

“Karaçay Türkleri-Karaçay Halkı, Kafkasların en eski halklarından biridir. Antropolojik yönden Kafkas ırkındandır. Tarihte bilinen eski “Koban Kültürünü” meydana getiren kavimlerdendir. Koban kültürünün en parlak dönemi ise günümüzden üç bin yıl önceye dayanmaktadır. Kafkasya binlerce yıldan beri Türk Kavimlerinin yurdu olmuştur. Tarih, etnografya, arkeoloji ilimleri Karaçay Türklerinin ve onların atalarının beşbin yıldan beri Kafkasya'da yaşadıklarına şahitlik etmektedir. Kaziy Laypan, İsmail Mızı, Hanafiy Bici, İbrahim Şaman, Soslanbek Bayçora, Mahti Curtubay gibi bilim adamları bu görüştedir. Türk Dili, yüzyıllardan beri Kafkas Halklarının “ortak dili” olmuştur.'” (Bilal Laypan Kirovskiy),
Bu satırları okurken hafifçe gülümsediğinizi görür gibiyim. Haklısınız gerçekten de komik ancak bir o kadar da ciddiye alınması gereken satırlar bunlar. Bilal Laypan , Kırgızistanda sürgündeyken doğmuş Moskova’da eğitim görmüş ve 1988 yılında Karaçay Çerkes'te Bilimsel Araştırmalar Enstitüsünde çalışmış. 1995 yılında da Rusya Federasyonu yazarlar birliği, Devlet Yazarlar Birliği Ödülüne layık görmüştür.
Bilal Laypanın bu görüşlerini destekleyenler ve ona övgüde bulunanlar hiçte az değil. Laypan’ın Karaçay STK’sı olan Camagat 'ın kurucuları arasında yer alması ve başkanlık yapmış olması, Karaçay halkının kanaat önderlerinden biri olduğunu gösteriyor.
***
Hatırlarsanız, 10 – 18 ve 19 Şubat tarihlerinde Karaçay ve Çerkes-Abaza gençleri arasında gerginlik yaşanmıştı. Adıge Xase lideri M.Çerkes'in bu olaylar hakkında ki açıklaması şöyleydi ”Olayların kökeninin KÇR Cumhuriyetinde ki bir halkın cumhuriyet topraklarının kendilerine ait olduğunu iddia etmeleri ve KÇR üst yönetiminin kendilerinde olması gerektiğini dayatmalarıdır.”
1 Mart 2010'da Konuyla ilgili toplantı düzenleyen İç İşleri Bakan vekili Sergei Skripka benzeri kavgaların 4 kez önlendiğini belirtmişti.
Bunun aksine KÇC Milli Politika Komitesi Başkanı Raşid Kantserov , Kafkas Düğümü raportörüne bu haberlerin yalan üstelik kasıtlı yapıldığını aktardı. Raşid Kantserov'un açıklaması şöyle : “Karaçay, Çerkes, Abaza halklarının arasında bir ayrılık yoktur. Ayrılığı çıkarmaya, ortaya nifak sokmaya çalışanlar Çerkes milliyetçileridir. Parlamentoda yüksek mevkilere kendi adamlarını geçirmek için, halkları birbirine düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Çerkeslerin milliyetçi organizasyonlarının sürekli söyledikleri bir şey var: “Şayet, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanı Çerkes olmayacaksa biz ayrılıp Çerkes Cumhuriyetini kuracağız. Eğer, Başbakan, Çerkes olmayacaksa, biz ayrılıp Çerkes Cumhuriyetini kuracağız”, “Biz de Karaçaylılar gibi bir milletiz, devlet makam ve kademelerinde görev yapan Karaçaylılar ile Çerkeslerin sayısının eşit olması gerekir.’’
