Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çeş Ruslan
Çerkesler ve Çerkesya Üzerine Söyleşi -1
07 Ekim 2011 Cuma Saat 19:35

15.08.2011 tarihinde “Адыгэ Хэкум и макъ. Çerkesya’nın Sesi.” grubu Kabardey Balkar Cumhuriyeti Toplumsal Hareketi ‘Çerkes Kongresi’ Başkanı Çeş Ruslan  ile on-line bir konferans düzenledi. Bu konferansı özellikle gençler her şeyden çok sabırsızlıkla bekliyorlardı. Bu tip konferansların düzenli olarak verilmeye başlanmasının ardından, gençler, özellikle Çeş Ruslan’ın davet edilmesi taleplerinde bulundular. Katılımcılar 4 saat boyunca en güncel konularda sorular sordular. Sizlere bu on-line konferansta görüşülen konuları sunuyoruz:

Zawur Ç’edık’uey:  Merhaba, Ruslan. Hoş geldin!

Gençlere ve bizim sorularımıza cevap vermek için, vakit ayırdığından dolayı, Allah senden razı olsun! Bu akşamki birlikteliğimizi, bu akşamı, Allah iyi kılsın.

Çeş Ruslan: Merhaba!  Hoş bulduk.!  Gençler olarak, beni aranıza çağırdığınız için ben de memnun oldum! Allah hepimizin gecesini güzel etsin!

Zawur Ç’edık’uey:  Ayrıca, eğer müsaade ederseniz, şimdi Rusça olarak yazacağım.

Ruslan öncelikli olarak grup yöneticileri ve katılımcı genç arkadaşlarımız adına Çerkes sorununu uluslararası arenaya taşımak için uğraş veren liderlerden birisi olduğunuz için, Birleşmiş Milletlerde temsil edilen bir ülke olan Gürcistan’ın Çerkеs Soykırımını kabul etmesi konusunda sizi kutluyoruz. Çerkes ulusunun kaderinde, masada olan, hiç bir şüpheye mahal bırakmayan katkılarınızdan, katılımınızdan dolayı teşekkür ediyoruz!

Nihayet gerçekleşen bu olay hakkında, bu esnada hissettiğiniz duygularınızdan bahsedebilir misiniz. Çerkesya için tarihi öneme sahip olan bu kader anının üzerinden üç ay kadar bir zaman geçti. Böylesi uzun çalışmalar ardından, şimdi, günümüzde, neler hissediyorsunuz?

Çeş Ruslan: Sıcaklık dolu sözlerinizden dolayı teşekkür ediyorum. Müsaadenizle önce, Çerkesya tarihi için önemli bir olay olan Birleşmiş Milletlere üye bir ülke ve yakın komşumuz Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını kabul ettiği için herkesi kutluyor, bu arada bir daha Gürcistan ve Gürcü ulusuna ve ülkenin tüm yöneticilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu olayın öncesinde hem Çerkes hem de Gürcistan tarafı büyük ve zorlu bir çalışma gerçekleştirdi. Gürcistan tarafı çok çalıştı. 1992-1993 Gürcistan-Abhazya savaşının ardından, bizler karşılıklı bir mazgaldan birbirimizi izlerken, aynı bizim tarafımızda olduğu gibi Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını tanıması konusunda da Gürcistan toplumu önceleri fikir birliği içerisinde değildi. Bunun yanısıra Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını tanımaması için sadece karşıtlarınca değil  hatta işbirliği yaptıkları ülkelerce de yoğun dış baskılar gördüler.

Sadece Gürcü toplumunun değil, Çerkes toplumunun da, 1992-1993 Gürcistan-Abhazya savaşı ve Gürcülerle Çerkeslerin bu savaşta karşı taraflarda olmaları temasını içeren pek çok materyal önümüze getirildi. Hem de bunu en yüksek sesle dillendirenler nedense daha önceleri Abhazya’nın problemleri ve Çerkes Ulusal Hareketine karşı en ilgisiz olanlardı.

Bunun yanı sıra Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını tanımasından önce Ermeni Soykırımını tanıması gerektiğini Gürcistan’da yaşayan Ermeni kitlesi dile getirerek ülkede iç istikrarın bozulmasına dahi yol açacak çalışmalar yaptılar.

Çerkes tarafı içinse olan tüm bu olayların, yurtdışında, diasporada yaşayan Çerkesler arasında CIA tarafından finanse edilen entrikalarla böylesi bir istemin var olduğu, ortaya çıktığı,  Rusya sınırları içerisinde yaşayan Çerkeslerin hiç bir şey istemedikleri, ‘Kabardeyli’ ‘Adıgeyli’ Çerkes ve ‘Şapsığ’ şeklinde farklı isimlendirmelerle bölünmüş olarak yaşamaktan çok memnun oldukları ve hatta federasyon içerisinde 6 farklı idari bölgeye bölünmeyi düşledikleri yönünde tezler de ortaya atıldı.

Abhaz tarafı içinse,  olağanüstü derecede şaşkınlık yaratacak başka bir tez; Çerkeslerin bu konuda hiç bir zaman Gürcistan’a müracaat etmeyecekleri çünkü hem Kafkasya’da hem de diasporadaki tüm Çerkeslerin tek vazifesinin Abhazya’nın çıkarları doğrultusunda çalışmak olduğu tezi ortaya atıldı.

Gürcistan’ın bu adımı atmasında tek amacının Rusya’yı zorlamak olduğu, Rusya’nınsa buna cevap olarak Asetin Soykırımını tanıyacağı vb. pek çok şey söylendi.

Kısaca, gerçek bir enformasyonel savaş yaşandı.

Fakat, herşeye rağmen, Gürcistan siyasi yönetimi Çerkes Soykırımını kabul etme kararı aldı. Ve biz attıkları bu adımdan dolayı Gürcistan yönetimine saygı duyuyoruz.

Çerkes tarafı için Gürcistan tarafı ile her konuda karşılıklı çalışma yürütmek gerekiyordu ve bu yapıldı.

Bugünde, Çerkes sorununun çözümü yolundaki hareketler için lokomotif gibi olan Amerika’daki diaspora Çerkesleri soykırımın kabulü sorununda da özel bir rol oynadılar. Onların yanı sıra Kafkasya’daki Çerkesler ve diğer ülkelerdeki Çerkes diasporaları özellikle İsrail, Almanya ve Ürdün’deki Çerkesler yer aldılar.

Toplamda söylenebilecek şey ise tüm dünyadaki Çerkes organizasyonları karşılıklı iletişim ve efektif olabilme konusunda ulaştıkları yüksek dereceyi sergilediler.

Hislerim ise; Gürcistan Parlamentosunun bu tarihi oturumunda bulunmak anlatılması çok zor bir his. Düşüncelerimizde, önümüzde yok olmuş ülkemiz-Çerkesya, yüz binlerce suçsuzca öldürülmüş, kendi öz yurdundan sürülmüş insanlarımız vardı. Ve nihayet bizim milletimize karşı kesinlikle işlenmiş bu barbarca eylemlerin suçlularının, Birleşmiş Milletler üyesi olan bir ülkenin parlamentosu tarafından hukuki sorumluluklar yüklenilmesine bu parlamento oturumu vesile olacaktı.

Tl’ışe (Tlisova) Fatima’yı gördüm, dayanamamış, gözlerinden yaşlar akıyordu. Hatta diasporadan gelmiş yaşlı bir büyüğümüz duygularını gizlemeye zor hakim oluyordu. Aynı zamanda duygular artık umuttu.

20 Mayıs 2011, Çerkesya tarihinde yeni bir etabın, Çerkesya’nın geri dönüşünün, başlangıcı.

Bugün, üç ay sonra, artık bu haber hepimize alışıldık geliyor, duygularımız ikinci planda kalıyor- artık yine yeniden ileriye dönük çalışmalar önümüzde bizi bekliyor.

Zawur Ç’edık’uey: Siz, bugün, Çerkes Soykırımının uluslararası arenada ve Rusya Federasyonu tarafından tanınması için aktif olarak çalışıyorsunuz. Bu sorun hakkında ideolojik olarak daha önce çalışmış bulunan; Koşhable  ‘Tarih – Ulusun zenginliği’ isimli forumun çalışanları, Kabardey-Balkar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti ve Kazanıko Eduard’ın vd. çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz. Bunlarla neler yapıldı neler yapılmadı, tüm bu zaman boyunca başka neler başarılabilirdi?

Çeş Ruslan: Zawur, benim mesleğim uzmanlık alanım fizik ve astronomi bu konu hakkında bir tarihi olay anlatayım. Bir gün Newton’a “Başarılı olmasının neye dayandığını” sormuşlar. O da şöyle yanıtlamış: “Eğer ben diğer insanlardan daha ileriyi gördüysem bunun sebebi devlerin ensesinde durmamdır .” O bununla kendinden öncekileri kastediyordu özellikle Galile’yi.

Ben diyebilirim ki, günümüzdeki çağdaş Çerkes politikacılarının hepsi için bir önceki politikacılardan – Rusya Adalet Bakanlığını yapmış olan Kalmık Yura, Dünya Çerkes Birliğinin ilk başkanı Şenıbe Yura, Nalo Zawur, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti Çerkes (Adıge) soykırımını kabul ettiği sırada yöneticilik yapan Karmoko Haçim ve diğer pek çokları aynı şeydir.

Kazanıko Eduard Birleşmiş Milletler kürsüsünden ilk defa Çerkes (Adıge) soykırımını dile getirdi.

Koşhable Forumu adeta Sovyetler döneminde, Çerkeslerin gönüllü olarak Rusya’ya bağlandıkları efsanelerinin üzerindeki  perdeyi kaldırarak Çerkes-Rus savaşlarına ilişkin çok geniş kaynakların önünü açtı.

Bugün bu konferans materyallerini okuduğumuzda çok naif olduklarını, bazen de üzerine tartışılabilecek şeyler dile getirdiklerini görüyoruz, ama, bugün, bu konularda daha keskin görüşler dile getirilebiliyor. Elbette bu konferanslardaki pek çok konu da bugün artık aktüalitesini yitirdi.

Her şey kendi bulunduğu zamanla değerlendirilmeli. Onlar kendi dönemleri için gereken rolü yerine getirdiler.

Bu dönemde yapılmayanlar ise, özellikle 1990’ların sonundan 2000’lerin ortalarına değin daha önceki döneme kıyasla Çerkes ulusal hareketi pratikte yok bile denilecek durumdaydı.

Eğer 1990’ların başında ortaya çıkan Çerkes ulusal hareketi başlayan ivme ile devam etseydi veya gelecek için kendini muhafaza etseydi biz bugün hatırı sayılır derecede ileride olurduk.

Benim bakış açıma göre o tarihlerde yapılmayan en önemli şey Çerkesler için ulusal doktrin, ulusal idealin net olarak formülüze edilmemesi, ortaya konulmamasıdır. Yanılmıyorsam Bismarc şöyle söylemişti: “Kendi ulusal ideali olmayan ulus başka ulusların içerisinden çıktığı gübre gibidir.” Eğer günümüzdeki entelektüel potansiyel 1990’ların başlangıcında ulusal ideayı ve ulusal bir ideolojiyi formülüze edebilseydi, günümüzde bizim durumumuz çok daha rahat olacaktı.

Bana  göre, o dönemde,  Dağlı Cumhuriyeti, Kafkas Konfederasyonu ve benzeri şeylerin aşırı idealize edilmesi hataydı.

Bu ideal 1992-1993 Abhazya savaşı ve ardından 1994 yılında başlayan ilk Çeçen savaşı ile sonuçlandı.

Bizim sorunlarımızı, hiç bir dağlı Cumhuriyeti veya Kafkas Konfederasyonu çözmez. Biz bütün bunları denedik, bunlardan geçtik. İç karartıcı bir örnek ama – iç savaş dönemindeki bağımsız Dağlı Cumhuriyeti ardından Dağlı Sovyet Cumhuriyeti tarafından topraklarının büyük kısmından kopartılan Kabardey bölgesinin Dağlı Cumhuriyetinden ayrılabilmek için katlandıkları...

Biz kendi ülkemizi, Çerkesya’yı inşa etmek zorundayız. İşte o zaman kendi evimiz olacak, elbette diğer halklarla aramızda kardeşlik ve iyi komşuluk ilişkileri olacak ve olması gerekiyor.

Dawur Larisa (Hadipaş): Hepinize hayırlı geceler olsun! Herkese iyi geceler! Ruslan, gençlerimizin eğitim konusunda, eğitime ilgilerindeki azalma hususundaki görüşlerinizi öğrenmek isterdim. Pek çoğu, üniversiteye aileleri istediği için okumak üzere kayıt oluyorlar ve öylesine okuyarak tüm ulusumuzun yüzünü karaya çıkartıyorlar...Siz Çerkes gençlerinin eğitim seviyesinin gerçek anlamda daha yukarılara çıkartılabileceğine inanıyor musunuz?

