Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çetao İnal
Diasporaya 9. Mektup: 8. Mektubun Devamı
01 Eylül 2011 Perşembe Saat 14:51

Pazar gününün programını alt üst edip gelen misafirler ABD ve İngiltere’nin Rusya büyükelçiliklerinde, kartvizitlerinde yazılanlara göre Kültür ve Turizm ateşeleri idi. Artı basın yayın kuruluşları ile ortak çalışmalar, organizasyonlar da yapıyorlarmış. Bu kadar geniş görev alanına sahip olunca sanırım her yere girip çıkmak daha kolay oluyordu. Tabi ki kartvizitlerinde yazılanlara inanıp inanmamak size kalmıştı.

Hoş beşlerden sonra yemek masasına otururken İngiliz ateşe birlikte getirdiği paketin içinden bir cam kavanoz çıkarıp ‘size yeni mahsul kestane balı getirdik’ diyerek masanın üzerine bıraktı. Gerçekten de içi bal dolu idi. Bir an sekreterime bakıp güldüm. Bu misafirler anlaşılıyor ki hazırlıklı gelmişlerdi. ‘Benim bu balı sevdiğimi nerden bildiniz’ soruma İngiliz parmağı ile Amerikalıyı, Amerikalı da başını göğe kaldırınca gülmeye başladım.

- Yani benim yediklerimi içtiklerimi uzaydan mı gözetliyorsunuz?

Amerikalı güya mahcup bir şekilde başını ‘evet’ dercesine sallayarak konuştu

- Efendim bunu sanırım sizde biliyorsunuz ama ben her şeyden önce bizi bugün kabul ettiğiniz için teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Pazar günleri kimseyi kabul etmediğinizi biliyorduk ancak şansımızı deneyerek sekreterinize fazla ısrar ettik. Amacımız sizinle tanışmak ve bir not iletmekti. Eğer izniniz olursa on beş dakikanızı alıp gideceğiz.

- Değerli misafirler; görünen o ki buraları iyice izlediğiniz hatta benim sevdiğim balı bilecek kadar araştırdığınız belli. O halde şunu da bilmeniz gerekmiyor muydu? Her ne ise tamda öğle yemeği vaktinde bir Çerkes’in evine misafir olup ta yemek yemeden çıkılmayacağını notlarınıza eklemeniz gerekiyor.

İngiliz diplomat bütün inceliği ile masada ki yemeklere bakarak konuştu.

- Bu bir yemek daveti ise memnuniyetle kabul ederiz.

- O zaman bir an önce yemeğimizi yiyelim. Zira siz iki ülke elemanları bir araya gelince neyin ne zaman ne olacağı belli olmaz.

Amerikalı gülerek, “Çok açık sözlü olduğunuzu duymuştuk. Hatta bir sözünüz bizim elçilikte epeyce konuşulmuştu.”

- Coca-Cola’nın girdiği ülkede ot bitmez (yeşermez) sözümü kastediyorsanız artık onun modası geçti. Şimdi yeni bir deyim kullanıyorum. “İngiliz düşünür, Amerikalı yapar, diğerleri de bakar.”

Yemekle birlikte ne içelim derken birinci sekreterimin tercihi şarap olunca hepimiz ona uyarak bin yedi yüz yetmiş yedi dolarlık bir şarabı açtık. İngiliz diplomat şaraptan okkalı bir yudum aldıktan sonra söze girdi.

- Efendim geçen ay Moskova’da yapılan medyanın geleceği ve internet yayınlarının rolü ile ilgili uluslararası bir toplantıya Avrupa ve Amerika’dan üst düzey medya yöneticileri de katılmıştı. Onlarla olan sohbetimizde sizin de adınız geçmişti.

- Bu pek hayra alamet bir şey değil.

- Öyle demeyin; ekonomik ve politik konularda ki yorum ve tespitleriniz Ting Tang kuruluşlarında epeyi ses getiriyormuş.

