

1968 baharında kapitalist dünyaya baş kaldıran Paris gençliği “Özgürlük kaldırım taşlarının altında. İnanmıyorsan kaldır da bak” diye sokakları inletiyordu. Paris’te başlayan isyan dalgası kısa sürede tüm dünyayı kasıp kavuran bir gençlik hareketi yarattı. Öyle ki, Paris gençliği bile bir süre sonra başlattığı isyan dalgasının gerisine düşerken, onun yerini Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu’daki emperyalizme karşı özgürlük mücadelesi aldı.
‘68 gençliğinin bugüne kadar kulaklarda asıl kalan en önemli sloganı ‘mantıklı ol imkânsızı iste’ydi. Toplumsal hareketlerinin gücünü, eskiyi bir gecede yıkıp, yeniyi bir günde inşa etme yeteneğini ifade edebilecek, bu slogandan daha yaratıcı çok az söz vardır.
Çerkesler, hızlı bir değişim geçiriyor. Yakın bir döneme kadar tartışılması bile çok kolay olmayan şeyler için ardı ardına etkinlikler, gösteriler düzenleniyor. Bu güne kadar “uç” fikirlerin temsilcileri olarak lanse edilen aktivistler bile şu günlerde değişimi izlerken, başı dönüyor, olayları takip etmekte bile zorlanıyor. Açık söylemek gerekirse ezberi bozulan Çerkes aktivistlerin önemli bir bölümü yaşanan gelişmeleri idrak edip ona uygun söylemler geliştirmekte ciddi bir sıkıntı yaşıyor. Çerkes aydınları, aktivistleri birden bire kucaklarına düşen bu hareket karşısında şaşkın, olan biteni anlamaya çabalamakla meşgulken, sokaktaki Çerkes’in söylemleri onların hayal bile edemediği bir mecraya akıyor.
İster kabul edelim, ister etmeyelim, ulusal kimliğine sahip çıkma mücadelesi veren Çerkesler sokağa indiği andan itibaren, kendi taleplerini, mücadele yöntemlerini ve örgütlerini de şekillendirmeye başlar.
Önümüzdeki dönemde Çerkeslere önderlik etme iddiasında olanları zorlu bir sınav bekliyor.
Mücadele eden Çerkeslerin eylemlerini küçümseyen, o eylemlerle birleşme yeteneği gösteremeyen siyasal söylemlerin teori olmaktan çıkıp hayatın içinde kendisine yer bulması mümkün değil. İddia sahibi aydınların, aktivistlerin hareketin gerisine düşmemek için yapacağı en doğru şey, tereddüt etmeden sokaktaki Çerkeslerle birlikte hareket etmek olmalı. Kitleler sokakta öğrenir. Siyasal hareketler de gerçek karakterini yığınların mücadelesi içinde şekillendirir.
Siyasal hareketlerin yığınları sokağa döken talepleri küçümseme gibi bir lüksü olmadığı gibi, eylemlerin özüne ilişkin eleştirilerini de mücadele alanını terk etmeden dile getirmeleri gerekir. Kitlelere öğretmenin, ona rehberlik etmenin yolu sokaktaki Çerkes’i yalnız bırakmak olmamalı. Yoksa, yarın Çerkesler kendileri ile birlikte mücadele etmeyen, sokakta yanı başında olmayanların sözlerini de ciddiye almayacak.
Unutmamak lazım ki, sokaktaki Çerkes’in taleplerini, mücadele yöntemlerini geliştirmek için onun yanında yer alanlar, o hereketi yönlendirme yeteneği gösterenler önümüzdeki dönemde de Çerkesler adına söz söyleme hakkına da sahip olacak.
Tarihin her döneminde kitleler meydanlara çıktığında o güne kadar hayal bile edilemeyecek şeyleri bir gecede gerçekleştirdi. 1968 baharında sokağa dökülen Paris gençliği bunu kendi deneyimleri ile görüp “mantıklı ol, imkansızı iste” diye haykırdı. Kitleler sokağa indiği andan itibaren, onlarca yılda aşılamayan barikatları bir gecede yıkabilir, imkânsızı ise birkaç hafta içinde hayatın gerçeği yapıverir. “Demokrasiden bihaber bedevi”nin birkaç haftada “isyancı”ya dönüşüp, 40 yıllık diktatörleri alaşağı etmesinin sırrı da burada yatıyor.
Dikkat edilirse “anadilde eğitim”, “anadilde televizyon yayını” talebi hızla ulusal kimlik mücadelesine evriliyor. Yani sokağa çıkan Çerkesler onca yıllık ulusal kimlik mücadelesine yepyeni bir kulvar açtı.
12 Mart’ta Ankara mitingi yapıldı.17 Nisan’da binlerce Çerkes bu kez İstanbul-Kadıköy’de toplanıp, taleplerini haykıracak. Ardından 21 Mayıs için hummalı bir hazırlık dönemi başlayacak. Birkaç yıl öncesine kadar 21 Mayıslarda sokağa çıkmak, sürgünü, soykırımı haykırmak sadece bir tartışma konusuydu. Bugün 21 Mayıs’ta sokağa çıkmak, Çerkesler için tarihsel bir görev. Yarın 1 Ağustos’ta, Anavatana Dönüş Günü’nde, binlerce Çerkes, Trabzon’dan Soçi’ye, doğru yelken açıp kardeşleriyle kucaklaşacak, o günü anavatanında geçirmek isteyecek.
Sokaktaki Çerkes’e geçmişin acılarını dillendirmek yetmiyor, yetmeyecek. Sokaktaki Çerkes, geleceğini arıyor, ona sahip çıkmak istiyor.
Bu harekete rehberlik etme iddiasında olan Çerkes aktivistleri tereddüdü, hareketin eksiğini, gediğini masa başında tartışmayı bir yana bırakıp, sokağa çıkan Çerkeslerin yanında yerini almazsa, tezleri ne kadar doğru olursa olsun, hareketin dışına düşecek.
Çerkes aydınlarının, aktivistlerinin bu değişime ayak uydurup, uyduramayacaklarını zaman gösterecek. Zira sokaktaki hareket şimdiden Çerkes aktivistlerinin önüne geçmeye başladı.
Bir canavar var Türk ırkçılığı adında bakalım bu canavar uyanacakmı yoksa köşesine mi çekilicek ? Cumhuriyetten önce hepimiz kardeşiz ama kurulduğunda hepimizi tehlike olarak gören zihniyet başarızlığa uğramıştır.Örnek:Kürtlerin dilini saymamakla,kimliğini reddedmek Türkiyeye 30-40 bin cana mal oldu.Bunun sorumlusu Cumhuriyeti kurarken bizi tehlike gören faşist düşüncelere sahip olanlardır.
10 Nisan 2011 Pazar Saat 01:03Kim bilir belki bir gün KAFFED'e burnunun önünü görmeye başlar?
Ama bunun için kadro değişikliğine değil zihniyet değişikliğine ihtiyacı var? AMA BU KADROLARLA NASIL VE NE ZAMAN BİR ZİHNİYET DÖNÜŞÜMÜ YAŞANIR BİLİNMEZ.
Bekleyelim görelim.
Evet sokaktaki Çerkes yalnız kalmamalı muhterem kardeşim. Sindirilmiş, acabalarla sürekli olarak kitle hareketinden uzak tutulmuş bu halk ölmeye yatmaktan vazgeçecek. Tebrik ederim sizi.
Allaha emanet olun.