Çeş Ruslan: Larisa, Allah seninde geceni hayırlı kılsın. Ben, kendim, uzun yıllar Fizik dersleri verdim. Eğitim kalitesinde bir düşüş gerçekten var. Son yirmi yılda Rusya Federasyonu içerisinde yapılan reformlar sebebiyle eğitim kalitesindeki bu düşüş, söz konusu oldu. Tüm eğitim sistemi yapısının değiştirilmesi gerekiyor, yoksa, herhangi bir ulusun eğitimini bu sistem içinde ayrıca yükseltmek mümkün değil.

Tewvej Beslan: İyi akşamlar Ruslan! Bizler Çerkes sorunu ile ilgili Gürcistan arşivlerinde bulunan materyalleri ne zaman görebileceğiz?

Çeş Ruslan: Beslan sanada iyi akşamlar. Gürcistan Arşivi araştırmacılara açık. Gürcistan bu konuda yapılacak araştırmalar için destekler sağlıyor. Eğer, Gürcistan arşivlerinde çalışmak isteyen Çerkes uzmanlar var ise lütfen bizimle ilişkiye geçsinler, yardımcı olabiliriz.

Gürcistan parlamentosu için Merab Çuhua’nın başkanlığında uzmanların katıldığı komisyonun hazırladığı rapor ise Gürcüce. Rusça ve İngilizceye çevrilecek.

Suleiman Gurji: Selamlar Ruslan.  Benim sorum şöyle. Türkiye’deki Çerkes diasporası ile konsolidasyonunuz- pekişme çalışmalarınız nasıl oluyor ?

Çeş Ruslan: Gamarcobat, Solomon. Türkiye’deki Çerkes diasporası en problemli olanı. Şöyle ki, Orada oldukça ciddi problemler var, en önemlisi Çerkeslerin kendi identifikasyonları sorunu. Var olan Kafkas organizasyonları gerçek olmayanlar üzerine inşa edilmiş, “Kafkasya’dan çıkan herkes Çerkes’tir” tezini ileri sürüyorlar. Oysaki Çerkesler bu kavramdan ayrılmaları söz konusu olmayan Adıgeler ve Wubıhlardır.

İşte bu yüzden bugün bizler, Türkiye’de yeni bir Çerkes (Adıge) ulusal organizasyonu oluşturulması sorunu ile karşı-karşıyayız. Bunun yanı sıra Türkiye’deki Çerkeslerin arasında kendisini bilme oranı gün geçtikçe artıyor sadece bu bilinci doğru olmayan bir mecraya sürüklemeye bazıları çalışıyorlar. Türkiye’de Çerkes ulusal organizasyonları oluşturulması evresine artık girildi, Haydi hep birlikte Türkiye’deki Çerkeslere bu konuda yardım edelim.

Zawur Ç’edık’uey: Günümüzde sıkça Ab(h)aza ve Çerkes çevrelerinde şöyle bir soru dillendiriliyor: " Neden Çerkes Soykırımını özellikle Gürcistan kabul etti?" Bu soruya siz nasıl cevap verirsiniz?

Çeş Ruslan: Ben bu soruyu biraz daha farklı dile getirirdim: “Neden Gürcistan Çerkes sorununu ilk kabul eden ülke oldu?”

Önce, Gürcistan bizim yakın komşumuz.

Sonra, Çerkes-Rus savaşları dönemindeki  Rusya’nın tüm Kafkas orduları arşivi Tiflis’te ve böylece bu konuda en büyük enformasyona-bilgiye sahip olan ülke Gürcistan. Ve elbette Gürcistan aynı zamanda Rusya’nın nüfuzu altında değil.

Bazen bize diyorlar ki: “Ama, Gürcistan kendi çıkarları için çalışıyor.” Her normal ülke, elbette kendi çıkarlarını gözetir. Gürcista’nın mesela Bangladeş veya Nauru’nun çıkarlarını gözetmesi anormal olurdu. Bana kendi çıkarlarını gözetmeyen bir ülkenin ismini söyleyebilir misiniz?

İşte aynen bu şekilde biz Çerkesler de kendi çıkarlarımızı takip etmeliyiz. Eğer önümüze bir imkan çıkarsa bunu realize etmemiz gerekir. Ve işte politikada bunun üzerine inşa edilir.

Rus-Çerkes savaşlarından sonra bile, kafamızın bir köşesine kendi çıkarlarımızın önceliğini yerleştiremediğimiz için pek çok fırsattan faydalanamadık.

Herhalde, tüm olgunlaşmış ulusların yaptığı gibi; “Çerkeslerin ebedi dost ve düşmanı yoktur, ebedi olan şey kendi çıkarlarımızdır.” prensibi ile hareket etmemiz doğrudur. Bizim için ebedi olan şey çıkarlarımızdır.

Abrek:  İyi akşamlar Ruslan! Size göre ne zaman bizler Adıgeyli, Kabardeyli, Çerkes, Şapsığ diye birbirimizin farklı farklı milletlermiş gibi bölünmüşlüğümüzü ortadan kaldıracağız, ne zaman utanç verici bu bölünmeden vazgeçeceğiz, ne zaman yaşlımızla gencimizle hiç bir ferdimiz eksik olmamacasına Temruk’tan Mezdog’a, Anapa’dan Soçi’ye  bunu bileceğiz ve ne zaman hepimizin tek bir millet olduğu, tüm Kuzey Batı Kafkasya’nın bizim toprağımız olduğu, Adıgelerin toprağı olduğu bilincine ulaşacağız.!?

Çeş Ruslan: Abrek iyi akşamlar. Çerkes ulusu, Sovyet yönetimi tarafından teritorial olarak 6 idari birime ve dört ulusa bölündü, hatta, yakın bir geçmişte, Rusya Federasyonu Başkanı Medvedev’in aldığı bir kararla buna iki ayrı federal bölgeye bölünmüşlükte ilave edildi.

Bizim kendimize verdiğimiz ortak bir isim “Adıge” ve ortak tek bir dilimiz var “Adıgabze”. Yani, biz tek bir ulusuz, Çerkes (Adıge) ulusuyuz!

Elbette, böyle kolayca, seksen yıllık propagandanın etkileri hemen ortadan kalmaz. Biz hala onun uzantılarına rastlıyoruz. Fakat, göreceli olarak daha ilgili büyük bir kısmın özellikle gençlerin kendilerini Çerkes olarak tanımladıklarını ve bu sayının her yıl daha da arttığını da gözlemliyoruz.

Biz hepimiz, ileriye dönük çalışmak zorundayız, anlatmak- açıklamak, özellikle gençlerle çalışmak zorundayız. Başka bir yolumuz yok. Rusya Bilimler Akademisine değinecek olursak; 2010 yılı Mayıs Ayında Rusya Bilimler Akademisi bunu, hepimizin Wubıhlarla birlikte tek bir ulus, Çerkes(Adıge) ulusu olduğumuzu kabul etti. Böylece, hiç bir argümana sahip olmayan iktidar yapısından başka hiç kimse  bizi dört farklı ulusmuşuz gibi saymıyor.

Benim kanıma göre, bu utanç verici bölünme, zamanı geldiğinde, ebediyen tarihe gömülecek.

Zawur Ç’edık’uey: KBC Çerkes Kongresinden bahsedebilir misiniz. Ne zaman hangi sebeplerden kuruldu ve nasıl bir amacı var?

Çeş Ruslan:  KBC Çerkes Kongresi, 2006 yılında “Kabardey Kongresi”nden gençlerin ayrılması ile kuruldu. Biz en başından bu organizasyonda iken de Sovyet döneminde ulusumuzu Adıgeyli, Kabardeyli, Çerkes, Şapsığ diye bölen yapıdan nihayet kurtulmak için özellikle “Çerkes” ismi üzerinde durduk. Fakat, yaşlı neslin anlayışını burada bulamadık.

Bunun neticesinde, Kaberdey Kongresi Başkanı, öğretmenim saydığım Şenıbe Yura ile yaptığımız görüşmeler neticesinde bu organizasyon dışında ayrıca Kabardey-Balkar’da genel Çerkes sorunları ile ilgilenecek “Çerkes Kongresi”ni kurmaya karar verdik. Ardından, Adıgey ve Karaçay-Çerkesk’teki “Çerkes Kongrelerini” tanıyan Tlisova Fatima bizimle  ilişkiye geçti.

KBC ‘Çerkes Kongresi’nin amacı Çerkes ulusunun tarihi vatanında birliğini sağlamaktır. Biz Çerkesya’nın yeniden kurulmasının gerekliliğini ilk ilan edenlerdeniz.

Adyghe (Rustam) Circassian: Ruslan, İyi akşamlar! Ben şöyle bir soru sormak istiyorum. Biz Adıgeler için hayırlı ve yapıcı bir şekilde Rusya yönetimi ile nasıl bir diyalog kurabiliriz. Sizce Rusya’dan soykırımını kabul edici ve gelecek için hayırlı bir şeyler bekleyebilir miyiz? Си гуапэу!

Çeş Ruslan: Sanada iyi akşamlar Rüstem. Rusya ile girişilecek diyalogda önemli olan, diyalogun verimli olması,  Rusya’nın Çerkeslerin bölünmüşlüğü problemini çözmek konusunda ne kadar samimi olduğuna bağlıdır.

Rusya tarafının, bazı adımları atmaya hazır olduğuna dair belirtiler de var, mesela; Türkiye ile aralarındaki vize rejiminin kaldırılması, Yurtdışında yaşayan soydaşlarla alakalı kanunda yapılan değişiklikler, Türkiye’de Çerkesce öğretimi sorunu üzerine olan yaklaşımlar vs. vs.

Diğer taraftan da Sivil palatada yapılan toplantılarda sadece toz kaldırıp Çerkes sorunu üzerinde göz boyaması yapılması tehlikesinin de var olduğunu görüyoruz.

Bunun yanı sıra, bize huzursuzluk veren başka bir şeyde; Çerkesya tarihini, özellikle Krasnodar Kray’ın yerli halkalarına ilişkin tarihi  yeniden yazmaya yönelik çalışmaların sürüyor olması.

Gözlemlerimize göre; DÇB’nin “Olimpiyatların gerçekleştirilmek istendiği bu bölge ile Çerkeslerin tarihsel bağlarının dile getirilmesi istemleri” dahi, görmezlikten geliniyor.

Biz, Çerkeslerin vatanlarına döndürülmesi konusunda gerçekleşen olayları takip ediyoruz ve her zaman diyaloga hazırız.

Çerkes 07: Selamunaleykum Kardeşlerim. Sayın Ruslan, size, bir soru sormak istiyorum, Siz, sizin organizasyonunuz ve diğer toplumsal organizasyonlar, yeniden dirilişin, Xabze’nin yeniden işlerliliğinin, ahlak kurallarının, ulusal giysilerin canlandırılması  için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Çeş Ruslan: Ve aleykumselam, Çerkes 07. Ne yazık ki bizim imkanlarımız bu konuda sınırlı. Biz bu konu ile herhangi bir organizasyonun değil, bizlerin-insanların çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Mesela bu yıl hiç kimse, Nalçik’te, Abhazya meydanında, daha önceleri yapılagelen cegu’ları yapmak istemedi. Mesela bu yıl, bu sorun ile ilgilenme imkanına biz sahip değildik. İşte bu gibi sebeplerden bu alanda çalışmalar herkesin üzerine, her kişinin üzerine düşüyor, her birimiz bulunduğumuz yerden pek çok şey yapabiliriz.

Yevgenıy T’eşuko: Bu gün Çerkesler “Kış uykusu”ndan uyanıyorlar, aktivist hareketlerin artmakta olduğunu görüyoruz. Dünyadaki Çerkeslerin en azından iskeleti kurulmuş bir ideoloji etrafında bir araya gelerek dünya arenasında Çerkes lobisi çalışmaları yapabileceklerini düşünüyor musunuz?

Siz Çerkeslerin ideolojisinin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Çeş Ruslan: Yevgeniy ideoloji iki yönde açılım gösteriyor, iç politikaya ve dış politikaya yönelik.

Dış politikaya yönelik açılımı ile – Bu ideolojimiz, Ülkemiz Çerkesya’nın tarihi sınırları içerisinde, yeniden kurulması, dünyanın Çerkes (Adıge) soykırımını kabul etmesi ve Çerkeslerin Kafkasya’ya geri dönüşlerinin sağlanması.

İç politikaya yönelik açılımı ile – İdeolojimizin bu yönünü ise Çerkes toplumunun hangi prensipler üzerinde inşa edileceği oluşturuyor. Ve işte biz, burada, uygulamak zorunda olduğumuz sistem olarak atalarımızdan bize kalan, ulusal felsefemiz ‘Xabze’yi görüyoruz.

Ben bunu şöyle dile getiriyorum – Dünyada, Çerkeslerin sahip olduğu gibi, kendilerine mahsus felsefeye sahip çok sayıda halk yok. Ve biz, bunu kaybetme hakkına dahi sahip değiliz. Bu konuda kimse bize bu hakkı vermedi. ‘Xabze’yi, bu sistemi kaybettiğimiz de biz Çerkes olarak varlığımızı sürdüremeyiz.

