

Atalarımızın sözleri, kültürümüzün binlerce yılda biriktirdiklerini gözümüzün önüne getiriyor, bir cümlede, üç-beş kelimede, sayfalar dolusu yazının anlatamayacağını hemen önümüze koyuyorlar.
Dikkat çekici derecede sanatsal yönleri de var. Kelimelerle adeta oynanarak, ses uyumu ile birlikte sunulduğunda edebi niteliklerinin yanısıra etkileri de artıyor. Türkiye’de Çerkesler her gün biraz daha (bilinçli veya bilinçsizce yürütülen politikaların,) asimilasyonun etkisinde dillerini kaybediyorlar.
Sözcüklerin anlamları hergün özellikle yurt dışında yaşayanların zihinlerinden uçup gidiyor. Yerine gölgeler kalmaya başlıyor. Atasözleri anlamlarını yitirmeye, aslında söylenmek istenen ve söylenen manalarını kaybetmeye başlıyorlar.
Son yıllarda dikkatinizi çekmeye başlamış olmalı, bizimle alakalı yazılan yazılarda ‘kalpağımızı önümüze koyalım’ denilmeye başlandı. Çerkesce bildiğini, anladığını düşündüğümüz pek çok kimse aynı sözü kullanmaktan kaçınmıyor.
***
Çerkesler geçmişte başlarında sadece kalpak taşımazlardı. Kalpakta, adeta kutsal bir giyecek değildi. Yaşlı başlı, yaşamın belini büktüğü bastonlu büyüklerimizden, ufacık, sokakta yaramazlık yapan çocuklara, erkeklerimizin başlarındaydı. Kalpağı, kamburu da, çoluğu-çocuğu da giyiyordu.
Sadece kalpak değil keçe şapkada (упкIэ паIо – wupç’e pa’o) oldukça yaygın olarak kullanılıyordu. Bağda bahçede, yazın en sıcak olduğu günlerde, kışın ayazında, her yerde giyiliyordu.
Keçe(den) şapka (упкIэ паIо) tarlada mısır çapası yaparken her türlü bitkiye takılması muhtemel olan kalpaktan daha kullanışlıydı. Kısaca günlük yaşamda kullanılıyordu. Çokta çeşitliydi. Yetişkin erkekler genelde dört bir tarafında siperliği olanları kullanıyordu, çok yaşlı olanlar ise kışın kalpaklarının altına günümüzde hacıdan getirilen takkelere şekil olarak benzeyen incecik keçeden yapılanlarını takıyorlardı.
Çerkescede (упкIэ- wupç’e) ‘keçe’ kelimesine söyleniş olarak çok benzeyen bir başka kelime daha var; (упчIэ- wupçh’e) ‘soru’ sözcüğü. İşte bu ses benzerliğinden atalarımız faydalanarak, danışmanın, sormanın araştırmanın önemine vurgu yapmak için; soracak birisini bulamazsan şapkana danış demişler. Danışılacak olan şey keçeden olan şapka, dilin espirisi burada yüklü. ‘Keçe’ ve ‘soru’ kelimelerindeki ses benzeşmesinden faydalanılarak, hatta keçe sözcüğü kullanılmadan yapılan gönderme, (dili biliyorsanız) hafif bir gülümsemeyle karşılanacak ve muhatabınızı rencide etmeden bahis mevzuu olan konuda birilerine danışmasının gerekli olduğunu hatırlatmanıza yardımcı olacaktır.
Türkiye’de kılık-kıyafet devriminin ardından, büyüklerimizin fötre uyum sağlayıp uzun yıllar kullanması da belki bu yüzden ülkede yaşayan diğer uluslara göre daha kolay ve yaygın olmuştur.