Ancak, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Karaçaylıların nüfusu 200 bin iken, Çerkeslerin nüfusu 40 bindir. Bu durumda nasıl bir eşitlik olacak? Yasalara göre her halkın nüfus oranına göre payını alması gerekmektedir. Buna rağmen, Karaçaylılar kendilerinden fedakarlık ederek birçok imkânı cumhuriyetteki diğer halkların ortak istifadesine sunmaktadır. Cumhuriyetteki halkların nüfus oranının aksine, parlamentoda Karaçaylı milletvekillerinin oranı, Çerkes milletvekillerinin oranından daha azdır. Abazin halkı tarihte hiçbir zaman var olmayan millî bölge ayrıcalığını Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin Karaçaylı Cumhurbaşkanı Mustafa Batdıyev zamanında almıştır.
Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde nüfus oranı bakımından en büyük halk Karaçaylılardır. Ancak nüfus oranına göre en az nemalanan da yine Karaçaylılardır. Buna rağmen Çerkesler saçma sapan, sudan bahanelerle halklar arasında çatışma çıkarmak için uğraşmaktadırlar. “Bizim dediğim olmazsa ayrılırız” diye tehdit ediyorlar. Çerkes milliyetçileri şunu bilmelidirler ki; “Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde Cumhurbaşkanı da, Başbakan da Çerkes olmuyorsa, ayrı bir Çerkes Cumhuriyeti kuracağız” şeklindeki ifadeler Çerkeslerin kendisine zarar getirmekte, onların millî itibarını zedelemektedir. Bu kriterlere göre ayrılmayı istemek pek mantıklı değildir. Her halk kendi “özel ev”inde yaşamalıdır. Ayrılmak işte bunun için gereklidir. Fakat ayrılmanın da belli başlı kriterleri, yasaları vardır. Devletin yasalarına, halk referandumuna göre yapılması münasiptir bu işlerin. Böyle olursa ancak ortada çatışma da olmaz, kan da dökülmez.''
Batdıyev , Karaçay ve Çerkes halkları arasına nifhak sokmaya çalışanların ve bu yalan haberleri yayınlayanların bazı milliyetçi Çerkes siteleri olduğunu iddia ediyor.Dolayısıyla bu haberleri 'kaynaklarıyla' aktaran Cherkessia.net gibi birtakım siteleri hedef gösteren Batdıyev'in çıkışına kanan bazı Karaçay-Balkar siteleri olacak ki , bizleri yalancılıkla ve halklar arasına nifhak sokmakla itham ediyorlar.
Karaçay yöneticilerinin her defasında gerçekleri örtmeye çabalaması , onları bulaştıkları çamur deryasından kurtarmaya yetmiyor.Karaçay yöneticileri , Çerkeslerle birlikte yaşamaktan memnun olmadığı halde ayrılmalarına razı değiller.Çünkü Çerkesler ayrılarak , diğer bölgelerde ki soydaşlarıyla birleşerek tek bir Çerkes Cumhuriyeti kurma niyeti içerisindeler.
Buna rağmen bırakın Çerkesya ' yı, Çerkes diye bir halk olmadığını iddia edecek kadar ileriye gidiyorlar.
''1944 senesinde ise, Kabardey başkanının yazmış olduğu kağıda istinaden, Stalinci-Beriyacı rejim Malkar halkını Orta Asya’ya sürgün ediyor, Malkarlılara ait olan mal ve mülk varlığı ile topraklarının büyük bir kısmını ise Kabardeylere veriyor!
...Karaçay’a ilave “ek” edilen, bu “Çerkes Halkı”, “Çerkesler” nerden çıktı? O senelerde bütün belge ve dökümanlarda onlar için “Kabardeyler'' diye bahsediliyor.Gerçek ise şudur! Çerkes diye bir halk yoktur! ''(Bilal Laypan)
Bu yalanlar bugün Karaçay ve Balkar örgütlerinin de dilinde. Çerkes topraklarını işgal etmek onlara yetmediği gibi, şimdi de ikinci dünya savaşında ki sürgünü Çerkeslere yıkmaya hevesleniyorlar.
