Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Tozluk Kardeşliği ve Kaffed Ğıbzesi (Ağıdı)...
25 Mayıs 2011 Çarşamba Saat 01:28

21 Mayıs’ta Taksim'deydim.

Çok gururlandım, halkım, ulusum yok olmamış…Yok olmamak içinde gerekenleri yapma azmine sahip olduğunu gösterebiliyormuş.

Çerkesya Yurtseverleri, vatanını Çerkesya bilenler, Çerkesya için çalışanlarla bir araya gelmek….

Her birisi ile, en ufağından en büyüğüne en gencinden en yaşlısına yan yana durmak, Çerkesya için yürümek, kıpırdamak, hele  hele Çerkesya'dan kilometrelerce uzakta böylesi insanlarla bulunmak, bilemiyorum, anlatamıyorum…

Dün Türkiye'de yaşayan Çerkesya Yurtseverleri ile birlikteydim.

Dün Taksimde binlerce Çerkesya vardı… Binlerce yürek her zamanki gibi Çerkesya için, Çerkeslerin vatanı için bir aradaydı.

Ve hepsi yarınlar içindi…

Gururlanıyorum ve gururlandığım içinde kendimden utanıyorum.

Çerkesya Yurtseveri olduğum için gururlanmamalıyım. Çok eksiğimiz var..  Yapmadığımız çok şey var, çok yolumuz var, çok… Yurdunu, vatanını bilmeyen veya dile bile getirmeyenler var oldukça Çerkesya Yurtseveriyim diyerek gururlanmak hiç birimize yakışmıyor.

Daha vatanını, yurdunu hatırlatmamız gereken bu kadar insan varken…

***

21 Mayısta, doğru dürüst Abazaca bilmediğimin çok faydasını gördüm.

Nedense, son zamanlarda tansiyon ile alakalı rahatsızlıklar baş göstermeye başladı. Tansiyonum zaman zaman artıyor. Sebebini bildiğim tansiyon yükselmesinden çok rahatsızlık duymuyorum.

21 Mayıs Çerkesya Yurtseverlerinin Taksim eylemi ardından Beşiktaş'taki anma etkinliğine de katıldık.

Allahtan Abazaca bilmiyormuşum. Abazaca  söylenenleri anlamadım.

Ama Türkçe ve Çerkesce bildiğime de üzüldüm. Keşke onlarıda bilmeseymişim.

Tansiyonum yükseldi.

Kaffedin ğıbzeleri (ağıtları) tansiyonumu yükseltti. Kaffedin ğıbzesi (ağıdı) diyorum, çünkü yüzyıllar öncesine dayanan Çerkes folkloründe oldukça bilinen bir yere sahip hüzünle neticelenmiş bir sevgi (aşk) öyküsü üzerine yazılmış bir ağıttı sahneden duyduğum. Ama aslından ziyade önemli olan bugün Kaffed tarafından sahnelendirilmiş olmasıydı. Bu hali ile kullanım şekli ile sadece tansiyonumu yükselten, kanımı beynime sıçratan Kaffed ğıbzesi oluvermişti…

Tüylerim diken diken oldu.

Kalabalığı, özellikle Kaffedin kağıttan askerlerinin bu ğıbzenin eşliğinde dalga dalga Çerkes (Adıge) bayraklarını derin huşu içerisinde salladıklarını gördüğümde tansiyonum kaça vurmuştu bilmiyorum.

Tek tük Abaza bayraklarıda eşlik ediyordu yüzyıllık aşk şarkısına… Abazalarda çok şanslılardı. Anlamıyorlardı ki, eşlik ediyorlardı bayrakları ile…

Kağıttan askerlerde çok şanslıydı, onlarda anlamıyorlardı herhalde…

Şanslı olmayan, galiba sadece Çerkeslerdi, Çerkesya Yurtseverleriydi, Çerkes tarihi ve folklörüydü, gerçeklerdi….

Aşkı ve sevgiyi çok güzel anlatan bir Çerkes ağıtı 21 Mayısa yamanıyordu ve kağıt askercikler Çerkes bayrağını sallıyorlardı..

Ve bugün Adıyif yattığı yerden ters dönmüş olmalıydı..   

Kalabalıktı, bilinçsiz Adıyifle 21 Mayısı anan bir gruptu, tüylerim diken diken oldu, tansiyonum yükseldi.

