Karakter boyutu :
Çerkeslerin Ulusal Politikası ve Örgütlenme Üzerine (9)

25 Ağustos 2010 Çarşamba Saat 19:12

MÜCADELE EDİLMESİ GEREKEN POLİTİKALAR
6-Kraldan fazla kralcı olma politikası
Ömer Seyfettin
Ahmet Tezcan
Nihal Atsız
Taha Akyol
Altemur Kılıç
Hasan Cemal
Yukarıda ki isimlerin hepsini meşhur Çerkesler sitelerinden tanırsınız. Bu isimlere neden Çerkes denir.
Biz yukarıdaki isimleri yazar çizer gazeteci takımından seçtik.Şüphesiz sayıları çok daha arttıtılabilir.
Onlar Çerkes olduklarını bilirler,ama Türk oldularını söylerler.Türçülük yaparlar.
Cinsel tercihlerde hem erkek hem kadın olduğunu söyleyenlere travesti deniyor.
Düşünce ve milliyet anlamında insan bir yere aittir. Ama bu zatı muhteremler hem Çerkes olduklarını bilirler, hemde Türkçülük yaparlar. İşte bunlarada travesti aydını deniyor.
Bunlar kamuoyuna malolmuş bilinen kimselerdir. Bunlar kadar tanınmayan ama ekmeğini yedik, ihanet etmek bize yakışmaz diyen, kanaat önderi geçinen, thamate geçinen o kadar çok kraldan fazla kralcımız varki.
Bizim aydınımız diyebileceğimiz aydın Etyen Mahcupyan gibi olmalıdır. Etyen Mahcupyan Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden birinde öğretim üyesidir. Hem Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinde yazardır. Hemde Hrant Dink tarafından kurulan Agos Gazetesinin genel yayın yönetmenidir. Ve Ermeni örgütlülüğüyle içiçedir.
Bu yukarıda listesini yaptığımız kalem erbabının Çerkesler için yazdığı kaç satır yazı vardır. Çerkes örgütlülüğüyle kaç defa yolları kesişmiştir.
Meşhur Çerkesler diye listesini yapıp fotoğraflarını koyduğumuz yazar sanatçı , politikacı, sporcular kraldan fazla kralcıdırlar. Bunların nesi ile övünmek için Çerkes diye yayınlanırlar bilemiyorum.
Bunların hepsi toplumun dışındadır. Asıl tehlikeli olanlar toplumumuzun içinde olan, örgütlülüğümüz içinde olan kraldan fazla kralcılardır. Bunlar içinde yaşadığımız toplumun çıkarlarını Çerkeslerin çıkarlarının önüne koyup Türkçü, İslamcı, Türk-İslam sentezcisi kılıklarıyla asimilasyonun değirmenine su taşımaya, Çerkes ulusal mücadelesinin önünü kesmeye çalışmaktadırlar.
Her cephedeki kraldan fazla kralcılarları tespit etmek, teşhir etmek ve mücadele etmek asli görevlerimiz arasında olmalı.
7-Toplumdan izole olma poltikası
Bütün azınlıklar varlıklarını sürdürebilmek için toplumla aralarına çitler örerler. Toplumdan kendilerini izole ederler. Kapalı devre yaşarlar.
Bazı toplumların doğal koruyucu izole edici kalkanları vardır. Çingeneler bütün toplumlarda aşağılandıkları için yok olmazlar. Kimse onlara karışmak istemediği için, onlarında kendilerini topluma kabul ettirmek gibi bir çabaları olmadığı için yok olmuyorlar.
Yahudiler karışmama, yayılmama, başkalarını dinlerine kabul etmeme ve kendilerini üstün ırk kabul ettiklerinden yok olmuyorlar.
Müslüman toplulukları içerisindeki Hıristiyanlar, Hıristiyan toplukları içerisındeki Müslümanlar yok olmuyorlar.
Ama Türkiye Çerkesleri bu kalıplara uymuyor. Müslüman bir toplum içerisinde, Müslüman Çerkes olarak kalamıyoruz. Yok oluyoruz.
Geçmişte 50’li, 60’lı, 70’li yıllarda televizyonun , internetin, ulaşımın olmadığı yıllarda köylerimiz doğal birer izolasyon alanıydı.
