Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
Nasıl Bir Çağda Yaşıyoruz, Dilimiz ve Kimliğimiz Ne durumda? -1
01 Eylül 2011 Perşembe Saat 14:37

Çok değil,yaklaşık 1 ay sonra,5 ekimde Adıge Cumhuriyeti  20'nci kuruluş yılını kutlayacak.

Soralım,Rusya Federasyonu’nun (RF) üç cumhuriyetinde  (Adıge,Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar’da)  ve   Krasnodar Kray’da (Soçi,Tuapse,Uspensk rayonlarında)  yaşayan Adıge/Çerkesler ne durumdalar?Anayurt dışında,diasporada yaşayan  Adıgelerin   durumu nedir?

Bu gibi sorulara,kişiye göre değişmek üzere farklı yanıtlar verilebilir.Kimileri  mevcut durum için  ‘kötü değil’,kimileri ‘eh’,kimileri de kötü diyebilirler.Dönüşçülerimiz de,çoğunlukla  "kötü değil" diyor olmalılar.Çünkü,onların birçoğundan   ciddi bir yakınma ya da eleştiri gelmiyor. “Sükût ikrardan gelir” derler...Çetave İbrahim  ve Çetave Denef gibi olaylara eleştirel ve gerçekçi yaklaşanlar da var,ancak o gibiler ve yurtsever yazarlarımız birer istisna...

Tablodaki DÇB ve KAFFED görüntüleri de pek parlak değil.Bu iki kuruluş ,anayurttaki durumu iyi imiş gibi göstermeye angaje olmuşlar.Bunu kendileri  söylüyorlar.

Aynanın bir yüzü  ‘evet’ ise,öteki yüzü  neyi yansıtıyor?

DÇB ile  KAFFED’i tümden  olumsuzlayamayız,sözkonusu olanı yönetimleri,edilgenlikleri. Başarıları da var kuşkusuz:Örneğin,KAFFED kongrelerine  Ankara'daki RF Büyükelçiliğinden kutlama mesajları   ya da temsilciler gelebiliyor.Ayrıca, Ürdün başkenti Amman'da RF hükümetinin desteğiyle Adıge dili konulu bir toplantı  da yapılabilmiş. Kosova'dan  200 kadar soydaşın  (bir köydeki Adıgelerin  çoğunluğunun) RF’ye, Maykop'a nakli   ve yerleştirilmelerinde de rolleri var.Ne yazık ki,bu yerleşim beklenen sonucu vermedi. Kosovalı soydaşların bir bölümüne konut tahsis edilmedi,okullarda,yurt köşelerinde sığıntı bir  yaşam sürdürdüler.Oysa federal hükümetin iskân için taahhüdü ve ayırdığı bir para vardı.İlk hata,federal hükümetin,yerleştirme ve para işini    Adıge Cumhuriyeti’nin eline bırakmış olmasıydı (1998).Yerel hükümet, işi   “Adıgeleştirmiş” olmalı.Paralar iyi kullanılmamış.Dahası iş, çığırından çıkmış, utanma duvarını da aşmış.O dönemdeki internet haberlerine göre,iki kızı olan bir anneye  bir konut tahsis edilmiş. ‘Kız çocuğu evde  misafirdir’ derler ya, kızın büyüğü evlenip ayrılmış.Bizimkiler de  hemen atlamışlar, “Bu ev iki kişi için fazla” ,boşalt evi demişler kadına kış ortasında;evin elektrik ve doğal gazını da  kesmişler.Maykop'un kışı da kış,dondurucu.Kimseden tıs yok tabii. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ deniyor ya da ‘Korku dağları sarmış’ olmalıydı…Sonuç,soydaşların  bir bölümü, Adıgey’i terk etti ve çalkantılı  Kosova'ya geri döndü…

Adıgey’de ya da RF’de Türkiye’deki gibi tam bir mülkiyet anlayışı da yok,'alengirli’ bir durum var.Rusya’da elektrik,su,doğal gaz ve diğer ev ya da apartman giderlerini ödemediğin ya da ödeyemediğin takdirde evden atılabiliyorsun.Mülkiyet durumu şartlara bağlı ve devlet eve el koyabiliyor ya da evi geri alabiliyor.Toprak da öyle.Satın almış olsan bile,üç yıl ekmemen ya da boş bırakman halinde,devlet o toprağı  elinden alabiliyor.Yani kiracı ya da icarcı benzeri bir mülkiyet anlayışı sözkonusu.

Kurallara uyduğun sürece elindekilerden yararlanabiliyorsun,satabiliyorsun.O kadar ve öyle anlatılıyor.

Başka bir olumlu örnek de  sunabiliriz:Nalçik ve Maykop'taki devlet üniversiteleri diasporadan öğrencileri (belli bir kota ya da kontenjana göre) kabul edebiliyorlar.Bu işin kotarılmasında,kitle desteği yanında, her iki   örgütün,DÇB ve KAFFED’in de olumlu  rolleri  olmuştur.Hayli genç öğrenim görüyor.

Moskova, belli koşulları yerine getiren diasporalı Adıgelere, Adıgey’de ikamet etme (oturma) izni    veriyor (Kota 2009'da 1,500 idi).Ama talep çok az olmuş.

RF yurttaşı olmak da olanaklı.Bunun için 5 yıl süreyle RF’de oturmak (ikamet),Rusça  öğrenmek ve TC yurttaşlığını bırakıp RF yurttaşı olmak yetiyor .Bu da, “Sakın gelme” demeye gelmez  mi?..

Oturma  izni alan   kişiler ne kadardır?Bilemiyorum,ama  çok az olmalı.

Tablo,genel görünüşüyle böyle.İlgi az.

Tabloyu yeterli bulan için sorun yok.

