Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zawurkan Zolan
İnternet Çerkesler İçin İcat Edilmiş (Komplo Teorileri-1)
11 Ocak 2011 Salı Saat 08:38

Evvel zaman içinde kalbur saman üstünde develer tellal iken pireler berber iken Evren paşa nitekim demokrasinin kestanesini rap rap çizer iken, Akifiye köyünde Esme hanımın barakalarında dedelerimizin ve ninelerimizin anlattığı hikayelerden ibaretti aklımızdaki Çerkesya. 

Çocukluk bu ya : Anlatılan hikayeler kadardı bilgilerimiz. On beygir gücünde kuvvetli adamlar,dağların zirvelerinde kurulmuş ütopik köyler ve bulutlar arasında uçan atlılar gelirdi çocuk aklımıza. Ve büyüdükçe dağıldı sis perdesi ama yinede Kaf dağının arkasında ulaşılması güç bir rüyaydı bizim için anavatan. 

Çok kısa bir sürede dünya ile paralel  bizlerinde kapsını çaldı iletişim çağı. Nedense hep kaçıp giden trenlerin arkasından bakmaya alışık olan bizler bu sefer internet trenin en ön vagonunda bulduk kendimizi. Ve bir o kadar uzak olmaktan çıktı Çerkesya.  Pc, net, sanal, teknoloji icat etmişler, ağırlamak lazım bu güzel insanları ama Matrix ne anlar kefirden, metazdan, şıpsıdan?  Artık İnternetin gücü Çerkes’lerin  gücüydü.  Rüya ve masallardan çıkıp evimizin içine girdi bir anda tüm Kafkasya. Ama bir tuhaflık vardı bu işin içinde. Bir çok şey bizlere anlatılanlar ve yazılıp çizilenler gibi değildi. 

Gün oldu devran döndü, Ütopik masalların yerini herkesin Çerkes olduğu  çağdaş masallar aldı. Çerkes’lerin interneti keşfiyle beraber yeterli olmasa da her geçen gün biraz daha uyanan  biraz daha sorup sorgulayan; dayatmanın, medyanın ve teknolojinin sınırlandıramadığı bir nesil geliyor. Kimileri her ne kadar küçümsüyor olsa da daha birkaç yıl öncesine kadar Çerkes’ lerin sorunları, uluslaşma yolundaki çabaları Anavatan – Diaspora ilişkileri bu kadar gündeme gelip tartışılmamıştı. Bizleri bu zamana kadar tahakküm altına almaya çalışan sistem ve bazı otoriteler bu durumdan çok rahatsızlık duymaya başlamış olmalı ki Diaspora cenahında yeni akımlara yeni söylemlere ve hakkımızdaki komplo teorilerine şahit olduk. Önce bölücü, sonra Amerikan-Gürcü ittifakının adamları en son olarak mikro milliyetçi olarak suçlandık. Hemen akabinde Nihal Atsız’ a benzetilecek kadar hakaretlere uğradık. 

Oysa (hadi benim gibi tecrübesizleri geçtik diyelim) komplo teorileri ve hakaretlerle yıldırmaya çalıştıkları klavyeşörlükle, sanallıkla suçladıkları Çerkesya Yurtseverlerindeki bir çok büyüğümüz bundan yıllar önce henüz internet icat edilmemişken, ideallerinin peşinde; en yoksul ve en zor dönemlerinde Çerkesya’ ya adımlarını atmışlar, onları eleştiren bir çok kişi Çerkesya’ nın haritadaki yerini bilmezken onlar çoktan anavatanlarında çoluk çocuğa kavuşmuşlardı.  

Çerkes ulusallaşma çabalarının son 30 yıllık evrelerini incelediğimizde bu rahatsızlıkların ve paniklemelerin sebebini daha iyi anlayabiliriz. Çünkü Uluslaşmadan, dönüşten ve mücadele den bahseden, tarihsel ve sosyolojik belgelerle gerçeklerle Çerkes kimliğinin tanımını yapan ve kontrol edilemeyen Çerkes profili kimsenin işine gelmiyordu. “ Çerkesi altın kafese koymuşlar , kırk katır bostan yan gel yat oğlum Osman” da demiyorlardı. 

Bugünlerde yeniler ve kimi eskiler Yurtseverlere saldırmanın hazzını yaşıyor, varlıklarını devam ettirebilmelerinin başka yolu yok çünkü. Dünden bugüne getirebildikleri de yok, bugünden yarına aktarabilecekleri de. Korkuyorlar çünkü Çerkes toplumunun bugünkü durumu aslında onların geçmişlerini gösteren bir aynadır. Oysa biz daha eskileri de biliyor takip ediyorduk, sanki onlar değil miydi bizleri dar kalıplar arasına sıkıştırıp kullanılabilir ve asimile edilebilir halklar yaratan? Sanki onlar değil miydi  kişiliksiz ruhsuz kurumları yaratan? Sanki onlar değil miydi bizleri at gözlükleri ile yarınlara bakmaya zorlayan?  