Ancak kapitalizmin gelişmesiyle birlikte köyler dağılmış ve yok olma noktasına gelmiştir. Şehre göç eden yüzbinlerce kişiyi dernekler toparlayıp örgütleyememiştir.
Dernek duvarları arasında yapılan kültürel ve folklorik çalışmalar asimilasyonu önlemeye yetmemektedir. Devlet yetkilileri ise Çerkes meselesini halledilmiş bir mesele olarak görmektedirler.
21 Mayısta Taksim’de, Kefken’de, Samsun’da, Antalya’da anma toplantılarında malesef içimizde bizi destekleyen diğer etnik gruplardan tek bir kişi bile yoktu. Oysa bizim meselemiz Çerkesin Çerkese propogandasını yapmak değil, Çerkes meselesinin ulusal ve uluslararsı bazda tanınması ve siyasallaştırılmasıdır.
Çerkes toplumunu kendi içindeki dinamikler değil, kendi dışındaki dinamikler etkilemektedir.
Onun için olumlu yada olumsuz dış etkiler yaratmalıyız. İçine kapanmış izole toplumlar dış etki yaratamaz, dış destek sağlayamaz.
Oysa 21 Mayıslarda, Dünya barış gününde, Kadınlar gününde Çerkes kimliğiyle , Çerkes örgütlülüğüyle bulunmak çevremize ördüğümüz izolasyon zincirini kırar ve Çerkes meselesinin uluslararası anlamda tanınmasını sağlar.
8-Gönüllü entegrasyon, Gönüllü asilimilasyon politikası
“Mac şüzereadğer yeşümğaş- aman Çerkes olduğunuzu belli etmeyin” diye şehirlere başlayan yolculuk ister istemez gizlenmeyi ve yok olmayı getirdi.
Bütün sağ sol ve İslamcı örgütlerde yer alan insanlar neden Çerkes kimliğiyle bulunmadılar. Neden hiç derneklerimize uğramadılar. Çünkü onların bilinçaltına gönüllü olarak yok olmaları topluma gönüllü entegre olmaları zerkedilmişti.
Türkçeleri bozuk olur, onun için çocuklarımızla Çerkesce konuşmayalım diyen ana babalara ne demeli.
Biz çok çektik, çocuklarımız çekmesin, diyen anlayışlar asimilasyonun dozunu arttıran, yok olmaya ulaşmayı hedefleyen bir otomobilin gazına sonuna kadar basmaktan başka birşey değildir.
Yeryüzünde birçok halk zulme, haksızlığa uğramıştır, sürülmüştür. Tabi bu halkların çoğu travmalarını atlattıktan sonra yaralarını sarmış ve kendine bir yol çizmiştir.
Çerkes halkıda dünyada uğranabilecek en ağır haksızlıklara uğramıştır. Soykırıma tabi tutulmuş ve sürülmüştür.
Artık travmalarımuzdan kurtulup, yaralarımızı sarıp birbirimize tutunma zamanımız gelmiştir.
Korkuyu yenip, ulusal kimliğimize sahip çıkıp hesap sorma zamanımız gelmiştir.
9-Şimdi sırasımı politikası
Başarısız, yenilmiş ve bezgin kimselerin arkasına sığındıkları en önemli argüman şimdi sırasımı politikasıdır. Onlar için hiçbir zaman mücadelenin zamanı gelmez.
Vatanın ve milletin en fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu şu günlerde bu yapılır mı.
Ekmeğini yedik, bize kucak açtılar bu yapılır mı.
Bizi Kürtlerle Ermenilerle bır tutarlar bu olur mu.
Türkiye Avrupa Birliğine girmeden hiçbirşey yapılamaz.
Rusya demokratikleşmeden birşey yapılamaz.
Yapılamazoğlu yapılamazcılarla tabiki birşey yapılamaz.
Ancak şairin dediği gibi:
Dün bir rüyaydı
Yarınsa olmayabilir.
Oysa şimdi tam zamanı
Sevdanın
Kavganın
Mücadelenin
Örgütlenmenin
TAM ZAMANI
Değerli okuyucularımız bu yazı dizisini burada noktalıyoruz.
Ancak yazdıklarımız yerine getirilmesi gerekli bir borç olarak omuzlarımızdadır.
Namuslu, samimi, yürekli, kendine ve topluma yalan söylemeyen herkesi, ben Çerkesim diyen herkesi
mücadelesine omuz vermeye bekliyoruz.