Yüzümü gözümü yıkamak için litreyle soğuk su yüzüme çaldım. İşin doğrusu soğuk suyun tansiyona çokta faydası yok ama gözünüzden dökülen yaşları silmenizde gizlemenizde olan yardımınıda inkar edemezsiniz.

Kaffede, bir aşk şarkısına- ağıdına bayrak sallayarak eşlik eden kağıttan askerlere ve en önemlisi kurumumuza acıdım. Ağladım, gözlerimden yaş damlaları döküldü. Beni duygulandıran 21 Mayıs değildi, kağıttan askerciklerdi, Adıyifti Kaffeddi.

***

Çerkesya Yurtseverleri, Çerkesler, daha ne kadar sabredeceksiniz. Örgütlenme zamanı geldi… Var olan örgütleri düzeltme zamanı geldi. Var olmayanlarını ise kurmanın zamanı geldi..

Her şeyin zamanı geldi.

Kaffedin bu enteresanlıklarına bizler müsaade ettikçe kağıttan askerler aşk şarkısı-ağıdı ile huşu içinde bayraklarımızı sallamaya devam edecekler.

Tığujıko Kızbeç, Mansurıfo, Batçeri …atam dedem, bayrağımızı şanla dalgalandıranlar, affedin onları… Onlar sadece kağıttan askerler…

Ve ellerinde meşaleler var…Allahtan kıvılcım sıçramadı….

***

Ayakkabı bağına, kemer tokasına falan yemin edenler….

Allahım, sen beni, bizi koru…

Tozluğa yemin ettiler, tozluk üzerine ettikleri edecekleri yeminleri dile getirdiler yazıya döktüler…

Allahım sen bizim hatalarımızı affet. Bile bile hata işlemekten herkesi koru.

İnşallah tozluğa yemin edenler de bilmeden, tozluk üzerine yemin ediyorlardır. İnşallah sadece Kaffedin kağıttan askerleri misali, benzeri bilmediklerinden tozluk üzerine yemin ediyorlardır.

Çerkesya Yurtseverleri, Çerkesler, daha ne kadar sabredeceksiniz. Örgütlenme zamanı geldi… var olan örgütleri düzeltme zamanı geldi. Var olmayanlarını ise kurmanın zamanı geldi..

***

Лъэй (tley) Çerkes ulusal elbisesinin Çerkeskanın bir parçası. Ayağa giyilen ayakkabının üzerine geçirilen ata binildiğinde pantolonun pislenmemesi için kullanılan dize kadar uzanan tozluğun ismi.

Ve Çerkeslerce hiçbir kutsiyeti yok. Sadece tozluk.

Ve (Abhazyasından Dağıstanına kadar) tüm Kuzey Kafkasya'yı Çerkesya ilan etmek üzere ultra-ultra makrocu zihniyet tley üzerine yemin düzüyor.

Bilmem anlamam, onlar bilir, Allah bilir, doğrusunu..

Oradan buradan aslını astarını bilmeden, o dilden bu dile, bu dilden şu dile bir şeyler çevirirken bir yerde rastlamışlardır.

Bilmem, ama onlarda Çerkesce bilmiyor olmalılarki…

Eylemlerine İstanbul'da hemde o saatlerde bulunmama rağmen katılamadım, bir dostumla buluşmam gerekiyordu, ve gönlüm katılmaktan yana da değildi. İyi ki katılmamışım.

Allah'ım ne olurdu, bunların yazdıkları dili, Türkçe'yi bilmiyor olsaydım yada tansiyonum olmayaydı. Yazdıklarını devamını okuyamadım, mitinglerine de katılamadım…

Allah'ım sen bu iyiniyetli olduğunu düşündüğüm, düşünmeye çalıştığım insanlara akıl fikir ver…

***

21 Mayıs tansiyonumu çok çıkarttı.

Çerkesya Yurtseverlerinin doğru duruşu, kalbimde çarpıntıya sebep olurken…

Ah Kaffed, ah… Bu kurum nasıl böyle bir hale sokulur… Nasıl böyle bir şey olur…

Ah, koca koca adamların tozluğa yemin etmeleri….

Daha çok yapılacak şey var. Henüz yolun başlangıcındayız, açılan aydınlanmaya başlayan yolumuz, gittikçe genişleyen her gün daha düzleşen bir şekilde önümüzde uzanıyor.

