Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
12 Mart Ankara Çerkes Mitingi: Bu Bir Ulusal Uyanış mı?
14 Mart 2011 Pazartesi Saat 23:38

12 Mart Cumartesi günü Ankara Abdi İpekçi Parkı’nda şölen havasında görkemli bir Çerkes Mitingi yapıldı. Bu bir ilkti ya da öncekilerden farklıydı.

Bugüne değin kuşkusuz çok sayıda Çerkes toplantısı, konuşma, yürüyüş, tiyatro, konser ve sanat gösterisi yapılmış/düzenlenmiştir. Bu tür etkinlikler genellikle Kafder (Kafkas Dernekleri Federasyonu) ve oraya bağlı dernekler öncülüğünde düzenleniyordu. Yılda bir  düzenlenen bölgesel ‘Kafkas şölenleri’ ve Kandıra ‘Kefken etkinliği’  vardı. Ancak bunlar politik içerik taşımayan kültürel  etkinliklerdi.

Bir de 1989 yılında rahmetli L’ışe Süleyman Yançatarol kardeşimizin önderlik ederek  düzenlediği “Çerkes Sürgünü’nün 125.Yılını Anma” etkinliği de görkemliydi. Çerkes yazarı ve tiyatro sanatçısı Murete Çepay’ın Çerkesçe lirik konuşması koca bir salonu ayağa kaldırmıştı.

Yineleyelim, bunların tümü Rusya’ya, Kafkasya’daki yaşama dönük, ama politik içeriği olmayan, şölen ya da tam tersi trajedi /matem havasında geçen kültürel ya da tarihsel kutlamalardı.

Sovyetlerin ya da  Rusya’nın ‘hoşuna gitmeyecek’ davranışlardan da titizlikle kaçınılırdı. Maazallah, Rusya “kapıları kapatabilirdi”. Sanırım bu gibi konularda, anayurttaki koşut düşünceli aydınlardan da  yararlanılırdı.

***

Kural 21 Mayıs 2010 etkinliklerinde  ilk kez bozuldu. Kaffed ve üye derneklerle Abhaz dernekleri tarafından birlikte düzenlenen geleneksel Kefken Programı dışında, ilk aykırı ses İstanbul’dan geldi. Aykırı diyoruz, çünkü bu ses uysal değil, bir tür bir başkaldırı sesiydi. Rusya’yı rahatsız edecek bir sesti bu.

Bu kez hedefte Rusya vardı, Türkiye’ye sıra gelmemiş olmalıydı. Rusya’nın Çerkes soykırım, etnik temizlik ve sürgünü inkar eden politikaları, Çerkes’siz Soçi olimpiyadı gibi girişimleri hedef alınmıştı. Tek sözcükle Rusya’nın insanlığa karşı hesap vermesi, işlediği  suçları itraf etmesi, soykırım suçunu kabul etmesi  isteniyordu.

1200 üzeri kızlı erkekli  Çerkes genci Taksim’den Galatasaray’daki Rusya Başkonsolosluğu’na doğru, yüzlerce bayrak dalgalandırarak ve sloganlar atarak yürümüştü. Kendilerine destek veren benim gibi yaşlılar da çoktu. Yürüyüş bir basın açıklamasıyla tamamlanmış, topluluk sessizce dağılmıştı.

Bu yılki etkinlik tamamen farklıydı. İlk kez Türkiye yönetiminden anadilinde eğitim, kesintisiz radyo ve televizyon yayını talep ediliyor ve bu gibi talepler  seslendiriliyordu.

Uygar dünyada geçerli olan norm, kimi ülkede 11, kiminde de 20 öğrenci velisinin istemesi durumunda, istenen dil, uygun bir devlet okulunda, ders verecek öğretmeni de devlet tarafından bulunarak okutuluyordu.

Türkiye’nin anayasal düzeyde hala  reddettiği uluslar arası bir haktı, bir normdu bu.

Edilgenler/pasifistler bu gibi demokratik hakları gizlemeye, ’yokmuş gibi ‘ davranmaya çalışıyorlar.İsteyen dilini evinde öğrensin ya da kurs açıp orada öğrensin diyor, akılları sıra ahmakları kandırıyorlardı.

Mitinge ilişkin gerici dedikodu kumkuması da harekete geçilirmiş, mitinge katılanların polis tarafından fişleneceği gibi korkular yayılmaya başlanmıştı.