Xabze, bu eski çağlara dayanan konsepsiyon, sadece sözlü aktarım ve yaşayışla aktarıla geldi. Fakat günümüzde, globalizasyon çağında yazılı hale getirilmesi de her ne kadar geleneksel aktarımı dışında ise de aktüel bir konu. En önemli sorumluluklarımızdan birsi de Xabzenin, yaşayan felsefi sistemin  yazılı hale getirilmesidir, fakat, bu konuda, yazılı hale getirilirken doğmalar haline sokulmamalıdır. Ve, elbette, ben, Çerkes devlet yapısının yeniden canlandırılmasında baz olarak Xabzenin yer almasının gerekli olduğunu düşünüyorum

Lyana & Rebecca inc.: Ruslan iyi akşamlar! Ben Adıge Xabzesi üzerine bir soru soracağım. Bazıları Xabzenin tamamen kaybedildiğini söylerken bazıları da Xabzedeki yeniliklerin geçmişte olmadığını söyleyerek kızıyorlar. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Xabzemizi kaybettiğimizi mi yoksa Xabzenin modifiye olduğunu mu, yüzyıl iki yüzyıl önceki gibi olması gerktiğini mi düşünüyorsunuz?

Çeş Ruslan: İyi akşamlar, Lyana & Rebecca inc. Xabze bir bütün olarak felsefi bir sistemdir. İki temel dereceye sahiptir. Birisi değişmez baz alınan temeli ve değişken olan, hatta zaman içerisinde dış çevrenin gelişimi ile değişmesi zorunlu olan bir kısmı vardır. İşte bu noktayı kesin bir şekilde ayırt etmeliyiz. Yoksa bazıları, Xabzenin değişimine kızmakta, bazıları ise, onu dogmatik olarak algılamaktalar. Gerçekte Xabzenin baz aldığı değer insani değerlerdir ve bu şekilde zamana kolaylıkla adapte olabilir. Eğer bunu böyle kavrar isek o zaman benzeri atışmalar aktüalitesini kaybederler.

Adyghe (Rustam) Circassian: Çerkes toplumunda liderlik üzerine bir sistem kabul edilebilecek bir şey midir?

Eğer evet diyorsanız, sizce, bu biz Çerkeslerde nasıl olmalıdır?

Çeş Ruslan: Eğer liderliği, alışılageldiği gibi algılayacak olursak; bence, böyle bir sistem, liderlik anlayışı, bizim ulusumuza uygun değil. Böylesi bir şey, hiç bir zaman Çerkesya’da olmadı. Ve işte bu, özellikle, ülkenin bağımsızlığının, sürekliliğinin ve kimliğinin garantisi olageldi.

Kim inanmıyorsa, Kendisini Çerkesya’nın lideri ilan etsin – ve bakalım, görelim bunun nasıl bir sonucu olur.

Ben şahsım adına, bu kelimeden tiksiniyorum. Hatta, basın ne zaman  “KBC Çerkes Kongresi Lideri” diyerek yazdığında, içimde protesto isteği doğuyor.

Rusya kanunları gereği, biz ‘Çerkes Kongresi’ olarak ‘başkanı’ ifadesini kullandık. Fakat, biz hepimiz bir arada çalışıyoruz, kararları kollektif olarak alıyoruz. Ben en fazla, olsa olsa “koordinatör” sıfatını tercih edebilirim. Çalışmalarımız, görüşme-fikir alışverişi şeklinde olmalı yoksa yönlendirme şeklinde değil.

Bence, bizde şahsa dayalı liderlik değil, ideaya bağlı liderlik olmalı! Tarihin tüm devirlerinde kendimize ait, ulusumuzun o döneme, o etap içerisindeki durumuna uygun kendi ideallerimiz olmalı.

Örneğin bugün, içinde yaşadığımız etap için en aktüel görevimiz Ulusumuzun vatanında yeniden birliğini sağlamak, Çerkesya’yı kurmak, Xabzeye yeniden dönmektir.

Bu noktadan yola çıkan her Çerkes, Xabze çerçevesinde, Şıwuzaku (tek atlı) prensibinde, hiç kimseyi beklemesine gerek olmadan, hiç kimsenin yönlendirmesini beklemeden hareket etmelidir. Kendimiz davranmalıyız, yapabileceğimiz şeyleri yapmalıyız.  Bu, şu anki şartlarımızda, sonuca ulaşmak için uygulayabileceğimiz en efektif davranıştır, ve elbette, kendi çabalarımızla örtüşenlerle koordineli olmaya, anlaşma çerçevesinde hareket etmeye çalışmak ta buna dahildir.

Ama, oturup bir liderin çıkmasını beklemek – İşte bu, bizim ulusumuzun hiç bir zaman için izlemediği yoldu.

Cherkes:  Herkese iyi akşamlar! Ruslan, sorularımıza cevap vermeyi kabul ettiğin için teşekkür ediyorum! Benim sorum şu: Soykırımının başka ülkelerce de tanınması için çalışmalar var mı? Şimdiden cevap için teşekkür ediyorum!

Çeş Ruslan: Cherkes, Allah razı olsun. Çerkes soykırımının diğer ülkelerce de kabul edilmesi için çalışmalar yapılıyor. Bu konuda özellikle, bizim Amerika’daki diasporamız oldukça aktif. Fakat bu aşamada bu konuda çalışmaların sürdürüldüğü ülkelerin ismini açık açık söylememiz uygun olmaz. Sanıyorum ki yakın bir gelecekte hepimiz bu çalışmaları bileceğiz.

Yevgenıy T’eşuko: Siz Avraam Şmuleviç ile uzun bir zamandan beri mi çalışıyorsunuz?

O’nun “Çerkes Sorunu” konusunda oldukça yüksek bir tonda, Gürcista’nın Çerkes soykırımını tanıması için yaptığı katkıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çeş Ruslan: Avraam Şmuleviç – Rusça yazan gazeteciler içerisinde çok okunanlardan birisi. Biz kendisi ile 2009 yılında tanıştık ve o tarihten itibaren başarılı bir şekilde çalışıyoruz.

Özellikle Şmuleviç’in Çerkes sorunu üzerine kaleme aldığı “Krasna Polyana’da kan; Rus ayısı için Soykırım topraklarında olimpiyatlar nasıl bir tuzak” gibi makaleleri sayesinde Rus basınında Çerkes sorunu üzerine uygulanan enformasyonal kuşatma yarıldı.

Günümüzde ise Avraam Şmuleviç Çerkes Kongresi için stratejik konuma sahip bir danışman niteliğinde. Gazetecilik konusundaki yetenekleri, sahip olduğu ilişki ağı ve tecrübeleri bizim için faydalı.

Onun nasıl bir rolü olduğu konusunda ise söyleyebileceğim şey, Avraam’ın katılımı olmadan pek çok şey farklı olurdu.

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan gençler arasında özellikle radikal boyutlarda yayılma eğiliminde olan “İslamizasyon” hakkında nasıl bir yorumunuz olacak?

Çeş Ruslan: Larisa, Tüm tarih boyunca Çerkesya’da gelişmelerde ulusal ‘Xabze’ felsefemiz varlığını sürdüre gelmişti.Çerkesya’da hangi dini inanış hakim olduysa bile fanatik nitelikler hiç bir zaman sergilememişti ve bunun temel sebebinde Xabze’nin var olması yatıyordu. Sadece bu kadar da değildi, tüm farklı görüşler Çerkesya’da kendilerini konfor içerisinde ve güvenlikte buluyorlardı.

Günümüzde devlet tarafından, basında ve toplumda başka değerler ön plana çıkartılarak Xabzenin gelişimine sekte vuruldu. Dolayısıyla, radikal eğilimlere sahip herhangi bir şeye karşı var olan organik sınırlama yetimiz kayboldu. İşte bu yüzden, ne zaman Xabze sistemi yeniden kurulursa böylesi uçlar otomatik olarak dengelenecek ve din pratikte atalarımız her zaman nasıl uyguluyorlardıysa öyle uygulanacak. 

Yevgenıy T’eşuko: Çerkes soykırımının tanınması ardından, konu hakkında aktif olanlar tarihsel adalet açısından önemli bu bilgiyi paylaştıklarında, sıkça şöyle bir soru ile karşı karşıya kalıyorlar: “Tanıdılar. Eee, yani ne oldu ??”, bu tanınmanın ardından bizi neyin beklediğini, bunun neresinin iyi olduğunu, insanlar tam anlamı ile anlamıyorlar.

Buna nasıl cevap verilir?

Çeş Ruslan: Yevgeniy, Ulusumuzun başına gelen trajedinin, Dünya- küresel toplum tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Bu hiç bir şey olmazsa bile, canını verenlerin anısı ve yok edilen ülkemiz için ahlaki bir borcumuzdur. Ve bu yönde ilk adım atıldı. Birleşmiş milletlere üye bir ülke- Gürcistan soykırımını tanıdı. Birleşmiş milletlere üye bir ülkenin Çerkes soykırımını tanıması Çerkes sorununu uluslararası arenaya taşıdı. Bu konu uluslararası bir faktör konumunu aldı. Artık Çerkes sorunu Rusya’nın içişi olmaktan çıktı. Çerkeslerin sorunları- uluslararasıdır, artık bu sürgün edilmiş Çerkeslerin sorunlarını  günümüze kadar olan şeklinden bambaşka bir seviyeye taşıdı.

Elbette, şimdi, günümüzde, bir şeylerin değişmesini hemen beklemek doğru değil. Bu amacımıza ulaşan yolda ilk basamak ve kesinlikle erişilebilir bir şey.

Bizim kendimizi bir ulus olarak koruyabilmemiz için var olan problemlerimizi dile getirmeliyiz ve dünyanın bunları duyması için elimizden geleni yapmalıyız.

İşte bu, ulusumuzun varlığını, ulusal kimliğini korumasına yardım edebilecek şeydir. Biz bu günden gelecekteki Çerkesya’nın temellerini sağlam atmalıyız.

Yevgenıy T’eşuko: Siz, günümüzdeki Çerkes – Abhaz ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda nasıl bir perspektif görüyorsunuz.?

Çeş Ruslan: Yevgenıy bir daha yineliyorum; bizim prensibimiz “Ebedi dost ve düşmanımız yoktur. Sadece ebedi çıkarlarımız vardır.” Şeklindedir.

Bugün, biz, Abhazya’nın (hem iktidar hemde toplumsalının) Çerkeslerle alakalı politikalarından memnun değiliz.

Birinci olarak; Çerkesler Wubıh ve Abazinlerin aldığı şekilde Abhazya vatandaşlığını kazanamıyorlar.

İkinci olarak; Biz Abhazya’nın Çerkes tarihine mif dolu bir şekilde Abhaz gömleği giydirme çabası içerisinde olan çalışmalarının yayılmasından memnun değiliz.

Üçüncü olarak; Abhaz politikacılarının, Türkiye’deki diasporamız üzerinde, Wubıh ve Cigetlerin Çerkeslerden koparmaya çalışılmalarından ve Çerkes diasporasının, kendi çıkarları için manipüle edilmesinden memnun değiliz.

Bizim, Abhazya ile olan ilişkilerimiz, buna Abazinlerde  dahil olmak üzere ve hatta diğerleri ile olan ilişkilerimiz, simetrik (karşılıklı) olmalı.

Kim bizimle birlikte ise – o müttefiğimizdir, Kim bize karşı ise – o da düşmanımızdır.

Yevgenıy T’eşuko: Gürcistan ile Çerkesler arasındaki ilişkilerin gelişimi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Çeş Ruslan: Yevgenıy bir daha yineliyorum; bizim prensibimiz “Ebedi dost ve düşmanımız yoktur. Sadece ebedi çıkarlarımız vardır’. Bugün Gürcistanla aramızda oldukça dinamik ve gelişmekte olan ilişkiler var.

Çerkes ve Gürcü tarihi boyunca, 1992-1993 Abhazya savaşı haricinde, Gürcistanla aramızda savaş olmamıştı. Çerkeslerle Gürcülerin akrabalığı olduğunu da biliyorum.  Gürcülerin Perslerle olan savaşlarında Çerkes (Kabardey) orduları Gürcistanla müttefik olarak savaşa katılmışlardı. Gürcistan’ın Çerkes soylusu kraliçesi olmuştu. Gürcistan bizim için anlık bir ortak değil stratejik bir müttefiktir.

Gürcistan ile Abhazya arasındaki ilişkilere değinecek olursak – bu konu Gürcistanla – Abhazya’nın kendi işleridir. Bizim için önemli olan şey Kafkasya’daki tüm sorunların barışçıl yollarla çözülmesidir.

Suleiman Gurji: Ruslan, Gürcistan Çerkes Kültür Merkezi kurmak niyetinde. Bu merkezin ne gibi bir fonksiyonu olabilir?