Biz buradayız.
6-Kraldan fazla kralcı olma politikası
Ömer Seyfettin
Ahmet Tezcan
Nihal Atsız
Taha Akyol
Altemur Kılıç
Hasan Cemal
Yukarıda ki isimlerin hepsini meşhur Çerkesler sitelerinden tanırsınız. Bu isimlere neden Çerkes denir.
Biz yukarıdaki isimleri yazar çizer gazeteci takımından seçtik.Şüphesiz sayıları çok daha arttıtılabilir.
Onlar Çerkes olduklarını bilirler,ama Türk oldularını söylerler.Türçülük yaparlar.
Cinsel tercihlerde hem erkek hem kadın olduğunu söyleyenlere travesti deniyor.
Düşünce ve milliyet anlamında insan bir yere aittir. Ama bu zatı muhteremler hem Çerkes olduklarını bilirler, hemde Türkçülük yaparlar. İşte bunlarada travesti aydını deniyor.
Bunlar kamuoyuna malolmuş bilinen kimselerdir. Bunlar kadar tanınmayan ama ekmeğini yedik, ihanet etmek bize yakışmaz diyen, kanaat önderi geçinen, thamate geçinen o kadar çok kraldan fazla kralcımız varki.
Bizim aydınımız diyebileceğimiz aydın Etyen Mahcupyan gibi olmalıdır. Etyen Mahcupyan Türkiye’nin en saygın üniversitelerinden birinde öğretim üyesidir. Hem Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden birinde yazardır. Hemde Hrant Dink tarafından kurulan Agos Gazetesinin genel yayın yönetmenidir. Ve Ermeni örgütlülüğüyle içiçedir.
Bu yukarıda listesini yaptığımız kalem erbabının Çerkesler için yazdığı kaç satır yazı vardır. Çerkes örgütlülüğüyle kaç defa yolları kesişmiştir.
Meşhur Çerkesler diye listesini yapıp fotoğraflarını koyduğumuz yazar sanatçı , politikacı, sporcular kraldan fazla kralcıdırlar. Bunların nesi ile övünmek için Çerkes diye yayınlanırlar bilemiyorum.
Bunların hepsi toplumun dışındadır. Asıl tehlikeli olanlar toplumumuzun içinde olan, örgütlülüğümüz içinde olan kraldan fazla kralcılardır. Bunlar içinde yaşadığımız toplumun çıkarlarını Çerkeslerin çıkarlarının önüne koyup Türkçü, İslamcı, Türk-İslam sentezcisi kılıklarıyla asimilasyonun değirmenine su taşımaya, Çerkes ulusal mücadelesinin önünü kesmeye çalışmaktadırlar.
Her cephedeki kraldan fazla kralcılarları tespit etmek, teşhir etmek ve mücadele etmek asli görevlerimiz arasında olmalı.
7-Toplumdan izole olma poltikası
Bütün azınlıklar varlıklarını sürdürebilmek için toplumla aralarına çitler örerler. Toplumdan kendilerini izole ederler. Kapalı devre yaşarlar.
Bazı toplumların doğal koruyucu izole edici kalkanları vardır. Çingeneler bütün toplumlarda aşağılandıkları için yok olmazlar. Kimse onlara karışmak istemediği için, onlarında kendilerini topluma kabul ettirmek gibi bir çabaları olmadığı için yok olmuyorlar.
Yahudiler karışmama, yayılmama, başkalarını dinlerine kabul etmeme ve kendilerini üstün ırk kabul ettiklerinden yok olmuyorlar.
Müslüman toplulukları içerisindeki Hıristiyanlar, Hıristiyan toplukları içerisındeki Müslümanlar yok olmuyorlar.
Ama Türkiye Çerkesleri bu kalıplara uymuyor. Müslüman bir toplum içerisinde, Müslüman Çerkes olarak kalamıyoruz. Yok oluyoruz.
Geçmişte 50’li, 60’lı, 70’li yıllarda televizyonun , internetin, ulaşımın olmadığı yıllarda köylerimiz doğal birer izolasyon alanıydı.
Ancak kapitalizmin gelişmesiyle birlikte köyler dağılmış ve yok olma noktasına gelmiştir. Şehre göç eden yüzbinlerce kişiyi dernekler toparlayıp örgütleyememiştir.
