Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao Nadir Yağan
Adıge Demokratik Milliyetçiliği
18 Aralık 2009 Cuma Saat 18:17

Kişilerin mensup oldukları toplumu, ülkeyi sevme, koruma ve  geliştirme çabası; o toplumun sorunlarına öncelik verme  konusu; yasanın,dinin, kamu vicdanının doğru bulduğu son derece meşru, güzel bir duygudur.

Ne var ki milliyetçilik tarafından manipule edilir her zaman.   

Bir insan halkını  severken diğer  halkları küçümsemeye, onlara  karşı  düşmanlık beslemeye başlarsa; kendi halkının  çıkarları için diğerlerinin haklarını çiğnemeyi düşünürse;  kendi dilinin, kültürünün yeryüzünde yegane ve diğerlerinden üstün olduğunu iddia ederse gayrimeşru bir çizgiye gelmiştir . En masumane milliyetçilik işte buralarda başlar. Nerede bittiğini ise insanlık tarihinin utanç sayfaları yazar. 

Milliyetçiliğin kimi zaman bir zombi olarak yansıtılmasındaki en büyük etken, günümüzdeki milliyetçilik anlayışının çoğu kişi için malesef bu şekilde olmasındandır. Yani  içinde başka ulusları ve halkları dışlayan onları düşman gören bir boyut taşıyan bir ideoloji olarak görülür. Barışı, huzuru, hukuğu ve insan haklarını benimseyen bir dünya görüşüne sahip kişilerin fikir dünyası içinde bu türden bir görüş herhangi bir yer bulamaması da normaldir. 

Gelelim Adıge milliyetçiliğine. Evet Adığeler dahil her Kafkas halkının ulusal birliklerini yaratmayı savunmak doğrusu milliyetçi bir önermedir. İleri demokrasilerin olduğu ülkelerde ulusal birlik gibi bir önerme tarihe karışalı çok oldu. Bugün Alman birliği veya Fransız birliği gibi bir önermeden bahsetmek heralde epeyce saçma olurdu. Hatta bu türden çıkışlar milliyetçiği de aşan ırkçı bir söylem olarak anında mahkûm edilmekten kurtulamıyorlar. Zaten böyle birlik çağrıları, geçmişte bu ülkelerin başına çok belalar açtı.

Ancak varlığı ve geleceği ciddi tehdit altında bulunan bir halk  için birlik önermesi pozitif etki yapmakta, halkın geleceği  için direnişinin harcı olmakta, topluma dinamizm kazandırmaktadır. Halkların kendilerini savunma, koruma  dürtüsünden kaynaklanan milliyetçilik haksızlığa başkaldırı niteliği taşıdığından  demokratik bir yan bulundurur ve meşrudur.”Öteki” ne karşı tahakküm kurucu bir nitelikte olmayıp salt haksızlığa uğramışlık durumunu aşmaya yöneliktir. Adıgeler de gelişim sürecini tamamlamış bir halk değildir. Dünyanın dört bir yanında parçalanmış halde yaşıyoruz. Vatanımız dahil yaşadığımız hiçbir ülkede de egemen ulus değiliz. Kimse için  tehdit oluşturma potansiyelimiz de yok. Dolayısıyla tüm dünya Adıgelerinin  ulusal bir  duruş sergilemesi korkulacak bir milliyetçilik değildir. Hal böyle olunca Adıgelerin ulusal birlik konusunda kafa yormaları, çalışma yürütmeleri son derece anlaşılır bir şeydir. Ülkesi cumhuriyetlere bölünmüş, nufusunun çoğunluğu diasporada yaşayan  bir halkın birlik arzulaması,ayrı örgütlenmeyi istemesi ve bunun için çaba sarfetmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bugün ülkemizin  sahibi  olamayışımızın  altında kanımca milli duyguların zayıflığı da  yatar. Kuşkusuz  ulusal duyguların zayıflığının birçok nedeni olmuştur. Özellikle din faktörü, Adıgelerin  ulusal çıkarlarını düşünmelerini engelledi. Nedenler ne olursa olsun sonuç itibariyle zarar gördüğümüz büyük bir gerçektir. Artık pekçok farklı ülkede yaşayan Adıgeler  arasında siyasal uyanış alanında bir ilişkinin olması ve bunun özgürce yapılabilme koşullarının yaratılması, bir başka ulusu ve halkı tehdit etmediği müddetçe derinleşmesi ve kendisine özgü mekanizmaları oluşturması ciddi bir ihtiyaçtır. Bu, Adıge  ulusunun kendi geleceğini belirleme açısından da oldukça önemlidir.