Çocukluğumda, cenazelerde, düğünlerde yaşlı büyüklerimizin fötr veya benzeri şapkalar giydiğini defalarca görmüşümdür. Hatta sokakta böyle şapka giyen yaşlı kimselerin Çerkes olduklarını, yaşadığım bölgedeki diğer halklarda bilir olmuşlardı. Kolalı, iyi kalıplı fabrika ürünü fötr şapkalar kılık kıyafet devriminin cafcaflı günlerinden sonra yerlerini bej-beyaz renkli Amerika tropiklerinin, Fransa’nın güney sahillerinin ‘fötr’ görünüşlü şapkalarına yerlerini bırakmışlardı.
Kafkasya’da ise hala keçeden veya benzeri materyallerden yapılmış kolalı şapkalar adeta ulusal belirteçlerimizdenmişçesine giyiliyor. Bir evin bahçesinde, mahallelerde kalabalık fötr şapkalı adamlar birikmiş ise diğer uluslara mensup insanlar hemen Çerkes birisinin cenazesi olduğunu ve bu yüzden insanların toplandıklarını biliyorlar. Aynı Düzce’de Kayseri’de bej renkli şapkaları ile toplanan Çerkes yaşlılarını gören tüm diğer uluslardan olanların bir cenazemiz olduğunu anladıkları gibi…
***
Türkiye’de özellikle derneklerin folklor ekibi çalışmalarında kalpağın her gün daha yoğun bir şekilde ön plana çıkartılması ile insanların zihinlerinde Çerkeslerin sadece kalpaklı oldukları iyice sembolize edilmiş durumda. Keçe şapka (упкIэ паIо), bazılarının zihninde tamamen yok olmuş durumda.
Kaffed ve çevresi son zamanlarda bir arayış içerisinde, akıl arıyorlar. Bir aradılar, bulamamış olmalılar ki ikinci bir defa daha toplandılar.
Atalarımın dediği gibi, atasözümüzde olduğu gibi; şapkama, şapkamıza sorsunlar, danışsınlar. Eğer, danışabilirlerse, sorabilirlerse, şapkama-şapkamıza sorsunlar, danışsınlar?
Şapkamıza bile soramazlar. Şapkamıza sorduklarında otamatikman Çerkes(Adıge)leşirler. Atasözündeki espiri sadece Çerkesce(Adıgabze)de var.
Sembolleştirdikleri özünden koparttıkları yeni anlam yüklemeye çalıştıkları Çerkeslik üzerine toplanıyorlar. Kalpakları da önlerindedir herhalde.
***
Çerkes’in ne demek olduğunu bilmiyorlarmış. Bunu ben değil kendileri söylüyor, yinelemeye devam etmek düşüncesinde oldukları ortak akıl toplantılarının ilk iki tanesinde hep bundan bahsettiler. Çerkes ne demek Kaffed bilmiyormuş. Araştırıp öğrenecekmiş.
Ne demek olduğunu bilmediklerini itiraf ettikleri şeyi şimdiye kadar nasıl temsil etme iddiasındaydılar, anlayamıyorum.
Son danışma- keşif toplantılarında yeni bir şey düşünmüşler. Kime sormuşlar bilmiyorum ama doğal olarak, şapkamıza da sormamışlar. Çünkü şapkamız bile onları Çerkes(Adıge) yapıyor.
Çerkes, siyasal bir kimlikmiş! Veya kültürel bir kimlikmiş !..
Çerkes bir milletin adı olmaktan başka her şeymiş, veya her şey olabilirmiş...
Nasıl yani; Çerkes diye bir partimi var, siyasi bir doktrin, fraksiyon, düşün şeklimi var. Anlamı olmayan boş bir söylem. Çerkes bir ulusun ismi. Adıgelerin dünyada tanındıkları isim. Bu ulusun genelini kapsayan bir siyasi yaklaşımı olabilir, bu milletin yararı için politika yapılabilir işte bunlara Çerkes Siyaseti, politikası denilebilir. Bu siyasete-politikaya katılmayan Çerkeslerde Çerkes olmaya devam ederler, kısaca ‘Çerkes’ bir siyasi kimlik olamaz. Çerkes ulusu adına siyaset yapılabilir, başka siyasetlerin içerisinde Çerkes kimliği ile bulunulabilir...
