Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao Nadir Yağan
Rusya 21 Mayısla Yüzleşmeli
22 Nisan 2011 Cuma Saat 15:04

İmparatorluk kalıntısı pekçok ülkenin olduğu gibi Çarlık Rusyasının mirasçısı  RF’nin de kurtulmak istediği, yüzleşmekten ödünün koptuğu, kuytulara terk ettiği ama bir şekilde her 21 mayısta dönüp dolaşıp kendisini bulan ve rahatsız  eden  bir geçmişi var.

Rusya Federasyonu malesef Çerkes sorununu, geçmişin bu kamburunu tarihin zifiri karanlıklarına gömmek  istiyor. Rus-Kafkas savaşlarının sonuçları üzerinde yeterince kafa yormuyor hatta literatürde çoğunlukla sadece Kafkas Savaşları denilip geçiliyor. Acılarıyla/günahlarıyla yüzleşme cesaretini gösteremiyor henüz Rusya. Çarlığın mağdur bıraktıklarıyla bir diyalog sürecine giremiyor, onlarla karşılaşmaktan imtina ediyor.Karadeniz kıyılarında sonsuza dek hakimiyet kurmak isteyen  Çarlık  Rusyasının;  binlerce yıldır bu topraklarda  yaşayan ve köklü bir kültüre sahip Çerkesleri çeşitli yöntemlerle yok ettiğini,  savaşarak başedemediği  yerlileri dünya tarihinin bilinen yöntemlerinden göçe zorlayarak ulusal varlıklarına onarılamaz zarar verdiğini göz ardı ediyor. Kafkasya’ya girerken  niyet soykırım yapmak değildiyse bile Rus-Kafkas savaşlarının Çerkeslerin kökünün kırılmasıyla sonuçlandığını kabul edemiyor .

Rus  aydını da sınıfta kalmıştır. Tarihiyle yüzleşmeyi göze alamamış Çerkes  sorununu tartışmaya açamamış korkmuş susmuştur. Pravda i Krıvda (Doğru ile Eğri) ‘yı yazan Kutsenko gibi birkaç istisna dışında.

Oysa durumun vehametini  anlayabilmek için Rus- Kafkas savaşının son cephesi Batı Çerkesya’nın -tek tük Çerkes köylerinin yer aldığı, kimi yerlerinde hiçbir Çerkes’in yaşamadığı- bugünkü haline , bu bölgedeki coğrafi adlara bakmak  bile yeterlidir.

Umarım haksızlık ve acı birikimleriyle yüzlememiş ve hesaplaşmamış olmak, Çerkeslerle Rusya arasında toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine belki de hukukdışılığın bir norm haline gelmesine, öfke ve nefret  kültürünün yerleşik hale gelmesine yol açmaz. Rusya bu durumun izdüşümlerini Türkiye’nin yakın siyasal ve toplumsal tarihine Ermenilerle ilişkilerine doğru bakarak görebilir.

Bugünün  Rusyasına yakışan hiç vakit kaybetmeden anımsama ve kabul etme kültürü üzerine payandalandırılan bir geçmiş politikasına ve bu geçmişte yaşanmış tüm zülüm ve haksızlıkların düzeltilmesini sağlayacak  hesaplaşma sürecine girmesidir. Bundan kaçınmak, çözümü ertelemek unutturulmaya çalışılanın bastırılanın sadece ve sadece tahrip gücü daha yüksek bir sorun biçiminde geri gelmesine neden olacaktır.

***

Biz “dönüşçüler” hiçbir siyasal koşul, aş.iş,ev,sürgün, soykırım hak hukuk ileri sürmeden vatanımıza koşulsuz şartsız geri döndük , yerleştik. Tarihsel bagajda birikmiş ne kadar kötülük ve kir varsa çözümünü zamana bırakmıştık..Niyetimiz yaklaşık yüz elli yıl önce yüz binleri aşkın insanımızın kendi coğrafyasını terk etmesine neden olan bu kahredici süreci bir an önce tamir ve telafi edecek vatana dönüş sürecini başlatmak; bilgi, birikim ve deneyimlerimizi kolektif bir anlayışla zaman geçirmeden halkımızın ve ülkemizin gelecekteki yararına sunmaktı. Bizim aciliyetler sıralamamızda vatana dönüş birinci yerdeydi .Ulusal hareketin merkezine vatanımızı  ve geri dönüş temelinde yükselecek toplumu koymuştuk. 
Ama  geride bıraktığımız Çerkes diasporası işin bu boyutuyla pek  ilgili değiller.Vatanlarıyla bizim kurduğumuz türden  bir ilişkiyi sürdürmek  gibi bir dertleri pek yok. Öncelikle sürgünle ilgili tarihsel hafızayı canlı tutmak istiyor, herşeyden önce kendilerini Rus  tarafı ile tarihi hesaplaşmanın teorik ve maddi taşıyıcıları görüyorlar.Herşeyden önce 19. yüzyılda Çarlık Rusyasının  yaşattığı  kitlesel kıyımı dünyadaki başka örneklerde olduğu gibi simgeleştirmek, soykırım realitesini  Çerkes  siyasi ve ideolojik propagandasının en önemli figürü haline getirmek istiyorlar.  Toprak ve tazminat talebi hakkını şimdilik saklı tutmak isteyen bu kesim gelecekte  soykırımla ilgili olarak gecikmiş bir özürü belki de yeterli bile görmeyecektir.