Çeş Ruslan: Süleyman, Biz Çerkes Kültür Merkezinin çok şey yapacağını umuyoruz. Bu merkez Çerkes kültürü, politikası ve maneviyatı için bir merkez olmalı. Elbette Çerkes Kültür Merkezi Çerkes diasporasının yaşadığı her ülkede ve Rusya’da da kurulmalı. Gürcistan’ın bu uygulamasının diğer ilgili ülkelere de iyi bir örnek olacağını umuyoruz.

Hatta, Çerkes Kültür Merkezi Çerkeslerin vatanında, Rusya’da dahi yok.

Bu yüzden Gürcistan’da böyle bir merkezin kurulmasını selamlıyoruz.

Cherkes: Ruslan, insanların Çerkesce eğitim-okuma isteklerinin arttırılması için ne yapılmalı? Şimdi bazı insanlar ‘Çerkesce gerekli değil, İşe girmek için çerkesceye gerek yok ki’ diyerek kendi anadillerinde okumuyorlar.

Çeş Ruslan: Cherkes, bu konuda en önemli olan şey,  tüm imkanlar kullanılarak Çerkesce’nin prestijinin arttırılmasıdır. Ne yazık ki Çerkes Cumhuriyeti olarak isimlendirdiğimiz cumhuriyetlerde Çerkesce aile içine hapsedilmiş durumda.

Her şeyden önce, bizler, iktidar organlarından, cumhuriyet diye isimlendirdiğimiz organlardan dille alakalı kanunların realize edilmesini talep etmeliyiz. Çerkesce çizgi filimler, sanatsal filimler çekilmesi için sponsorluklar, bu tip eserlerin Çerkesce seslendirmeleri üzerine çalışacak yapılar, kitaplar  ortaya koyacak uzmanlar aramalıyız. 

Aynı zamanda Çerkes etnosentrizmini temel alacak uluslararası yayın yapan bir ulusal televizyon kanalı kurulmasını talep etmeliyiz. Buna benzer bir şekilde, ilk olarak ortaya çıkan Nart-Tv ne yazık ki kesinlikle başarılı olamadı.

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan, Allah senden razı olsun! Bir sorum daha olacak: Reel bir tehlike var, Çerkes sorununun, Rusya ile batı arasında oynanan büyük siyasi oyun için bir koz ve savaş konusu olması ihtimali var. Bizim Adıge liderlerimizin tecrübeleri, akılları Kafkasya’da bizim tamamen yeryüzünden silinmemizle sonuçlanacak yeni bir savaşın çıkmaması için yeterli olabilir mi?

Çeş Ruslan: Larisa. Çerkes sorununun koz olarak kullanılması sadece biz Çerkesler buna müsaade ettiğimizde olabilecek bir şey.

Biz, bizim için çok önemli olan çıkarlarımızla bu oyunda asıl oyuncu konumundayız. Bunun yanısıra,  siyasi manzara karşısında her zaman dikkatli olmamız gerekiyor, kendi çıkarlarımızın realizasyonunda diğer tüm tarafların çıkarlarını da iyi analiz etmeliyiz.

Fırsatları değerlendirebilmek te çok önemli.

Biz Çerkesler, bugün kendi kendimize bu konumdayız, yapabildiklerimiz başka ülkelerin potansiyallerini kullanmadan ulaşabildiklerimizdir. İşte bu yüzden, bizim kendi ulusal çıkarlarımız ile diğer her tarafın çıkarları arasında çok ince bir denge var.

Yevgenıy T’eşuko: Siz diaspora ile çalışıyor musunuz? Diasporada bugün en aktüel problem sizce nedir?

Çeş Ruslan: Yevgeniy biz diasporayla, anca çalışmaya başladık ve imkanı olan herkesinde bu çalışmalara katılmasını rica ediyoruz.

Günümüzde en problemli diaspora, ilginçtir ama Türkiye diasporası. Buna “Çerkesya Yurtseverlerini” katmıyorum ve Sekhute Asker’in başarıyla çalıştığı Güney Marmara bölgesindeki dernekleri saymazsak, diğerleri Dağıstanlıların, Osetinlerin, Abhazların, Çeçenlerin v.d.’nin Çerkes olmadıkları gibi basit bir olguyu dahi anlamıyorlar. Onlar, tüm Kafkasya’dan çıkanların Çerkes olduklarına dair topyekün bir propaganda yürütüyorlar ve Kafkasya’da bir Dağlı Cumhuriyeti idealini taşıyorlar. Bu propagandaya örnek olarak aşağıdaki linkteki makaleyi gösteriyorum. http://kafkasfederasyonu.org/dokuman/kose_yazi_s_alankus.htm

Bu, Türkiye diasporası için klasik bir propaganda makalesi. Yazarı, Osetin Sevda Alankuş. O kendisini “Puhate”yim, Oset”im, Çerkesim, Türkiyeliyim, feministim, demokratım diye identinçlendiriyor. Benzeri makaleler Candemir’in sitesinde çok.

Gördüğünüz gibi bu tür propaganda nedeniyle Türkiye diasporasında büyük problemler var.

İnsanlara Çerkeslerin yalnızca Adıgeler ve Wubıhlar olduğunu bilmelerine izin vermiyorlar. Sürekli direterek bütün Kafkasyalıların Çerkes oldukları konusunda kafaları karıştırıyorlar.

İşte bu nedenlerle 21 Mayıslarda, Çerkesyanın özgürlügü için ölenlerin anısına yapılan anmalarda Dağlı cumhuriyeti bayrakları çıkarılıyor ve Türk devletine Çerkesçenin dialekti sayılan Osetin ve Abhaz dillerinde, okullarda, dersler verilmesi gibi absürd taleplerde bulunuyorlar.

Genel olarak bu kolhozlar 20. yüzyılda gündemde olabilirdi. Bugün Türkiye’de hızla yanlızca Adıge ve Wubıhların olduğu Çerkes (Adıge) ulusal örgütlerini kurmak gerekir. Bursa’da Kafkas derneğinin Çerkes derneği olarak değişmesi bunun ilk adımıydı.

Bu çalışmayı sürekli hale getirmek gerekir ve bunu Türkiye ye giden, Türkiye Çerkesleriyle internette yazışan herkes yapabilir. Lütfen herkes tüm imkanlarını kullanarak Çerkeslerin Adıgeler ve Wubıhlar olduğunu ve bizlere Türkiye’de ulusal örgütlerimizin gerektiğini anlatsın.

Yevgenıy T’eşuko: Hangi diaspora daha aktif, diasporadaki hangi Xase daha belirgin çalışıyor? 

Çeş Ruslan: Yevgeniy, sayılarının az olmasına bakılmaksızın en aktif olan Çerkes diasporası Amerikadakiler. Onlar Gürcistan’ın Çerkes Soykırımını kabul etmesinde önemli rol oynadılar, Vankover’de olimpiyatlarda Rusevi’nin önündeki protesto gösterilerini düzenlediler, Dünya toplumsalında Çerkes Soykırımının tanınması idealinin lokomotifi oldular.

En son yapılan etkinliklerden, Arjantinde, Çerkes soykırımının görüşülmeside onların çalışmaları neticesinde oldu. Almanya ve İsrail Xaseleri de oldukça aktifler.

Türkiye'de var olanlardan ise, Biz ‘Çerkesya Yurtseverlerine’ güveniyoruz. (Türkiye’de) geri kalanlar, anlaşılmayan bir dağlı cumhuriyeti ideali ve Çerkes’in kim olduğunu dahi kavrayamayan anlamayan, organizasyonlar.

Çerkesler, Adıhgeler ve Wubıhlardır.

Renat Kabalov: Selamun Aleykum;Ruslan. Ben, Abazin Gençlik Birliği Şarpnı aktivistlerinden Kabalov Renat’ım.

Size şunları sormak istiyorum: 

1. Son zamanlarda uluslarımız arasındaki ilişkiler, keskinleşmeye başladı, bu sorunun çözümünde nasıl bir yol izlenmesi gerktiğini ön görüyorsunuz? 

2. Abaza-Adıge gençleri arasında forumlar, yuvarlak masa toplantıları düzenlenilerek  geçler arasında hoşgörünün gelişmesini karşılıklı anlayışsızlıkların küçük görmelerin ortadan kaldırılması,  gençler arasında mümkün mü?

Çeş Ruslan: Renat, Sizin şahsınızda Abazin Gençlik Birliğini selamlıyorum.

Abazin organizasyonlarının uyguladıkları, özellikle ideoloji konusundaki ve onların yönlendirdikleri  politikalar, sorunların çözümü için pozitif katkı sağlar nitelikte değiller.

Ve bu yüzden, bu konuda, herhangi bir forumun etkili olacağını düşünmüyorum,  çünkü sorun sistematik bir nitelikte. Abazin kimliğini koruyucu çalışmalar, elbette saygı ve övgü ile karşılanır. Fakat bu konuda, metod olarak, bilinçli olarak, bunu Çerkes ulusuna karşı bir hareket şekline sokan ideologlar, Abazin Çerkes bölünmesine yol açacaklardır.

Biz bu senaryonun, Abazin halkı ve hatta Abhazya için çıkmaz bir sokak olduğunu düşünüyoruz. Abazin organizasyonları ve Abhaz toplumsalının gelecekte izleyecekleri yol nasıl olacak, bu kendilerinin karar verecekleri bir şey, ve bu konuya biz karışmak istemiyoruz. Biz sadece oluşturacakları bu politikalarına uygun tepkiler vereceğiz.

Örneğin, Çerkesler ne zaman Çerkes soykırımını dile getirmeye başladılar, işte aynı zamanda, Abazinlerin kendi organizasyonlarınında aynı şeyi yapmaları, Çerkes soykırımının yanısıra aynısı olan Abazin soykırımını da dillendirmeleri bizim bakış açımıza göre akıl alacak bir şeydi. Fakat, bu konuda, benzeri hiç bir şey yapılmadı. Hatta, ne yazık ki,  biz  onların Soçi Olimpiyatlarını destekler faaliyetleri karşısında hayrete bile düştük. Bizlerin, Abazin Soykırımı hakkında, Abazinlerin katılımı olmadan, bir şey yapabilmemiz mümkün olmadı. Hatta, aynı zamanda, bu konu, Çerkeslerin ‘Anti Abazin’ politikası uyguladıkları şeklinde ‘kanıt’ olarak ta gösterildi. Veya, Abazinler için şöyle bir şey nasıl mümkün olabildi; bu soykırımları gerçekleştiren Yermolov anıtı açılışına nasıl katılındı. Biz bu politikaların sonuçsuz olduğuna inanıyoruz.

El : Vatanı dışında, farklı ülkelerde yaşayan Adıgeler değişik kültürler ve uluslarla ilişki içerisindeler. Kendi saygınlıklarını diğerlerine kabul ettirmek için Çerkeska ile dolaşmıyorlar. (Ç.N.: Burada Çerkeska ile dolaşmıyorlardan kasdedilen şey, askeri kıyafetle dolaşmamalarıdır). Vatanında yaşayan Adıgelerinde böyle olmaması için ne gibi bir sebep var? Neden, etraflarındaki hemen hemen tüm halklarla aralarında düşmanlık var?

Çeş Ruslan: El, Çerkesler vatanlarında kimseyle düşmanlık yapmıyorlar. Lakin, komşu uluslar, tarihi, Çerkeslerin onların ulusal giysilerini ve ulusal olan herşeylerini çaldıkları, konar-göçerlerden Çingenelerden türedikleri, kültüre sahip olmayan insanlar oldukları soysuz-boysuz oldukları gibi masallara dayandırdıklarında hiç bir Çerkes’in bu konuda etkinlik gösterenlere karşı sevgi duymayacağını takdir edersiniz.

Çerkesler, Kafkasya’da kimseye- hiç kimseye kesinlikle hiç bir şey borçlu değiller. 

Ratmistr: Merhaba Ruslan, bazılarınca provakatif görüneceğini biliyorum ama yine de şöyle bir soru soracağım. Çünkü blog ve forumlarda Çerkeslerle Abhaz-Abazinler arasında son zamanlarda bu konu hakkında hararetli konuşmalar oluyor.

Abazaların yaptığı yorumlardan bir kaçını burada size sunacağım, bunlara baktığınızda konunun Şapsığ, Wubıh ve Sadzların etnik olarak ve bunun yanısıra topraksal olarakta aitliklerinin üzerine olduğunu göreceksiniz.

Bir Abaza’nın bloglarda yaptığı yorum:

"Abazinler, Adıgelerin tarihi değiştirmelerinden artık bıktılar. Hatta sizin yorumunuzda bile Abazinlerin Adıgeler ile ortak bir politika istemedikleri çarpıtması var. Eğer Adıgeler Abazin ve Abhazları kardeşleri sayıyorlarsa o zaman neden Wubıhların Abazin kökenli oldukları gerçeğini kendi uluslarına yapılmış hakaret olarak algılıyorlar.? ‘Wubıh’ termini bir ulusun adı değil dönemsel bir isimlendirmedir. Böyle bir ulus yok, Wubıhlar – kültürleri, gelenekleri ve tarihi geçmişleri ve dilleri ile etnik Abazalardır. Onların anadili Abazince’dir, elbette onlar aynı zamanda Adıge dilinde de ve Adıge-Abaza karışımı dilde de konuşuyorlardı.