- Bu pek şaşılacak bir şey değil. O tangur tungur kuruluşların çoğu devletler tarafından finanse edilen bir nevi arpalıklar. Bu arpalıklardan geçinenler sırça köşklerde bol bol proje üretirler. İçlerinden biri doğruya yakın çıkarsa sevinirler. Genellikle de projelerinin yüzde doksanı da çöpe gider. Oysa ben hayatın içindeyim ve yazdıklarımda; görüp yaşadıklarım ve bunlardan çıkardığım dersler.

Amerikalı diplomat bir an İngilizle bakışıp, “Efendim buraya gelmemizin birinci nedeni sizinle tanışmak idi.” diyerek sözlerine devam etti.

- İkinci neden de Moskova’da görüştüğümüz medya yöneticilerinin notlarını size iletmek idi. En başta Time olmak üzere birçok yönetici bizim dergi veya gazetelerde yazar mı diye sormamızı istediler.

- Desenize dünya çapında bir yazar olma şansım var. Hem sonra iyide para verirler değil mi?

İngiliz hemen konuya girip Amerikalıya bakarak konuştu.

- Efendim bu Amerikalılar cimri olur. Bizim gazeteler açık çek vermeye hazırlar. Ancak sizin ne tanınmaya nede paraya ihtiyacınız olmadığını biliyoruz.

O ana kadar konuşmaları sessizce dinleyen birinci sekreterim bana dönerek konuştu

- Efendim Amerika medyası mı İngiliz medyası mı sizi kapacak kararı için bir önerim var. İsterseniz bu medya elçileri kendi aralarında bir düello yapsınlar. Sağ kalan kazanmış olur.

Sekreterimin teklifine bir an ne diyeceklerini bilmez bir şekilde baka kalan misafirler benim güldüğümü görünce kahkahayı bastılar. ‘Bakın değerli diplomatlar’ diyerek devam ettim.

- Görüyor musunuz Rus diplomasisi ne kadar pratik. Hemen çözüm yolunu buldu. Ancak teklifiniz için söyleyeceğim şudur. Haber gönderenlere selamlarımı iletin. Böyle bir şeye ne niyet ne istek nede zamanım var. Hele bu iş para karşılığında olursa o daha kötü. Paranın arkasından ne geleceğini Allah bilir.

Yemek sonrası kahvelerimizi içerken Amerikalı neşeli bir şekilde ‘bir şey sorabilir miyim?’ deyince ‘buyur’ dedim.

- Siz uluslararası birçok şirketi yönetirken daha öncede söylediğimiz gibi eko politik yazılarınızı okuyorduk. Ancak son zamanlarda bu yazılarınız kesildi. Öte yandan aynı konularda uğraş veren daha eski daha güçlü görünen siteler varken Net Çerkes isimli bir sitede yazılarınız çıkmaya başladı. Merak ettiğim şu neden Net Çerkes?

- Bakın nedenini size Allah söyletti. İsmini Net Çerkes dediniz. Gerçekte ismi Cherkessia.net, nedenine gelince; her şeyden önce söylemleri Net, amaçları Net. Hataları, eksiklikleri olabilir ama idealleri Çerkesya. Bu da Net. Bunlar yetmez mi?

- Yani diğer sitelere güvenmiyor musunuz?

Amerikalının bu el ense denemesine gülerek cevap verdim.

- Bakın; bir zamanlar Amerika’da eğitilip Türkiye’ye dönen eski bir politikacının ‘bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz’ diye bir sözü vardı. Bende ona benzer bir cevap vereyim; Bana Çerkes siteleri hakkında kötü bir şey söyletemezsiniz.

- Ama eleştiriyorsunuz.

- Evet eleştiriyorum. Çünkü hala güvendiğim kişilerin ne şiş yansın ne kebap misali oturup hikâyeler anlatmalarından bıktım da ondan. Siteyi bildiğinize göre okumuşsunuzdur. Birinci mektubumda yazdığım gibi su kaynamaya başladı ve taşıyor. Yapılması gereken bu suyun yolunu açmak, engelleri temizlemek. Bu işi biz yapmaz isek dışarıdan birileri gelip kendi istedikleri yöne kanalize edecekler.