Önceki kuşakların bunca yıllık suskunluklarının ardından içimizden  bugün  böyle radikal tepkileri verenlerin çıkması kimseyi şaşırtmamalı. Durum diaspora sosyolojisi  açısından gayet normaldir.Diaspora toplumlarında genel olarak ilk kuşak göçe neden olan acı olayın hesabını soramayacak kadar zayıf ve hırpalanmıştır. Bizde de öyle oldu. Sürgünü birebir yaşayanlar çoktan toprak oldu ve onlar çok bişey anlatmadılar çocuklarına. İkinci kuşak kendini hala göçmen hissetti ancak üçüncü kuşaktan sonra üyeler kendilerini yeni vatandaşlar olarak güvende hissedebildiler ve tarihleriyle ilgilenmeye cesaret ettiler. İlk kuşakların acı hatıraların yanı sıra olumlu bazı hatıralara da sahip olması onları yumuşatırken bugünkü nesiller için geçmiş sadece siyah ve beyaz renklerden oluşuyor. Bu yüzden de daha soğuk ve katılar. Bu durum bir bakıma bizzat kendilerinin yaşamadığı bir geçmişi başka şekilde imana dönüştürerek yaşama sevdasıdır.   

Sessiz oldukları için büyüklüğünü ve etkinliğini kestiremediğim büyük  çoğunluk, atalarımızın  yaşadığı  acıları  çocuklarına geçirmek çocukların tarihimizin yaralarına ev sahipliği yapmasını pek  istemiyor gibi görünüyor.Hatta okumuş  yazmışları bile her türlü bilgi ve belgeye, vatandaki cumhuriyetlerimizin parlamentolarında alınmış kararlara rağmen Çerkesleri  soykırıma uğramış bir halk olarak görmüyorlar. Görüyorlarsa da tamir ve telafisiyle uğraşmak yerine hatırlamakla yetiniyorlar.Yine de küresel ölçekte bir kimlik krizinin gittikçe artan bir tarzda dünyanın her yerinde, bir şekilde varlığını hissettirdiği bir zaman dilimindeyiz ve  istemeseler  bile kökleri bu insanlarımızı rahat bırakmıyor.İnsanlığın içine sürüklendiği kimlik krizinden onlar da etkileniyorlar. Bu kesimler için belki  içten bir özür dilenmesi,  TR’de Çerkes kültürel mirasının korumaya alınması, vatandaki cumhuriyetlerle dostça ilişkiler  gibi sembolik adımlar  kırılan ulusal onuru onarmaya yeterli olacaktır.

Halkımız hem diasporada hem vatanda yavaş da olsa öyle ya da böyle bir tür varlık-yokluk mücadelesinin içinde olduğunun farkına varıyor.

Geçmişte Çerkeslere karşı işlenen  günahların kabul edildiğine dair bir özürle Çerkes halkı  ve Rusya yönetimi arasında ahlaki bir dönemeç alınacak, Rusya`nin demokrasi notu yükselecek ve hep birlikte daha iyi bir ülkeye ve daha  yaşanır bir dünyaya doğru adım atacağız.  

Bu yazı toplam 4771 defa okundu.