Çerkes termini başlangıçta bir ekzonimdi sonradan politonim ( ‘Çerkes’ termini içinde hatta Abazin boyları olan Şapsığ, Ahçıps, Abdzeh, Aşkaruwa, Natuhay, Aibga, Wubıh ve Tapanta’lar da ifade edilir olmuştu), şimdi ise Adıge etnosunca da etnonim olarak kullanılıyor. Günümüzdeki Çerkes termininden anlaşılan, Kafkas savaşları döneminde Abazin ve Adıge halklarının oluşturduğu politik yapıya Çerkesya denilmesi, bu yapının içinde bulunan her halka ‘Çerkes’ denilmesi sonucunu getirmez. Adıgeler Abazin tarihini Abazinlerden ayırıp kendilerine aitleştirmek istiyorlar, bu en basit ifade ile Abazinlere karşı dostluk içeren bir adım değil.

Şapsığlar 20. yüzyıla kadar kendilerine ‘Abaza’ dediler, günümüzde ise ‘Adıge’ diyorlar. Şapsığların kendilerini Abaza diye tanımladıkları dönem Abazin tarihinden sayılmalı, onların şimdiki dönemleri ise ‘Adıge’ dönemi. Her şey onların kendilerini nasıl isimlendirdikleri ile alakalı. Sadece bu formatta Abazalar ile Adıgeler arasında paylaşılacak bir şey yok denilebilir.

KÇC Çerkesleri için söylenebilecek şey ise Derev’in seçimi döneminde olan eski küçük bir güceniklik. Bunlar problem oluşturan özel şeyler değil. Olimpiyatların desteklenmesi konusunda, Abazinlerin birliğini, tarihini düzmece hale getirmek isteyenlerden daha çok İbrahim Yağan zor duruma soktu."
------------------------------------------------------------------------------------------

Aşağıda benzeri diğerlerini sunuyorum... 
Lütfen, bunları yorumlayın...
vazife edindiğim şeye devam ediyorum,
bir başka yorum...

"Şapsığlar, kendilerinin Abazinlerin torunları olduklarını söylüyorlar. Bunun yanısıra, Sovyetler döneminde Adıgeyli olarak yazıldıkları ama dil olarak asimile olmuş Abaza halkı olduklarının  tanıklıklarıda var.

Örneğin Lyule şöyle yazmış: http://zihia.narod.ru/ethnic/lulie2.htm

"Kavimlerin Çerkes (Adıge) ve Abhaz (Azega) olarak bölünmesinde şunu da belirtmekte fayda var; Kabardey ve diğer feodal yapıyı muhafaza etmiş Adıge boyları Abadzeh, Şapsığ ve Natuhaylar için genel bir isimlendirme olarak, Abazin halkı anlamında, Abadze-çıl, Kuban ardı olanların hepsine Besleneyler hariç olmak üzere Ç’ah diyorlar. Abadzeh, Şapsığ ve Natuhaylar ise feodal yapıyı muhafaza eden tüm diğer boylara Kabardeyler dahil olmak üzere Adıge çıl, Adıge halkı diyorlar."
Bir diğer Kaynak : http://www.nplg.gov.ge/dlibrary/collect/0001/000297/Iz istorii cherkez.pdf

ÇERKES Günlüğü
Simon Canaşia(Gürcü): Krasnodar Kenti, 6.05.1929
Aynı Enformatör, «Sovyetizasyona kadar, ne zaman adəγ̒é(адыге - Л_с) denildiğinde biz Kemırguy ve Bjeduğları anlıyorduk Şapsığları değil. Sovyetizasyonun ardından bu termin böyle geniş bir anlam kazandı», diyor. O Şapsığ lehçesinin Kabardey lehçesine olan uzaklığı kadar Bjeduğ-Kemguy lehçelerine de uzak olduğunu düşünüyor.

.........................
İnformatör Şapsığ ve Abdzah’ların Adıge olmadıklarını, sadece şimdi onlarında böyle isimlendirilmeye başlandığını söylüyor. Adıgeyliler sadece, ona göre, Bjeduğlar. Önceleri onlar Vardane bölgesinde (Soçi yakınlarında) Abadzehler tarafından buraya sürülmüş ufak bir kabileydiler. Bu bölgede  bž'edú isminde bir nehir var, Bjeduğlar isimlerini buradan alıyorlar.Putatapıcılığı onlar Gürcistandan aldılar. Domuz besliyorlardı. Bunları ben Soçili yaşlı birisinden duydum. Şapsığlar Bjeduğları yurtlarından sürünce onlar Tuapse nehrini geçerek bu günkü yerlerine geldiler.
....................
Burada 7 kişi var ve hepsi birlikte Bjeduğların başka olduklarını, Adıgeyli olduklarını gerçek Adıge olduklarını söylüyorlar. Şapsığ, Abadzeh ve Wubıhlar bir milletler. Bu gün sayıca Bjeduğlar herkesten çoklar bu yüzden bizim oblastımıza Adıgey diye isim verildi ama bizim sayımız daha çok olsaydı, o zaman Şapsığey denilirdi. İbrahim’in « Şapsığ ve Abdzahlar için Bjeduğlar mı yoksa Abhazlarmı daha yakınlar?» sorusunu «Abhazlar», diyerek cevaplıyorlar. Ben de : «Şapsığlar kendilerine Adıge diyorlar mı?» diye sorduğumda; «her biri –Şapsığlar Adıge değiller, – Adıgeler sadece Bjeduğlar. Şapsığlar Şapsığ ve Çerkesler».
Bundan çıkarttığımız; Şapsığlar Adıge değiller, bunu kendileri söylüyorlar...

Çeş Ruslan: Teşekkürler Ratmir, Abazin ve Abhaz kardeşlerimizin son dönemlerde tarih üzerinde yaptıkları şeyleri sadece ünlü Karaçay-Balkar  düzmece tarihçi Buday’ın sanatı ile kıyaslayabiliriz. Lakin, Karaçay ve Balkarlar hiç bir zaman kendilerini Çerkeslerin kardeşi pozisyonunda görmemişlerken Abazin ve Abhaz tarafının böylesi tavırları bizim için kesinlikle anlaşılmaz. Örneğin onlar bir yalan olan Wubıhların Abhazlığına inandılar, ardından, bunun gerçeklerle örtüşmediğinden dolayı tüm dünyaya gücendiler. Cemakulov ve Çaçhaliya gibi böylesi (bilimadamları) ile elbetteki hiç kimse tartışmayacak. Fakat bunlar, Çerkeslere karşı olan politikalarınada yansıyor.

Benim düşünceme göre münakaşaya değmez . Onlar yetişkin insanlar, ama bizim onlara karşı olan davranışlarımız kesinlikle aynı oranda simetrik olmalı. Çerkesya’nın mirasını zamanından önce üstlerine geçirmeye çalışıyorlar. Çerkes ulusu yaşıyor ve zamanın gereğini yerine getirme yetisine sahip. Sadece, sonradan, bize, Çerkeslere gücenmesinler. Biz  aynısıyla cevap vereceğiz. Wubıh ve Cigetlerin Abhazlığı konusunda Abhazya'nın aldığı pozisyon gülümsememizden başka bir şeye sebep olacak ciddiyette değil. Hatta bu konuda büyük bir enformasyonal bazaya sahip Gürcistan'da, bu konu hakkında tek bir görüş; her zaman Çerkesya'nın bir parçası olagelmiş Psow ve Bzıb nehirleri arasındaki  Wubıh-Cigetya'da bir Çerkes otonom bölgesinin kurulması, fikri bile var.

Zawur Ç’edık’uey: Rusya Federasyonu'nda hoşlanılmayan sorunlar sıklıkla suskunlukla görmemezlikten gelerek ve bu sorunu ortaya koyan insanlarada çeşitli problemler çıkartılarak karşılanıyor.... Siz Gürcistan'ın soykırımını kabul etmesi ardından politik veya diğer şekillerde böylesi bir baskıyı kendi üzerinizde hissettiniz mi? Evet diyorsanız, bunlar nelerdi?

Çeş Ruslan: Zawur elbetteki bir baskı var, sınırda uzun saatler süren tutmalar, aramalar, sorgular vb. vb. bu istihbarat birimlerinin işi. Biz hukuki zemin çerçevevisinde hareket ediyoruz, kesinlikle hukuka uygun metodlarla hareket ediyoruz ve kanunlara uymayan hiçbir talebimiz yok. Rusya'nın konumunda herhangi bir demokratik ülke olsaydı Çerkes sorunu çoktan olumlu bir şekilde çözülmüştü. Mesela dünyanın herhangi başka bir yerinde, ülkenin birinci dereceden bir yöneticisi, sürülmüş halkın sorununu çözmek yerine denize dalıp bir vazo çıkartıp bununla, Çerkesya’nın tarihi olarakta, Rus olduğunu kanıtlamaya çalışmazdı. 

Murik 07:  Selamun Aleykum Ruslan! Benim şöyle bir sorum olacak: Neden Kabardey-Balkar'daki tüm Çerkes organizasyonları olarak bir araya gelip Kabardey-Balkar Başkanına arazilerin Balkar köylerine verilmesi konusunda, Adıge kültürünün canlandırılması konusunda olan sorunları görüşmek istediğinizi bildiren bir müracaatta bulunmuyorsunuz?

Çeş Ruslan: Murik, hiçbir zaman Balkar köylerine ait olmamış 224 bin hektarlık araziyi parlamento Baakarlara verdiğinde bunun yanısıra 120 bin hektarlık araziyi daha vermeye hazırlandıkları dönemde tüm Çerkes organizasyonları Koordinasyon Konseyi adı altında bu sorunun çözümü için toplandılar. Bununla paralel olarak toplumsal Hareket ‘Xase’ İbrahim Yağan başkanlığında bu konuda çalışmalara başladı. Bizim tarafımız, Balkar tarafından farklı olarak tüm arazilerin Çerkes (Kabardey) köylerine verilmesini talep etmedi. Biz tarihte olduğu gibi arazilerin adilce dağıtımını istedik. Bugün kabul edilmiş varyant ise hiç bir şekilde bizi memnun etmiyor. Bu dağıtım kışkırtıcı nitelikler taşıyor, dağlık araziler hiç bir köye bağlı olmadan direk daha sonra isteyenlere verilmek üzere Cumhuriyet mülkü olarak gösteriliyor.

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti başkanı ise sadece Rusya idari yapısı-sistemi içerisinde, cumhuriyeti nerede ise yurt dışından yönetmeye çalışan bir memur konumunda. Çerkes sorununu ‘3-4 hasta insanın’ ortaya koyduğunu söyleyebilecek niteliklerde birisi ve herhangi bir şekilde Çerkes hareketlerine destek olması da her halde bu yüzden mümkün değil. Bizi bu konuda ilgilendiren şey arazilerin mülkiyetinin bu konuda çalışanlara Kabardey-Balkar Cumhuriyeti haricinde tüm Rusya’da olduğu, verildiği gibi verilmesinden yanayız. Fakat Sayın Kanoko bu konuda karar vermek için hararetli değil.

Cherkes : Ruslan, gençlerin katıldığı bir Karaçay grubuna girdim, ben kendi adıma, pek çok yeni şey, onlardan öğrendim. Mesela, onlar Stavropol eyaletinin küçük Karaçay’a dahil olması gerektiğini çünkü ‘Essentuk’ kenti ve ‘Beştaw’ dağının isminin Türkçe kökenli olduğunu buna dayanak gösteriyorlar. Bu konu hakkında siz nasıl bir yorum yapabilirsiniz?

Çeş Ruslan: Cherkes, Çerkesya’da Türkçe toponimlerin kullanılması Altınordu Devletinin etkisi ile ve ardından yaylak ve kışlaklarından Rusya orduları tarafından sürülen Nogayların Çerkeslerce ülkelerine ilticaları kabul edildikten sonra ortaya çıkmaya başladı. Bunun yanısıra orta çağlarda bu bölgede Türkçe’nin uluslararasında anlaşmak için kullanılan  bir dil mahiyetine de sahip olduğunu da belirtmeliyim.

Eğer bir kısım Karaçay, bir bölgenin Türkçe isim taşımasından dolayı Karaçay’a ait olduğunu düşünüyorlarsa o zaman Saratov (Sarı-taw)’da Küçük Karaçay’a dahil. Küçük Karaçay’a gelince Çerkes ve Abazinlerin soykırımına uğrayıp bu toprakları boşaltmaları ardında bu bölgede Karaçaylar görülmeye başlandı.

DIŞENE: Sizin olimpiyatlar hakkındaki düşüncelerinizi herkes biliyor. Lütfen söyler misiniz, Çerkesler hangi şartlar altında bu oyunların Krasnaya Polyana’da oynanmasına razı gelebilirler?