- Dışarıdan birileri derken…

- Birileri derken kastettiğimi elbette anladınız ama günümüzde bütün Çerkeslerin uyumadığını anlamanız içinde daha açık söyleyeyim. İşte sizin Soçi taraflarına gitmeniz, buralarda bulunmanız, getirdiğiniz bu bal bahanesi ile Çerkes köylerini dolaşmanız. Bunların hepsi; ayağa kaldırıp sizin istediğiniz yöne yürüyecek Çerkesleri aradığınızı göstermiyor mu?

- Efendim çok açık sözlüsünüz

- Herhalde kusurlarımdan biri de bu.

- Peki, bu Cherkessia.net’in ideallerine varmak için bir öngörünüz var mı? Yani kaç yıl gerekli?

- Sanırım birkaç yılda belli bir hedefe varılacaktır. Yani sizler hazırlanıp bu meseleye dahil olmadan Çerkesler ve Ruslar kendi aralarında bu problemi çözeceklerdir. Tabi ki bunun kolay olmadığı bir gerçek. Ama dünyadaki gelişim ve değişimleri Rusya’nın da gördüğüne eminim. Hem yan yana yaşayan iki halkın barış içinde yaşamalarından daha güzel ne olabilir ki? Geçmişin, tarihin bize gösterdiği şey halkları selamete veya felakete götürenler liderlerdir. Değilse halklar durduk yere düşman aramaz aksine dost ararlar.

Birinci sekreterim önündeki şarap bardağına uzanınca üçümüzde onu izledik. Konuşması için başımı sallayınca ‘Dostluğa, barışa’ diyerek bardağı kaldırdı.

Uzun süren yemek faslından sonra misafirlerimi uğurlayıp yalnız başıma kalınca içimi bir hüzün kapladı. Dünyanın öbür ucundakiler bile Çerkesleri araştırıp soruşturup bir şekilde gündeme getirerek bundan nasıl bir pay çıkarırızın hesabını yaparken Çerkesler sanal ortamda birbirlerini nasıl alt ederimin peşindeydiler.

Gülmek istedim ama ağlama duygum ağır basınca çalışma masama geçtim. Elime aldığım ilk not uzun zaman önce karaladığım ham bir yazı idi. Üzerinde çalışılması ve tartışılması gereken bir proje taslağıydı. Aslında hayata geçirilmesi zamanı gelen bir proje idi ve böyle bir taslağın içini dolduracak insanlarımızda vardı. Anavatanda, Türkiye’de, Ürdün’de, Avrupa’da, Amerika’da Çerkesya için bir şeyler üretmeye çalışan böyle bir projeyi hayata geçirecek donanıma sahip kadrolar artık var. Öyle ise beklemeye gerek var mı?

DÜNYA ADIGE KURULTAYI (DAK) 2012 – 2013 YILI

1. Kurultay; dünyadaki tüm Adıgeleri temsil edecek şekilde toparlayıcı, kucaklayıcı olmalıdır.

2. Kurultay yöneticileri ve katılımcılar bağımsız ve bağlantısız olmalıdır. Herhangi bir kurum veya devlet adına kurultaya katılamazlar. 1. Kurultaya kişisel olarak katılacaklardır.

3. Kurultay katılımcıları bulundukları bölge veya ülkedeki Adıgelerin onayladığı kişiler arasından belirlenecektir.

4. 1.Kurultay yöneticileri ile katılımcılar arasında mevki ve makama dayalı hiçbir ayrıcalıkları olmayacaktır.

5. 1.Kurultay yöneticilerinin görevi kurultayda yeni yönetim kadrosunun seçilmesi ile sona erecektir.

6. Kurultay yeri; Dünyadaki tüm Adıgelerin temsilcilerinin kolayca katılabilecekleri ve özgürce kurultayı yapabilecekleri bir yer olmalıdır.