12 Mart gününe değin, topluma, Çerkeslerin Türkiye’de konuk oldukları, Kafkasya’ya ‘dönülmesi’ durumunda  asimilasyonun kendiliğinden  duracağı, Çerkeslerin ‘uluslaşacakları’, bizi bağrına basmış olan Türkiye’den etnik içerikli hak  taleplerinde bulunmanın ‘boşuna  olacağı’, velilerin Çerkesçe eğitimi ‘istemeyecekleri’ istemeyecekleri, aksi takdirde  Çerkeslerin de Kürtlerin ‘durumuna düşeceği’ gibisine telkinlerde bulunuyorlardı. Onlara göre, hak talep etmekle Kürtler ‘kötü örnek’ idiler, bundan kaçınmak gerekiyordu. Oysa hak talebinde bulunmak değil, hak talebini engellemeye  çalışmak ayıp ve yasadışıydı. Kürtlere gelince, keşke onların çeyreği olabilseydik…

Ancak bu edilgenler, Lermontov’un Korkak Harun’u, Murat Bardakçı gibi kişiler dışında pek taraftar bulamamışa benziyorlar.

***

12 Mart günü Ankara

12 Mart günü ilkin Kaffed Genel Merkezi’ne gittim. Orada “Danef.Com” yönetmeni, Adıge sözcükleri konusunda çalışan Naj Ali İhsan Tarı ve “Adıg’e Star”, “Adıgehaber” ve “Azbuz Videolarım” yönetmeni Hatko Nuri ile buluştum. Randevum vardı. Her ikisi de Konyalı.

Ali İhsan  yüksek inşaat mühendisi, Amerika, Avrupa ve Ortadoğu/Irak gibi ülkelerde bulunmuş, çalışmış, İngilizce ve Arapça bilen biri.

Yanımıza Abaze İbrahim, yüksek ziraat mühendisi Cemil Bey ve birkaç hemşehri daha geldi. Bir süre söyleştik. Ali İhsan Bey çalışmaları konusunda bize bir video gösterisi sundu ve açıklamalarda bulundu. Bilgisayar yardımıyla tam 198 bin 21 Adıgece sözcük ve 34 bin fiil kökü derlemiş, müthiş bir olay. Bunları internet ortamında Kafkasya’daki   akademik çevrelere de ulaştırmış . Çalışmalarını sürdürüyor. “Danef”te Adıgece sözcüklerin İngilizce ve Arapça karşılıkları, Latin ve Kiril yazılışları da var.

Naj Ali İhsan 60 yaşında, Hatko Nuri ise, daha gençten biri , 55 yaşlarında. Film ve bilgisayar uzmanı.

Mitinge daha erkenden katılmak için Hatko Nuri ile birlikte Kaffed’en  ayrıldık. İyi ki erken ayrılmışız. Dernekte kalanlar gibi, anlaşılan  biz de zılgıt yiyecekmişiz...

Dernek yönetimi adına gelenler Ali İhsan, Abaze İbrahim ve yanındakileri, yönetimden izin almadan bir araya geldikleri, ayrı bir yere oturup dil söyleşileri yaptıkları için, ‘Burada toplanmak için kimden izin aldınız’  diye azarlamışlar. Oysa izin almışlardı.

Kaffed’de sinirler gergin olmalı.

Bu gerginlik mitingi akamete uğratamamış olmanın bir yansıması olabilir mi? Bilemiyorum.

Kaffed Başkanı Guğej Cihan Candemir yakınım olan düzgün biri. O tür basitliklere yelteneceğini hiç  sanmam.

Ancak, Kaffed yönetimi, Kafkasya’da bir tek Hafıts’e Mıhamed başkanlığındaki Kabardey Adığe Xase dışında destek bulamamış durumda. Örgütü ne hallere düşürmüşler…Xase/h’ase  ve dernekler, Kafkasya ve Moskova’daki Çerkes sivil toplum örgütlerinin tamamı-Çerkes Kongre’leri ve Hafıts’e’ninki dışındaki tüm Adıge Xase’leri  “Çerkes Hakları İnisiyatifi” tarafından düzenlenen Ankara Mitingi’ne mesajlar göndererek tam desteklerini bildirdiler.