Çerkes tarihinin çarpıtılması için de büyük bir yarış var. Çerkeslerin 1557'de İvan Grozny ile anlaşıp o tarihten itibaren Rusya’nın Kafkasya'da ki Truva atı olduğunu ve Çerkeslerin Rusyayı Karaçay ve Balkarlara karşı kışkırttığı iddiası gibi. Dikkat çeken şey ise genellikle 1920 sonrası demografik yapısı ve o yıllarda ki Karaçay nüfusun Çerkeslere oranının özellikle vurgulanmak istenmesidir. Bu şekilde bir takım taleplerini haklı gösterme niyetindeler. Oysa bir asır öncesinde Karaçay ve Balkarlar o bölgede küçük bir azınlıktılar ve varlıklarını Çerkeslerle yaptıkları barışa borçluydular. Soykırım ve sürgüne maruz kaldıktan sonra o topraklarda kalabilen bir avuç Çerkes , kendi yurdunda gerçekten de azınlık durumuna düşmüştür. Anlayacağınız roller değişti..
Kurulduğu günden beri Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde iktidar savaşı sürüyor. Bundan önce birkaç kez ayrılma girişimleri olduysa da merkezi yönetim her defasında müdahele etmiş bu iki halkı zorla tek bir yönetim altında tutmaya gayret etmiştir. Buda bir arada yaşamak istemeyen iki halk arasında sürekli gerginlik yaşanmasına neden oluyor. Kafkasya'da benzeri problemlerden dolayı karşı karşıya gelen başka halklar da var. İnguş-Oset, Oset-Gürcü, Abhaz-Gürcü ve bazı Dağıstan halkları gibi.. Örneğin Abhazların, Gürcülerden yana ne tür şikayetleri varsa benzer şikayetler gerçek olmasa da bugün Balkarlar tarafından dile getiriliyor.
***
Kabardey-Balkar'da durum biraz daha farklı olsa da temel sorun aynı. Sürgünden döndükten sonra topraklarının çoğunun gasp edildiğini öne süren Balkar Liderler bugün kendilerine 'acıların halkı' görünümü vererek, bu hile ile Çerkes halkının haklarına müdahelede bulunuyorlar. Moskova'ya yazdıkları mektuplarda dövüldüklerini-işkenceye maruz kaldıklarını, işe alınmadıkları gibi gerçek dışı şeyler yazarak gerginliği körükleyecek birçok söylem geliştiriyorlar.
Balkar halkının kanaat önderlerinden olan Zalihanov Mihail Chokkaevich, Rusya Bilimler Akademisi asil üyesi ve RF Duma Milletvekili. Balkar halkı arasında ki popülaritesi oldukça yüksek bir isim. Russia Today’e açıklamalarda bulunan Zalihanov’un Çerkesler ve Çerkesya hakkında ki düşünceleri ise şöyle :
''Ayrılık yanlısı Çerkesler köndelen köyüne geldiler. Ellerinde 1836'da İngiliz David Urquhart tarafından icat edilmiş yeşil zemin üzerine 3 çapraz ok 12 yıldız bulunan bayraklar vardı. Bu bayrak Çerkes kabilelerini Rusyaya karşı savaşa birleştiren bayraktır. O gün etnik çatışma yaşanmasına ramak kalmıştı, ben V.Putin'e çok acil bir telgraf çektim ve olası çatışma engellenmiş oldu..
Onların Büyük Çerkesya isminde özel projeleri var. Ancak bunun uygulaması ertelenmişti. Bugün de Çerkesya hayalinden bahsediyorlar. 90'ların başında da bu tür ayrılıkçıları görmüştük. Onlar Dudayev'in bağımsız 'İçkeriya' hayallerinin nasıl kana bulandığını hatırlamıyorlar anlaşılan.
