkıda bulundular. “İnsanı insana insanla” Adığece, Abazaca anlattılar.
Bu yıl ikincisi düzenlenen festivalde Kayseri Uzunyayla Derneği Tiyatro Grubu Gughe’nın katılımıyla bir ilk de yaşanıyordu.
Adığebzenin doğal kullanımının gerilediği,yeni kuşakların dilimizi konuşamadığı bir diaspora ülkesinden Adığebze tiyatro yapabilen genç bir gruptular.
İlkay Karaduman (Karatsuk) yönetmenliğinde bir araya gelen dört kişilik bu genç grup Utıj Boris’in yazdığı “Jemuğo Amerikem” adlı komedi türündeki oyunu sahnelediler.
Büyük beğeniyle izlenen oyunda oyuncuların teatral yeteneklerinin yanı sıra izleyenler için asıl şaşırtıcı olan Adığebzeye hakimiyetleriydi. Geçmişteki yasaklar, ekonomik ve siyasal globalizmin yanı sıra medya, TV ve film endüstrilerinin de etkisiyle yeni kuşakların artık dilimizi konuşamadıkları diasporadan anadilimizde tiyatro oynayabilecek ölçüde gençlerin çıkmasıydı.
Adığebze rüya gören Adığebze kavga eden Adığebze aşık olan ağlayan, tartışan bir izleyici kitlesini Adığebze güldürmeyi başardılar.
Bu noktada tiyatroya, dillerine, kültürlerine gönül veren bu gençlerimizi yürekten kutluyorum. Gençlerin takdiri hak eden performansları, istenirse diasporada güzel şeyler yapılabileceğine güzel bir örnek oluşturuyor.
Tiyatro grubunun üyesi gençler çalışmalara başladıklarında Adığe dilini sadece anlıyor ama konuşamıyorlarmış. Tiyatro çalışmalarıyla konuşur duruma gelmişler. Bu da anadilde tiyatronun dil öğrenmede ne kadar etkili olabileceğini, çocukların, gençlerin sanat yoluyla her şeyi çok daha kolay öğrenebileceklerini gösteriyor.
Yönetmenleri İlkay Karaduman; asimilasyonu durduracak politik bir hareketin olmadığı, toplumun krize girdiği, dilimizin köyden şehre göçle prestij kaybettiği, topluma dayatılan popüler eğlendiricilerin kol gezdiği bir ortamda dil ve sanat eğitimini birleştirerek bu gençleri Adiğebze konuşturmayı başarmış. Adığe gençlerini kendi dil ve kültürleri ile buluşturmuş ve Adıgebzenin genç kuşaklar arasında öğrenilmesine hizmet etmiştir.
Görülüyor ki İlkay, halkının yararına aktif rol oynuyor.
Geleceği yaşamlaştırmanın yolu biraz da sorunlara duyarlı bu tür özverili çalışmaların olmasından geçer. Diaspora Çerkes gençleri sistemleştirilmiş asimilasyonun ve tek tipleştirilmiş vatandaş prototipinin mağdurundan bilinçli bir Çerkese, yaşadığı her yerde diline, kültürüne sahip çıkan haklarını talep eden özneye dönüşmelidir.
Diasporada yeni kuşaklar dilimizi konuşamıyor olabilirler ama henüz suyu çekilmemiş olgun bir cevizin de içini dağıtmadan kırdığımızda iki yarıküreli buruşuk bir şey görürüz. İnsan beynine doğadaki en çok benzeyen tohumdur görünen. İşte o görünen şey tıpkı gençlerin potansiyeli gibi koskocaman bir ceviz ağacını yeniden üretecek bilgileri genetik şifrelerinde taşımaktadır.
Gughe Tiyatro Grubu’nun Maykop’ta sergiledikleri oyunu seyrederek Türkiye’deki Adığelerin Adığeliklerini kaybetmeyeceklerine dair umutlarımızı yeşerttik. Bu konuda çaba sarf eden insanlarımızın bitmediğine tanıklık etmiş olduk.
Festival boyunca tiyatro biletlerini aldığımızda diasporadan vatana, yazarından yönetmenine, müzikçisinden ışıkçısına, sahne amirinden dramaturguna, afişçisinden dekorcusuna, adına drama denilen muhteşem bir paslaşmayı gönlümüze sığdırdık.
Bu naif aidiyet öyle kuvvetli ki sahnede sadece Utıj Boris yok, sahnede sadece Jemuğo yok, sahnede sadece Gughe ve diğer gruplar yok, tüm Adığe-Abaza halkının umutları vardı.