Çerkes bir kültüründe ismi değil. Çerkes kültürü denildiğinde Çerkeslerin oluşturdukları, Çerkes milletine ait kültür anlaşılır. Bu çok mu karmaşık. Anlaşılması çok mu zor. Anlamakta zorlanıyorsanız, atalarımızın dediği gibi; şapkamıza bir danışın.
Kısaca, Çerkes, siyasal bir kimliktir dediğinizde sadece ‘boş’ laf etmiş olursunuz. Anlamı olmaz.
Bir anlamı var diyorsanız, hemen sorulur:
- Bunun anlamı nedir?
***
Tüm dünyaya yayılmış Çerkeslerin hepsi bilir ki, Çerkesler Adıgelerdir. Kimlik anlamında dünya Çerkeslerinde bu konuda bir giz, bilinmezlik, şüphe yoktur. Vatanımızda da yoktur.
Türkiye’de yaşayan bir takım insanlar farkında olarak veya olmayarak tüm dünyada bilinen Çerkes kimliğini bölmeye yönelik çalışıyor. Türkiye’de bulunan Kaffedinden, ÇHİ’sine, Vakfından Birkafına özellikle bazı kurum ve yapılarımız bu konuda faaliyet göstermeye devam ediyorlar.
Bu hareketin içerisinden çıkacak, bu enteresan görüşü bayraklaştıracak siyaset ve eylemler ne yazık ki ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın, Çerkesleri bölmek yönünde atılmış adımlar olmaktadır. Ve sadece bölücülükle isimlendirilebilir, sıfatlandırılabilirler.
Mesela; Çerkesce eğitim hakkı için devlete yapılan müracaatı kaleme alan yapı, Abazaca, Asetince gibi dilleri Çerkesce’nin lehçeleri gibi gösterdiğinde dünyadaki Çerkeslerin hepsinden ayrı olunduğunu öne sürerek Çerkes ulusunu bölücü taleplerde bulunmuş olur. Aynı düşünce ile demokratik gösteri ve yürüyüş haklarından faydalanarak, ses duyurma-getirme çabası içerisinde olanlar, hak talebi için bu yöntemden faydalananlar da, bu kabul edilemez yanlışı sadece başka arenaya taşımış sayılırlar.
Çerkes halkının (kimlik anlamında) bölünmesine yol açıcı bu hareket ne kadar masumane bir noktadan çıkmış olsa bile, Kafkasyalı diğer uluslarla olan ilişkilerimizde, onların tamamını Çerkes sayma eğilimi göstermesi sebebiyle, husumetler oluşmasına da kaynaklık eder.
Kısaca, dayanaksız bu söylem, sadece vatanımızla diaporadaki Çerkesleri kimliksel olarak (da) bölmekle kalmaz, komşu ve akraba halklar, uluslar ile aramızda binlerce yıla dayanan ilişkiyi de temelinden sarsar...
***
Kaffed bünyesi içerisinde, (hatta) yönetiminde bulunan bir grubun inisiyatifiyle kurumun adı ile organize edilen ‘Ortak Akıl Toplantısı’nın ardından bir açıklama yapıldı. Türkiye’de Çerkes Meclisi toplamak gibi bir fikirleri de varmış. Aynısını, daha önce, 12 Mart Ankara mitinginin ardından, ÇHİ sözcülerinden biriside dile getirmişti.
Toplamak istedikleri bu meclis-kongreler, ‘-Nasıl bir Çerkes meclisi, Çerkes Halk kongresi’? sorusunu aklımıza getiriyor.
Bunun gerçekleşmesini hepimiz yürekten dilemiyor muyuz? Elbette diliyoruz. Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin, kendilerini temsil eden ve sorunlarının çözümü için çalışacak böyle bir yapıya, ihtiyaçları olmadığını, kimse söyleyemez.
