Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Zawurkan Zolan
"Abhaz Düşmanlığı" mı? - Eleştirilere Cevaplar
16 Ağustos 2011 Salı Saat 00:48

Bir önceki yazım Kaffed içindeki vukuu bulan iddalarla ilgili hayli eleştiri aldım. Bunların içerisinde haklı olduğuna inandığım bir takım konularda olmuştur.Bir yazıyı yazarken yazar, elbette gelebilecek her eleştiriyi hesap eder, kendi içinde en azından bir ön muhasebe yapar. Aynı zamanda olaylara bakış açımız, değerlendirme kriterlerimiz,  aramızdaki farklılıkları ortaya koyar.

Zaten yazımı dikkatli irdeleyenler yaşananları bir “bir iddaa”” olarak tasvir ettiğimi görmüşlerdir. Kaffed’ e yakın bazı isimler, olayın yazıda anlatıldığı gibi değil,  iç çekişmeler yüzünden personelin kendi isteğiyle ve iradesiyle ayrıldığını söylediler, daha sonra bu açıklamalar, söz konusu arkadaşlardan bir tanesinin kendi isteği ile ayrılmadığını, işine son verildiğini açıklaması üzerine, iş veren – işçi ilişkileri bağlamında (işyeri, şirket ve holdinglerdeki gibi) kurumun tasarrufu sonucu iş akitlerinin fes edildiği şeklindeki açıklamalara dönüştü.

Yine aynı kaynaklı çevreler bu olayların Adige-Abhaz problemi gibi yansıtılmasının yanlış olduğunu açıkladılar.

Bunları kurum içindeki ilgili kişilerin açıklamadığı şerhini koyarak, makul ve kabul edilebilir açıklamalar olduğu konusunda çok ta tatmin olmadığımı belirtmek istiyorum.

Yukarıda bahsettiğimiz farklı değerlendirme ve bakış açılarına göre bir de yaşananlara madalyonun diğer yüzünden bakalım. Bu konuyu yazıya dökmemin asıl sebebi kim haklı kim haksız tartışmaları yapmak değildir. Bu çekişmelerinin  etniksel  bir yönden ziyade  ortada herkesin gözünden kaçırılmak istenen bir durum var : Bizi ilgilendiren kısım, Abaza arkadaşların faaliyetlerinin Çerkes ya da Çerkesya  sorunlarına karşı olumlu ya da olumsuz etkileri hakkında bilgi sahibi olmaktır. Bu iddaalar  kapatılıp hasır altı edilmesi gereken konular olamaz.

Zira söz konusu kurumun, iddaaların yanlış ve yalan olduğunu, personele gizli psikolojik bir baskı kurmadıklarını, personelin kendi isteği ve iradesiyle ayrıldığını, kurum faaliyetlerine hakim olan Abhaz ya da Abazin  kardeşlerimizin Abhazya kadar Çerkesya ve Çerkes sorunları için emek ve çaba sarf ettiklerini açıklayarak bu spekülatif olduğu iddaa edilen durumu ortadan kaldırabilirler.

Bu gelişmelerin dışarıdan nasıl göründüğünü ne şekilde anlatıldığını doğru ya da yanlış bir çok kişi tarafından bunun kurum içinde Adige-Abhaz çekişmesi gibi okunduğunu görmeleri, dedikodulara yer vermeyecek açıklamalar yapmaları, Temsilci konumundaki bu kurumun içinde yaşanan beni ve bir çok kişiyi çok derinden rahatsız eden olayların aslının gün yüzüne çıkarak içimizi kemiren kurttan ve acabalardan kurtulmamız gerekiyordu.