***

Sorunlar çok

Ama,bize göre çok sayıda sorun var.Görüldüğü gibi,yukarıdaki  tablodan olumsuzluk yansıyor.Yurtseverlere düşen görev,olumsuzlukları olumluya çevirmenin bir yolunu bulmak olmalı.Adıgey'de olanaklar çok,tükenmiş değil,toprak çok verimli,su bol,dağları,yaylaları,vadileri,şifalı kaynakları,kaplıcaları var, şelaleri muhteşem, dağ pınarları müthiş,içimi güzel.Dağ ırmaklarında alabalık kaynıyor…

Kayak yapılacak yerleri çok.

O halde,soralım:Ne oluyor,Adıgeler ata yurduna  sırt mı çevirdiler yoksa?Anayurda  bir hevesle  giden, ne diye bir hışım  geri dönüyor?Niye dönüyor?Onları anayurttan   ‘kaçırtan’ nedenler neler olabilir?

Bu gibi konularda DÇB, KAFFED ya da başka bir kuruluşun ciddi bir araştırması var mıdır,bilemiyorum…

Ancak, “Çerkes Dünyası” dergisinde konuya,dönüşe ilgisizliğin nedenlerine ya da sorunun kendisine  ilişkin akademik yazılar yazılmaya başlanmıştı,ama dergi  ömürlü olamadı.Her güzel şey gibi,birkaç sayıda onun da sonu geldi.

Başlangıcı güzel,sonrası kötü olan Sovyetlerin dağıldığı 20 yıldan beri sağlanan olanak ve oluşumları (oluşumların bazılarını) böyle özetleyebiliriz .

***

Tataristan,Başkırdistan,İsviçre ve Romanya örnekleri ile bizdeki durum

Başarılar gibi başarısızlıkların sorumluluğunu salt DÇB  ve KAFFED'e yüklemek de  insafsızlık olur.Bu iki örgütün gücü,“RF ve Abhazya politikalarına angaje ” olma nedeniyle düşmüş,daralmış durumda.Çok olumsuz bir pozisyondur bu tabii. Ancak mafya bağlantılı olan ya da uyuşturucu döndüren örgütler olmamalarına da yine şükür.Bu iki örgütün edilgen ve doğruları gizleyen   örgütler oldukları  da iddia ediliyor,sanırım bu gibi şeyleri mercek altına almak gerekir.

Aslında başarısızlık birçok bileşenin,sorunu gerçekçi biçimde ele alamamanın bir  sonucu.Başarısızlığın ana sorumluluğu,kuşkusuz RF hükümetine ve oraya bağlı  yerel yönetimlerin olumsuz tutumlarına ve hepimize ait.Örneğin,RF dâhil,tüm ilgili devletlerin  bilim çevreleri,ünlü tarihçi ve yazarları  Adıge/Çerkeslere 18 ve 19.yüzyıllarda,Çarlık Rusyası tarafından bir soykırım ve soykırım kapsamında  sürgün (deportasyon) uygulandığını biliyor ve kabul ediyorlar.Yadsınamaz bu ,çünkü bir gerçek.Belgeleriyle ortada,Tiflis arşivinde,isabet olmuş,Rus'da olsaydı, açmazdı arşivi.

Gerçekler ortada, “Güneş balçıkla sıvanamaz”.

Bu çıplak gerçeğe rağmen RF,1864'te Çarlık Rusyası'nın koskoca bir  tarihsel  ülkeyi,Çerkesya'yı (Adıgelerin yurdunu) ve halkını yok ettiğini ,Çerkes Soykırımını ve dış sürgününü yadsımakta diretiyor.Boşuna.Küçük düşüyor.Tiksindirici bir politikadır bu.

RF ve onun yerel (alt ) birimleri çifte standart uyguluyor,ikili oyunlar tezgâhlıyorlar.Örneğin yatırımcı korunuyor ve  önü açılıyor.Ama sıradan dönüşçü,bin  pişman edilebiliyor.Kaçışın asıl  nedeni de  bu olmalı. ‘Kafkasya yoksul,o koşullarda yaşayamam’ diyen birine henüz  rastlamadım.Anayurt sevgisi diasporaya dönenlerde de aynen sürüyor.Ama RF'de ‘Paran varsa gel,yoksa sen bilirsin’ mantığı hakim,paracı olmamak gerekir,ayıptır bu, yakışmıyor...

***

Gorbaçov ve kısmen de Yeltsin’den sonra durum ve her şey yoksullar ve küçük uluslar açısından  giderek kötüleşti.Bu bir gerçek.Moskova,bir koruyor gibi yapıyor,bir rahat vermiyor.Kimine iyi.Bu,değişmeyen bir politika,Rusçu bir politikadır bu.İsviçre’de ve uygar dünyada kaldı mı öyle şeyler?Türkiye’de var.Bakınız, Tataristan (*)  ve Başkırdistan (**)  gibi büyük ve petrol zengini RF cumhuriyetleri kendi dillerini zorunlu birer ders dili olarak tüm okullarda,Rusça ile birlikte,tüm öğrencilere öğretiyorlar.Kaçış yolu kapalı.

Romanya da bir başka örnek,Türkiye için örnek olabilir:Romanya,ülkesindeki tüm azınlıkları (toplam 19 azınlık imiş)  resmen tanıdı.İçlerinde bin üzeri kişi olan mini  azınlıklar da var.Parlamentosunda onlara,bir kota dahilinde  temsil olanağı da tanımış.Dil ve kültürlerini yaşatmaları için devlet desteği,okul ve para yardımı sağlıyor.Türk (32 bin,Dobruca ve Köstence’de yaşıyorlar,Türkçe  bu iki yerde resmi olarak tanınıyor),Tatar (24 bin,Dobruca’da tanınıyor),Bulgar (8 bin,Banat),Yunanlı (6,5 bin,Dobruca)  ve Ermeni (1780,Gherla) azınlıkları da bu 19 sayısı içindeler (1).