Böylece Çerkes Anayurdu  seçimini yapmış oldu.

Kaffed’deki gerginlik bundan, dışlanmışlıktan olabilir mi? Onu da bilemiyorum.

Anlatıldığına göre, Kaffed üst yönetiminden  biri, babası yaşındaki  Sayın Naj Ali İhsan Tarı’yı “Titrin ne,dil çalışması yapmak sana mı kalmış?” biçiminde  azarlamış.

Üstelik bu genç  Çerkesçe  bilmeyen biriymiş.Yazık…

Çerkesçe ya da bir Kafkas dilini bilmeyen birinin Kaffed üst yönetiminde ne işi olabilir ki?..

 Sorun sadece o değil:

Televizyon programlarına dil bilmeyen konuşmacılar katılıyor, yöneticinin ‘Çerkesçe bir şeyler söyler misiniz?’ sorusu karşısında da tıkanıp kalıyor ve çaresiz yalana kaçıyorlar. Hoş bir şey değil.

‘Adını söyletmek için Abzah dibeğe pislemiş’ (Yıts’e yariğe’on feşşç’e abdzaxer guxhum yıts’ağ) derler. Bu bir Adıge deyimi.

Bu sorumsuzluğa  bir son vermek gerekmez mi? Televizyona çıkarılacak kişiler arasında, en azından  Çerkesçe bilen biri bulunmalı.

Bir Çerkes atasözü şöyle der: ‘Önce evinde öğren, sonra toplum içine gir’ (Vivne zışığasi xasem xah-Уиунэ зыщыгъаси xасэм xaхь).

***

Görkemli bir yürüyüş ve şölen havasında bir miting

Kim ne derse desin Ankara’daki yürüyüş görkemliydi.Bir örneği, benzeri  23 Nisan’lardaki  çocuk yürüyüş ve şenlikleri olabilir. Ankara gibi bir yerde 100 bin Çerkes’i toplamak  da olanaklı. Tabii öyle bir kalabalık yoktu, kış ortamında olamazdı da. Ancak ben, yine de mitingdeki kadar bir kalabalığı beklemiyordum. Yani katılım yeterliydi. Kaffed’in ambargosuna, derneklere sıkı katılmama talimatları göndermesine, İstanbul dışındaki hiçbir derneğin mitinge katılmamış olmasına, karakış, dondurucu soğuk  ve bir iki gün öncesinden beri birçok il ve ilçenin yolunun kapanmış olmasına karşın  katılım, yine  yeterliydi ve başarılıydı.

Demek ki, Çerkes toplumu artık bir demokratik dönüşüm süreci içine girmiş bulunuyor. Yüzlerce bayrak  dalgalandırıldı. Uzun bir yürüyüş konvoyu, korteji oluştu. Türkçe ve Çerkesçe sloganlar ortalığı çınlattı.

Bu topluluk örgütsel  anlamda bir araya gelmiş ya da toplama değil, gönüllü, kendiliğinden oluşmuş bir topluluk idi. Bir iki televizyon programına konuk olma dışında, doğru dürüst bir tanıtım bile yapılamamıştı. Maddi olanaklar son derece kısıtlıydı. Amatörce bir girişimdi bu. Yine de beklenmedik bir katılım gerçekleşti. Çerkes halkı dipdiri ve ayakta olduğunu haykırdı, ulusuna ve demokrasiye susamış olduğunu ortaya koydu.

Mersin’den, K.Maraş’tan, Muş’tan, Sarıkamış’tan, Reyhanlı, Ödemiş İlkurşun’dan ve daha da uzak köşelerden gelenler vardı.

Dağa zincirlenmiş  “Nart Nesren Jak’e”yi Haramoşha (Elbrus) Dağı’ndan kurtaran Nart Peterez’in onuruna  düzenlenen şölene de uzak diyarlardan, uzak dağlardan Nart çobanları bile gelmişlerdi. Halkın yiğit evlatları da kar kış demeden Ankara’ya, özgürlük çağrısına gelmişlerdi.

Her yaştan insan, özellikle kadınlar ve gençler  çoğunluktaydı, gelecek adına umut verici bir gelişimdi bu.

Ayrıca hiçbir taşkınlık olmaması, çevre kirliliği yaratılmamış olması da sevindirici bir görünümdü. Açık hava mitingi olmasına karşın, ortalıkta sigara içen birini bile  görmedim, diyebilirim.

