

Osmanlı ülkesinde 1908 yılında yeni anayasanın kabül edilmesiyle oluşan özgürlük ortamını zamanın Çerkesleri iyi değerlendirmiş, anayasanın kabulünden birkaç ay sonra, diaspora tarihinde önemli bir yeri olan Çerkes Teavün Cemiyeti'i kurulmuş, Çerkes okulu açılmış ve Çerkesce yayın yapan gazete çıkarmışlardı. Anavatanları Çerkesya'ya öğretmen, alfabe ve ders kitapları göndermek suretiyle oranın eğitimine de önemli katkılar sağlamışlardı.
1960 anayasası ile gelen özgürlük ortamı, 1968'lerde dünyayı sarsan gençlik olayları da, Türkiye Çerkes gençliğini kendi sorunlarını düşünmeye sevketmişti. Çerkes halkının Türkiye'de ulusal kültürel varlığını sürdürme imkanı olmadığına, bunun ancak vatanda olabileceğine inananlar, vatana dönüşü ulusal sorunun çözümünün ana şartı kabül etmişlerdi. Aradan geçen zaman dönüşçülerin bu düşüncelerini doğrulamıştır.
Bu düşünceyle vatana dönmüş olanlar, ulusal kültürel varlıklarını koruma ve devam ettirme konusunda başarılı olmuşlardır. Bugün vatana dönenlerin çocukları anadillerinde şarkı söyleyip tiyatro yapabilmektedir. Diaspora ülkelerinden Adığey'e yerleşmiş olanlar dil ve kültür alanında kendilerini geliştirebilmiş, uluslaşma yolunda önemli mesafeler katetmişlerdir.
Aradan geçen zaman, dönüşçülerinTürkiye'de ulusal kültürel varlığın yaşatılamayacağı görüşünün doğruluğunu da göstermiştir. Türkiye'de anadilimizin geldiği nokta, uluslaşma yolunda önemli bir mesafe alınamamış olması, Türkiye toplumunun Çerkes varlığının farkında dahi olmaması , verilebilecek başkaca örnekler bunun kanıtıdır.
Çerkes Hakları İnsiyatifi öncülüğünde Ankara ve İstanbul'da yapılan mitinglerin ana konusu "Ana dilde eğitim ve yayın hakkı" üzerineydi. Miting alanına hakim olan slogan ve pankartların tamamına yakını bu konudaydı. Gerçekten Türkiye Çerkeslerinin en önemli sorunları da anadilin yaşatılabilmesidir. Dönüş, Türkiye Çerkeslerinin öncelikli gündemleri olmaktan çıktığına göre, Türkiye'de Çerkes ulusal varlığını koruyabilmenin yolunu bulmak zorunlu hale gelmiştir. Türkiye'de Çerkesce'nin devlet desteğinin de sağlanacağı varsayımıyla nasıl yaşatılabileceği artık yüksek sesle düşünülmeye başlanmalıdır.
Çerkes Hakları İnsiyatifi anadilde
eğitimden ne kastettiğini açık olarak ortaya koymalıdır. Çerkes
dilleri olarak tanımlanabilecek bir dil gurubunun bilimsel, siyasi literatürde
yeri bulunmamaktadır. Bir tane Çerkes dili vardır o da Adığece'dir. Diğerleri
Abhazca, Çeçence, Asetince'dir.
Günümüz Türkiye'sinde Çerkesce bilme oranı 70 yaştan 7 yaşa doğru giderek düşen bir trendi işarat etmektedir. Anadilde eğitim ve yayın hakkı istemek yerden göğe kadar haklı bir taleptir. Ancak bu hak verildiği takdirde nasıl bir uygulama olabileceğini düşünüp bulmak, bu konuda hazırlıklı olmak ta bizlerin görevi olmalıdır. Bu alanda durumu bize uyan ve örnek alabileceğimiz başka bir uygulama olup olmadığı ortaya çıkarılmalıdır..
Çerkesce Türkiye'de çocukların annelerinden öğrendikleri dil olmaktan çıkmış, yetişkinlerin bir kısmının bildiği bir dil durumuna düşmüştür. Bu durumda, çocuklara yabancı bir dil gibi sıfırdan öğretilmesi söz konusudur. Yokolmakta olan bir dile yeniden hayat kazandırılması gerekmektedir. Bunun nasıl olabileceğini düşünmeli, toplumumuzu buna hazırlayabilmeliyiz. Mesela; bir yıl Çerkesce hazırlık okuyup kalan yıllarda Çerkesce-Türkçe eğitim verecek bir okula aileler çocuklarını göndereceklermidir? İngilizce eğitim veren bir okul varken Çerkesce eğitim vereni tercih edecekler midir?