Çeş Ruslan: Dışene, Eğer Rusya Federasyonu, olimpiyatlarda Çerkes Soykırımını tanırsa ve Çerkeslerin, Soçi’nin yerli halkının tarihi vatanlarına geri dönüşlerini organize ederse, işte o zaman, Çerkesler çok sakin bir şekilde, burada günümüzde bizim kültürel mirasımızı yok edici bir şekilde inşa edilen tesisler hakkında, Krasnaya Polyana’da yapılacak oyunlar hakkında konuşmaya başlarlar.

Zawur Ç’edık’uey: Bu konferans benzeri başka bir konferansta Sohte Asker, ‘Soçi 2014 olimpiyatlarının, organizatörleri tarafından olimpiyat tesisleri için ayrılan paraların iç edilmesi yüzünden sekteye uğrayabileceğini ve bu yüzden daha sonra Çerkeslerin engellemeleri ile olimpiyatların olmadığı yönünde bir iftiranın üzerimize yıkılmasını engellemek için bu olimpiyat etkinliklerine katılmamız gerekli’ düşüncesini dile getirdi! Siz bu politik yaklaşımı, bu bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sizce 2014 olimpiyat oyunlarının ekonomik sebeplerden dolayı gerçekleştirilememesi gibi bir durum ne kadar söz konusudur?

Çeş Ruslan: Bir şey söyleyemeyeceğim. Bu konu hakkında böyle bir bilgiye sahip değilim.

Azamat Voroko: Selamun aleykum Ruslan! Tüm katılımcılara hayırlar olsun! Ruslan, sizin ‘Çerkes sorununun’ çözümüne katkılarınız belli. Bize, halkımıza, böyle yüzyüze tanıdığı liderler lazım. Ruslan böyle liderlerin cumhuriyetlerimizde ve Rusya idari mekanizmasında ilerleme kaydetmesi, hükümette, Dumada yer alması konusunda faaliyetler gösteriliyor mu? Bence, yönetimde bizimle fikirdaş insanların yer alması sorunlarımızın Rusya’ca daha duyulur olmasına vesile olur.

Çeş Ruslan: Merhaba, Azamat! Çerkes sorunu ne cumhuriyetlerimizdeki bürokratlarla ne de Rusya’daki bürokratlarla çözülmez. Bu sorun sadece en üst düzey bürokratın dahi onların izni olmadan hiç bir karar alamayacağı Rusya Federasyonu siyasi yöneticileri ile çözülür. Bundan dolayı bizim gücümüzü ve enerjimizi Çerkeslerle ilgili sempatisi olan ama hiç bir şeyi çözemeyen memurlar ordusu ile uğraşmakta harcamamızda fayda görmüyorum. Bundan çok daha faydalı olan, sivil örgütler, sivil halk organizasyonları ve hareketleri ile çalışmamızdır, bunu yararlı görüyorum.

Adyghe (Rustam) Circassian: Ruslan bu konferansın bir benzerini, ulusunun geleceğini kendisine sorun edinmiş insanların karşısına çıkıp canlı yayında vermeyi düşünüyor musunuz? Çünkü, herkesin, Çerkes dünyasında olanları bilme ve internet kullanma imkanına sahip olmadığını da biliyoruz.

Çeş Ruslan: Rustam eğer bizim televizyona çıkma ihtimalimiz olsa, elbette ki biz buna her zaman hazırız. İnternete değinmem gerekirse, günümüzde tüm çağdaş toplumlarda internet birincil ihtiyaçlar arasında. Fakat ne yazık ki bizim bölgelerimizde özellikle Kabardey’de bu büyük bir problem. Toplumsal olarak ucuz ve kolay elde edilebilir hızlı bir internet ağına erişim gereklidir. Fakat bizi çağdaş medeniyetçe günümüzde kabul edilemeyecek gerilikte bir Enformasyon ağı içerisinde bırakmak istiyorlar.

Olay sadece bununla da sınırlı değil, Kabardey-Balkar’da yönetim herhangi bir sivil halk organizasyonundan paniklercesine ürküyor. Onlar için, kendilerinin çağırmadıkları organize etmedikleri böyle bir konferans devlet düzeyinde alarma geçmelerini bile gerektiriyor. Bunun toplumsal gelişme için ne kadar vahim bir durum olduğu malumunuzdur, sadece acınılası bir durum. Ama ne yazık ki durum gerçekte böyle, yani, çağdaş şartlara sahip bir şekilde günümüzde televizyonda böyle bir konferansın gerçekleştirilmesi zor.

Yevgenıy T’eşuko: Çerkes ortamında iki kişi var ki; birisi İbrahim Yağan diğeri Çeş Ruslan, onların çalışmalarının sonuçları hissedilir derecede oluyor. Sizin bakış açınıza göre, ilkesizlik içerisinde olmayan, ulusun faydası için gerçekten çalışan başka kimler Çerkes toplum insanıdır...

Çeş Ruslan: Yevgeni çalışmalarımıza yüksek dereceden kıymet verdiğiniz için teşekkürler, Ama, benim, sadece iki kişi var deyişinizi kabul etmem mümkün değil. Belki şu an için İbrahim ile benim üzerinde durduğumuz sorunlar daha güncel nitelikli oldular, bu yüzden. Bu sadece şimdilik. Yarın başka sorunlar ve bu sorunların çözümü için çalışan insanlar ortaya çıkacaklar ve dalganın üzerinde onlar yer alacaklar. Gerçekte, Çerkes sorunu ile alakalı çalışan hiç kimse fazlalık değil.  Herkes kendisine düşen vazifeyi yerine getiriyor, kendi bakış açısıyla yol alıyor.  Biz, mesela, her an her konuda anlaşamıyoruz, farklı taktikler kullanmak istiyoruz ve bu doğru bir yöntem. Eğer amaca ulaşmak için çözülmesi gereken çok sorun varsa elbette ki farklı yönelimlerin hepsinden faydalanılmalı. Bu siyasi hareketlerde çok normal bir niteliktir.

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan, Cumhuriyetlerimizin demografik yapılarında büyük çaplı değişimlerin gelişmesi sizce ne kadar mümkündür? Örneğin Krasnodar Krayına, yavaş yavaş bu eyaletin bazı bölgelerine Kürtler yerleşiyorlar, Kürt ailelerinde 10-15 çocuk oluyor. Diğer etnisiteleri saymıyorum bile. Biz felaket derecede azız ve her yıl azalıyoruz. Cumhuriyetler tarafından genç ailelerin desteklenmesi için ekonomik programlar düzenlenmesi sağlanabilir mi? Şimdiden teşekkür ediyorum.

Çeş Ruslan:
Larisa, Kabardey’in demografik durumu Çerkesler için optimist olmamıza imkan veriyor. Bizim problemimiz işgücü göçü. Adıgey ve KÇC’ndeki Çerkesler içinse durum daha kötü. Cumhuriyetler bazında genç ailelerin desteklendiği efektif bir program sağlanması ile bu sorunun çözüleceğine ben bel bağlamıyorum.

Dışene: Günümüzde ‘radikal nitelikli’ dini yaklaşımların popülaritesi karşısında, Adıge Xabze’sinin, bu şartlarda, yeniden canlandırılması ne kadar mümkün olur?

Çeş Ruslan:
Xabze – Bu Çerkeslerin ulusal felsefeleridir. Xabze iki kısımdan oluşur. Birincisi – daimi ve ikincisi– değişken olan kısmı, bu değişken kısmı çevrenin etkisi ile yenilenir.

Xabzenin temeli ise – Псапэ (psape-sevap), Напэ (nape- onur), Гущıэгъу (guş’eğu - rahmet, merhamet) – işte bunlar her zaman talep edilen şeylerdir, değişmezler. 

Etik olarak – örneğin, megapolislerde, kalabalık grupların geçmesini, bir genç kızın beklemesi gerçek değil, babası ile birlikte köyden şehire, Kayseri'ye gelen genç kızın yoldaki herkesin geçmesini bekleyerek yolun kenarında dikilip kaldığının anlatıldığı olayı hatırlarsınız. İşte bu yüzden Xabzenin etiketsel olan kısmı dünyada olan gelişmelere göre daima değişmektedir. Bu işleyiş şekli ile  dünya ne kadar değişse de  Xabze her zaman aktüel olmaya devam edecek. Buna günümüzdeki gelişmelerde dahil.

‘Xabze’nin ‘radikal’ dini akımlar karşısındaki durumu ise. Хаbze – bu, böylesi ‘akım’lardan birisi değil dolayısıyla karşı bir duruş değil ve olmak zorunda da değil. Çerkesya'da daha önceleri Müslümanlar da, Hristiyanlar da, diğer din mensuplarıda yaşayan felsefi sistem Xabze ile kendilerini rahat ifade edebilmişlerdir. Xabze insanları dini aidiyetleri ile değil insani değerlere, doğruluğa, duygularına, edep ve onuruna göre ele alır. Ve işte bu yüzden her din ile uyum göstermesi mümkündür.

Yok eğer soru, herhangi bir aşırı ucun  temel insan hakları ve toplumsal yaşam normlarına karşı duruşu ise sadece Xabze değil diğer herhangi bir sistem tarafından da bu kabul edilemezdir.

Birkaç kelimemde (Çin- Japonya vb.) başka ulusların ulusal felsefelerinin aşırı yüceltilmesine yönelik olacak; Elbette insan ne kadar çok şey bilirse o kadar iyi, fazla bilgi edinmenin kısıtlanması doğru olmaz. Bununla birlikte, kendi ulusunun yetkinliklerinden, oluşturduğu değerlerden haberdar olmadan diğerlerine heves etmek te doğru değildir. Bu kendi anneni terkedip başkasını sahiplenmek gibidir. Öncelikli olan, kendi tarihini, kendi ulusal felsefeni öğrenmek ardından diğer sistemler  ile ilgilenmektir.

Saida: Ruslan gelecek .....?..... yıl sonra KBC, KÇC, AC birleşirler diye düşünüyorsunuz?

Çeş Ruslan:
Saida Çerkesya daha geniş bir bölge. Rostov oblastının Ukrayna ile sınırının güneyine Rostov na Donu kentinden bağlayıp, Krasnodar, Stavropol, eyaletleri Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ve komşu uluslara – Çeçenistan, İnguşetya,Osetya ve Abhazya (Psow nehrinden Bzıp nehrine kadar)  topraklarına katılan araziler Çerkesya’dır.

Eğer uluslarası hukuk açısından bakarak Çerkesya’dan bahsediyorsak; topraklarının işgalciler tarafından işgale-kolonizasyonuna  başlandığı tarihlerdeki 1763 sınırı, yukarıda bahsettiğimiz sınırlardır. Başka bir sınır kavramı yoktur. Diğerleri ise, nasıl söylenir - keyfidir.

İşte bu yüzden Çerkesya'nın üç minik kalıntısı olan  Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes kabul edilemez. Bununla birlikte Adıgey ile Karaçay Çerkes'in sınırı yok, hatta sayıları 6 ile 8 milyon kişi arasında olan Çerkes diasporasını zaten bu şekilde hesaba katmamış oluruz. Uzlaştırıcı olacak şey ise; 5 Subyektin Çerkesya olarak birleştirilmesi; Krasnodar, Satvropol eyaletleri Adıgey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri yani 2+3 formülü (2 eyalet ve üç Cumhuriyet).

Bu var olan subyektlerin sınırlarını da ihlal etmiyor ve Rusya’da hiç durmadan yinelenen yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin zorunlu olduğu yönündeki politikalara da ters düşmüyor. 

Diğer sınırlarımız konusunda ise biz bu gün hiç kimseden arazi talebinde bulunmuyoruz. Fakat, Rusya'nın Kafkas regionları (örneğin Osetya ile İnguşetya ve İnguşetya ile Çeçenistan) arasında sınır düzenlemeleri yapması  halinde veya bizim sınırlarımız hakkında komşularımızca bir talepte bulunulması durumunda bu konuda gündeme getirilebilir. Reelliği konusuna değinecek olursak ulusun bunu hedef edinmesi durumunda reel olmayan hiç bir yönü yok.

zzzzzzz . : İyi akşamlar Ruslan, günümüzdeki gelişmelerin ışığında Çerkeslerin geleceği sizce nasıl olacak?  

Çeş Ruslan:
Bizim ulusumuzun geleceği her halükarda İnşaallah aydınlık olacak.!!

Zawur Ç’edık’uey: Geçtiğimiz yıl 29 Kasım tarihinde Adıge Cumhuriyeti Başsavcılığı Adıge Cumhuriyeti toplumsal hareketi ‘Çerkes kongresi’nden Zawur Dzewkoj üzerinden Çerkes Kongresi'ni ektremist nitelikler içeren faaliyetler yapmaması konusunda uyardı. İktidarın, bu yaklaşımla, Çerkes toplumsal hareketi ve Çerkes organizasyonlarını kanundışı bir çizgide gösterme çabaları hakkında ne diyorsunuz?