Bu rahatsız edici konunun ele alınış şekli Cherkessia.net sitesinin genel tarzı ve görüşü değildir. Tamamen kendi kişisel tasarrufumdur. Yazarın  tarzı, olayları ele alış biçimi, kullandığı başlık elbette eleştirilebilir, yanlış algılamaya sebep olmakla suçlanabilir, ama her yazardan da suya sabuna dokunmayan, riskleri göze alamayan, herkesin huyuna suyuna göre giden bir profil tipi bekleme hakkı olamaz. Görevlendirilmiş kişiler hariç zaman ayıran okuyucu kitlesi kendi görüş ve değerlendirme kriterlerine göre yargısını koyar.

Yazı başlığı kötü niyetli olarak algılanmış olsa bile ben sadece olayın nasıl göründüğünün resmini çizdim. Unutulmamalıdır ki bu olayların başlangıç sebebi ne şahsımdır ne Cherkessia.net sitesidir.

Bizlere etik ve ilke ahkamları ile ders vermek isteyenler, öncelikle kendi geçmişlerine iyi bakmalıdır.

“ABAZA” PARAMETRELERİ KONUSU

Diğer bir eleştiri noktası, yazıda geçen bazı kişilerin “Abhaz” kimliğine uymadığı daha çok “Abaza”  parametresine göre değerlendirilmesi gerektiği konusudur. Kimse kusura bakmasın ama “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz” demişler.”Abaza” parametreleri ile değerlendirilmeleri gereken insanların uzmanlık ve faaliyet alanlarını sadece ve sadece  “Abhaz” ve “Abhazya” çıkarları oluşturuyorsa yürütülen bu mantığa göre ortada bir tuhaflık var demektir. Peki o zaman Abhaz kimliğine entegre olmuş ya da Dünya Abhaz-Abazin birliğindeki Abaza’ lara ne diyeceğiz?  Eğer ortada henüz netleştirilememiş bir kimlik çelişkisi varsa kendi iç meseleleridir.

Yazı nedeniyle  infiale kapıldığını belirtip tepki gösteren dostlarımızı anlayışla karşılıyorum,

Ama geçtiğimiz süreçte Kaffed içerisindeki bir Abhaz bir yazarın, “Amerikan-Gürcü” ittifakı için çalışıyor deyip, bizi topluma karşı “hedef” olarak göstermesi karşısında neden infiale kapılmadıklarını merak ediyorum doğrusu.

ABHAZLARIN DÜŞMANI DEĞİL, KARDEŞİ , DOSTU VE KOMŞUSUYUZ

Uzun süredir  bilinçli ve art niyetli politikalar ekseninde  Cherkessia.net ve bazı yazarları etnik ayrımcılık ve Adige faşizanlığı yapan bir oluşum gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Yangının sardığı alevlerin yükseldiği birbirine yakın evlerde oturan akraba ve komşuları düşünün. İçgüdüsel olarak ilk nereye koşarsınız? Ben şahsen ilk önce kendi evime, aileme çocuklarıma koşarım, çünkü ilk önce onları korumak ve kollamak ile mükellef olduğumu bilirim. Daha sonra akraba ve komşularıma yardıma koşarım. Daha sonra onlarla el ele verip yaşanabilir ve daha güzel ortak bir yaşam alanı oluşturabilmek için onlarla işbirliği içerisinde çalışırım.

Çok uzun yıllar Abhaz’ larla birlikte aynı ortamlarda bulundum, sevgi ve saygıya dayalı çok sıkı dostluklar, ilişkiler içerisinde olduk. Hala görüş alışverişinde bulunduğum her yaştan , gönülden sevgi  duyduğum, aramızda belli bir hukuk oluşmuş dostluklarımız vardır.

Federasyonlaşma sürecinde onları haklı gördüğüm için sanalda ve reelde fiili olarak destekledim.

Federasyonlarının kuruluş aşamasından sonra, bir Ubıh olarak yapılan çağrılar neticesinde, evime Çerkes (Adige) lerin içine dönmem gerektiğini izah ettiğimde gayet anlayışa karşıladılar.

Bunların dışında Cherkessia.net ve Çerkesya Yurtseverleri içinde fiili olarak katkılarını sunmuş bir çok kardeşimiz mevcuttur.