Bu sorulara olumlu cevap aldığımızı kabul edersek, bu okullarda öğrendikleri Çerkesceyi yaşatmak için nerede kullanacaklardır?
Bugün yüzbin civarında Adığe'nin bir arada yaşadığı ve çeşitli devlet imkanlarının da kullanıldığı Adıgey'de dahi Çerkesce'nin yaşatılabilmesi konusunda ciddi sorunlar mevcuttur. Söz konusu ülke Türkiye olunca bu sorunların daha da büyük olacağı açıktır.
Başlangıç olarak Derneklerde yürütülmekte olan dil kursları geliştirilmeli, bu kurslardaki öğretmenler daha yetkin hale getirilmelidir. Belirli surelerde dil öğrenilebiliyor olması kurslara olan ilgiyi artıracak, başarısızlık ise ilginin azalmasına neden olacaktır. Bu nedenle kurslar mutlak surette Çerkesce'nin öğrenilebildiği merkezler haline getirilmelidir.
Yine gün boyu sürecek Çerkesce televizyon yayını da toplumda dilin gelişmesine katkı sağlayacak ve dil öğrenimine olan ilgiyi artıracaktır.
Türkiye ile Rusya federasyonu arasında vizenin kaldırılmış olması olumlu bir gelişmedir. Pegasus şirketinin Krasnodar'a uçuşlara başlaması bilet fiyatlarını ucuzlatmıştır. Gidiş gelişlerin kolaylaşacak olması, dili öğrenmek ve geliştirmek isteyenler için yararlı olacaktır.
Çerkesce'nin Türkiye'de yaşatılabilmesi imkansız değildir. İsrail ve Kosova'da yaşatılabiliyorsa neden Türkiye'de olmasın? Bunun için toplumsal bilinçlenmenin en üst düzeye çıkarılması gereklidir. İstemek başarmanın yarısıdır. Ama gerçekten istemek lazım...TURKİYEDE 24 saat YAYIN YAPAN ÇERKES TELEVIZYONU ISTIYORUZ ANCAK AGIGEY'DE ANA YURDUMUZDA 24 SAAT CERKESCE YAYIN YAPAN TV'DE ISTIYORUZ. ADIGEY'DE HER YERDE CERKESCE ISTIYORUZ. ADIGEYDE ANA YURDUMUDA NALMESIN GOSTERISINDE BILE SIRF RUSCA KONUSULUYOR ISE GERISINI SIZ DUSUNUN.
06 Mayıs 2011 Cuma Saat 08:57İbrahim bey, yazınızı okuduktan sonra bir şiirimi paylaşmak istedim sayfanızda.
Umarım yazdıklarınıza bir değer katmış olur.
Selamlarımla...
Dili Elinden Alınanın Kafası Karışıktır
Semih Akgün
Dilimi aldılar benden
Elime silah alacağım
Dedi öfkeli biri
Diğeri çoktan umutsuz
Ağıt yakmıştı bile
Çoktan öldürmüştü
Kendi kendine
Dilini
Biri öfkeli
Çaresizdi
Yapacak neyi vardı ki
Dilinde
Kabullenmişti
Kaderini
Diğeri
İlk doğuşunda
Kurdun izinden
Koşturan kaz gibi
Canavarını
Ana bildi kendine
Biri isyanlardaydı
Diğeri kaybına
Suçlu arayışında
Dedim ki arama suçluyu
Hep başka tarafta
Alfabesinden harf
Dilinden ses eksilten
Hoyrat kaygısız
Başkasının ağzındaki dile
Saygı mı gösterir ki?
***
Be hey akılsız
Kendin sahip olmazsan diline
Başkası mı destek çıkar
Kütürüm olmuş beline...
Ş'hafit kardeşim sen en iyi dil öğrenme yöntemine denk gelmişsin.
Ebeveynlerle çocuk yaşta öğrenilen dil kolay kolay unutulmuyor. Hepsini bende sevgi ve rahmetle anıyorum. Çerkesçe konuşmak onlarla beraberken daha güzeldi. Konyadan selamlar.
