

Biz direniş kültürüne sahip bir toplum değiliz.
Evet, biz direniş kültürünü kaybetmiş bir toplumuz. Vatanımızı, dilimizi, geleneklerimizi kaybettiğimiz gibi, direniş ruhunu da kaybetmiş bir toplumuz.
Oysa dünyada eşi benzeri görülmemiş bir direniş sergilemiş bir ulusun evlatlarıyız biz.
Koskoca Rusya imparatorluğu tarihinde hiçbirşeyle uğraşmadığı kadar uğraşmıştı bizimle. 1864 yenilgisi ve sürgünden 14 yıl sonra 1878 de Rusya ordusu Ayestefanos a (Yeşilköy e) kadar geldi. Koskoca Osmanlı ordusunun durduramadığı Rus ordusuyla 35 yıl savaşıp vatanına sokmamış bir milletin çocuklarıyız biz.
Osmanlı Devletine sürüldükten sonra kısa sürede toparlanıp binlerce ev, yurt, köy kurmuş, ayağa dikilip hem devlet bürokrasisinde hemde orduda önemli yerlere gelmişlerdi.
Anavatanla ilişkilerini sürdürmüşler, derneklerini kurmuşlar okullarını kurmuşlardı. Yani direnişçi ruh bir biçimde devam ediyordu.
Ama Çerkeslerin diaspora tarihinde Cumhuriyet dönemi acı ve kara bir sayfadır. Ülkede yaşayan tüm etnik ve dini farklılıklar için bir eritme kazanı olmuştur Türkiye Cumhuriyeti. Sürgünler, idamlar, işkenceler, yağmalar dönemidir Cumhuriyet tarihi.
Tabi bu baskılardan Çerkeslerde payına düşeni almıştır.
Ermeniler sürülmüş, Rumların ve Yahudilerin malları yağmalanmış ve varlık vergisiyle soyulmuşlar,
Aleviler baskının her türlüsüne maruz kalmış, Çingeneler aşağılanmış toplum dışı bırakılmıştır.
Çerkeslerde sürülmüş ve her türlü etnik aşağılamaya tabi tutulmuşlardır.
Yaratılan korku iklimi göstermesi gereken etkiyi göstermiştir.
Baskılara karşı direnen solcular, dindarlar, etnik başkaldırılar acımasızca ezilmiştir.
Bu ülkede sorunlar çözülmek için değil, ezilmek için vardılar.
Çerkesler ise bu korku ikliminden fazlasıyla etkilendiler. Değil direnmek, direnenlere acımasızca saldırmaktan çekinmediler. Direnenlerle aynı saflarda olmak şöyle dursun, aynı saflarda görünmekten bile korktular. İktidar yalakası oldular, alçaldılar, küçüldüler, kişiliksizleştiler ve ulusal inkara kadar vardılar.
Varılan bu nokta çok onur kırıcıdır.
Biz ki dünyanın en şanlı direnişini gerçekleştirmiş bir milletin evlatlarıyız. Biz bir ayağa kalkarsak karşımızda kimsenin duramayacağını biliyoruz. Bunu dostta biliyor, düşmanda. Ama birtek biz aklımıza sokamadık. Bunun aklımıza girmemesi için yerli işbirlikçilerimiz yabancıları hiç aratmıyor doğrusu.
Arıza çıkarıp, direniş gösterenler hemen yaftalanıverir komünist, bölücü, yıkıcı, ajan aklınıza ne gelirse.
Direniş göstermek isteyenler haynape, canım bu vatanın ekmeğini yedik denilerek etkisiz hale getirilir.
Ama bizim var olabilmemizin birinci şartı direnmeyi öğrenmektir.
Şahlanmak ve ayağa kalkmaktır.
Sözcükler hayatı değiştirme gücüne sahiptir.
Onun için,
Direniş ruhunu yücelteceğiz!
Direnenlerin safında yer alacağız!
Direniş şarkıları söyleyeceğiz!
Direniş sloganları atacağız!
Ve inadına direniş!
Diyeceğiz.
Sevgili Deguf Gamze, dikkatli bir gözün üç sayfalık yazıya bedel özetini yapmışsınız sanki. Sizin gibi aydınlık ,sorgulayıcı insanlarımızın çoğalması dileğimle. Kardeş selamlarımla.
30 Ocak 2011 Pazar Saat 00:01Direniş;
hayatın vasatlarına, vasatın akıl almaz hükmüne, hükmü geçenlerin aslında ne kadar geçersiz olduğuna, geçersiz olduğunu bile bile toplumsal alanları işgal etmeye, işgal edilen yerlerin işgal edildiğinden dahi habersiz olduğuna, haberli olanların üç maymun oyununa, üç maymun oyununun her zaman gişe bulmasına, gişe bulamayan gerçek oyunların ötelenmesine, ötelenen soylu fikirlerin bir türlü üzerinin örtülememesine, artık örtü kaldırmayan gerçeklerin açıklanamıyor oluşuna, açıklama bekleyen bir halkın gerçekten olup olmadığına...v.b
Saygılar Murat Abi.
Çılgınlık
Semih Akgün
I
Çılgınlık değildir
Eşit deliliğe
O soylu ruhların
Bedenlerinde kaynar
Doldurmak için
Billur çanaklar
Kaynak olur
Olur çağlayan boyar
İnsanlığın akışını
Boydan boya
Hepten kendi rengine
Çalar kızıla
Kıvılcımdır ki
Baruta düşer
Saralı nöbetlerle
Köpüklerle salyayla
O ki normallik değil
Geriliğin erdeminde
Üst insanlara pusat
Organize düşlere eylem
Çılgınlık değildir
Eşit durmaklığa...
II
Çılgınlık değildir
Eşit durmağa
Üst insanlara pusat
Organize düşlere eylem
Çün sahası doğurganlık
Binbir dem
Üst beyine ödüldür
Gerginlik
Monotonluk ihanet
Ve değiştirmek
Lösemili damarda dolaşanı
İşte bu amaca
Hizmet etmeli
Tüm çağlayanların
Kayalara vurgusu
Çıgınlık eşit olmalı
Bir şeylerin batışına
Doğuşuna paralel yürümeli
En bilinmediğin
Çılgınlık eşit değildir
Böyle gelmiş böyle giderliğe...