O denli saygın, efendi ve terbiyeli bir kitle, insanlar  toplanmıştı orada.

Polis’in bile yüzü gülüyor ve son derece saygılı davranıyordu. Bilindik, sert Türk polisi kaybolmuş, yerine güleryüzlü İsviçre polisi gelmiş gibi bir görüntü vardı ortalıkta.

***

Üç dilde basın bildirisi  

Basın bildirisi,mitingi düzenleyen “Çerkes Hakları İnisiyatifi” sözcüsü Kenan Kaplan tarafından Türkçe olarak okundu ve talepler bir bir dile getirildi (*). Kaplan’ın konuşması zaman zaman alkışlar arasında kesildi, Türkçe ve Çerkesçe sloganlar konuşmacıya eşlik etti.

Bildiri, alkışlar eşliğinde  Adıge ve Kuşha dillerinde de okundu. Şarkılar Adıgece’ydi. Abazaca ve Türkçe birer şarkı da okundu.

Yazar ve yayıncı Habraço Murat Özden coşturucu bir konuşma yaptı, orada toplanmış olan kitlenin Çerkes halkının bağrından çıktığının ve Çerkes halkının varolduğunun bir kanıtı olduğunu haykırdı. Müthiş bir alkış aldı. Erdoğanvari bir biçimde istekleri gençlere ve topluluğa bir bir tekrarlattı ve  onaylattı.

Sunumlar Adıge/Çerkes  genci  İshak Abay tarafından yapıldı.

Sloganlar ise, özel Yaşam Radyo-89.4 Çerkesçe bölümü yönetmeni Yewtıh Adnan tarafından kürsüden okundu ve kalabalık topluluğa tekrarlattırıldı. Sloganlar Türkçe ve Çerkesçe idi. İşin sevindirici yanı, Çerkesçe sloganların yüzlerce genç tarafından, kusursuz bir biçimde Adıgece olarak ve hep birlikte tekrarlanıyor olmasıydı. Bu da, onca faşist cendereden geçirilmiş, kültür soykırımı programı uygulanmış  olmasına karşın, dilimizin ölmediğinin bir canlı kanıtıydı.

Bu coşkulu haykırışın içinde, kuşkusuz Avrupa Birliği ile yüzde 58 ‘Evet’ oyunun da olumlu katkıları vardır. Özgürlükler kısmi de olsa genişlemişti. Bu bir demokrasiyi geliştirme haykırışıydı. Bu, Türkiye toplumu ile eşit koşullara dayalı bir entegrasyon isteğinin canlı bir seslendirilmesi olayı idi.

***

Çerkesçe şarkılar

Kafkasya’dan gelen Adıge, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetleri halk sanatçısı, genç kızımız Sokur Olga, mitingin düzenlenmesinde emeği ve payı bulunan  birer  genç kızımız olan Kube Nurhan ve Ştım Münteha ile Adıge genci İshak Abay birbirinden güzel  Çerkesçe şarkılar okudular. Sanatçılarımız geçmişe ve günümüze ilişkin seçme şarkılarını sundular.

Soğuk hava nedeniyle, konuşmaların ardından birçok izleyici alandan ayrıldı, yine de yeni gelenlerle alan doldu. Gençler ise, sonuna değin ayrılmadılar. Soğuğa rağmen bayrak ve flamaları taşımaya, sallamaya devam ettiler.

Miting dağıldıktan sonra, kendi aralarında uzun süre Çerkes halk danslarını sergilediler.

Yaşlılar arasında alandan ayrılmayanlar da çoktu tabii. Yaşlıca bir kadın, miting sırasında, “Ben Sinoplu bir Abzah’ım, Ankara’da oturuyorum, böyle güzel bir yürüyüşü ve  toplantıyı hayatım boyunca  görmedim. Çerkesler toplanacaklar diye duyunca geldik. Bu bayrakları hiç görmemiştim. Bunları bana açıklar mısın?” dedi Çerkesçe olarak. “Şu Adıgelerin bayrağı, yeşil renkli, bak, üzerinde 12 yıldız ve üç ok olanı. Bunlar halkımızı  ve ata toprağını simgeliyor” dedim. “Aman Allahım, ne güzel bayraklar bunlar böyle, atalarımızdan kalma, değil mi?” dedi. “Evet, öyle” dedim . “Şu Amerikan bayrağını andıran ve üzerinde sağ el işareti olanı da ne?” diye sordu. “O Abaza bayrağı, şu da Kuşha/Oset bayrağı” dedim. Yanındaki bayan, “Torunlarım var, onlara göstermem için bana bir Adıge bayrağı bulabilir misin? Bulursan ömrüm boyunca saklayacağım ve herkese göstereceğim” dedi.