Bir de Soçi’de (‘Şapsığ Ulusal Rayonu’ vardı,1924-1945),federal yasa hükümlerine karşın yok sayılan yerli Adıge-Şapsığ varlığına ve Çerkes soykırımı’nı yadsımakta direnen Ruslara da bir bakınız.

***

Tataristan’da Rus öğrenci  de Tatarca öğrenmek zorunda (İsviçre benzeri bir uygulama.İsviçre’de öğrenci ikinci bir İsviçre dilini öğrenmek zorunda).Ancak bu iki RF cumhuriyeti dışındaki  19 cumhuriyetin benzeri olanaklardan yararlanamadığı biliniyor.Buna bir çifte standart ya da ‘At sahibine (binicisine) göre kişniyor’ denebilir.Adıgey’de ise,eğer velisi istemiyorsa,Adıge Cumhuriyeti yönetimi, Adıge öğrenciye  bile Adıgece dersi  verdiremiyor,o türden bir yetkisi yok.Ama Tataristan’ın elinde, İsviçre’ninki ‘gibi’ bir   yetki var...Adıge Parlamentosu-Xase soruna el atmıyor.

Önceleri Adıgey'in de 'yarım' bir dil yetkisi vardı:2006’da ‘Adıgece’nin sadece Adıge öğrenciler için zorunlu bir ders dili olması’ konulu  bir Adıge Cumhuriyeti yasası vardı,ama çok geçmeden yargı yoluyla iptal edilmişti (2007).RF üst mahkemesine de itiraz edilmediğinden,resmi bir dil olan Adıgece,zorunlu ders dili olma statüsünden düştü ve bir seçmeli  ders diline dönştü:İstersen öğren,istemezsen öğrenme.Böyle devlet olur mu?Demek ki bizde oluyormuş…

Şimdi öğretmenler ve okul idareleri,yalvar yakar öğrenci toplamaya çalışıyor,Adıgece tek sözcük bilmeyen öğrencileri bile,Adıgece  derslerden otomatik  başarılı sayıyorlarmış...Adıgece öylesine  bir ders olmuş...

Sonuç:Adıge çocukları artık aşağılanan ve  ‘değersiz sayılan’ Adıge dilinde  konuşmamaya ve Rusça küfürler savurmaya  başlamış  olmalılar...

***

Bulgar ırkçısı Todor Jivkov  Türk adlarını Bulgarlaştırma kampanyasını uzun bir süre dış dünyadan gizlemişti.Bütün ırkçılar işte böylesine hasta ve sinsi kişiler.Jivkov da öyleydi.Sonunda bomba elinde patlamıştı.Bizim yalakalar da Rus ırkçısı Brejnev'in  Ruslaştırma politikalarını gizlemeye çalışıyor,yalanlar uyduruyorlardı.Başaramamışlardı.Şimdikiler de başaramayacaklardır. 

Bu gibi canalıcı konular üzerinde yeterince durulmuyor,aksine    üzerlerine ‘şal çekiliyor' ...Soyut tartışmalardan,gündemin acil olmayan noktalarına takılı kalmaktan kurtulamıyor,bu gibi somut durumlara yoğunlaşamıyouz.

En başta şu nokta hiç unutulmamalı:Milyonları bulan bir Adıge/Çerkes diasporası var,henüz ölmemiş,yaşıyor,yıllar boyu da yaşayacak...

Diaspora yavaş yavaş,ama büyük boyutlu kitleler halinde kendine geliyor.Onbinlerce yetişmiş ve okuyan etkili insanımız var artık…

Hafife alınamayacak bir güçtür bu.

 ***

Yine de,genel anlamda,RF gibi ‘yarı karanlık’ bir ülkede, 21 RF cumhuriyetinin   20 yıldan beri ayakta kalmış olması da güzel bir olgu.Putin,birçok konuda eleştirilebilir,ama anayasanın  temel kurallarına bağlı kaldığı da ortada.Bunu Putin’in artı hanesine yazmak gerekir.2000'lerde Adıge,Karaçay-Çerkes ve Hakas gibi “zayıf ve devlete yük olan ”  cumhuriyetlerin dağıtılmaları yönünde bir kampanya açılmıştı,ama Putin’in  anayasada bir değişiklik düşünmediğini  söylemesi üzerine kampanya durmuştu (2006).

2000’lerin “zayıf” Adıgey’i,şimdi, işsizlik,yoksulluk ve çalkantı içinde çırpınan 2000'lerin " güçlü sayılan" birçok cumhuriyet ve iline  göre, şimdilerde çok daha  iyi bir konumda.

***

Madalyonun öteki yüzü,Batı ve durum

Dış dünya ya da Batı,petrol,doğal gaz,değerli madenler ve modern teknoloji ürünleri ile ilgileniyor.Bunun dışında,Rusya’nın petrolsüz ve gazsız kenar bölgeleri ve o bölgelerin yerli halkları ya da nüfusu Batı’nın umurunda bile değil.Batı derken büyük şirketleri ve onların güdümünde olan hükümetleri kastediyorum.Demokratları ve insan hakları savunucularını kastetmiyorum .Batı,yoksul Gürcistan’a   ‘önem’ veriyorsa,bu,o ülkeden geçirilen ve Ermenistan’ı  bypas eden enerji hatları  ve  bir üs,bir atlama tahtası olması nedeniyledir.Batı çıkarını, parayı bilir.

Ancak,Gürcistan,Çerkes Soykırımı'nı tanıyan,yaramıza merhem olmaya çalışan tek  ülke.Bunu unutmamalıyız.

