

Son yıllarda gerek anavatanda gerekse diasporada (çoğunluğu Türkiye’de) değişik isimlerle dernek, grup, kongre, insiyatif, girişim, federasyon vs. oluşumların yanında sayıları her gün artan internet siteleri de Çerkes toplumunun yaşamına girdi.
Kötümü oldu derseniz hayır derim. Amaç Çerkes toplumunu uyandırmak, ayağa kaldırmak olunca iyi oldu da diyebiliriz. Ben safiyane duygularımla tüm bu oluşumların bu amaçla kurulduğunu düşünüyorum.
İyi de bu toplumu uyandırıp ayağa kaldırabildik mi? Birimiz davul dümbelek çaldı, bir diğerimiz elde iğne çuvaldız birilerini şişledik, bazılarımızda YA LEY’Lİ (EY GECE) nakaratları ile şarkılar söyledik ama ne yazık ki etrafımızda ne uyanan nede ayağa kalkan bir toplum var. Acı da olsa gerçek şu ki biz çalıp biz oynadık.
Bütün bu davullu, çuvaldızlı ayinler toplumu uyandırmaya yetmediği gibi birçoğuna da daha derin uykulara dalmasına vesile oldu.
Eğer durum böyle ise sanırım oturup düşünmemiz bir hal çaresini bulmamız gerekiyor. Elimizdeki enstrümanların ne olduğunu neden işe yaramadığını, belki de bu enstrümanların bundan sonra gerçek ihtiyaca cevap verip veremeyeceğine kafa yormamız gerekiyor. Yani derdimize çare olup olmayacaklarına bakmamız gerek.
Günümüze kadar kullanılan enstrümanlar her ne kadar çok çeşitli olsa da bunları birkaç grupta değerlendirmekte mümkün. Örneğin en büyük enstrüman grubu olan dernekleri ele alırsak;
Herhangi bir belde veya kentte biraz mektep medrese gören beş on kişinin kurduğu bir derneğin tüzüğüne, amaç bölümüne baktığımızda neredeyse Türkiye’deki elli derneğinde amaçladığı üç beş madde görürüz.
- Dernek politika ile ilgilenmez (aslında bir amaçla dernek kurmak bile bir politik eylemdir ama neyse)
- Dernek kültürel faaliyetlerde bulunur
- Dernek üyeleri arasında yardımlaşma dayanışma sağlar.
Derneklerin yasalar gereği tüzüklerinde bu tür amaçlar yazılı da çalışmaları farklı mı? Ne yazık ki hayır. Üç beş derneğin dışındakiler aynı tüzükteki gibi çalışırlar.
- Dernek üyeleri genellikle ay sonlarında akşamları çoluk çocuk hep birlikte toplanır, tanışmayanlar tanışır, tanışanlar hasret giderir, bir kısmı haluj yer bir kısmı vatan millet sorunlarını konuşur son olarak ta bir düğün yapılır ve herkes mutlu bir şekilde evine döner.
- Her dernek yılda birkaç kez yöre dernekleri ile bir araya gelir, bazen de bağlı olduğu federasyon toplantılarına birkaç yöneticisini gönderir.
Özetler isek: Haluj geceleri, kermesler, dil kursları vs. vs. bunların hepsi iyi niyetle ve beş on kişinin maddi ve manevi çabaları ile yapılan bu çalışmalar elbette küçümsenemez hafife alınamaz aksine gerekli ve saygı duyulması gereken çabalar. İyi hoşta bu çabalar “bizim derdimize çare oldu mu, oluyor mu” derseniz cevabım ne yazık ki hayır olacak. Burada öncelikli olarak belirtmem gereken bunun sorumluları ne o derneğin kurucuları ne de camiası. Yeni bir dernek kurmak isteyen arkadaşlar kendilerinden önce kurulan derneklere bakarak büyüklerinin yaptıklarını amaç edinerek çare olduklarını düşündüler. Gerçekte derneklerin, dernekçiliğin yalnız başına çare olmadığını uzun yıllardır bunu kavrayanların bilenlerin olmasına rağmen bu gerçeği halka deklere etmemiş, dernekçiliğin ilk adım olduğunu ama daha atılacak adımların gerekliliğini ve hedeflerinin ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini bir türlü açıklamamışlardır. Derneklerin HEDEFE doğru giden bir araç olduğunu bilmeyenler dernekçiliği AMAÇ sandı. Haydi, bunları hoş görelim. Ya gerçekleri bilip bu yönde yürüyeceğine hedefin ne olduğunu ne olması gerektiğini gizleyerek yeni enstrümanlar bulup toplumu uyutmaya devam edenlere ne demeli? Gerçek hedefin ne olduğunu bile açıklamaktan korkan, ürken bu insanların (isimleri ne olursa olsun) oluşturdukları grup, site, dernek, federasyon vs. ile derdimize çare olabilirler mi? Olmaz olamaz diyorsak o zaman önümüzdeki yol yeni bir kurultay. Başta DÇB olmak üzere federasyon dernek ve diğerlerinden umudunu kesenler için görünen halkın içinde olacağı bir kurultay.
Wopsaw İnal Thamate.
Bildiğim kadarıyla İnal bey uzun senelerdir Maykopda yaşıyor. Orada yaşaması bizim derneklerimizin içi boş komedi durumlarını bilmesine engel değilmiş demekki.
İçinde olan bizlerden daha iyi biliyor arızaları ve gerekli ilaçları.
Çerkes ulusunun her yönden dönüşmeye ihtiyacı var İnal abi. saygılar.