Dernek duvarları arasında yapılan kültürel ve folklorik çalışmalar asimilasyonu önlemeye yetmemektedir. Devlet yetkilileri ise Çerkes meselesini halledilmiş bir mesele olarak görmektedirler.
21 Mayısta Taksim’de, Kefken’de, Samsun’da, Antalya’da anma toplantılarında malesef içimizde bizi destekleyen diğer etnik gruplardan tek bir kişi bile yoktu. Oysa bizim meselemiz Çerkesin Çerkese propogandasını yapmak değil, Çerkes meselesinin ulusal ve uluslararsı bazda tanınması ve siyasallaştırılmasıdır.
Çerkes toplumunu kendi içindeki dinamikler değil, kendi dışındaki dinamikler etkilemektedir.
Onun için olumlu yada olumsuz dış etkiler yaratmalıyız. İçine kapanmış izole toplumlar dış etki yaratamaz, dış destek sağlayamaz.
Oysa 21 Mayıslarda, Dünya barış gününde, Kadınlar gününde Çerkes kimliğiyle , Çerkes örgütlülüğüyle bulunmak çevremize ördüğümüz izolasyon zincirini kırar ve Çerkes meselesinin uluslararası anlamda tanınmasını sağlar.
8-Gönüllü entegrasyon, Gönüllü asilimilasyon politikası
“Mac şüzereadğer yeşümğaş- aman Çerkes olduğunuzu belli etmeyin” diye şehirlere başlayan yolculuk ister istemez gizlenmeyi ve yok olmayı getirdi.
Bütün sağ sol ve İslamcı örgütlerde yer alan insanlar neden Çerkes kimliğiyle bulunmadılar. Neden hiç derneklerimize uğramadılar. Çünkü onların bilinçaltına gönüllü olarak yok olmaları topluma gönüllü entegre olmaları zerkedilmişti.
Türkçeleri bozuk olur, onun için çocuklarımızla Çerkesce konuşmayalım diyen ana babalara ne demeli.
Biz çok çektik, çocuklarımız çekmesin, diyen anlayışlar asimilasyonun dozunu arttıran, yok olmaya ulaşmayı hedefleyen bir otomobilin gazına sonuna kadar basmaktan başka birşey değildir.
Yeryüzünde birçok halk zulme, haksızlığa uğramıştır, sürülmüştür. Tabi bu halkların çoğu travmalarını atlattıktan sonra yaralarını sarmış ve kendine bir yol çizmiştir.
Çerkes halkıda dünyada uğranabilecek en ağır haksızlıklara uğramıştır. Soykırıma tabi tutulmuş ve sürülmüştür.
Artık travmalarımuzdan kurtulup, yaralarımızı sarıp birbirimize tutunma zamanımız gelmiştir.
Korkuyu yenip, ulusal kimliğimize sahip çıkıp hesap sorma zamanımız gelmiştir.
9-Şimdi sırasımı politikası
Başarısız, yenilmiş ve bezgin kimselerin arkasına sığındıkları en önemli argüman şimdi sırasımı politikasıdır. Onlar için hiçbir zaman mücadelenin zamanı gelmez.
Vatanın ve milletin en fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu şu günlerde bu yapılır mı.
Ekmeğini yedik, bize kucak açtılar bu yapılır mı.
Bizi Kürtlerle Ermenilerle bır tutarlar bu olur mu.
Türkiye Avrupa Birliğine girmeden hiçbirşey yapılamaz.
Rusya demokratikleşmeden birşey yapılamaz.
Yapılamazoğlu yapılamazcılarla tabiki birşey yapılamaz.
Ancak şairin dediği gibi:
Dün bir rüyaydı
Yarınsa olmayabilir.
Oysa şimdi tam zamanı
Sevdanın
Kavganın
Mücadelenin
Örgütlenmenin
TAM ZAMANI
Değerli okuyucularımız bu yazı dizisini burada noktalıyoruz.
Ancak yazdıklarımız yerine getirilmesi gerekli bir borç olarak omuzlarımızdadır.
Namuslu, samimi, yürekli, kendine ve topluma yalan söylemeyen herkesi, ben Çerkesim diyen herkesi
mücadelesine omuz vermeye bekliyoruz.
Biz buradayız.
Bu yazı toplam 3599 defa okundu.
Bu yazıya yorum eklenmemiştir.