Rusya,Soçi'de yapılacak  ve üç yıl sürecek olan 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarına   katılacak olan “az nüfuslu yerli halkları/toplulukları”   belirlemek için,Soçi'de    bir  forum düzenledi.Krasnodar Kray'ın yerli  Adıge  topluluğu  ya da  Soçi'nin aborojinleri (yerli halkı)  olan  Adıge-Şapsığlar sözkonusu foruma  çağırılmamışlar (2).Sibirya,Kutup dairesi ve Uzak Doğu aborojinlerinin duyduğu sesi Soçi’deki  Adıgeler ‘duyamamış’ ,yoklama ‘kaçağı’ olmuş olmalılar…

Irkçı/faşist Rus bu,utanma denen şey onda ne gezer?..

***

Kafkasya'da ekonomik durum

RF'nin “Güney”  ve  “Kuzey Kafkasya” federal okrugları (bölgeleri) Rusya’nın en geri,en yoksul ve en tehlikeli yöreleri.İşsizlik ve yoksulluk ,buralarda,öteki okruglara (bölgelere) göre daha yoğun,ikincisinde diz boyu.Suç oranında da patlama var (Uyuşturucu,fuhuş,rüşvet,cinayet, gasp, hırsızlık,vb) .Utanma duygusunun da hayli zayıfladığı söyleniyor,en kötü şey de bu.Güney Federal Okrugu'nun en iyi yörelerinden biri sayılan Adıgey’de işsizlik oranı  yüzde 4,4’ten yüzde 1,9’a düşmüş deniyor (3).Ancak bu da tartışılabilir:Adıgey'de (ve diğer yörelerde) tam,yarım ve çeyrek gün çalışmaları bulunduğu unutulmamalı.Yani işçiye günde 8 saat yerine,çaresiz  2 saatlik iş veriliyor ve günlük ücretin dörtte biri ödeniyor.Bu kişi,çalışıyor (istihdam edilmiş) sayılıyor.Ancak,bu yolla   yoksullaşma yok edilebilir mi?Bu gibi durumlar da göz ardı edilmemeli.

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde işsizlik daha büyük bir boyutta.Bu nedenle,yöreden dışarıya doğru mevsimlik ya da temelli bir göç süreci yaşanıyor.Köylüye toprak verilmedi,toprak birilerine (paralı kişilere?) kiralandı.Bu yüzden köylü/çiftçi  nüfus işsiz, erkekler boşta geziyor.Kadınlar,dükkan,mağaza ve atölyelerde çalışıyor,küçük bahçelerinde (çoğunca 2 dönüm) sebze,meyve ve kümes hayvanı üretiyor, bunları yol boylarındaki küçük pazarlarda   satıyor ve evlerini geçindirmeye çalışıyorlar.Daha önceleri Kabardey  kadınları Türkiye’ye gelip bavul ticareti de  yapıyorlardı.Şimdi yok.

***

Eğitim ve dil sorunu

Gelelim eğitim konusuna.Bu da tam  bir açıklığa kavuşmuş değil.Adıgece’nin okullarda okutulma derecesi nedir?Belli değil,okuluna göre değişebiliyormuş bu.Kimi haftada sadece  bir ders saati Adıgece  okutuluyor diyor.Öyle okullar da varmış,kimi de  daha fazla diyor.Rusça bilmeyen Kabardey çocukları, ilk sınıflarda,Rusça öğrenene değin matematik dersini bile Adıgece işleyebiliyorlarmış.Ancak geçici bir durumdur bu.Adıgey'de haftalık Adıgece derslerin toplam  süresi   3 ile 5 ders saati  arasında değişiyormuş.Şaşırmamak elde değil.

Maykop’tan Huade Adnan kardeşimiz,bu yıl ilkokul birinci sınıflarda  Adıgece dersleri tutarının (anadili,edebiyat,gelenek/xabze),geçtiğimiz yıla göre  1 saat artırıldığını bildirdi.Yine Adnan kardeşimizin gönderdiği ders saati çizelgesine göre,geçtiğimiz yıl Adıgece  dersleri toplam  süreleri,birinci sınıflarda 4,ikinci ve üçüncü  sınıflarda 5,dört,beş, altı ve yedinci sınıflarda 4,sekiz ve dokuzuncu  sınıflarda 3,on ve onbirinci sınıflarda da 5'er ders saati idi.Birinci sınıflarda süre bir saat artırıldığına göre,birinci sınıflarda ders saati toplamı 5'e çıkmış olmalı,dedi Huade Adnan.Bana göre,5 ders saati bile yetmez.Dilci Prof.Bırsır Batırbıy’,haftada 1-2 saatlik Adıgece dersi için, "İyi değerlendirirsek,bu da bize yeter" diyor (4).Ancak bunu sırf Adıgece dersi anlamında mı söylemiş,tam bilemiyorum.Prof.Bırsır  matematik dersinin de Adıgece okutulmasının gerekeceğini söylemişti.

Maykop'tan Açumıj Hilmi  kardeşimizin söylediğine göre,daha fazla dersin Adıgece işlenmesi  yasal anlamda olanaklı.'Ama Adıge yöneticiler bunu  gerekli  görmüyor olmalılar' imiş...

Okul öncesi eğitim,işin en berbatı:Kabardey-Balkar’da “Anaokullarında,3-4 yaş grubu çocukları için ders saatleri 20 dakika,5-6 yaş grubu için 25 dakika,6-7 yaşlar grubu için de 30 dakika  imiş.Bu ölçüler içinde çocuklara haftada 2 ders saati tutarında Adıgece  (Kabartayca konuşma) dersi  veriliyormuş.Ama herhangi bir dilin bir çocuğa öğretilmesi için  haftada en az üç ders saati gerekiyor,bu bir  bilimsel  saptama.Dahası var,Adıgece gibi 60'tan çok sesi bulunan (çoğu dillerin iki katı ya da  üzeri tutarında sesi olan) bir dil için  3 saat de yeterli değil,daha fazla  ders saati,ayrıca çocukla hergün  anadilinde konuşmak gerekir, deniyor.Ama,gereken zorunlu sürenin yarısına bile ulaşılmamış.Dolayısıyla anadili lodos yemiş sulu kar  gibi eridikçe eriyor...” (5).