“Bu bana ait değil, emanet, ama emanette olsa, bu sözlerine kurban olsun, al bu bayrağı sana veriyorum, arkadaşlara söylerim, bana bir şey demezler, ama miting boyunca bu bayrağı kaldırıp  sallamalısın” dedim.

Ara  ara baktım her iki kadın da bir bankta oturuyor ve bayrağı kaldırmış, birbirlerine verip sallıyorlardı.

Bu da Çerkes halkının artık kendisi için de bir şeyler isteyecek bir düzeye geldiğini belli ediyor olmalıydı.

 

(*)-Bildiri metni için Bkz. “Yaşasın Çerkes Kalma Mücadelemiz!” ,Cherkessia.net

Bu yazı toplam 6256 defa okundu.





Arif Demir

Sen kimden izin aldın, anadilinin için kederlenmek için,
Kimden izin aldın, dilimiz kayboluyor, yok oluyoruz diye üzülmek için,
Kimden izin aldın, Adığabzeyi gündelik hayata taşımalıyız, konuşmalıyız, yazmalıyız diye düşünmek için,
Dernek salonlarında tahammüle bile izin yokken sen kimden izin aldın Anadiline sarılmak için,
Peki titrin nedir, böyle bir programı oluşturabilmek için, Yazılımcı mısın?
Kullanımı kolay, klavye üzerinde mevcut, bilgisayar programlarının kolaylıkla tanımlayabileceği, telefonlarda ve akla gelebilecek her türlü iletişim ortamına uyumlu Latin temelli alfabeyi oluştururken titrin neydi?
Bazen anlam yüklemek için bir cümle kurup ta yine de tarif edemediğimiz Adığabze fiillere Türkçe anlamını verirken titrin neydi, Türk dili profesörümünsün?
Titrin nedir?, Ürdün, Suriye gibi Arap ülkelerdeki kardeşlerimiz için Arapçasını derlerken, Arap dili profesörümünsün?
Titrin nedir?, Avrupa ve Amerika’da yaşana Adığe’leri düşünerek çalışmalarının İngilizce karşılığını kullanırken, İngiliz dili de mi okudun?
Titrin neydi ?, Anayurttaki soydaşlarımızın yazma dili olan Krili de sayfana eklerken, Kril mi? –Latin mi? tartışmalarını bir kenara itecek bir tuşla çeviri imkanı sağlayan programı oluştururken?
Peki titrin nedir?, 4 dilde sözlük hazırlarken, 90,000 Adığabze kelimeyi ölümsüzleştirirken, 22,000 aşkın kelimeyi seslendirirken, dil öğrenmek ve öğretmek isteyenler için resimli slaytlar hazırlarken, dilimizin gramer yapısını bilgisayar ortamına taşırken….
Esas önemli nokta ise, Sana mı kalmış dil çalışması yapmak,
Neredeyse her köşe başında ahkam kesen dil profosörü bolluğu yaşandığımız bir ortamda sana mı kalmış Adığabze,
Yüksek kurullarımızda Türk dili, İngiliz dili, Arap dili, ADIĞE dili konusunda uzman, programcı ve grafikerlerden oluşan, her türlü maddi ve manevi imkanı ve zamanı olan kalabalık bir çalışma grubu dil çalışmalarına başlamak için sabırsızlıkla beklerken, sana mı kaldı,
Sana mı kaldı 6 seneyi aşkın bir zamandır geceyi gündüze ekleyerek çalışmak,
Aileni, işini, sağlığını bir kenara bırakarak Adığe kelimelerinin sihri peşinde koşmak,
Sana mı kalmış unutulmuş, üstünü toz bürümüz o inanılmaz kelimeleri kazıyarak çıkarmak, bir daha unutulmamak üzere dünyanın her yerine dağıtmak,
Sana mı kaldı, dilimizin muhteşem yapısı karşısında her gün yeniden bir kere daha hayrete düşmek, derlenen her kelimede hediye verilmiş bir çocuk gibi sevinmek,
En yakınların bile yaptıklarının değerini yeterince anlayamazken, kendini anlatmaya çalışmak, olur olmaz her söyleneni sineye çekmek, gençler ve çocukların hatırına yapıcı olmak, ümit etmek, direnmek, inanmak, inatçı olmak, sana mı kaldı…
İşte böyle saygı değer ABİM. İznin yok, titrin de yok. Ama Allaha çok şükür SANA KALDI.
Mıqod Arif Demir

