

“Çerkesya diye bir yer mi varmış lan???„ Son derece avam ve sokak dili tarzındaki bu başlangıç cümlesi için öncelikle tüm okurlarımızdan özür dilerim. 21 Mayısta Taksim’de Türkiye ve Çerkesya’daki ÇY nin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte “ Rusya Cevap Ver Çerkesya Nerede? Sloganı atılırken sokak kenarında bizi izleyen 2 kişiden birinin diğerine sokak ağzıyla ve şaşkınlıkla sorduğu ve ister istemez kulak misafiri olduğum bir soruydu bu.
Aslında en doğal ve insani hakları olan uluslaşma ve birleşme özlemi içindeki Çerkes’ lerin durumunun başka bir boyuttan nasıl göründüğünü gösteren küçük bir örnekti..
İso 9001 kalitesiyle yüksek hizmet belgeli Kafkas toptancılığının altında eritilmiş ve gizlenmiş, başkalarına hizmet ederken kahraman ilan edilip baş tacı edilen, kendi haklarını ararken yalnız bırakılan, bireylerinin Yurtseverlikleri mikroculukla ve faşizanlıkla eş değer tutulan Çerkesya’ dan kimin nasıl haberi olabilirdi ki?
Bu yıl ki 21 Mayıs Soykırım anmaları önceki yıllara göre daha çok katılımla ve daha çok etkinlikle geçti. BM üyesi Gürcistan tarafından ilk defa Çerkes Soykırımı resmen tanındı. Kimilerine göre bu Çerkes Soykırımı değil “Kafkas Soykırımı” olarak dillendirildi. Kimileri ise bu durumu hiç görmezden geldi.
Gönül isterdi ki bu etkinlikleri hep birlikte düzenleyip bu ulusal yas gününde hep beraber olalım. Ama maalesef bu etkinlikleri sadece kendi tekellerinde tutmak isteyen çevreler tarafından kanun hükmünde kararnamelerle yok sayıldığımız için yaptığımız çağrılara cevap verilmedi. Ve toplumumuz 21 mayıs ta Taksimde Saat: 15:00 de biz ne dersek o olur diyen tekelci zihniyete cevabını vermiş oldu. Umarım önümüzdeki yıllarda yapılacak organizasyonlarda bir durumun muhasebesi yaparlar.
Ama kimse değerli bir ağabeyimizin deyimiyle “en namuslu haliyle gerçeği tespit etme” işine yanaşmıyor. Çünkü kafa karışıklılarını, kendi içlerindeki çelişkileri ve yaşadıkları kavram kargaşalıklarının üzerini, kendi hegemonyalarının altında olmayanları görmezden gelerek örtmeye çalışıyorlar. Bu durum önceden de böyleydi hala da devam ediyor.
Bir çok insan 21 Mayısla Ve Gürcistan Parlamentosunun kararı ile ilgili, akademik cümlelerle ilim irfanla bezenmiş vay be dedirten derin analizler yaptı.
Bir çok insan toplumun derin hissiyatlarına seslenen duygusal yazılar çağrılar, manifestolar yayımladılar.
Bazıları sayılara takılıp kim daha çoktu kim daha azdı tartışmalarına girdi.
Ama hiç kimse en namuslu gerçeğin durum tespitini yapamıyor.
Çünkü herkes her şeye diasporik eylemlerle söylemlerle yanaşıyor.
Hiçbir kurum ve platform 21 mayısta meydanlarda yanlarından yürüyen insanların ezici bir çoğunluğunun kurum ve platformların görüşleri için değil ulusal yas günlerini ve atalarını anmak için orada olduğunu, bu gövde gösterilerinin toplumumuz tarafından ödünç verilmiş bir güçle yapıldığını itiraf edemiyor. Bir çok kimse olaylara, gelişmelere, kimliklerin değer yargılarına Kafkasya coğrafyasının ve Çerkesya Ülkesinin gözünden bakamıyor.
Ya bu coğrafya hakkında yeterli bilgiye sahip değiller ya da bildikleri fikirleri ile çelişiyor. Bunun üzerini de “Disapora ile anavatan arasında kavram farklılıkları olabilir” gibi trajikomik bir söylemle kapatmaya çalışarak anavatandaki soydaşlarımızı farkında olmadan ötekileştiriyorlar.
İçlerindeki fincancı katırlarını ürkütmemek için bir çok insan, Çerkesya’ nın Kafkasya’daki gerçek tanımını yapamıyor.