Yukarıdaki dizeler uzunca   bir yazımdan alıntı,Kabardeyce anadilinin kullanıldığı anaokullarına ilişkin.Altını çizersek,3-4 yaş grubu çocuğa haftada toplam 40 dakika Çerkesçe (Kabardeyce) ders veriliyor,o kadarı yeterli görülüyor olmalı.Oysa,özel durum (Rusça'ya göre iki kat üzeri ses  gibi)   gereği,haftada en az 120 dakika Adıgece ders verilmesi,ayrıca   çocukla hergün Adıgece konuşulması gerekiyor.Şu durumda gerekli olan sürenin  üçte biri tutarında bir anadili dersi veriliyor.Çocuk Rusça küfür savurmayıp da ne yapsın?Anadilini konuşamıyor ki...

Bir fıkra:

İyiliksever ve dindar  bir karıkoca varmış.İkisi de Cennet'e gitmeyi umuyormuş.Erkek önce, kadın da ardından ölmüş.Kadın Cennet'e gitmiş,eşini aramış,ama bulamamış.'Araftadır' demişler,orada da yok.'O zaman Cehennem'e gitmek kalıyor,oraya git' demişler.'Olamaz,benim kocam  Cehennemlik  olamaz' diye tutturmuşsa da kadın,sonunda çaresiz Cehennem'in yolunu tutmuş.Kocasını bir kuyuya atılmış,başı yukarıda,kuyu dışında bulmuş.'Nedir bu senin başına gelen şey böyle?'diye sormuş kadın.'Sen bana bakma,ben yine kötü durumda sayılmam,altımda Kadıköy müftüsü duruyor,ben onun omuzları üzerindeyim" demiş kocası.

O hesap,bu azacık dil eğitiminin bile  beteri  var:Anadilinde hiç eğitim verilmeyen     çocuk yuvası ya da  anaokulları da  var.Oralarda sadece Rus dili öğretiliyor.Sonuç,üç köy dışında,koca  Şapsığ'da  (Soçi ve Tuapse rayonları)  çocuklar Rusça konuşmaya başlamışlar.Çünkü 21 Şapsığ yerleşiminden sadece üçünde haftada 1-2  saat Adıgece 'eğitim' kalmış.

Biz   40 yıl önce aynı olayı (beter durumu) yaşamış ve Adıgece'yi toptan bırakmıştık,o sıralarda Türkiye’de açık faşizm ve 12 Mart Askeri Müdahalesi vardı.Faşizmin yardakçıları  zil takıp oynayabilirler.Bir de başlarına kına yaksınlar.O zamanlar köylü kızlarımız da,anneleri tarafından   iyi Türkçe konuşurlarsa memur ya da zengin,şehirli  koca  bulacaklarına inandırılıyor,özendiriliyorlardı.   

Benzeri  nedenlerle olmalı,şimdiki Adıge çocukları da,anasından öğrenmiş gibi Rusça küfürler savurarak anayurtta,Maykop sokaklarında dolaşıyorlarmış (6).

Maykop’tan tanıdığım bir kız kardeşimiz  de şöyle yakınıyor: ‘Adıgey'de 3. sınıfa giden kızım haftada sadece 1 ders saati olarak okutulan ve Rusça işlenen, genelde de kaynayan Adıge edebiyatı dersini alıyor. Sınıfın yarısı Adıge, ama Adıgece’yi konuşabilen tek bir çocuk bile yok. Yani dilimizin kaybolma süreci,maalesef, tahmin edildiğinden de daha hızlı ilerliyor’ (7).

Vah zavallı Adıge Cumhuriyeti vah,anayasandaki  'egemen devlet' yazısına ne oldu?Kuş olup da mı uçmuş ...

İsrail'in iki Adıge köyü kadar bile olamamış,anadiline sahip çıkamamışsın.Sadece Adıgey'e değil,diğer cumhuriyetlere ve İsrail dışı diasporaya da vah vah...

Ataların kemikleri yattıkları yerlerde sızlıyordur...

Koca Adıge Cumhuriyeti'nin sadece birkaç tanesinde,birkaç anaokulunda Adıgece ‘öğretilebiliyormuş’.O da öğretmek mi,belli değil.'Mal meydanda'.Şapsığ'da Adıgece öğretilen anaokulu kalmış mıdır,sanmıyorum.Anadili öğretmeni ve anaokulu için para 'yok',ama şatafat ve uzun ziyafet sofraları için  var.Nedenini sormayın sakın,'bir dokunan bin ah işitiyor'.Bakanlık sanki bir ağlama duvarı.AC Eğitim Bakanı Bedanıko Ramazan konuşmuyor,yardımcısını konuşturuyor.Niye ?İşi başından aşkın da ondan mı?..

***

İnternete yoğunlaşalım

İnternet çağını yaşıyoruz.Çocuklar  televizyondan uzaklaşmış durumdalar.Bu nedenle kısa metrajlı çocuk filmleri,özellikle çizgi filmler ve diziler hazırlanmalı ve internete verilmeli.Hani,bir zamanlar gündemdeydi, Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri ortak bir film stüdyosu kuracaklardı.Ne oldu?O da mı fos  çıktı? Hâlâ bir  “Kuzey Kafkasya Ekonomik Okrugu” (bölgesi) var,Adıgey de oraya,o okruga dâhil.Süs olsun diye mi    oluşturulmuş o okrug?

En iyisi,  cumhuriyetlerin her birinin birer film stüdyosunun olması,aralarında da  bir koordinasyon  kurulması...Yerel dillerde filmler çevrilmeli,başka dillerden de  Adıgece’ye  çeviriler yapılmalı.Kafkasya'da bu işi yapacak yeterli eleman vardır.Yeter ki yetki ve para verilsin.Ancak,Adıgece olarak seslendirilecek filmler,hemen  Rusça’ya ya da Türkçe'ye çevrilmemeli.Böylece,Rusça ya da Türkçe film bombardımanı,kısmen  de olsa dengelenebilecektir.Adıge geçmişinden ve yaşamından alınma  iyi ve kaliteli  filmler hazırlanırsa Türkiye,Ortadoğu ve dış ülkelere  de  pazarlanabilir.

