

146 yıl önce biten Kafkas-Rus Savaşları’nın yarattığı yıkıma ne Kafkasyalıların ne de Rusların ihtiyacı var. Rusya Federasyonu'nda yaşayan bütün halkları tedirgin eden bu saldırılara, ilk önce Ruslar “Dur” demeli...

Dünyanın birçok ülkesine savrulan Kafkasyalılar, bugünlerde Moskova’dan gelen haberler nedeniyle diken üstünde oturuyor. Bir zamanlar çay içtiğimiz bardaklara, yemek yediğimiz tabaklara bile işlenen “Türkiye Türklerindir” sloganının bir başka versiyonu ile bugün Moskova sokaklarındaki Kafkasyalılara saldırılıyor.
Başlangıçta, bir futbol maçından sonra holiganların kavgası gibi başlayan olaylar, dinmek bilmiyor. Kırgızları, Azerileri, Çerkesleri, yani esmer tenli kimi görürlerse sokakta saldırıyor, tartaklıyorlar. Televizyondaki görüntüler dehşet verici... Yumruklar, tekmeler patlıyor Kafkasyalıların yüzünde, karnında, vücudunun her yerinde... Ve atılan her yumruk, her tekme binlerce kilometre ötede de olsak bizi de buluyor… Yumruklar, yüzümüze, karnımıza iniyor, tekmeleri vücudumuzun her yerinde hissediyoruz.
Tıpkı Rusya'da olduğu gibi, Türkiye'de de onlarca halk, cumhuriyeti birlikte kurdu. Ve Türklerden önce bu topraklarda Rumlar, Ermeniler, Kürtler ve Lazlar yaşıyordu. Kafkasyalıların, Ruslardan çok önce o topraklarda yaşaması gibi…
Moskova'da, “Rusya Ruslarındır” diye Kafkasyalılara saldırmak, İstanbul, Kurtuluş'ta, Pangaltı'da Ermeni ve Rumlara "Türkiye Türklerindir" diye saldırmaktan farksız.
Nitekim, İstanbul'da benzer saldırıların yarattığı travma ve kırılmalar, üzerinden geçen onlarca yıla rağmen bütün acısıyla zihinlerimizde yaşamaya devam ediyor.
Hrant Dink'in katledilmesinden sonra İstanbul'da yüz binlerce insan "Hepimiz Ermeniyiz" pankartının ardında yürüdü. Vermek istedikleri mesaj çok açıktı. İstanbul'da yaşayan azınlıklara yönelecek her saldırıyı, insanım diyen herkes kendilerine yapılmış kabul ediyordu. Yani, evlerinin bir köşesine sinip, olayları televizyondan izleyip kahırlanmamış, müdahil olmuşlardı.
İstanbul ırkçılığa, gericiliğe pabuç bırakmayacaktı. Nitekim, sonraki günlerde de Agos Gazetesi önündeki protestolar günlerce devam etmişti.
Şimdi benzer bir tutumu Moskova'da insanım diyen herkesten, özellikle Ruslardan bekliyorum. Çünkü, İstanbul'da Ermenilere saldırmaya cüret etmek ne ise, Moskova'da Kafkasyalılara saldırmaya cüret etmek de o demek
Bu açıkça, bir arada yaşama iradesine yapılan bir saldırı... Ve Moskova'daki herkesin bu saldırılara, kışkırtıcılara, karşı durması ve halkları karşı karşıya getirmeye yönelik ırkçı provokasyonlara izin vermemesi gerekiyor.
Her yumrukta, her tekmede kanımız çekiliyor… Moskova sokaklarına salınan bu saldırganlığı, soğukkanlılıkla ve sebatla takip ediyoruz.
Unutmasınlar ki, kendi yurdumuzda azınlık durumuna düşürülmüş olsak da yaşadığımız tüm ülkelerde bu ırkçı saldırganlığın müdahiliyiz.
Unutmasınlar ki, ana yurdumuzdan çok uzaklarda yaşıyor olsak bile, ana yurdumuzda yaşanan her olayın tarafıyız… Vicdanımız, ahlakımız, yurdumuza duyduğumuz bağlılık bunu gerektiriyor. Sağduyulu olmamız saldırganlığı, ırkçılığı kabul edeceğimiz, sineye çekeceğimiz anlamına gelmemeli.
Unutmasınlar ki, savrulan her yumrukta, atılan her tekmede barış ve bir arada yaşama iradesi yara alıyor.
146 yıl önce biten Kafkas-Rus savaşının yarattığı yıkıma ne Kafkasyalıların ne de Rusların ihtiyacı var. Bu yüzden, Rusya Federasyonu'nda yaşayan bütün halkları tedirgin eden bu saldırılara ilk önce Ruslar “Dur” deme iradesi göstermeli...
Çok aklı başında bir yazı Recep kerdeşim. 146 yıl önceki acılara kimsenin ihtiyacı yok. Şu yukarıdaki resim gibilerini görünce içim parçalanıyor.
Çaresiz kaba gücün ortasında kalmış genç insanlar. Bunları ateşe atıyor yükseltilen ırkçı zihniyet haliyle. Kötü düşünce kurbanını buluyor olan bu suçsuz günahsız genç insanlara oluyor. Rusa da Çerkese de Kırgıza da aynı kötülük oluyor halbu ki. Olmasın.
Hayırlı geceler.
Rus halkı Rusya da dur demeli tabiki. Türkiye diasporası da burada dur demeli.Toplumsal reflekslerimizi göstermek ,bu zamanlarda çeşitli fikri ayrılıkları bırakıp ortak tavır almak önemli.Belki geç bile kalındı.
Değişik Çerkes yapılanmalarının bir araya gelebildiği Taksim eylemi bu yüzden önemlidir.
Demokratik hakkımız olan kitlesel tepkimizi tüm Dünyaya gösterebilmeliyiz. Sayın Kenet, dediğiniz gibi Irkçı saldırganlığın müdahili olup DUR demeliyiz. selamlar.
evet önce Ruslar dur demeli ama sokakları meydanları dolduran ırkçı şiddet Rusyanın demokratlarıyla durdurulabilir mi?
orada yaşayan demokratlardan tabiki vardır.
peki aynı Rusyada demokratik hukuk ve yönetimde olan demokratik güçlerden bahsedilebilirmi?
çerkesyaya selamlar.