23 Kasım 2008'de Çerkesler bir kongre yaptılar ve bunun sonucunda 3 farklı Cumhuriyette yaşayan Çerkeslerin yeniden kavuşarak Çerkesya Cumhuriyeti kurmayı amaçladıkları çıktı. Kabardeyler bağımsızlık ve ayrılık peşindeler bunu 90'ların başında da denediler. Şimdi yeni bir strateji geliştirdiler, bu projenin ismi Büyük Çerkesya. Diasporaya gönderilmek üzere birçok dilde binlerce Büyük Çerkesya haritası hazırladılar. Bu harita içerisinde Adigey Cumhuriyeti - KÇR - KBR , Krasnaya Polyana - Çeçenistan ve Dağıstan ovaları da dahil olmak üzere Krasnodar Kray ve Stavrapol bu harita sınırları içerisinde gösteriliyor. ''Çerkes Kongresi'' gibi uluslar arası örgüt olan 'Adıge Xase' ler RF ve Orta Doğu ülkeleri gibi birçok yerde aktif olarak bu amaç için çalışmaktalar.
Bu örgütler şövenist ve ayrılıkçı tutum içerisindeler. Bu örgütler 19.yy'da Çerkes Soykırımı olduğu tezini kabul ettirebilmek için uluslar arası arenada mücadele ediyorlar. ''Soykırım topraklarında Olimpiyatlara Hayır'' diyerek , Kafkasyada yeni etnik çatışmaları provoke etmek için herşeyi yapıyorlar.
Çerkes Sorununu , Olimpiyatları engellemek ve ayılıkçı düşüncenin müzakerede bulunması için kullanıyorlar. Sorunun bilimsel ve siyasi yönlerini ayırmak gerekiyor. Soykırım meselesi tamamen tarihçilerin meselesidir. Şüphesiz 19.yy sadece Çerkesler için değil tüm Kafkas halkları için yıkımlarla doludur. Ama soykırım tek tarafın varabileceği bir karar değil. Bunun nihai karara bağlanması için bilimsel ve tarafsız bir komisyon tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Ama şimdiden birçok kitaba bu soykırım olarak işlenmiş. Eğer bu topraklarda Rus İmpratorluğu hüküm sürmeseydi, Osmanlı hüküm sürecekti ve o siyasi yapı içerisinde ''özerliklik'' dahi elde edilemeyecekti.
Aslında şundan bahsetmek gerek, Çerkes tarihinde çelişkiler mevcuttur. Kabardeyin Rusya'ya gönüllü katılmasını unutmamak gerekiyor, en son bu katılımın 450. yılında büyük kutlamalar yapıldı. Çerkeslerin kültürleri bir mücevher gibi ancak onların hiçbir zaman Çerkesya diye bir ülkeleri olmadı. Eğer öyle olsaydı Ruslar bu derece yırtıcı olabilir miydi? Çerkesler kabileler halinde dağınık bir şekilde yaşıyorlardı.
Çerkeslerin Tifliste bir ABD vakfı olan James Town ile ortaklaşa organize ettikleri Forum'da ''21 mayıs tarihinin soykırım kurbanlarını anma günü ve Soçi şehrinin etnik temizliğin yapıldığı bir alan olarak'' kabul ettiklerini açıkladılar.
İşte size proje ''Büyük Çerkesya''
Onlar satranç oyununda sadece bir piyon. Bu oyun onların evine sadece terör getirir. Büyük Çerkesya hikayesi ile bütün Çerkesleri örgütlemenin uğraşı içerisindeler. Aslında istedikleri Kosova temasını Kafkasya'da yaratmak. ''
Zalihanov’un bu kadar yalanı ard arda sıralaması üzerine konuşmak mümkün elbette. Karaçay ve Balkar liderlerin Çerkes halkına ve ulusal hedeflerine bakış açıları hemen hemen aynı. Yalan ve hileye başvurarak bir halkın geçmişini silmek, geleceğini karartmak.