Kalite ve marka, para getirir.

**

Atanmış  yöneticiler ve parlamento sorunu

Rusya’da yerel cumhuriyet ve illerin yöneticileri (başkan ve valiler) Moskova’dan atanıyor.Yani seçilmiyorlar.Türkiye'deki vali ve kaymakamlar   gibi atanıyorlar,tek fark başkanın (lışha/л1ышъхьа) parlamentodan  onay alması.Hükümetler ve alt kademe yönetimler (bürokrasi)  de,o tür atanmış kişiler tarafından yine  atama yoluyla oluşturuluyorlar.Parlamentolar ve hükümetler sanki birer 'İl Komisyonu' gibiler,vali ne derse,genel olarak ona uyulur.Demek ki,RF demokrasisi gelişmemiş.Atanmış görevliler halkı değil, Moskova'yı ya da üst yönetimi memnun etmeye bakarlar.Ancak,şu sıralar atanmışlara  karşı derin bir muhalefet ve tepki  gelişiyor.İyi ki gelişiyor.Gorbaçov ve Adıgey Adıge Xase örgütü  önderi Hapaye Arambiy de seçimli döneme dönülmesini isteyenlerden.RF'nin seçimli demokrasiye  gereksinimi var.Demokrasi,demokratik seçim yoluyla oluşur.Arap ülkeleri,kanları pahasına işte  bunun   mücadelesini veriyorlar.Geleceğe yönelik bir ışık,insanlığın karanlıktan çıkışının bir muştusudur bu.Bu rüzgarın önünde kimse duramaz.Çin bile.

Arap  ülkelerinde petrol ve doğal gaz,zenginlik  var,ama halk yoksul.Bizim de demokrasi mücadelelerine omuz vermemiz gerekiyor.Vahabi ve Selefilerinki gibi kanlı ve demokrasi karşıtı değil,barışçı bir mücadele yürütmeliyiz.Yığınlar Tunus ve Mısır’da yıllanmış  diktatörlükleri yıktılar,Libya’da da   yıkıldı,diktatör(Kaddafi) kaçacak delik arıyor.Suriye'de de diktatörlük çatırdıyor.Macun tüpten çıktı,dönüşü yok bunun.

RF’deki cumhuriyetler parlamenterlerinin yarısı yerel yönetimler (rayonlar,okruglar) tarafından ve her bir okrug (seçim çevresi,rayon) adına eşit sayıda milletvekili esası üzerinden  seçiliyor.Biçimsel düzeyde güzel bir olay bu.Biçimsel diyoruz,çünkü adayları partiler gösteriyorlar.Örneğin, Adıgey’in 9 seçim çevresi (rayonu,okrugu) var,9 çevre 3’erden 27 vekil seçiyor (9x3=27).Öteki 27 üye de  rayonların nüfuslarına  ve partilerin baraj üstü aldıkları oylara göre   dağıtılıyor.Şu durumda yerel etnik halkın parlamento  baskısı altına alınması,görünüşte olanaksız.

Yani, Adıgey ve Kuzey Kafkasya’dakiler de dâhil tüm RF  parlamentoları halkı temsil ediyorlar 'denebilir'.O anlamda ‘sorun yok’.Ama,parlamentonun,atanmış görevlilere karşı halkın çıkarlarını koruma ve denge kurma,anadili ve etnik kültürü savunma gibi bir gücü, siyasal ve tarihsel anlamda bir  sorumluluğu da olmalı.Güç ve sorumluluk yeterince yerine getirilebiliyor mu?Sanmıyorum.Adıge Parlamentosu-Xase'de  bir  kez  olsun Adıgece  konuşulabilmiş  değil.Adıgece 'vebalı  dil'  sanki.Yani, cumhuriyetlerin dilleri ve kültürleri  can çekişiyor ve ölüyor.Öylesine bir mekanizma kurulmuş ki,şeytana taş çıkarır.Rus'un devlet,imparatorluk yönetme geleneği var.Bizimkiler hâlâ aşiret...

 ***

Tataristan ve Başkırdistan'daki uygulamalar ve 'güçsüz' cumhuriyetler

Tataristan ve Başkırdistan cumhuriyetlerinde yerel diller okul öncesinde, ilk ve orta dereceli okullarda (1-11.sınıflarda)  zorunlu diller olarak, Rusça ile birlikte okutuluyor ve kamusal alanda da kullanılabiliyorlar.Adıge öğrenciye ise,ne öğretiliyor,Rusça küfürler mi 'öğretiliyor' ne? ‘Ne  güzel bir eğitim anlayışı' ,değil mi bu bizimkisi? ‘Balık baştan kokar’ dememişler boşuna.Yönetimi,parlamentosu ve her şeyi öylesine Rusçu  ve 'uysal kuzu' olursa,üstelik  ‘Yiğit bir parça ekmeğe muhtaç’ kılınmışsa(çeyrek işe,günde iki saatlik işe iş deniyorsa) ,Çerkes çocuğu da hayda hay,'anasından öğrenmiş' gibi, Rusça da konuşur,Rusça küfürler de savurur…

Parlamentolar anayasada yazılı olan,Tataristan ve Başkırdistan'da uygulanan haklara sahip çıkmayacaklar mı?Engel olan mı var?Parlamentonun üstünde bir yönetim (bir lışha) erki mi var?Tıs yok… Demokratik mücadelede  Adıgey,Kuzey Osetya-Alanya,İnguşetya,Çeçenya,Kalmık,Hakas, Altay, Tuva, Saha,Buryat,Mari,Udmurt,Mordva,Karelya ve Çuvaş  gibi iki dilli  cumhuriyetlerin parlamentoları öncü görevler üstlenebilirler,Rusça ile,sözde değil, özde bir eşitliği savunabilirler.Tabii üstlerindeki ölü toprağını atmış ve korku duvarlarını aşmış iseler…