Ey bizi beğenmeyen eskiler, oysa bugüne kadar kaç kere dönüp arkanıza baktınız? Kaç kere vicdan muhasebesi yaptınız?  Dağ taş anladı da derdimizi hiç mi aklınıza gelmedi bu insanlar ne istiyor diye sormak? Ey ayna birazda sen benim yüzüme baksan? 

Başka bir cephede herkesin temsilcisi biziz, biz olmazsak bir şey olmaz dediler, olmadı. Herkesi Çerkes yapmaya çalıştılar baktılar doku uyuşmazlığı var aşı tutmadı. Ek kuvvet olarak Oset’ler devreye kondu: O da ne? Kuş böcek peşinde, böcek yaprak peşinde, yaprak kendi işinde gücünde. Sonra manevra alanı daraltılarak sanki,Ubıh’ ların Çerkes kimliği ile ilgili bir sorunları ve tereddütleri varmış gibi yalıtım, yapıştırıcı ve yumşatıcı vazifesi ile Adige-Ubıh-Abhaz denklemine geçildi. Akıllarına ortak aramak için yaptıkları manevralar da yemedi, Birkaç insanın kendi kariyerizim ve çıkarları için kendilerini Çerkes olarak kabul etmeyen halklardan zorla Sentetik Çakma Çerkes yaratma çabaları kendi çevrelerindeki aklı başında bir çok  insanı bile isyan ettirdi.  

Peki bu ısrar, bu acelecilik neden? Tüm toplumun ve kendilerine bağlı tek bir derneği bile olmayan bir halkın yerine karar verme cesareti nereden kaynaklanıyor? Peki kendi adlarına karar verilen halkların en tepedeki karar mekanizmaları neden susuyor? Madem her şey komplo teorileri ile açıklanıyor, bizde oyunu kuralına göre oynayıp bundan sonra Soçi olimpiyatlarını ve Ubıh’ ları Adige’ lerden koparma çalışma ve çabalarına da ilerleyen zamanlarda değindiğimizde bugün susanların yarın dillerinin nasıl açıldığını hep birlikte göreceğiz. 

Bu süreçte beni üzen ve kendi kendimi sorgulamama neden olan yegane şey, kendi öz kimlikleri sulandırılırken kendileri ile ilgi bunca tartışma ve kavga yaşanırken, kararlar alınırken konuşması gereken kişi, kurumların ve derneklerin dut yemiş bülbül gibi sessizliğe gömülmüş olmasıdır. ( Hangi görüşten olursa olsun fikir beyan edenleri tenzih ederim). Davalarına onlar kadar inanıp elimizden geldiğince destek verip yanında olduğumuz insanların, bizlere hakaret edilirken, “Gürcü-Amerikan ittifakçısı olarak bizler hedef gösterilirken susan dostlarımızın canları sağ olsun. Ama bir yerlerden talimat geldiği için susuluyorsa o değerlendirilmesi gereken ayrı bir konudur sanırım. 

Oysa Diasporadaki tüm halkları ilgilendiren  tartışmalarda ve alınan kararlarda  halkların tüm STK ları aracılığıyla 5-10 kişinin yerine kendilerinin karar vermesi gerekmez miydi?  Önceden birkaç kişi tarafından hazırlandığı iddaa edilen ortak karar metnine imza atmak etik bir davranış mıdır? Kararı sizler verin. 

Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı dünyada sadece Çerkesler için mi geçersizdir? Her ne olursa olsun kimler rahatsız olursa olsun Çerkesya söyleminin her zaman arkasında olacağız. Çerkesya’ yı biz icat etmedik, hep vardı ve oradaydı. Atalarımızdan mirastır, hakkımız ve helalimizdir. Kimse boşuna hede höde kalkanlarını açıp aksini söylemesin. Dünyada evrensel ve hukuksal bir kuraldır: Hak sahibi dünyanın neresinde olursa olsun neresinde yaşarsa yaşasın hak sahibidir, söz sahibidir. O hakkını değerlendirip değerlendirmeyeceği kendi tasarrufudur! 

Hiç  aklımdan çıkmıyor o sorduğun soru: Hakikatten Çerkesya neresiydi Abi? 


Bu yazı toplam 4512 defa okundu.





Bircan TUĞ

Yazının içinde güzel tespitler var. Çerkes kimliği konusunda özellikle.

16 Ocak 2011 Pazar Saat 18:56
Mine Jan

Wubıh konusu yeni sorunlarımızdan biri haline getirildi. Hedefe odaklanılmasında ne olursa olsun mantığının son konusu. Eski yeni Çerkes siyasetleri içinde sanki bu tartışma varmış gibi. Bazı septiklerde şöyle düşünüyor olabilir tabi. Çerkes-Adıge dendiği için bu söylemi siz icat ettirdiniz durup dururken. Göreceli olarak haklıda olabilirler ama Wubıh kartının öne sürülmesi kimlerin hangi siyasetlerin işine geliyor sorusuda önemli. Yapay bunalımlar yaratarak hedefe odaklanılmasının geciktirilmesi Çerkes halkı dışında herkesin işine yarayabilir.

16 Ocak 2011 Pazar Saat 14:39
ZemskySabor

Ellerine sağlık hocam. on numara bir yazı daha çıkartmışsın :)

12 Ocak 2011 Çarşamba Saat 20:16
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net