***
Çerkes Liderler Ne Düşünüyor ?
Çerkes ismine ve Çerkesya Hareketine en başından beri şiddetle karşı çıkan tek lider Hafitse Muhammed diyebiliriz.
Zannedersem Zalihanov’un yukarıda aktardığım akıl almaz açıklamalarına Hafitse Muhammed inanmış ve etkilenmiş olacak ki, ‘’Barış ve İstikrar İçin Haklar Arası Uzlaşı" isimli yuvarlak masa toplantısında şunları söyledi : ‘’Çerkeslerin Büyük Çerkesiztan veya Rusya Federasyonu içerisinde ya da ayrı bir Çerkes Cumhuriyeti kurma gibi bir fikirlerinin olmadığını, bu düşünceleri Rusya ile Çerkesler'in arasını açmak isteyen yabancı güçlerin ortaya attığını belirtti.’’
Hafitse , “İnternette 'Denizden Denize Büyük Çerkesya' adıyla zararlı düşüncelere yer veren provoke edici materyaller yayınlanıyor. Bunlar Adıgeler arasında münakaşa yaratmaya ve Adıgelerin Rusya ile çıkarlarını karşı karşıya getirmeye yöneliktir. Adıgeler 450 sene öne Rusya ile birleşti.Tarih defalarca dedelerimizin seçtiği yolun doğruluğunu gösterdi ve biz bu yoldan dönmeyiz. Kimin tarafından dile getirilirse getirilsin, bölgelerin sağlamlaştırılması adı altında milli cumhuriyetlerimizin lağvedilmesiyle ilgili provoke edici ifadeleri kabul etmeyeceğiz.”
Çerkes Kongresi Başkanı Murat Berzeg : ‘’ Ulusal varlığı, gerçek anlamda bir ulus devleti olmayanı bugün kimse umursamaz. Adıgelerin müsadesiyle Adıge dağlarına, topraklarına yerleştirilen Karaçay-Balkarlar bugün uluslaşma süreçlerini tamamladılar ve bir olup bize saldırıyorlar. Diyalog istemeyen biz değiliz. Onlar bizim akıl ve güç bağlamında zaafımızı gördükleri ve bizi ulus saymadıkları için, bizi muhatap olarak kabul etmiyorlar. Ulusal ortak bir akıl ve bilinç sahibi, bir güc sahip olmazsanız kimse sizi muhatap kabul etmez. Bize insanlık yapanı biz de aynı şekilde insanlıkla karşılamaya ezelden beri hazırdık, bugün de hazırız.
Bize göre, Kafkasya’da yaşayan Adıgeler çok uzak olmayan bir gelecekte dil ve kültürlerini kaybedecekler. Öncelikli olarak tarihi Adıge toprakları (Çerkesya) ve Adıgelerin birliğine önem veriyoruz.
Ulusu ulus yapan; tarihi, bugünkü konumu ve geleceğe olan bakış açısı, yani vizyonudur.
Karaçaylarla Balkarlar, Adıgelerle bir Cumhuriyette olamazlar. Onlar bir halklar ve onların ayrı bir Cumhuriyetleri olmalı.’’
KÇC Adıge Xase Başkanı Muhammed Çerkes : “Çerkes halkı daha fazla yönetim tarafından kınama ve küçük düşürmelere artık sabretmeyi düşünmüyor. Bugün Çerkesler ‘de fakto’ olarak özerk yapıdan bilindi. Federal yönetimin göz yummasıyla birlikte devlet darbesi oldu, demokrasi prensipleri ve ülke halklarının milli eşitliği kabaca ihlal edildi.