***

Gorbaçov öncesinde,yani Kruşçev ve Brejnev dönemlerinde küçük dillerin Rusça’nın içinde eritilmeleri gibi bir  devlet politikası  benimsenip uygulamaya konmuştu.Bu nedenle anadili,haftada bir saatlik  yardımcı (göstermelik) ders dili konumuna  düşürülmüştü.Anlaşılan ‘sosyalizm’ bile,tepedeki  Rus’un  ırkçı damarını yok edememişti.Bizimkilerse ürkmüş ‘kuzular’  olmalıydılar.'Halkın gelişmesi için öyle karar aldık' diye poz yapıyor,hava basıyorlardı bizim ‘yerel yöneticilerimiz’.Rusça küfrün derin kökleri oralardan geliyor olmalı.Şimdi, fırsat bu fırsat diye,eski ırkçı damar yeniden  depreşmiş  olmalı.

Bu bakımdan Adıge Xase’ler, Çerkes Kongre’leri,diaspora  ve ayrımsız tüm yurtseverler   çözüm üretmeye,asimilasyona karşı etkili önlemler almaya,durumu kamuoyuna açıklamaya  bakmalılar,derim.

 

(Devam edecek)

 

(*)-Tataristan'da 3 milyon 786 bin nüfusun,2002’de  yaklaşık 2 milyonu Tatar,1,5 milyonu Rus idi-hcy.

(**)-Başkırdistan'da 4 milyon 72 bin nüfusun yaklaşık 1,5 milyonu Rus,1,2 milyonu Başkırt,1 milyonu  Tatar idi-hcy

  

Notlar:

(1)- ‘Romanya’daki Azınlıklar’-Vikipedi.

(2)- Nıbe Anzor,"Тилъэпкъэгъухэр ахэтыгъэхэп" (Aralarında soydaşlarımız yoktu),Adıge maq,31.08.2011.

(3)-“Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev Adıgey'i Ziyaret Etti”,Cherkessia.net,20.08.2011.

(4)-"Ağustos Sıcağında Durum" başlıklı makalemiz,Cherkessia.net,14.08.2011.

(5)-‘Adıgece eğitim,asimilasyon durumu ve geleceğimize ilişkin bir değinme-1’,Kafkas Diasporası,08.12.2007.

(6)-Derbe Timur, “NEF-3: Adıgece'yi Coşturuyoruz”,Cherkessia.net”,24.08.2011.

(7)-“Ağustos Sıcağında Durum”,Çetao Denef’in yorumu.


Bu yazı toplam 4985 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sn.Kaya Şenvar,
Yorumunuzdan,yanılmıyorsam Adıgey'e yeniden döndüğünüzü anlıyorum.Öyleyse sevindiğimi söylemeliyim.Davet önerinize de teşekkür ederim.Vizeler kalktığına göre gidip gelme sorunu kalmamış sayılır.
Türkiye'de bazı yarım kalmış işlerim var.Tamamlar tamamlamaz anayurttaki akrabalarımı,değerli aydınlarımızı ve dostlarımızı,bir aylığına da olsa ziyaret etmeye çalışacağım.İnşaallah sizinle de tanışırım.
İyi günler dileğiyle.

07 Eylül 2011 Çarşamba Saat 14:41
hapi cevdet yıldız

Semih kardeşim
Sanırım anlaşılmayan durumlar var.Şöyle yazıyorsunuz:”Çerkesya'nın nüfus sorunu derken aslında Adigey, Karaçay Çerkes ile Kıyıboyunca Ubıh, Abzekh, Şapsığ ve Natuhay bölgelerini anlıyorum.
Özellikle de Kıyıboyu ve hemen iç kesimlerini”.
1.Anlatımınız açıklamalar gerektiriyor.Kıyıboyunda eskiden,Çerkesya’nın güneyden kuzeye doğru Ciget,Vıbıh,Şapsığ ve Natuhay yöreleri vardı.Abzah yöresi kıyıda değil,kıyıya koşut olarak uzanan sırdağların doğusunda,yani sahilde değil iç kesimde bulunuyordu.
Bu coğrafi, tarihsel ve etnik düzeltmeyi yapmış olayım.