Sorun şurada; Tüm Kafkasyalıları Çerkes adı altında eriten, Çerkes sayan bir meclis, kongre kabul edilebilir mi? Böyle bir yapıyı ulusumuzun, vatanda yaşayan kesimi kabul eder mi? Elbette ki hayır.
Fakat, eğer;
Türkiye’de yaşayan Abazalar, Çerkeslere tabi olmaya, Çerkes olmaya hazırsanız,
Türkiye’de yaşayan Asetinler, Çerkeslere tabi olmaya, Çerkes olmaya hazırsanız,
Türkiye’de yaşayan Çeçenler, Çerkeslere tabi olmaya, Çerkes olmaya hazırsanız,
Türkiye’de yaşayan tüm Kuzey Kafkasyalılar, Çerkeslere tabi olmaya, Çerkes olmaya hazırsanız,
Türkiye’de yaşayan tüm Çerkesler, diğer tüm Kafkasyalıları Çerkesleştirmeye hazırsanız,
Haydi, o zaman, böyle düşünenler olarak Kaffed-ÇHİ’nin çalışmaları içerisinde yer alma zamanınız gelmiştir. (!!!)
Ben şahsım adına böylesi, akıl ve izan dışı bir hareketin içinde yer almak istemiyorum. Bu konuda böylesi düşünen, gelecek için kendisine böyle bir hedef koyan hiç bir yapının içinde yer alıp bu konuyu destekler çalışmalar yapmayacağım. Ulusum ve diğer Kafkasyalı milletlerinde böylesi bir çabaya destek olmayacaklarına da inanıyorum.
sayın huajır; gerektiğinde arenaya inmekten çekinmeyek arkadaşlarla dolu bu site demişsiniz size soruyorum acaba gerektiği gün gelmedimi dilimiz tamamen silindiğindemi gelecek
13 Nisan 2011 Çarşamba Saat 22:30öncelikle kaffed yanlış olmasın ama 40 yada 50 civarı derneğin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. eleştirilerde rusyanın arka bahçesi yada çerkes nedir bilmeyenlerin yönettiği kurum gibi şeyler söyleniyor herşeye rağmen birçok derneğin bir arada olduğu bir örgüt burası eğer yapıyı yönetenleri beğenmiyorsanız doğruları söylemek doğru yönetmek için orada bulunmalısınız bunu yapmıyor sadece eleştiriyorsanız söyledikleriniz yada değerli fikirleriniz sadece hariçten gazel okumak olarak kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. eğer bu yapı çerkesin ne olduğunu dahi bilmeyenlerin eline kaldıysa buradaki suç tamamen bu yapının dışında kalıp doğruları yapmak için elini taşın altına sokmayanlardadır. saygılar
13 Nisan 2011 Çarşamba Saat 22:24SAYIN ADNAN SENCER... GEÇTİĞİMİZ ARLIK AYINDA MOSKOVA DA ÇERKESLERE KARŞI YAPILAN SALDIRILAR NEDENİYLE RUSYA FEDARASYONU BÜYÜKELÇLİĞİNE GİTTİNİZ Bİ SABAH KAHVALTISI YAPTINIZ GELDİNİZ.. ŞİMDİYE KADAR GÖSTERMELİK BİR SÜRÜ TOPLANTI YAPTINIZ.. FEDERASYONUNUZUN ÜYELERİNDEN BAZILARI AYNI ZAMANDA TÜRKİYE RUSYA İŞ KONSEYİ EŞ BAŞKANI.. VE SANA BİR ŞEY SÖYLEYEYİM Mİ ADNAN BEY; RUSYANIN ARKA BAHÇESİ OLAN BİR FEDERASYON BU ÜLKEDE BENİ TEMSİL EDEMEZ... ASLA AMA ASLA RUSYANIN ARKA BAHÇESİNDE ÇİÇEKLER TOPLAYAN USLU ÇOCUKLAR OLMAYACAĞIZ...
12 Nisan 2011 Salı Saat 23:55