7. Kurultayda; dünyadaki Adıgelerin günümüzdeki konumları, bulundukları ülkelerdeki durumları ele alınacak, ileriye yönelik yapılacak çalışmalar belirlenecektir.

8. Kurultayda dünya Adıgelerini temsil edecek şekilde yönetici olarak 12 kişi seçilecektir.

9. Yönetici kadro tam yetkili olacak, gerekli gördüğü hallerde kendisine bağlı birimler oluşturacaktır.

10. Kurultaya katılma şartları; katılımcıların öncelikle bulundukları bölgenin Adıgeleri tarafından önerilmesi ve kabul görmesi gerekmektedir. Ayrıca katılımcıların Adıgelerin anavatanlarında toplanıp özgürce yaşamaları için maddi manevi her türlü desteği vermeye hazır, kurultayda alınan bağlayıcı kararlara uymaya razı ve bu uğurda çalışmaya gönüllü olması gereklidir.

11. Kurultayda alınacak kararlar bağlayıcı olacaktır.

12. Kurultaya temsilci ve gözlemci olarak katılacaklar …………………. Tarafından belirlenecektir.

Not-1: Bu projenin hiçbir grup, oluşum veya kurumla bir ilgisi yoktur. Bu güne kadar bu kurumların gösterdiği performansa bakılırsa bu projeye olumlu bir katkı sunacakları da şüphelidir. Bu projenin (taslağın) ortaya çıkması da bu nedenledir.

Not-2: ADIGE kelimesi bilerek yazılmıştır.


Bu yazı toplam 4758 defa okundu.





Blenawo Erkan

İnal abi siz hep yazın olur mu? Klasik olacak belki ama hem güldürüyor hem düşündürüyorsunuz daha ne olsun. Saygı ve selamlarımla.

10 Eylül 2011 Cumartesi Saat 22:06
Inal Catao

Sayin Baturay Yedic, Degerli dostum,
Sorularinizin birincisine, Onuncu mektubumla bir nebze olsun cevap verdigimi dusunuyorum.Onuncu mektubum yayinlandiktan sonra tekrar gorusebiliriz.

2.Sorunuza bir fikra ile cevap vermek istiyorum;
Abzah`in biri sabah erkenden atina atlayip yollara dusmus ( belkide karisi kovmustur..) yol boyunca kime rastladiysada selamini almislar ama kimsede buyur etmemisti. Oglen sonu olmus iyice acikan atli, yolunun uzerindeki koyu gorunce sevinerek hemen koyun icine dalip, birilerine bakinmaya baslamistiki, virane gibi bir evin onunde comelmis oturan bir adami gorunce,
atini yanina surup selam verdi. Gunesin altinda mayismis bir halde oturan adam duyurlur duyulmaz bir sesle; Aleykum Selam ,buyur...deyince atli hemen atindan atlayarak konusmaya basladi.
` Yaw memlekette ne adet nede anane hicbir sey kalmadi, sabahtan beri yoldayim, ne acmisin tokmusun diye soran var, nede buyur eden..` Yere comelmis adam adam yavasca ayaga kalkarken adama cevap verdi.
` Vallaha evde yumurta olsaydi, tavayi komsudan alirdim ama, evde yagda yok..` :):)
Her ne kadar Semih Akgun beyin fikrasi daha guzelsede bunuda kabul etmeniz dilegiyle sevgiler saygilar sunuyorum..

07 Eylül 2011 Çarşamba Saat 12:56
saim

İyi insanlar iyi atlara binip gittiler...Bizler kendi iblislerimizle boğuşmaktayken...


Sonuç olarak ortalıkta iyi insan kalmadığına göre sanırım bunu iki uçlu düşünebiliriz.Hem eleştiri/hem özeleştiri....


O zaman rolleri büyütmenin alemi yok sanırım.Bu çok "uydu"ruk olur.
Selamlar

07 Eylül 2011 Çarşamba Saat 02:16
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net