

Rus işgalinden önce, Kafkasya’da sivrilmiş tek bir zengin ya da düşkün aile bulmak, dilencilere rastlamak olası değildi. Bu nedenle yoksul düşmüş olan bir aile ya da birey, toplumdan yardım ister ve toplumda bu yardım yapma zorunluluğu doğar. Yardım isteği, sadaka olarak değerlendirilemez. Yardım alan kişi bir minnet duygusu/bir iç yükümlülük altına gireceği ve onurundan bir şeyler yitirmiş olacağı gibi şeyleri asla düşünmez. Çünkü Kafkasya’da makam/statü ve servet ile onur ve ululuk/izzet arasında asla bir ilgi bulunmaz.

Kişi açısından en değerli miras, mal mülk değil, onur anlayışıdır. Onur, aile bağlarında, torunlara genetik olarak geçer, aile bu onuru korumak ve yüceltmekle yükümlü idi. Kişi gücü nisbetinde maddi ve manevi yardım yapmakla kendini sorumlu kabul ettiğinden bir nevi vakıf işlemini gerçekleştirdi.

a) Kafkas göçmenlerinin Bursa Vilayetine iskan edilmeleri
XIX.yüzyılın başından (H.1255/1839) itibaren cereyan eden çeşitli savaşlar sırasında Kırım'dan, Kafkasya'dan, Bosna'dan ve Rumeli'nin çeşitli bölgelerinden Anadolu’ya gelen Türk, Tatar, Laz, Boşnak, Çerkes (Adige), Abhaz-Abaza, Dağıstan'lı ve ayrıca Gürcistan’dan pek çok Müslüman göçmen Bursa vilayetine iskan edilmişlerdir. 2
Bursa bölgesinde göçmenler boş olan Devletin arazilerine, özel mülkiyetten işlenmeyen araziler satın alınarak, işe yaramayan muhtelif alanlar gibi yerlere iskan edilmişlerdir. Bazen de göçmenler kendileri boş buldukları alanlara yerleşmişler; mahalli idareciler bu kişileri bu yerlerden çıkarmak istemişlerse de hükümet buna müsaade etmeyerek bulundukları yerlerde yerleştirilmelerini sağlamıştır. 3
Bursa’nın birçok bölgelerinde köyler kuran göçmenler geldikleri memleketin örf ve adetlerini kurdukları bu yeni köylerde sürdürmeye çalışmışlardır.
Göçler neticesinde Bursa vilayetinde mevcut ve yeni kurulan Kafkas göçmeni köylerden ;
1.Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı olanlar şunlardır; Güllüce, Boğazköy, Koşuboğazı, Taşköprü, Adaköy, Karaorman, Güvem, Soğucak, Döllük, Soğukpınar, Doğancı, Kadirçeşme, Tepecik ve Sögütalan’dır.
2.Karacabey ilçesine bağlı olanlar; Yolağzı, Gönü, Akhisar, Tophisar, Ekinli, Ekmekçi, Akçasusurluk, Uluabat, Harmanlı, Canbaz, Hayırlar ve Hürriyet’tir.
3.İnegöl ilçesine bağlı olanlar ise; Kestanealanı, Fındıklı, Hacıkara, Eskikaracakaya, Tüfekçikonak, Sulhiye, Mezit, Güneykestane, Osmaniye, Gedikpınar, Rüştiye, Sultaniye ve Alanyurt’tur.
4. Kavaklı Yenişehir ilçesine; Armutköy Osmangazi ilçesine; Yolçatı Nilüfer ilçesine; Umurbey Gemlik ilçesine bağlı Kafkas göçmeni yerleşim alanlarıdır.
Bugün bu yerleşim alanlarından bir kısmında Kafkasya göçmenleri, diğer bir kısmında ise 93 Muhacirleri, Mübadele göçmenleri veya manav tabir edilen yerli-Türkmenler ile birlikte yaşamaktadırlar. Ayrıca, İlçe merkezleri ile Bursa kent merkezinde bir hayli Kafkas kökenli vatandaşlar yaşamaktadır.
b) Kafkas göçmenleri tarafından Anadolu'da tesis edilen vakıflar
Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde mevcut vakfiyeler üzerinde yapılan araştırmalarda; Kafkasya ve Rumeli’den zorunlu olarak göçe tabi tutulan yani sürgün edilen Müslüman Kafkaslılar’ın Osmanlı Devleti tarafından Anadolu’nun muhtelif bölgelerine iskan edilmelerini müteakip,üç ile yedi yıl gibi kısa süre içinde yerleştirildikleri çeşitli köylerde vakıf kurdukları anlaşılmaktadır.
Hasan Yüksel'in tespitlerine göre ; Kafkas göçmenlerinin kurmuş oldukları vakıfların tamamı (yaklaşık 119 adet) hayri bir gaye ile tesis edilmiş olup, Kafkas göçmenlerin yüzde 91,59'u para ve yüzde 8,40'ı taşınmaz mallar vakfetmişlerdir. 4
Bursa Vilayetine iskan edilen Çerkes göçmenleri tarafından hayri gaye ile (1800-1914) tarihleri arasında tesis edilen vakıflar ve buna ilişkin düzenlenen vakfiyelere değinmeden önce,vakıf müessesesi ve Osmanlı vakıflarının önemine bir nebze değinmekte yarar görülmektedir.
Vakıf kelimesi Arapça ”durdurmak, alıkoymak” anlamındadır. Ancak geniş kapsamlı düşünüldüğünde “ bir malı özel mülkiyetten çıkarıp, çıkarlarını sonsuza kadar bir hayır işine ayırarak saklamak “ anlamına gelmektedir. Bizim uygarlığımızdaki asıl bilinen anlamı da budur. 5 Terim olarak,VIII.yüzyıl ortalarından itibaren İslam ülkelerinin sosyo-kültürel ve ekonomik hayatında önemli rol oynayan dini,hukuki ve sosyal bir kurumdur. 6
Bir kişi sahip olduğu menkul ve gayri menkul mallardan bir kısmını veya tamamını Allah’ın rızasını kazanma niyetiyle halkın herhangi bir ihtiyacını gidermeye yönelik dini, hayri ve içtimai bir amaca müebbeden tahsis ederse malını vakfetmiş,yani vakıf müessesi kurmuş olur.bu davranışın arkasında herhangi bir mecburiyet ve zorlama değil, fakat insanlığa karşı ferdi sorumluluk hissi, vicdani bir hizmet duygusu yatmaktadır. 7
Vakıfların ilk defa nerde ve ne zaman ortaya çıktığı hususunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Bir kısım araştırmacılara göre, vakıf İslamiyet’ten önce vardı. Bir kısım araştırmacılara göre ise, vakıf İslamiyet ile birlikte başlamıştır. Müslüman Türklerin akınlarından sonra Selçuklular tarafından Anadolu’da tesis edilen vakıfların en mükemmel ve en görkemli dönemi Osmanlılar zamanında (1299-1922) yaşanmıştır.
Osman Çetin; 2005 yılında Bursa’da düzenlenen “ Osman Gazi ve Bursa” adlı Sempozyumda sunduğu bildiride, vakıf konusunda; “ İslamiyetten önce Türk topluluklarında, Müslüman Türk topluluklarında görüldüğü gibi yaygın, sistemli ve etkili bir sosyal yardım kurumlarına rastlamıyoruz. Muhtemeldir ki, İslamiyetin yardım, fedakarlık ve vakıf kurma hususundaki telkinleri, silik bir fikir, cılız bir uygulama olarak tarihlerinde yer alan vakıf anlayışı ile birleşince Türklerin, bu yeni dönemde göz kamaştıran bir vakıf medeniyeti kurmalarına sebep olmuştur.” Diye sözetmektedir. 8
Osmanlı Devletinin kurulduğu dönemde bir iskan ve kolonizasyon işleri gören vakıflar XVIII. yüzyılda mevcut iskan alanlarının muhafazasında rol oynamakla beraber bu yüzyıldan itibaren Devletçe sıkça uygulanan müsadereye karşın mal ve mülk emniyetini sağlamak gayesi ile zamanla evlatlık vakıflara dönüşmüştür. 9
Osmanlı devletinin kuruluş ve gelişiminde önemli rol oynayan vakıf sistemi aracılığı ile halka hizmet götürmesini somut biçimde sağlayan örnekleri Bursa’da gözlenebilir. Bursa’nın bir yönetim merkezi oluşu, vakıf kaynaklı yatırımların bir arada gerçekleştirilmesini sağladı. Bunlardan bir kısmı Bursa çarşısını, içinde esnaf üretim yerleri, hanları ve bedesteni ile birlikte oluşturdu. Diğer bir kısmı da birer sosyal ve kültürel merkez olarak yerlerini aldılar. 10
Osmanlı vakıfları, genellikle toplumun ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmekteydi. Devletin el uzatamadığı birçok alanda faaliyet gösteren bu gönüllü hizmet üniteleri ferdi veya müşterek girişimlerle oluşuyordu. Devletin zirvesinde başlayan ve diğer devlet erkanıyla devam eden vakfetme ve vakıf duyarlılığı, sonuçta toplumda da yankı bulmuş. Böylece ortaya konan yüzlerce amaçlı binlerce vakıf,Osmanlı medeniyetinin öne çıkan en önemli unsuru haline gelmiştir. 11
Her biri bir sanat abidesi olan Osmanlı yadigarı vakıflar dışında insanı hayrete düşürecek kadar çok değişik konularda vakıfların kurulduğundan söz eden Osman Çetin; bir zamanlar köylerde yaşayanlara bireysel veya topluca uzun yıllar hizmet veren vakıfların da unutulmaması gerektiğine işaret etmektedir. 12