Biz, tüm Çerkeslerin yaşadığı tek bir bölgenin olması gerektiğini söyledik. Eğer Rusya’da hiçbir cumhuriyet, kray ve bölge olmasaydı, bizim de hiç kimseye eleştirimiz olmazdı. Ama eğer onlar varsa, Çerkeslerin dağılmış halk olduğu da hesaba katılmalı. Bir bölümü Kuzey Osetya’nın Mozdok bölgesinde, Stavropol Kray’ın Kursk bölgesinde, İnguşetay’nın Malgobek bölgesinde, Krasnodar Kray’ın Şapsığya ve Uspensk bölgesinde kaldı. Adıgey, Karaçay-Çerkes, Kabardey… Eğer tüm buraları içine alan bir federal bölge oluşturulsaydı, çeşitli cumhuriyetlere paylaştırılmış olsa da bir bölgede yaşadığımızı söylerdik. İnsanlar bir bölgede yaşamak istediklerini söylediğinde, bu birilerinin oradan bir bölümü çıkarmak istediği anlamına gelmiyor. Biz tamamıyla değiştirmekten söz etmiyoruz. Biz Çerkeslere beraberce yaşama imkanı verilmesinden söz ediyoruz.”
Karaçaylarla birlikte yaşayabilirmiyiz diye 20 yıl sabrettik; ama olmuyor. Karaçaylar başka halkların haklarına saygı göstermiyor. Herkes gördü, daha önce varılan ulusal mutabakata rağmen Başbakanlığı Çerkeslerden aldılar. Sonra bizim ve federal merkezin baskılarına direnemeyerek başbakanlık makamını Çerkeslere tekrar geri vermek durumunda kaldılar. Aynı şekilde Federal Konseye gönderilecek Çerkes senatör krizini biliyorsunuz. Tüm bunlar kötü niyet tezahürü. Bu zihniyettekilerle birlikte yaşamamız çok zor. Biz barışçıl yollardan ayrılmak, kendi cumhuriyetimizi kurmak istiyoruz.
Kabardey-Balkar ‘Xase’ Lideri İbrahim Yağan : Çerkesya , şu andaki demografik, coğrafik ve politik gerçeklerimize çok uzak görünüyor. Biz şu anda elimizde kalanları korumaya, üstümüzdeki son elbiseleri söktürmemeye çabalıyoruz. Tarih, bir gün Çerkeslere böyle bir şansı geri verecek olursa, buna kimse üzülmez.
Çerkes liderlerinin olaya bakış açıları zaman zaman farklılık gösterse de mutabakat sağlanan tek bir nokta var ki , Çerkes halkının birlik olarak uluslaşma sürecini tamamlaması !
***
Çermit Muhiddin : Adıgelerin Birliğini İstemeyen Adıge Olamaz !
Çerkeslerin birliğine engel olmak isteyen yabancı unsurun yanında belki de en etkilisi içimizde ki bölücü zihniyettir.Birliğimizi istemeyen bazı kesimlerin farklı halklara mensup olduğunu bildiğim halde , içimizde ki yabancılara bir türlü mana veremiyordum ki Ç.Muhiddin bu konuya dair çok güzel bir şey söyledi.Özellikle son zamanlarda Çerkes halkının birlik ve bütünlüğüne vurgu yapan Yurtseverlere karşı yürütülen acımasız linç kampanyası var.
Halkının birliğini bütünlüğünü ve uluslaşmasını isteyen Yurtseverlere karşı yürütülen bu kampanyanın temelinde şüphesiz devşirme zihniyet yatmaktadır.Kendi halkının çıkarlarını gözetmeyi görev kabul etmemiş ve gerçeklerden bihaber insanların hayaller peşinden gitmesini , gerçekleri tüm çıplaklığıyla önlerine koymamıza rağmen kabul etmemelerini anlamak mümkün değil.
Bu kesim hala Çerkeslerin yüzyıllar gerisinde yaşadığını zannediyor. İdeolojilerini bugünün sosyo-politik gerçeklerine değil de Kaytıko Aslanbek gibi geçmiş yüzyıl şahsiyetlerinin düşüncelerine dayandırıyorlar.
