

1- Adıgey tüm Adıgelerin ( Çerkeslerin ) tarihi vatanıdır. Ben Çerkes’im diyen herkes Adıgey topluluğunun bir üyesidir.
3- " Ben Adıgey’im " ( Çerkes’im ) diyen herkes bu mücadelenin içinde yer almalıdır. Her ferdin mücadele imkanı ve yöntemi farklı olabilir. Ancak bu mücadele ve çalışmalar teoride kalmayıp fiiliyata dönüşmelidir.
4- Teori, pratiğin ilk adımı olmasına karşın gerçekleşmesi onlarca yıl sonrasını hedefleyen teorilerin Çerkes toplumunu uyutmaktan mücadeleyi frenlemekten başka bir işe yaramadığı görülmüştür.
5- Yanlız onlarca değil yüzlerce yıl sonrası Çerkesya’nın varacaği yeri düşlemek tartışmak güzel birşeydir. Bir ideal için böylesi çabalara saygı duyulur. Ancak böylesine ulvi bir ideale ulaşmak için yıllardır yapıldığı gibi her yıl yeni teoriler keşfedip teoriler yığınının içerisinde kaybolmak mücadele olarak kabul edilemez.
6- Onyıllardır Çerkes halkının baş aktörleri gibi görünüp teoriler üretip yerinde sayanların bugüne getirdikleri hazin tablo önümüzdedir.Vatana dönenlerin sayısı 500, diasporada asimile olanların sayısı ise 500.000 dir. Bu tablo asla Kabul edilemez ve bu acı tablonun sorumluları halen ninniler söylemeye devam etmemelidir. En kısa zamanda bu baş aktörler kendilerine bu halkın verdiği avansı iyi kullanamadıklarını itiraf edip (isterlerse özeleştiri desinler.. ) köşelerine çekilmelidirler. Değilse bu aktörlerin maskeleri alaşaği edilip tarihin çöplüğüne atılacakları kesindir. Artık dost ahbap hatırına susmak suça iştiraktir..
7- Amaç tektir bellidir. Hedef " ANA " ' dır. VATANDIR ve ÇERKESYA' dır. Yapılacak bellidir ben bu yolda varım diyen herkes öne doğru bir adım atmalıdır. Adımlarını ANA 'ya doğru atmalı ve hemen atmalıdır.!!
8- Günümüze kadar söylene gelen bu yol tozlu topraklı ve uzun bir yol, öncelikle diasporada örgütlenelim, güçlenelim, o zamana kadar yollarımızı birileri asfaltlar ve yola öyle çıkarız olmuştur. Birilerinden, kurumlardan, devletlerden yolumuzun açılmasını beklemek 60 adet derneğin 600 derneğe varmasını ve bu sekilde güçleneceğimizi sanmak, safdillikten başka birşey değildir. İşin üzücü yanı bu ninnileri söyleyenler, saf olmayıp akıllı olduklarına göre, hedefleri nedir.? Yol belli yöntem belli… O halde neden çıkmaz sokaklar hedef gösterilmektedir?
9-Neyseki herşey bitmiş değil. Sevindirici olaylarda yaşanıyor. Artık taban kaynıyor ve doğru yöne kaymaya başlamıştır. Baş aktörlerin her dediğine gözü kapalı EVET demeyen; soran , soruşturan, sorgulayan ve araştıran bir nesil her geçen gün sesini yükseltmeye başlamıştır. Meselenin uyku odalarına dönen derneklerle ve birkaç kurumla çözülemeyeceğini görmektedirler. Dört duvar arasına kapanmış bu tür kurumlar, artık kapılarını açmalı tabandan gelen bu seslere kulak vermelidir. Bu konuda harekete geçen dernek , kurum ve kurumlar seslerini daha gür çıkartmalıdır.
10- Derneklerimiz tabiri caizse bir nevi araç bakım - onarım merkezleridir. Bu merkezler günümüze kadar halkından beklediği katkıları almıştır. Bakıma alınmış araçların motorları çalışmaktadır. Ne varki şöför ve kaptanlarımız, rolantideki araçları yürütmek bir yana, frene basmış durmaktadırlar. Şimdi sormak gerekmezmi; ".. Eyy başkanlar ve yöneticiler, Siz halkın önüne çıkıp, biz iyi kaptanlarız, siz bize Benzin, Yağ temin edin, bizde bu yola çıkarız … " demedinizmi.? Öyleyse neyi bekliyorsunuz? Yol belli, hedef belli.. Korkuyormusunuz? Rahatınızmı bozulacak? Yoksa yola çıkacak cesaretinizmi yok.? Veya ehliyetinizmi yok? Yoksa hedefe varamamaktanmı korkuyorsunuz? (Eğer öyleyse kaplumbağa fıkrasını aklınıza getirin..) Yoksa baska birseymi var? Birilerinden komutmu bekliyorsunu.? Daha ağır yoksalar olmasina rağmen son bir soru; Ehliyetiniz ve cesaretiniz yokken oturduğunuz sıcak koltuk ve aldığınız ünvanlardan ayrılmak zormu geliyor.? Biz bunlardan kendiliğimizden vazgeçemeyiz, bugüne kadar uyuttuğumuz halkımız uyanıp bizi alaşaği edinceye kadar, koltuklarımızdan ayrılmayız diyemi düşünüyorsunuz? Eğer öyleyse nacizane bir uyarı; Harekete geçen yola koyulanlara aramıza hoşgeldiniz diyoruz, diğerleri içinse son söz; ".. Vakit tamam Güle Güle.…"
11- Halkımızın %90' nı nı toprağından süren ve bugüne kadar halkımızı kendi çıkarları için kullanan, kişi kurum ve devletleri biliyoruz. Ne acıdır ki; bugünde aynı senaryolar yazılmaktadır. Artık bizi denizin dibine gönderenlerin senaryolarını yırtıp atmak zamanı gelmedi mi?
12- Halkımıza ilk mektuptan son sözler; Umutlarımız hiçbir zaman yok olmadı ve olmayacak. Bakınız yıllardır denizin dibindeki gemimiz kendi çabası ile su yüzüne çıkmaktadır. Rotası belli tam yol gidecek bu gemi, kıyıda duran dili, dini , rengi ne olursa olsun; ".. BEN ÇERKES’İM.." diyen herkesi davet ediyor. Diğer gemilerden ayırt etmeniz için adına bakın. Adı " ATLANTİS ".
Tüm dostlara ve diasporaya selam ve sevgiler..
08.01.2011 – Adıge Cumhuriyeti / Maykop
Not: Erhan dostum, bu karman çorman mektubun özünü ( içeriğini ) anlamayanlara , senin edebi bir sekilde anlatmanı, anlayanlar zaten ATLANTIS'te buluşacaklar, Az anlayanları Paris'e, hiç anlamayanları Newyork 'a yollamanı diliyorum. Ama sakın olaki sen bir yere gitme.. Çünkü bize orda gereklisin. Görünen odur ki, Paris ve Newyork yolcularına birkaç uçak yetmeyecek..!