Mevcut parçalanmışlığın toparlanabilmesi için Adıgeler de Abhazlar, Çeçenler gibi kendi örgütlenmelerini yaratmalıdırlar. Uzlaştırıcı, birleştirici Adıge demokratik  milliyetçiliğini  savunmak ve geliştirmek zorundadırlar. Bunu yapmadan Adıge ulusal bilincini derinleştiremezler, ulusal birliğini sağlayamazlar. Milletleşmenin ideolojisi olan milliyetçiliği tamamen reddederek küçük görerek millet olan tek bir toplum  gösterilemeyeceği gibi millet de olunamaz.  

Demokrat milliyetçilik diğer milletlerle hak eşitliğine dayanır ve ırkçılığı, üstünlüğü, saldırganlığı red eder. Barışcı, uzlaştırıcı, birleştiricidir ancak kendi ülkesine,halkına  haksızlık edilmesine karşıdır Bütün ırkların ve milletlerin eşitliği anlayışına dayanır. Kendi  milletinden olmayan insanları toplum içinde kendisiyle eşit siyasal haklara sahip vatandaşlar olarak kabul eder.Bir ulusun ayrı özelliklerini red etmez, tersine kabul eder ve ona göre kurumlaşır. Demokratik değerleri ve insan haklarına dayalı hukuğu kullanır, baskıya ve baskıcılığa karşıdır, ırk ve millet olarak düşmanları yoktur. Yurtseverdir, ülkesinde ve dünyada olan olaylara ülkesinin ve tüm halkının çıkarları açısından bakar. Örneğin Avrupa Birliği’ni oluşturan devletlerin milliyetçilik anlayışı bu teze dayanır. Bu devletler veya milletler  diğerinin  haklarına veya özelliklerine saldırıyı içermez. Tüm ulusal özellikler eşit bir temelde kabul görür ve korunur. 

Ne var ki Türkiye Adıge diasporasında  süregelen pratik olaylara  baktığımızda Adıgelerin kendi  ulusal iradelerinden  çok, “Kuzey Kafkasyalılık “ kavramını ön planda tuttuklarına ve ulusal aidiyet kimliğinden uzak durduklarına tanık olmaktayız. Sorunlarının anavatanla beraber ayrı bir örgütlenmeyi gerektirdiğini belleklerine ideolojide ve teoride yerleştirmiş olsalar bile pratikte milli ayaklarının bir yanının eksik, reflekslerinin zayıf olduğunu  söylemek mümkündür. 

Bir kısım diaspora Adıgesi  diğer Kafkasyalı halklara mensup eş, dost, arkadaş, akrabanın kendilerini  mikromilliyetçilik yaptıkları iddiasıyla  suçlamalarından  korkuyor. Hatta demokratik açılım konusunda talepleri dile getirmekte Türk arkadaşlarının “Kürtlerden sonra bir de siz mi başladınız ? ” türü suçlamalarından  korktuklarından daha çok korkuyorlar.

Bir kısmı ise   Kafkasya’daki tüm halkların Rusya’yı ezeli ve ebedi ortak düşman ilan edip tek devlet çatısı altında yaşayabileceklerini savunan “Iki deniz arasında tek devlet ” mottosundan bağlarını koparamamışlardır.

Böyle olunca da “Kuzey Kafkasyalılık” vb önermeleri bölgenin  kurtuluşu gibi algılıyorlar. Hatta  ürettikleri  fikirleri başkasının düşünemeyeceği kadar üstün bir zekanın ürünü gibi görme sanrısıyla ellerinde haritalarla düşlere dalıp ülkeyi kendi kafasında binlerce kez kurtarıp  ellerinde koskoca bir sıfırla dünyadan göçüp gidiyorlar.

Sonuç olarak Adıgeler  açısından gün  birlik olma günüdür. Bütün dünya Adıgeleri  için  Adıge sorunları üzerinde yoğunlaşıp çözümlerine katkıda bulunma konusunda   mütabakatda bir araya gelme zamanı kendini dayatmıştır. Aynı zamanda bunun “ayrımcılık, mikromilliyetçilik” olduğunu söyleyip Kafkas halklarının dostluğunu dayanışmasını bozacağını iddia edenlerin kuruntularını boşa çıkartma zamanıdır.


Bu yazı toplam 3185 defa okundu.





Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net