21 Mart 2011 Pazartesi Saat 11:29
K'eref Faruk

Mesele şu ki Sn. Tarı,

Sen fazla ağırsın.
Seslendiklerin altında eziliyor.
Onlara asla kabullenemeyecekleri birşey söylüyorsun.
Diyorsun ki;
Ben üretiyorum,
Ben düşünüyorum,
Ben bağımsızım,
Ve benim gerçekten derdim var.
Onlar ise küçücük dünyalarında hafiflikleriyle pek mutludur.
Onlara biraz anlayış göster.

Wuzınşew

17 Mart 2011 Perşembe Saat 22:05
Ali İhsan TARI

Biz neyi tartışmalıydık ?
Danef saçmalığını tartışmalıydık.
Türkiyede Latin alfabenin saçmalığını,
Fonetik ses temelli Alfabeyi,
Dijital internet dünyasında yazışma kolaylığını
Dilimizdeki açık hece teşkil eden 240 fonemi
Harflerin korelasyonunu,
Konfederasyonun internet sitesinden 90.000 kelimeye ulaşabilmeyi
Latin ve kiril olarak 4 dilde karşılıklarını bulmayı
Tek tek seslendirilen 22.000 kelimeyi dinliyebilmeyi
4 Kanalda dijital yayın yapan TV kanallarını
Tiyatrolarımızı, masallarımızı, öykülerimizi
Multi medya ortamında başlangıç seviyesinde dil öğreten slaytları
Bitki, hayvan, organ, matematik gibi guruplar halinde resimli sesli 2500 items içeren slaytları
Aklınıza gelen sayıyı Adıg’e olarak veren programı
Kirilden latine, Latinden kirile anında çeviri yapan programı
Dilimizin GRAMATİK yapısını
Çekime giren 60.000 fiiilin çekim formlarını
Maykop. Nalçik, Ürdün ve Türkiyedeki dili öğreten tüm insanlar, Üniversite ve enistitüler
İçlerinden BİRİSİ fiilerimizin çekim kalıplarını açıklıyabilir mi?
Fillerimiz çekim formları nelerdir ? Şahıs zamir ekleri nelerdir ?
Dilimizdeki Zaman çekimleri ve Kip formları nelerdir ?
Dilimizin database ini oluşturmadığımız takdirde
Googledaki çeviri dilerine, microsofta ürünlerine giremiyeceğimizi
Gelecekteki dilden dile çevirerek konuşturan telefonlarda Adıg’e dilinin olmıyacağını
Otomatik yazım editörü kullanamıyacağımızı.
Dilimizin zenginliğine Türkçe veya Rusça sözlükleri çevirerek ulaşılamıyacağını
12 Martta Dernekte biz bunları konuşacaktık. Yetkililere söylemiştikde.
Bu olanlardan sonra ben federasyon yetkilisi olsam
Titre sahibi olanları toplar, Kiril Alfabesinde 4 ayrı fonksiyonla kullanılan (ЛI , КI, тIу, IЭ )
( I ) Latin harfini öncelikle Kiril Alfabesinden atardım.
Saçma sapan şeyleri tartışmak yerine
Yukarda anlatılanlarında en az 10 katını yapardım.
Selam ve Saygılarımla
Ali İhsan TARI


()Danef.com sitesinde bkz: ALFABE
()Danef.com sitesinde bkz: Fiilmatik
()Danef.com sitesinde bkz: Ders
()Danef.com sitesinde bkz: Slaytlar
()Danef.com sitesinde bkz: Sayımatik
()Danef.com sitesinde bkz: Çeviri Prg.

17 Mart 2011 Perşembe Saat 21:11
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net