Çeş Ruslan:
Bizim sahip olduğumuz bilgilere göre Zawur Dzewkoj hakkındaki işlemler onun kanundışı dini aşırılıkçıkçı yeraltı örgütleri ile ilişkisi var teziyle yapıldı. Adıgey Çerkes Kongresi yürürlükte olan kanunlar, uluslarası norm ve haklar çerçevesinde faaliyet göstermektedir.

Herhangi bir Çerkes organizasyonu üzerinde, iktidar tarafından yapılacak baskıya, Çerkes ulusal hareketi aynı çerçevede tepki gösterir.

Raşid Hağur: Günümüz Çerkes gençliği kiminle yol alabilir? Kime güvenmelidir?

Çeş Ruslan:
Raşit, sadece kendi düşünme yetisine güvenmelidir. Dünyada ideal insan yoktur, bir insanın peşinden değil, bir idealin peşinden gidilmelidir. 

Dawur Larisa (Xadipaş): Ruslan, demografik sorunun çözümü konusundan-sorunundan, ben ayrılamıyorum; eğer demografik sorun çözülmezse KİMİNLE, KİMİN İÇİN Çerkesya'yı yeniden kurmaya çalışıyorsunuz? Adıgey ve Karaçay-Çerkstekilere kıyasla Kabardey'in yüzde olarak yüksek oranda olması, Adıge popülasyonunun artığı anlamına gelmez. Sizin cevabınız beni umutlandırmadı, tersine düşündürdü...Eğer ekonomik yoldan bu çözülemezse nasıl çözülecek? Bu sorunun içerisinde hastalıklı bir nokta daha var, farklı uluslarla yapılan evlilikler, bu şekilde ulusumuzn yavaş bir asimilasyon sürecide işliyor, böylesi ailelerin çocukları ne Çerkesceyi ne de Xabzeyi bilmiyorlar. Bence bu, önemli sorunlarımızdan birisi. Teşekkürler ve yinelemelerimden dolayı özür diliyorum.

Çeş Ruslan: Larisa, sizin söylediklerinizde bir rezonans var. Bazıları için bardağın yarısı dolu, diğer bazıları içinsa yarısı boş. Dinamiklerimize bakmamız gerekiyor. Rus-Çerkes savaşlarının bitişi 21 Mayıs 1864, Çerkes ulusunun uğradığı en büyük felaket gününde, Çerkes ulusunun vatanını yeniden elde etmesi umudunun nerede ise olmadığı dönemde dahi, Çerkesler yok olmadılar, hatta günümüzde ulusal uyanış yolunda ilerliyorlar dememiz mümkün.

Bakın, artık 150 yıldır her zaman, son neslin yaşadığı, ulusal bilincin yok olmak üzere olduğu söylenegeldi, fakat böyle bir şey olmuyor, olmadı. Ve böyle bir şey olmayacak ta, olması da mümkün değil. Hele hele Çerkesler, Rus-Çerkes savaşları ile yok olmadılarsa, Sovyetler Birliğinin asimileci değirmeninde yok olmadılarsa artık kesinlikle yok olmazlar.

Suleiman Gurji: Ruslan, Olimpiyat oyunları hakkında Karaçaylarla yapılan özel sohbetlerde olimpayatların kabul edilemez olduğu yönünde duyumlar alıyoruz fakat Tshinhavili’li politolog İnal Pliyev ise; -"Ben bir defa daha tekrar ediyorum, yaşadağımız dünyada, özellikle Kafkasta her santimetrekarede savaş oldu ve topraklar kanla sulandı. Eğer insanlar sizin mantığınız ile hareket etselerdi, bırakın olimpiyatları yüksek sesle bile konuşmamak gerekirdi." diyor.

Çeş Ruslan:
Süleyman, Güney Osetyalı birisinin, Pliyev’in söylediği şekilde; Çerkes soykırımı sadece tarihi bir sorun değilidir. Çerkes sorunu her şeyden önce, üzerinde olimpiyatların gerçekleştirilmek istendiği toprakların, buralardan sürgün edilmiş ulusa, bu toprakların yerlilerine, vatanlarının geri verilmek istenmemesidir. Ve bu ulus 19. yüzyılda Rusya Devleti tarafından yapılan soykırımla kendini sürgünde buldu. İşte özellikle temaya bu açıdan baktığınızda tüm dünyadaki Çerkeslerin bu konuda ne kadar yaralı olduklarını görürsünüz. özellikle 2014 yılında yapılmak istenen olimpiyatlar,  Krasnaya Polyana’da Çerkesya zaferi için yaptıkları sembolik yürüyüşün 150. yılına denk geliyor. İşte bu sebepten tüm dünyadaki Çerkesler Krasnaya Polyana ve olimpiyatlara tepki gösteriyorlar. Var olan sorun Pliev gibi birilerinin dile getirdikleri şeyler kadar basit değil.

Yevgenıy T’eşuko: Sayın Ruslan, bizim üç cumhuriyetimizin parlAmentolarının, Abhaz halkına uygulanan soykırımını kabul etmesi veya tam tersine Abhazların Çerkes soykırımını kabul etmelerinin önünde ne gibi engeller vardır!?

Çeş Ruslan:
Yevgeni, sanıyorum ki bu soruyu söz konusu cumhuriyetlerin parlamentolarına iletmek gerekir.

Yevgenıy T’eşuko: Çerkes Kongresi gelecekte neler yapmayı planlıyor?

Çeş Ruslan:
Yevgeni, ulusal ideolojimizin formüle edilmesi ve bu ideolojinin çerçevesinde çalışacak bir ağ örgütlenmesi gerçekleştirmek için çalışacağız. Sanıyorum ki bir lider altında olmadan bir ideal altında birleşen bu örgütlenme modeli bizim için en efektif olanı.

Valeri Mulaev: İyi Akşamlar Ruslan. Çerkes sorununun dünya arenalarına taşınması çalışmaları ne aşamada ve her bir Çerkes ferdinin bu konuda neler yapması gerekiyor? Üzerinde hassasiyetle durduğumuz, telaşlandığımız, sorunumuzun çözümü yolunda olan bitenden, internet siteleri ve basından yeterince malümat alamıyoruz. Allah yolumuzu aydınlatsın, muratlarımızı gerçekleştirmemizi sağlasın.

Çeş Ruslan:
Valeri sizede iyi akşamlar, Allah dileklerini kabul etsin, sana da  sağlık-sıhhat bahşetsin, İnşaallah!

Bence, her Çerkes öncelikli olarak Xabzeyi öğrenmeli, böylece Çerkesya tarihi gerçeklerini anlaması mümkün olur. Bugün ulusumuzun, bizim baş görevlerimiz; ulusun kendi içinde gerçekleştirmesi gerekeni, sorunlarımızı dile getirecek aktif bir toplumsal yapılanma oluşturmaktır, çok alışılmış bir söylem olmakla birlikte kısaca: Kendimizden başlamalıyız.

Enformasyon ise az değil, aktif olarak kendi aranızda bilgi akışının sağlanması için, sorunlarımızın çözümü yolunda iletişim kurun, çok aktif genç insanlarımız var, bu konularda her zaman iletişime açıklar. Böylesi forumlara katılın, bunların hepsi çok faydalı.

Bu gün yaklaşık 150 yıl sonra, tarihi adaletin tecellisi yolunda Çerkes soykırımı kabul edildi. Her Çerkes anlamak zorunda, olmaz diye bir şey yok, hele hele sırtımıza yüklenmiş yükleri atmak için  amaç ve yöntemlerimizi bilerek hareket edersek, olmaz diye bir şey yok. Eğer hepimiz bir arada, ulusumuzun birliği ve yeniden doğuşu, geri dönüşü ideali ile hareket edersek her konuda başarılı oluruz, İşte ülkemizin geleceği için bizim istediğimiz bu.

Birlikteysek güçlüyüz.

Sandro: Rusya her şeye rağmen Soçi 2014 olimpiyatlarını gerçekleştirdiğinde, Çerkes Ulusal Hareketinin bunu protesto etmesi gerekli mi veya bu tepkiler nasıl bir nitelikte olmalı?

Çeş Ruslan:  Sandro, Çerkes ulusal hareketi üç yıldır aktif bir şekilde Soçi’de, Çerkes soykırımının yapıldığı topraklarda, Çerkes sorununun görmezden gelinildiği, bu toprakların otokton halkı Çerkeslerin kendi vatanlarına dönemedikleri ortamda,  olimpiyatların gerçekleştirilmemesi için tepkilerini ortaya koyuyorlar.

2014 yılında ortaya konulacak tepkiler ve bunların nitelikleri Rusya’nın soykırımını tanıması ve Çerkeslerin  vatanlarına geri dönüşleri konusunda yapacaklarına bağlı. Eğer, Rusya soykırımını tanırsa ve kitlesel dönüşü organize ederse, o zaman Çerkes dünyasının protesto içeren hislerini değiştirebilir.

Sandro: Ruslan, Çerkeslerin komşuları olan mesela Abhaz, Karaçay, Asetin’lerin olimpiyatlar ve soykırımının tanınması konusundaki görüşleri hakkında bir bilgiye sahip misiniz?

Çeş Ruslan: Sandro, Abhaz ve Abazinler olimpiyatları destekliyorlar. Karaçay ve Asetinlerin bu konudaki görüşlerini biz şimdilik bilmiyoruz. Çerkes soykırımının Gürcistan tarafından tanınmasını hiç biri desteklemedi, Tshinval ve Moskova’da Asetin halkı temsilcilerince Çerkes soykırımının olmadığı yönünde açıklamaların dile getirildiği forumlar yapıldı. Çerkes soykırımının ardından boşaltılan topraklardan pay almış ve muhtemelen bu konuyu iyi bilen, ne hakkında konuşulduğunun çok farkında olan bir halkın temsilcilerinin bu tutumu çok tuhaf.

Yerstem: Kafkasya gençleri ile olan buluşmasında, Başkan Mikhail Saakaşvilinin; «Şimdi, Kafkasya’nın bir olması, bütün bu ulusların problemlerini Avrupa Birliği ulusları gibi kardeş-kardeşe çözecekleri zaman çok uzak değil.» şeklindeki açıklamaları hakkında ne gibi bir yorum yapacaksınız.

Çeş Ruslan: Yerstem, her halde Mikhail Nikolayeviç yakın bir gelecekte Rusya’nın Kafkasya’dan ayrılacağını ima ederek söylemiş olmalı. Öylesi bir durumda dahi Çerkesler için öncelikli olan şey kendi ülkelerini Çerkesya’yı inşa etmektir.

Erstem: Çerkes kongresi, Soçi olimpiyatları gerçekleştirilirken protesto olarak mesela tüm Çerkesya sahili boyunca, Karadeniz sahilinde barışçıl bir şekilde protestocuların el-ele tutuştukları canlı bir zincir oluşturma imkanına sahip mi? Teşekkürler.

Çeş Ruslan: Yerstem, biz Olimpiyatlardan önce Rusya ve dünya genelinde Çerkes soykırımının tanınacağını, Çerkeslerin Kafkasya’ya dönüşleri sorununun çözüleceğini umuyoruz. Fakat, eğer, teknik olarak barışçıl canlı bir zincir oluşturulması gerekirse bu sadece Çerkes ulusunun kendisine bağlı, Çerkes kongresine değil. Eğer böylesi bir şeye karar verilirse tüm organizasyonlar ellerinden gelen her şeyi yaparlar.

Zawur Ç’edık’uey: Büyük bir olasılıkla siz ve ‘Çerkes kongresi’ için, Çerkes soykırımının tanınması asıl amacınızı oluşturmuyor olmalı, çalışmalarınızda ne elde etmek istiyorsunuz? Hedefteki amacınız nedir?

Çeş Ruslan: Zawur, Bizim amacımız – ülkemizi kurmak – tarihi sınırları içerisinde Çerkesya ve Çerkes ulusunun birliğini Kafkasya’da kurmak.

Aida Cerıce: Çerkes soykırımını ilk olarak Gürcistan tanıdı, umuyoruz ki bu ilk ve son olmaz. Size göre, böylesi bir adım atabilecek hangi ülkeler varlar? Bu sorun hakkında hangi ülkelerle çalışmaya başlanılmalı veya o ülkelerin kendi kendilerine inisiyatif koymalarımı beklenilecek?

Çeş Ruslan: Aida, başka ülkelerin inisiyatif sergilemelerini beklemek gerekmiyor. Polonya, Baltık, İskandinav ve merkezi Avrupa ülkeleri ile ilgili varyantlar gözden geçirildi. İlgilenen birkaç ülke ile çalışmalar devam ediyor.

Raşid Hağur: Çerkes blogsferinde sıkça şöylesi sorulara rastlanmaya başlanıldı;  " Peki, neden Abhazya Çerkes Soykırımını kabul etmedi?". Bu soruya bazıları, bunlara Abaza internet kullanıcıları da dahil olmak üzere şöyle cevaplar veriyorlar - "Çerkesler böylesi bir istekle Abhazya’ya müracaat etmediler ki!". Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden "Çerkes Kongresi" böylesi bir müracaatı Abhazya Hükümetine yapmadı? Böylesi bir çağrı yapma hazırlığınız var mı?