Bizleri ne ile itham ederlerse etsinler bütün bunları bilen Abhaz kardeşlerimizin bizlere gönüllerinde reva gördükleri yer bizim için kafidir.

ABHAZ POLİTAKAM

Bizler hiçbir zaman için tüm Kuzey Kafkasya’ nın sorunlarını aynı paradigmalar çerçevesinde çözülebileceği iddasında olmadık. Buna gücümüzün de olmadığını açık yüreklilikle belirtiyoruz. Ama şu bir gerçektir ki evimizde, Çerkesya’ da ve diasporada  bir yangın vardır, bir yok oluş süreci yaşanmaktadır. İşimiz hiç kolay değil, Dönüş için önce dönüşmek gerekmektedir, bir bilinç oluşturmak gereklidir, bu dönüş için dönüşümünde uluslaşmayla ve tamamen kendi sorunlarımıza yönelmekle sağlanabileceğinin farkındayız. Zaten Çerkesya’ daki son durumu Sevgili Hapi Cevdet Yıldız ağabeyimiz “Ağustos Sıcağında Son Durum” başlıklı yazısında  ortaya koymuş durumda. (http://cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=3350 )

Abhaz’ lar kendi bağımsızlıklarını kazandılar, devlet yapılarını oluşturdular, beğeniriz ya da beğenmeyiz belli bir politik düzlemde ilerliyorlar, Türkiye’ de kendi yapılanmalarını oluşturdular, DÇB den ayrı olarak küresel ayrı bir örgütlenmeleri var. Bundan sonra da kendi özgür iradeleri ile kendi kararlarını almalı, kimse onları yönetmeye ve onlar hakkında söz sahibi olmaya çalışmamalıdır. Abhazya kaynakları sadece o ülkenin vatandaşlarına ait olmalıdır. Aynı şey her kurumdaki Abhaz’lar ya da “Abaza” parametresine göre değerlendirilen ama kendini Abhaz toplumuna ait hisseden insanlar içinde geçerlidir.

Çerkes’ ler ve kendini Çerkes (Adige) toplumuna ait hisseden diğer tüm kardeşlerimiz ise Abhazya eksenli politikalardan ziyade kendi sorunlarına yönelmeli, kurumları kendi özlerine yönelik çalışmalar yapmalıdır. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi her iki toplumun kurumları ve halkı birbirlerinin iç işlerine saygı duyarak  sosyal, kültürel ve politik arenada yüksek iş birliği içinde olmalıdır.

Onlardan tek isteğimiz 2014 Soçi olimpiyatları öncesi Çerkesya toprakları üzerine özellikle de Soçi ve Tuapse üzerinde kötü niyetli açıklamalar yapan kişi ve oluşumlara  pirim vermemeleri, kendi toprak bütünlükleri, özgürlükleri ve egemenlik hakları için görmek istedikleri haklı saygıyı bizler içinde göstermeleridir.

Tüm bunları dile getirmek savunmak eğer Abhaz düşmanlığı ise suçumu ve günahımı itiraf ediyorum.

GÜVEN SORUNU

Bir önceki yazımda haliyle herkes Kaffed personeli ile ilgili konuya takıldı. Yazıyı bir bütün olarak değerlendiren insan  sayısı çok az oldu. Kimisi de yazıda bahsi geçen diğer konuları görmezden gelmek ve gelinmesini sağlamak   için bu konuya özellikle yoğunlaştı. Aşırı tepki gösteren ve yorumsuz kalan 5 değerli büyüğüme yazıdan Kaffed’li bayanları konu alan bölümü çıkartıp yorum yapmalarını istediğimde yazılanların hemen hemen bir çoğuna katıldıklarını söylediler.