Çerkesya Yurtseverleri yolunuz, yolumuz açık olsun. İyi ki varsınız, soluk oldunuz nefes oldunuz…


Bu yazı toplam 5869 defa okundu.





Mustafa Bardak

Sayin Hatko Samil
Bu yazdiklariniz bilinmeyen birsey degil. Eger elinizde Adige folklorunde bu konuyu isleyen derleme tekstleri varsa onu yazarsaniz ben kendi adima memnun olurum.
Selamlar.

09 Haziran 2011 Perşembe Saat 13:34
Korhan Batca

wupsov...

09 Haziran 2011 Perşembe Saat 04:27
Hatko Samil

Çok ilginç bir tartışma. İlk önce Tıley eşanlamlı bir sözcük değildir. Bunlar latin harfleriyle bir alfabeye sahip olmamızın sonucu galiba. Adigecede 3 adet L sesi vardır: Normal L (л), kalın L(лъ) ve keskin L (лI). Tozluk anlamına gelen sözcük kiril harfleriyle лъэй veya лъай olarak yazılır ve Türkçe seslerle Lhey veya Lhay olarak okunur. Yani kalın L ile ayak-lhako (лъакъо), ayak tırnağı-lhebjane (лъэбжъанэ), topal-lhaşe (лъащэ) gibi. Kalın L(лъ) ile normal L(л) yi birbirinden ayıran L yi kalınlaştıran H sesidir, L sesini çıkarmak için dil üst damağa yapıştığında arkadan H sesiyle beraber dilin arasından hava verilir. Kalın L latin karakterlerle ifade edilmeye çalışılırken zaman zaman TL olarak da yanlış şekilde yazılabiliyor ama doğru değildir.

TILEY ise yazıldığı gibi okunur baştaki T harfinin (kiril: т) ya da ortadaki L nin (kiril л), kalın L (kiril лъ) ile bir ilgisi yoktur.

Sonuç olarak birisi Lhey diğeri ise Tıley'dir. Yani tozlukla burada bahsi geçen savaş geleneğinin veya yeminin aynı şey değildir.

Sayın Açumıj Hilmi bey hepimiz hata yapabiliriz bu fıtratımız da var lütfen kızgınlıkla sinirle hatalarımıza yenilerini eklemeyelim. Hangi savaşta bulunduğunuzun bu tartışmayla ne ilgisi var. Aytek Namitok'la ilgili işaret ettiğiniz bölümlere de baktım ama metinde geçen ifadeler bizzat ona ait-ki sanırım Namitok gibi bir adamı tartışmanın bizleri aşacağı konusunda hemfikirizdir- söz konusu metinden farklı bölümlerdeki örnek iki paragrafı aşağıya aktarıyorum. Lütfen bir daha gözatın.

Saygılarımla

"Diğer taraftan belirtmeliyiz ki, Tıley’in eylemi hiçbir zaman Japonlarda olduğu gibi vatani bir intihar anlamına gelmez. Ayrıca burada da dinsel bir kurban olayı söz konusu değildir. Tıley’in akti, kendisiyle kutsadığı veya kutsallık düzeyinde yüksek değer atfettiği varlıklar arasındaki ikili bir akittir. Zaman, mekan ve toplum içinde insanın kendisini kendisi eden onur, özgürlük ve vatanperverlik anlayışının fedaiden talep ettiği bir yüce davranıştır Tıley’inkisi. Özetle, Tıley ‘in akti genel anlamda bile, insanı insan eden bu üç yüksek değerin bir gün yeri geldiğinde bir ağızdan talep etme durumunda kaldıkları fedakarlığın büyük bir gönüllükle karşılanışıdır."

"Tıley adını vermek Adığeler’de ancak bir gelenek olarak görülür. Kendini böyle ölüme adayan bir kimse, olağanüstü ciddi bir Thamade heyetinin hazır bulunduğu fakat sade bir dini tören sırasında sözleri en eski antikite devirlerden beri aynı kalmış bir ant içerdi. Bu arada gönüllünün en yakın kan hısımlarından bir genç kız (ki bu çoğunlukla bir kız kardeştir) biçilmek üzere ortaya konan kırmızı kumaşa ilk makası atardı. Tıley’e özgü silahları da kendisine beş Thamade kuşandırırdı."

08 Haziran 2011 Çarşamba Saat 00:13
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net