Çeş Ruslan: Raşid, ne biz, ne de başka bir Çerkes organizasyonu Abhazya’ya, Çerkes soykırımını tanıması hakkında bir müracaatta bulunmadık.

Biz Birleşmiş milletler üyesi, 1763-1864 Rus-Çerkes savaşı dönemine ait Rus ordularının tüm arşivine sahip olan Gürcistan devletine bu konuda müracaat ettik.

Bu sorun hakkında, Abhazya’ya müracaat etme konusunda, şimdilik bir çabamız yok. Fakat, bu yapılmayacak diye bir şeyde söz konusu değil.

Yevgenıy T’eşuko: Siz, günümüzde internet üzerinde oluşan Çerkes toplumsalının ‘Çerkes Sorunu’nun çözümü konusunda ne gibi bir rolü, katılımı ve çözümü için nasıl bir dinamik oluşturduğunu düşünüyor, değerlendiriyorsunuz? 

Çeş Ruslan: Yevgeni, etnosentrizm prensiplerine sahip bir ulusal Çerkes televizyonu oluşana kadar, internet üzerindeki Çerkes toplumsalı çok önemli bir rol üstleniyor. Günümüzde bombalar ve roketlerle yapılan savaşlar nadir görülüyor. Ağırlık merkezi artık genelde enformasyonel ortamdır. Günümüzde reel olarak savaş kazanılsa dahi enformasyonel baskıya dayanmak, enformasyonel olarak mücadele etmek gerekiyor. İşte bu yüzden Çerkes-inet sonderece önemli.

Bu sadece Çerkes-inetle de sınırlı değil; mesela Abhaz-Çerkes-inet ve diğer akraba ulusların temsilcileri de bana bu konuda gücenmezler.  Artık günümüzde ayrışmanın izleri belirgin olmaya başladı – öz kardeşlerin bile pek çok konuda, çıkarları üzerinde farklılıklar olması mümkündür. İşte bu yüzden ve çeşitli çok sayıdaki sebepten dolayı, biz çalışmalarımızı Çerkessentrizmi üzerine kurmalıyız.

Dışene: Size göre, ‘Çerkes Sorunu’ kavramı içerisine neler giriyor, Çerkes sorunu sizce nedir?

Çeş Ruslan: Dışene, ‘Çerkes Sorunu’ denildiğinde günümüzde, Çerkes(Adıge) ulusunun vatanında ve diasporasında bölünmüş olması akla gelir.

Bu yüzden Çerkes Ulusal Hareketinin doğal-tabii amacı; Çerkes ulusunun tarihi vatanında birliğinin sağlanması ve Adıgelerin ülkesi- Çerkesya’nın 1763 yılındaki tarihi sınırları içerisinde kurulmasıdır.

Spqr: Sayın Ruslan, Rusya Federasyonunun önünde zor çözünürlülüğü olan pek çok sorun var. Günümüzde bilimadamları, politikacılar, sosyologlar tarafından içinde yaşadığımız devletin geleceği ve gelecekteki durumu hakkında çok sayıda senaryo ve durum tespiti dile getiriliyor.

Sizin, Rusya ve onun içerisinde yaşayan Çerkeslerin geleceği hakkında ne gibi öngörüleriniz var? Sizce tüm Kafkasya’daki gelişmeler nasıl olacaklar? Yakın gelecekte ve daha uzak tarihlerde çevremizde ne gibi gelişmeler olabilir?

Çeş Ruslan: Spqr, Rusya’da totaliter vertikal iktidarın muhafazası çalışmaları Sovyetler Birliğinde olduğu gibi ülkenin dağılması ile sonuçlanabilir. Alternatifi olan demokratizasyon ise yok. Nasıl bir senaryo, nasıl bir durum ortaya çıkarsa çıksın biz Çerkesler olarak her duruma hazırlıklı olmalıyız. Bizim vazifemiz – Çerkesya’nın kurulması ve bizim ulusumuzun buna gücü-kuvveti yeter. Çerkesya her zaman Kafkasya’nın istikrarında denge olmuş bir ülkedir.

Spqr: Günümüzde Çerkesler ile Moskova- resmi iktidarı arasında dialog kurulması mümkün mü? Rusya’da bu sorunu anlayan çözümü için medeni çözümler üretmeye çalışan insanlar var mı?

Çeş Ruslan: Spqr, herzaman dialog kurmak mümkün. Sorun şurada; ciddi bir dialoga Rusya iktidarı hazır mı?  Çerkes ulusunun sürülmüşlüğü sorununu çözmeye gerçekten niyetleri var mı yoksa günümüzde sivil meclisçe, Rusya’nın akademik çevrelerinde tutkulu göstermelik toz kaldırmaca mı sadece yapacakları? Bizi böyle düşünmeye iten sebeplerimiz var.

Spqr: Size göre Kazaklar ve Çerkesler arasındaki ilişkilerde işbirliği perspektifi var mı? Veya bu her iki taraf için de gerekli mi?

Çeş Ruslan: Spqr, Kazaklar çıkış kaynakları itibariyle Çerkeslerle ilintililer, malumunuz üzere Zaporoj Seç’ini Çerkesler oluşturdu ve Kazak kültüründe uzun dönem Çerkes kültürel materyalleri muhafaza edildi, Dinyeper altı Kazak dialektlerinde çok sayıda Adıgizm- Çerkesce kökenli kelime vardır.

Hatta, Rus-Çerkes savaşlarının başlangıcında dahi Ukraynalıların etnogenesisinde Çerkeslerin aldığı rolden dolayı Ukrayna, Çerkasiye olarak isimlendiriliyordu. Zaporejler de aynı şekilde imparatorluğa kahramanca karşı koymuşlar, aynı şekilde bir kısmı Türkiye’ye sürülmüştü. Zaporejlerden geride kalanlar ise Çerkeslere karşı kullanılmak üzere Psıj (kuban) nehri kenarına iskan edilmişlerdi.

Günümüzde, Kazakları, askeri bir nüve olarak kullanmak istiyorlar, şu anki Kazaklık sistemini imparatorluk dönemindeki haline sokmaya çalışıyorlar fakat bunun gerçekleşmesi, sadece imparatorluk merkezinin oluşturulması ile mümkün. Bu yüzden günümüzde Kazaklığın gelişimi çıkmazda. Biz demokratik, özgürlükçü bir toplum inşa etmek istiyorsak, sadece, gelecekte Kazaklarla olması gereken ilişkilerimiz de değil tarihi Çerkesya topraklarında yaşayan tüm diğer uluslarla olan ilişkilerimizde de, onlarla, aramızda ortak bir dil  geliştirmek zorundayız.

Spqr: Varsayalım ki; Moskova herhangi bir sebepten dolayı, suni bir şekilde bölünmüş tüm Çerkes anklavını biraraya getirip Çerkesya Cumhuriyeti veya varsayalım ki Çerkes-Kazak krayı oluşturdu. Sizi de buna başkan olarak atadı. İlk adımınız ne olurdu?

Çeş Ruslan: Spqr, ben bir düzelteme yapmak istiyorum: Çerkesya- günümüzdeki Çerkes anklavının birleştirilmesi değildir. Çerkesya; Don’dan Ukraynaya (Тэн и щ1ыб) Rostov oblastının güneyi Rostov-na-donu kenti dahil, Krasnodar, Stavropol eyaletleri, Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey-Balkar Cumhuriyetlerinin tamamı ve Rusya yöneticileri tarafından günümüzde Rusya sınırları içerisinde yer alan komşu uluslara ait Çeçenistan, İnguşetya, Kuzey Osetyaya ve ayrıca Abhazya’ya (Psow nehrinden Bzıb nehrine kadar) bağlanan topraklardır.

Ben Başkan olma isteğinde değilim- henüz benim böylesi bir büyüklük kompleksim yok ve umarım hiç bir zaman da olmaz. Ama ilk adım ne olmalı derseniz, bu; Çerkes diasporasının geri dönüşünü sağlamak, Çerkesce eğitimi sağlamak, Xabze için kültürel merkezler inşa etmek olmalı. Aynı zamanda toplumun demokratikleşmesini sağlamak için sivil toplum kuruluş ve enstitülerini oluşturmak, mümkün oranda vergileri düşürmek, ticareti desteklemek, ticari alandaki gelişmelere engel olucu asalakvari devlet organizasyonlarını ortadan kaldırmak, polis reformu yapmakta ilk adımlar arasındadır.

Spqr: Ruslan, bana göre içinde yaşadığımız toplumsal yapı içerisinde çevremizde olan gelişme ve olaylar karşısında akılcıl-upuygun çıkarımlar yapan ve akılcıl-upuygun tepkiler veren insanlardan birisisiniz. Sizin adınız Kuzey Kafkasya dışında da, dünyada biliniyor ve ben eminim ki dünyanın pek çok yerinde başka işlerde bulabilirsiniz.

Gelecek hakkında planlarınız nelerdir?

Çeş Ruslan: Spqr, Benim pozisyonum hakkında yaptığınız, böylesi bir değerlendirmeden dolayı teşekkür ediyorum. Gelecek hakkındaki planlarım ise -  Gelecek için benim şahsi hiç bir planım yok. Her birimiz, ülkemizi-Çerkesya’yı kurmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Bunun için nerede-nasıl çalışmak gerekeceğini zaman gösterecek. Tabii, elbette ki her Çerkes Kafkasya’da yaşamalı ve çalışmalı

Тхьэм фигъэпсо, си гуапэт сынывдэпсалъэну. Ди лъэпкъым и къэк1уэныр махуэ Тхьэм ищ1.  Адыгэ Хэкур зыф1эувэжауэ Тхьэм дигъэлъагъу. Ф1ык1э Тхьэм дызыхуигъазэ! Узыншэу фыщыт.

Adyghe (Rustam) Circassian: Узыншэ ухъу, Руслъан. Тхьэр арэзы къыпхухъу! Тхьэм дыригъэфlакlуэ!

Адыгэ Хэкур икlэщlыпlэкlэ нэрылъагъу Тхьэм ищl!

Aida Cerıce: Тхьэм уигъэпсо, Руслъан.  Япэ дыщызэхуэзэ ди Хэкур зэтеувэжауэ Тхьэм дызэхуигъазэ.

Zawur Ç’edık’uey: Иджырэ зэ Тхьэгъэпсэушхуэ бжызэ1э Руслъан, мы пщыхьэщхьэр къызэрыддэбгуэшамк1э!

Зэрыжып1ауэ, пщыхьэщхьэ дахэ тхуэхъуауэ солъытэ!

Уи мурадхэр Тхьэм къыуигъэхъул1э!

Иугъащ1э Адыгэ лъэпкъыр, Иугъащ1э Адыгэ Хэкур...

Адыгэ Уей-Уей!

Yevgenıy T’eşuko: Тхьэм уигъэпсо Руслъан! Уи мырадыф1хэр Тхьэшхуэм къуигъэхъул1э.

ДИ IУЭХУР ПЭЖЩ, ДИ ГЪУЭГУР ЗАХУЭЩ, ТХЬЭШХУЭМ И КЪАРУР ИНЩ!

“Адыгэ Хэкум и макъ. Çerkesyanın Sesi” Grubu Yöneticileri


Bu yazı toplam 7433 defa okundu.





Tsey İbrahim

Ruslan Çeş soykırım tanınması çalışmalarında çaba sarfeden toplum liderlerinden birisi. Abhazya'nın problemlerinin ve Çerkes ulusal hareketinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini gelip burada da anlatması iyi olurdu. Türkiye diasporasının bazı sivri akıllıları hala Kafkasyada ve Türkiyede Çerkes Adıgelerin tek vazifesinin Abhazya’nın çıkarları doğrultusunda çalışmak olduğunu düşünüyor.
Şimdi bunlara kapı kulu denmezde ne denir?
Bir insanın önceliğinin kendi milleti için çalışmak olduğunu unutan kapı kullarına Allah da acıyıp akıl fikir ihsan edecek inşallah.

16 Ekim 2011 Pazar Saat 20:37
Tley Mete

Wopsaw ÇEŞ RUSLAN nıbjeğ. Kaberdey Çerkes Kongre yı tlıxuj***

09 Ekim 2011 Pazar Saat 22:04
TURKAV Yelda-KÜTAHYA

Çeş Ruslanın gençlerle yapılmış konferansını köşe yazılarına arşivlemeniz tam isabet olmuş. Özellikle katılımcıların konuya hakim olmaları Türkiye diasporasına örnek olması gereken bir şey. Ruslan ÇEŞ dışındaki etkili muhaliflerle de on-lıne konferanslar yapılsa ve yayınlansa yararlı olur bence. saygı ve selamlar.

08 Ekim 2011 Cumartesi Saat 02:49
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net