Bazı kardeşlerimiz Gürcistan parlamentosunun aldığı kararı sadece Abhazlar açısından değerlendiriyorlar. Bunu Çerkesler ve Abhazlar arasındaki bir problemmiş gibi gösterme çabalarıyla Rus tetikçiliğine soyunup Çerkesler açısından doğuracağı uluslar arası sonuca hiç değinmiyorlar
Kimileri hegemonyalar kardeşliği altında Diaspora teamüllerine göre Kafkasya’yı şekillendirebileceklerini sanıyorlar. Ve en önemlisi bu insanlar Çerkesya’ da Abhazya’ da Çeçenistan’ da ve Osetya’ da hangi grup ve oluşumlarla ortak hareket edip aynı düşünceyi paylaşıyorlar net olarak açıklayamıyorlar.
Sayılarla başarı hesabı yapanlar 2. sınıf görsel medyadan, gazetelerin cinayet, tecavüz ve kaza haberleri ile dolu olan 3. ve 4. sayfalarındaki küçük punto haberlerinden öte seslerini duyuramadıklarının muhasebesini yapmıyorlar.
Hangi görüşten hangi gruptan hangi ulustan olursa olsun kimseler beş yıldızlı teorik tezlerinin Kafkasya’ da uygulama realitesinin metotlarını ortaya koyamıyorlar.
Ama en azından çok uzun yıllardır dillerde saklanan ÇERKESYA ve SOYKIRIM kelimeleri toplumumuzun bireylerinin, oluşumlarının ve kurumlarının literatüründe yerini almaya başlaması bile büyük bir kazanımdır. (itirazı olan tüm sitelerin geçmişe dönük haber, yayın ve söylemlerini inceleyebilirler.)
Ha bu arada diyeceksiniz ki siz çok mu mükemmelsiniz?
Daha önceleri de defalarca söyledik. Bizimde eksikliklerimiz, yanlışlarımız hatalarımız olmuştur. Eleştiri aldığımız bir çok nokta olmuştur. İçimizde son derece tecrübeli büyükler olmasına karşı oluşum olarak çok yeniyiz.. Uzun ve çetrefilli bir yolun başındayız. Biz bu eksikliklerimizi kabul ettik, bize yöneltilen her eleştiriyi de dikkatle takip edip değerlendirmesini de yapıyoruz.
Ama en azından ne dediğimizi ne istediğimizi biliyoruz. Sadece diasporadan oluşan bir yapı değiliz. Hatalarımız kırdıklarımız ve kırıldıklarımız oluyor ama siyaset yapmayı çıkar ilişkileri kurmasını bilmiyoruz.
Bazı söylemlerimiz bazı kimselerin hoşuna gitmiyor olabilir, ama en azından diasporada savunduğumuz fikirlerimizi boynumuzu eğmeden, yutkunmadan başı dik olarak Kafkasya’da da savunabiliyor tartışabiliyoruz.
Toplumumuzun dokusal, tarihi ve sosyolojik yapısını, anavatandan uzak diasporik düşünce sistemleri ile şekillendirme çabamız hiç olmadı. Bunun kanıtı olarak ta belgeleri, tarihsel gerçekleri ve kanıtları sunmak şartı ile aramızda anlaşmazlık konusu olan her sorunu her konuyu herkesle, isterlerse Türkiye’de ister Avrupa’da isterlerse Çerkesya’ da tartışmaya hazır olduğumuzu duyurmuştuk.
Yurtseverlik kavramının kendi nezdimizdeki tanımı gayet açıktır: Kalbi vatanları için atan, ulusları, toprakları, kültürleri, insanları için mücadele, emek ve kavga veren her birey birer Yurtseverdir.
Elbette tarihin herkese biçeceği bir değer ve kategori vardır.
Ama bazıları en çıplak haliyle namuslu gerçekleri tespit etmeye çalışmıyor.
Eeee malum artık, yaz geldi güneş tepeden vuruyor. Takke düşerse o kel nasıl parlayacak herkes iyi biliyor.
ben de bir kelimenin altını çizeyim :
"Kimileri hegemonyalar kardeşliği altında Diaspora teamüllerine göre Kafkasya’yı şekillendirebileceklerini sanıyorlar..."
...kimse böyle bir şey ummasın
Erdinç abi 21 mayısta çok yoruldun.
Özellikle slogan attırırken. Bu sefer slogan atmada acemiydim gelecek seneye kadar öğrenirim herhalde. Yürüyüşe gelen Maraştan arkadaşlarına destekleri için teşekkürler. Siz oldukça organize bir grupmuşsunuz.:) Maraş -Akifiyeli Adıgelere selamlar saygılar.
Her kelimesine kalpden katıldığım bir yazı. İnancınızın ve kararlılığınızın arttığını, fikirlerinizin berraklaşarak, tesir gücünün yükseldiğini görmek her yurtsever gibi benimde içimi ateşliyor. Varolun. Allah sizin gibi yurtseverleri Çerkesya halkından eksiltmesin.
29 Mayıs 2011 Pazar Saat 21:30