Yorumlarına çok önem verdiğim değerli yorumcu kardeşlerimde bu konularda aksi yorum yapmadıklarına göre ortaya daha acı bir sonuç çıkıyor:

Çerkes Toplumunda hem kurum yöneticilerine, kurumlara ve Özellikle Abhazya’ nın  diaspora politikalarına karşı büyük bir güven sorunu ve bunalımı mevcuttur.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

Hep eleştiri yapıyorsunuz, ortaya bir şey koymuyorsunuz, çözüm önerisi getirmiyorsunuz diyenlere, kişisel ve klasik çözüm önerilerim dikkate alınır mı bilemiyorum.

1- Çerkes, Abhaz ve diğer toplumların arasında her hangi bir sıkıntı yoktur.

2- Kurumlar içerisinde ve arasında  yaşanan sıkıntılar oradaki yöneticilerin kişisel tavırları, güç ve kontrol etme  arzusundan kaynaklanmaktadır.

3-  Toplumun kimlik dinamikleri ile oynamak , yeni bir üst kimlik projesi kabul edenler ve etmeyenler arasında büyük bir ayrışma yaratıyor, insanlarımızın etniksel tartışmalara girmesine neden oluyor. Buna sebep olanlar ise ne hikmetse bundan rahatsızlık duyduklarını ifade ediyorlar.

4-  Üye dernek yöneticilerinin bir çoğu Aidat borçları nedeni ile gerçek düşüncelerini ortaya koymaktan kaçınıyor.

5-  Kişisel hesaplaşmalar nedeni ile Abhaz-Fed’ i yok saymak, dışlamak üyeleri ve temsil ettiği toplumu derinden yaralıyor.

6-  Tüm kurumlar içindeki bireysel mekanizmalar toplum ihtiyaçlarına göre değil Abi-Kardeş ilişkilerine göre işliyor.

7-   Yanlış yönlendirildiğine inandığım Abhaz bürokrasisine karşı bir antipati oluşuyor.

V.s V.s deyip bu maddeleri uzatmak mümkün. Ama kısa öz olarak Çerkes’ toplumu kendi öz kimliklerini, sorunlarını ve ihtiyaçlarını işleyebilecek, yönetimleri takım ruhuyla çalışabilen bir yapılanma özlemi içindedir.

“Kendi derneğinizi, kendi federasyonunuzu kurunda görelim” gibi cümleler o şahısların içinde bulunduğu ruhiyat hallerini ve acizlik derecelerini, aslında amaçlarının birlik olmak değil sadece hegemonik  bir güç olarak devam etmek istediklerini ortaya koyuyor.

Artık tüm toplumlarımızın aydınları ve ileri gelenleri, toplumların kendilerine yüklediği sorumlulukların bilincinde olarak insiyatifi ele almaları gerekiyor. Karar mekanizmalarında yer alan insanlar; sorumluluktan kaçayım, aman benden çıkmasın, aman ben bulaşmayayım anlayışını terk ederek, kişisel görüş ve sorunları çözme  iradelerini ve karakterini  cesurca ortaya koymalıdır.

Ayrı federasyonlaşmanın toplumları bir birine düşman edeceği savları  görüldüğü gibi boş çıktı. Geç kalınmadan her iki kurum arasında ilişkiler kurulmalı ve her iki kurumunda yöneticileri sıkça aynı karede görülmelidir. Zaten Abhaz-Fed yönetimi herkesle diyaloğa hazır olduğunu, kendileri tarafından kimse ile ilgili önyargılarının bulunmadığını dile getiriyorlar. Bu uzatılan ele karşılık verilmesi,  toplumda  hemen olumlu  bir karşılık göreceği ve iki arada bir derede kalan Abhaz’ ları büyük bir dertten kurtaracağı açıktır. Bu da Abhazya dostlarının gerçekten dost olduklarının göstergesi olacaktır.

Bir Çerkes  kurumu olan Kaffed’ in ve derneklerin Kafkas toptancılığından sıyrılarak Çerkes’ leşmesi herkesin yararına olduğu bilinmelidir.