Fatih Dincer

RUSYA FEDERASYONU HALKLARININ TARIHI BELLEGI?
21 MAYIS anma torenlerine hazirlanildigi bu donemde, Rusyanin 21 Mayis la yuzlesmesini engelleyen yada bugun Sovyetler Birliginin ve Carlik Rusya nin mirascisi konumunda olan Rusya nin 21 Mayis 1864 e varincaya kadar tarihi gerceklerle yuzlesilmesini engelleyen Bu bolgede yasayan halklarin tarihi belleklerindeki onem sirasina bakmak gerekiyor bence.Turkiye deki Cerkeslerin Tarihi bellek sirasina baktigimizda tek onemli olay 1. Dunya savasi bile bir cok cerkesin surgun edildikleri yere nasil geldiklerini bile unutturmus. Ayni acidan Rusya Federasyonu na bakarsak 21 Mayis 1864 den sonra arada gecen tarihi yuzlesmeleri gercekleri ortaya cikarmak icin bellek epey kabarik bir durumda. Arada 1.Dunya savasi, daha sonra hemen ardindan tum bu bolgenin tarihi yapisini ve bellekleri alt ust eden 1917 devrimi ve Yakinda 9 mayis anma torenlerini dikkatlice izlendiginde gorebileceginiz tum halklardan karisik bir sekilde toplam 20 milyon insanin oldugu ikinci Dunya savasi.Bugunku yasayan nesil hala kendine en yakin olan 2 Dunya savasi olaylarinin etkisinde, Zaten bugunku Rusya Federasyonu halklarinin birlikte yasamasini saglayan bu yapinin yikilmasini engelleyen Harc da Sovyetler Birligi halklari larak beraberce Faşızme karşı kazanılmıs 9 Mayıs Zaferi!
Rusya aydinlari ve halki icinde henuz daha Stalin doneminin analizleri bitirilemedi.Son yayinlanan haberlere gore 9 Mayis kutlamalarinda afislerde Stalin in resimleri basilamayacakmis.Ikinci Dunya savasini Sovyetler Birligine kazandiran, Dunyayi Faşist Hitler den kurtaran adamın Resimleri bile indirilebiliyor duşunebiliyormusunuz.Buda Rusya Federasyonun da Aydinlarin bir zaferi degilmi aslinda?
Bizim Çerkesler olarak bile 21 Mayıs 1864 tarıhı bılıncını henuz yeni yeni olusturmaya calisiyoruz. Bugun en kotu tahminlerle dunya uzerinde 2,5 milyon cerkesin yasadigini dusunursek Cerkes aydinlari(!!) 21 Mayis 1864 un cerkesler icin ne anlam ifade ettigini onumuzdeki 21 Mayis 2011 de tum dunyada bu tarihi hatirlayip belkide anma torenlerine katilacak 10 000 kisiyi gecmeyecek topluluk disinda kalan diger Cerkes halklarina aydinlar olarak aydinlatmak zorundadir. Henuz gun isigina cikmayan bazi sorularida artik cevaplamak gerekiyor Ornegin;Hala Gocmu Surgunmu tartismalarini beraberinde getiren Osmanli Imparatorlugu Ile Carlik Rusya si arasinda yapildigi belirtilen bir anlasmadan bahsediliyor, Bu anlasmaya dair;
Bu anlasma nedir, nerededir, Cerkeslerin goc yada Surgun unu baslatan ve bir donum noktasi olan bu anlasmanin Osmanli arsivlerinden yada Rusya arsivlerinden cikarilarak gun yuzune cikarilmasi gerekmiyormu artik?
Bizlerin Rusya yada Dunya aydinlari na bu tarihi gercekleri ulastirabilmemiz gerekiyor, Eger Dunya yada Rusya aydinlarindan bizim sorunlarimiza gelmelerini beklersek onlarin henuz bize gelinceye kadar daha coook isleri var!:)

29 Nisan 2011 Cuma Saat 11:05
latif ilhan

İmdat Kip'in en azından "hariçten gazel" olmayan yazılarını,"en azından" dan fazlasını hak hakettiğini düşündüğüm bir takdir ile takip ediyordum.O epeydir yazmıyor.
Bence burada yazılanlar da aynı kıymette.
Kullanılan bir kelimeden enfeksiyon kapmamak lazım...

27 Nisan 2011 Çarşamba Saat 11:47
Kaya Şenvar

Sevgili Nadir,
Çok güzel ve yeni perspektiften bakış biçimiyle yazdığın bu yazıyı zevkle okudum. 21 Mayıs'ları artık yeniden vatana dönme ve vatana doğru bakma günü olarak ansak diyorum. Yıllarca her 21 Mayıs'ta aglayarak ve Rusya'ya bagırıp cagırarak nereye varacagız bilmiyorum.?
Yeni trend artık 21 Mayıs'ları vatana bakarak ve vatanla ilişkilendirerek anmak ve diyalog kurmak olsun diyorum...

27 Nisan 2011 Çarşamba Saat 09:30
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net