Başka bir kesim var ki, ne söylediklerine bir mana verebiliyorum nede yaptıklarına .. Şimdi de yeni bir söylem türetmişler, ‘’Kimlik meselesine bakış ve değerlendirme anayurtta ve diasporada farklılıklar gösterebilir.’’
K.Kafkasyada ki etnik yapıyı çözümleyememiş bu kesimler,halklar arasında ki ihtilaflara reel bir çözüm önerisi sunmaktan her seferinde kaçıyor.Onların yapabildiği tek şey , ülkücü talebeler gibi hayal kurmak ve bununla yetinmek. Buna karşı çıkanlara karşı ise linç girişiminde bulunmak..
Artık halkımızın daha fazla hayallerle ve yalanlarla uyutulmasına sabrımız yok.Bu durumda halkımızın bir seçim yapması gerekiyor.Hayallerin peşine takılıp yok oluşumuzu mu izleyeceğiz yoksa aklın ve mantığın peşinden gidip mücadelemize devam mı edeceğiz ?
Çok anlamlı ve dolu dolu bir yazı. Alınması gereken onlarca ders var bu yazıda. Artık mızrağın çuvala sığmadığını herkes görüyor. Ve Adigelerin bilinç seviyelerini arttırdıkça benim geleceğe yönelik ümitlerim, umutlarım giderek artıyor. Allahın bize gelecekte bir şans daha vereceğine inancım tam.. Çünkü biz bunu hakediyoruz, tevekkül yapmalıyız.. Çok çocuk doğmalı, Adigelerle evlenilmeli, Adige bilinci arrtırılmalı..Okumaktan zevk aldım, gerçekten. Thawugapsov Mışe..
22 Mart 2012 Perşembe Saat 19:48Nüfus önemli politik bir güçtür. Biz çerkesler çok ama çok tembeliz. Hala daha haluj geceleri, müsamereler, türlü saçmalıklarla uğraşıyoruz. Ne cahilce! Çerkesya'ya dönüş yapılmadığı ve nüfus artmadığı sürece, çerkesya nın bir geleceği olamaz. Mücadelemizi Çerkesya'da vermeliyiz orası bizim vatanımız çünkü. Dönüş zorunlu. Biz olmazsak Çerkesya'yı yeniden kim inşa edecek Allah aşkına? Türkiye'deki çerkeslerden umudu kesin, asimilasyon ile mücadele 150 yıl önce yapılmalıydı, cumhuriyet kurulurken de haklar talep edilmeliydi. Bizim soyadlarımız bile çerkesce değil, bize ait değil. Soyadımız özümüzdür, çerkesya gibi mirastır. Soy adı ve vatan en önemli iki manevi değerdir. Soyadlarımız değişince de otomatikman zaten soyumuzu inkar ettik. Ben Türkiye'li çerkeslerin tamamen asimile olması, kimliklerini inkar etmeleri için 5 yıl veriyorum. Bakın görün bunlar olacak.
Bu arada karacay türklerine destek veren çerkesler için güleyim mi ağlayayım mı bilmiyorum.
Cherkessia.net i desteklememin diğer bir nedeni de mikrafonu sokağa tutmasıdır, gelişmeleri çerkes halkına sormasıdır.
Yine emek vererek güzel bir köşe yazısı yazmışsın, teşekkürler Mishe.
bugün kendi topraklarımıza hakim olamıyorsak bunun başlıca nedeni insanlara gösterdiğimiz aşırı hoşgörü ve ard niyetsizliktir. ancak görülüyürki dün evimize konuk gibi gelenler bugün evimize sahip olmaya çalışıyorlar.artık o evin bize ait olduğunu herkese göstermenin zamanı geldide geçmek üzere.biz kafkasız (çerkes)iz.kafkasya bizimdi, bugünde bizimdir, yarında bizim olacak...
08 Şubat 2011 Salı Saat 14:34