Kişilerin görüşlerine göre sentetik kimlikler oluşturmak yerine insanların kendilerini nasıl ifade etmesi gerektiğine   toplumun karar vermesi, insanlarımıza duyulan saygı gereğidir.

Yaz döneminden sonra kurumlarda derneklerde genel kurul toplantıları, dernek seçimleri, ileriki aşamalarda da yönetim kurulu seçimleri yapılacak.

Nacizhane ve basit  önerilerim ne kadar dikkate alınır ya da bu çözüm önerilerinin ve tespitlerimin geçersiz olduğuna dair bir tez sunulur mu bilemiyorum.

Ama gerçekten fikirlerine göre seçmece adamların değil,  her toplumun kendi içinde kabul görmüş farklı görüşteki Akil adamlarının bir araya gelmesi, gerekirse de genel bir zefes (kongre) oluşturarak sorunları çözme iradesini ortaya koymaları gerekiyor.

İlişkilerin, toplumun ihtiyaçlarına ve hassasiyetlerine göre yeniden yapılandırılarak güven tahsisinin oluşturulması hepimize yapılmış en büyük iyilik olarak tarihe not düşüleceği bir gerçektir.


Bu yazı toplam 6005 defa okundu.





Şamil Seçkin

Kaffed de yaşanan ve skandal olarak nitelendirilen olayla ilgi yazılan yorumlar dikkatlice okunduğunda ağırlıklı olarak herksin üzüldüğünü görmekteyiz.
Tek kelimelik anayasası (HAYNAP) ve tek kelimelik yasası ( PSEGOD) olan bir toplumdan başkasını beklemek abes olurdu. Neyse.
Hiç kimsenin niyetini okuma yeteneğimiz olmadığından bu kadar yorumun içinde en kapsamlı olarak değerlendirdiğim Sayın Zawurkan Zolan'ın izni olursa ve özür dileyerek Çözüm Önerilerim bölümüne acizane bir katkı yapmak istiyorum.
Şöyle kî:
Mensubu olmakla gurur duyduğumuz ADİGE Toplumu'nun ve Kaffed'in huzuru için;
1- Kaffed, biri veya birilerinin kavmi milliyetçiliğinin tahakküm alanı olmamalı.
2- Kaffed, biri veya birilerinin ihtiras veya kaprislerinin teşhir reyonu olmamalı.
3- Kaffed, biri veye birilerinin niceliği veya niteliği ne olursa olsun menfaat devşirme harmanı olmamalı.
4-Kaffed, biri veya birilerinin siyasi, ideolojik, dünyevi veya uhrevi görüşlerinin başkalarına şırınga edildiği revir olmamalı.
Ve benzeri daha niceleri.
Sözü edilen olayda (Kavmiyyetçilik yaptığı söylenen biri hariç) diğer tarafların " Kol kırılır Yen İçinde Kalır " misali sergiledikleri erdemli davranışa bizlerin saygı göstermek zorunda olduğumuz inancındayım. Lütfen dikkat.

19 Ağustos 2011 Cuma Saat 22:45
Blenawo Erkan

Erkan abi yorumunda ki şu cümlene %100 katılıyorum.
^^Diasporada Adıge/Çerkes siyasetine düşmanlık/husumet beslemek kimsenin haddi değildir, kapasitesi de yetmez buna kimsenin...^^

bu cümle bana yetmiştir.
Bir ekleme yapmak isterim yalnız.
Husumet besleyecek olanlar Adıge/Çerkesler arasından çıksa bile.

SELAMLAR

18 Ağustos 2011 Perşembe Saat 21:44
ÖzGüR- Bursa

Düzeltme: bir önceki yorumumun ilk cümlesi ''çerkes-adıge siyasetinin engeli, ''iç mihrakların'' işi değil kendi kendimizin yeterince organize olmamasından kaynaklı '' olacaktı. saygılar.

18 Ağustos 2011 Perşembe Saat 19:39
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net