2.1864 yılı öncesi Bağımsız Çerkesya’sının Ciget yöresi Gagra rayonu (ilçesi) adıyla şimdi (1896 yılından beri) Abhazya’da bulunuyor.Natuhay yöresinin son Adıge köyü Hatramtuk da 1924’te Adıgey’e göç etti ve Adıgey’in şimdiki Natuhay köyü oluştu (*).Tarihi Natuhay ve Vıbıh adlı yöreleri artık yoklar.’Ubıh’,etnik adın Rusça telaffuz biçimi,doğru,Adıgece telaffuz biçimi Vıbıh olanı.Batı,Rus’tan mülhem ‘Ubıh’ diyor,biz demek zorunda değiliz.Şimdilerde Kıyıboyunda tartışmalı bir ‘Adıge-Şapsığ kimliği’ kalmış durumda.Tartışmalı diyorum,çünkü başı ucu belli değil.Kıyıda 1922’de resmen bir Şapsığ Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edilmişti.Cumhuriyetin güney sınırı Abhazya’ya değin uzanıyordu.Sovyet üst yönetimi Şapsığların özerklik talebini haklı ve yerinde buldu ve incelemeye aldı.
Sovyet iktidarı,Krasnodarlı Kazakların itirazları sonucu deniyor,cumhuriyet talebini değil, sınırları iyice daraltılmış ve küçültülmüş bir alanda (şimdiki Soçi ve Tuapse rayonları içinde) bir Şapsığ Ulusal Rayonu kurulmasını kabul etti ve bu kuruluşu 1924’te onayladı.Böylece Karadeniz kıyısı topraklarının Adıgelere (Şapsığlara) ait olduğu gerçeği resmen onaylanmış,Şapsığ Ulusal Rayonu (ilçesi) kuruluşu Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti devlet yapısı içinde yer almış oldu.
Şapsığların bir meclisi,iktidarı (yürütme komitesi),anadilinde eğitim,gazete,radyo yayını,vb gibi ulusal kurumları vardı.
Şapsığ özerk yöresi (ilçe) yönetimi 1945’te lağvedildi.Nedeni ve gerekçesi hâlâ açıklanmamış olmalı.Çünkü tam bilemiyoruz.Rus’un ve Türk’ün çok şeyi gibi,bu da sansürlü.
Adıge-Şapsığlar ise,özerkliklerine son verilmiş olmasını kabullenmiş değiller ve bunu tanımıyorlar.1990 yılında toplanan Şapsığ Kongresi yeniden özerklik ilanında bulundu.
RF Devleti,günümüzde Karadeniz kıyısında yaşayan Şapsığları ‘Rusya Federasyonu’nun kendi toprağında yaşayan az nüfuslu yerli topluluklarından biri olarak’ tanıyor.Şapsığların Soçi’de (Lazarevsk beldesinde) bir ‘ulusal meclisleri’ (Şapsığ Zefes) var.Ancak Krasnodar Kray yönetimi,RF Devleti tarafından Şapsığlara tanınmış olan ulusal hak ve temsil olanaklarını kısıtlamaya ve kullandırmamaya çalışıyor.Krasnodar Kray’da sadece Adıge-Şapsığlar değil,Adıgelerin tümü de ‘yerli ulus statüsüne’ sahip,ama ‘Adıgelerin yerli ulus statüsü’ de güdükleştirilmeye çalışılıyor (**).
Bu gibi durumları bilmeden sorunların özüne inemeyiz.
Elbette gizlenen ve etnik kimliğini açıklamaktan çekinen kişiler vardır.Birine 1990’da İstanbul Bağlarbaşı Kafkas Derneği’nde rastlamıştım.Rahmetli Hadeğal’e Asker konuktu ve onun onuruna bir buluşma düzenlemiştik.Moskova’da yaşayan genç bir Adıge kadın,arkadaşı bir Rus kadınla birlikte rahmetli T’eşu Yasin Çelikkıran abimizin davetlisi olarak gelmişti.5 Ekim’de Adıge Cumhuriyeti’nin ilan edildiğini duyunca sevindi,”Cumhuriyet kuracak gibi bir Adıge varlığı kalmış mı ki?” diye bana sormuştu.
Böyleleri de vardır.

3.Şu durumda Adıge,Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetlerinde özel statüler var ve ‘uygulanıyor’.Ancak,son iki cumhuriyet nüfus almıyor,aksine dışarıya nüfus veriyor.Barış olur,yani asayiş durumu düzelir ve turizm yeniden canlanırsa durum değişebilir.
Şu durumda barışçı Adıge,Krasnodar Kray ve Stavropol Kray topraklarına yerleşme sözkonusu olabilir.Geçtiğimiz yıl Nalçik’e giden hemşehrim bir imam “Nalçik’e bir daha,ama Maykop’a giderim” demişti.
Şimdiki sivil toplum örgütlerinin bazıları üç cumhuriyet (Adıge,Karaçay-Çerkes,Kabardey-Balkar) ile iki krayın (Krasnodar ve Stavropol) tek bir federal okrug içine alınmasını savunuyorlar (***).Yerinde bir öneridir,tabii cumhuriyetler ve kraylar kimliklerini korumalılar.

4.Yukarıda belirttiğimiz gibi,Krasnodar ve Stavropol kraylarında Adıgelerin temsil olanakları şimdilik yok gibi.Oysa buraları Çerkes toprakları.Ancak hakların işlerlik kazanmaları gerekir.

5.Toplu dönüş,RF yönetiminin Çerkes Soykırımı gerçeğini yadsımada inat etmesine son vermesi,Çerkes ulusuna dönüş ve çifte vatandaşlık hakkı tanıması ile ciddiyet kazanabilir.Yukarıda belirttiğimiz gibi 3+2 formülüne dayalı bir federal okrug oluşturulması da,sanırım Kafkasya’ya barışı yerleştirmede yararlı olabilir.
Saygılarımla.

(*)-Vınereko Mir,’Natuhayların İzinde’,Cherkessia.net,Tarih bölmü,30.03.2011.
(**)-Nıbe Anzor,‘Soçi’de Toplanan ‘Rusya’daki Yerli Halklar Arası Forum'da Adıgeler Yoktu’,Cherkessia.net,Haberler,4.09.2011.
(***)-Çeş Ruslan,‘KBC Toplumsal Hareketi ‘Çerkes Kongresi’ Başkanı Çeş Ruslan ile Çerkesler ve Çerkesya Üzerine Söyleşi -4’,Cherkessia.net.Haberler,4.09.2011.

06 Eylül 2011 Salı Saat 14:00
Kaya Şenvar

Derin tespitlerinizi okudum. Daha öncede size teklif etmiştim, bu tespitlerinizin çözümü konusunda sizi Adigey Cumhuriyetine davet ediyorum. Emeklisiniz paranızda var, 3-4 aylığına bir ev kiralayarak burda o yaptığınız tespitleri canlı canlı görür ve çözümü konusunda da bizleri aydınlatırsınız. Ne iyi olur öyle değilmi.?
Sakın imkanım yok, param yok vs. vs. demeyin size gitmiyor..

06 Eylül 2011 Salı Saat 11:55
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net