c) Bursa Vilayetinde tesis edilen Çerkes göçmen vakıfları ve vakfiyeler
Bursa Vilayetine iskan edilen Müslüman Kafkas göçmeni Çerkesler tarafından vakıf tesis edilen yerleşim alanları ve vakfiyeler ile ilgili detay bilgi aşağıdadır.
Vakıf tesis edilen köyün: Vakfiyenin:
Eski Adı Yeni Adı İlçesi Tarihi Defter No.su:
Eskimezarlık Boğazköy M.Kemalpaşa 1300 588/97/109
Karaosman Karaorman “ 1305 588/172/156
Dölek Döllük “ 1307 590/115/105
Hayırlı Hayırlar Karacabey 1305 590/29/19
Arapçiftliği Ekinli “ 1320 603/86/148
Hacıkara Hacıkara İnegöl 1301 590/22/15
Babadiye Papatya Yenişehir 1306 590/120/111
Söz konusu vakfiyeler üzerinde yapılan ilk incelemede; (H.1320/1903) tarihinde kurulan Arapçiftliği (Ekinli) vakfı dışında kalan vakıfların tamamı XIX. yüzyılın ikinci yarısında, Rumeli’den gerçekleşen zorunlu göç olayının hemen ardından üç ile yedi yıl gibi, çok kısa bir süre içinde tesis edildikleri belirlenmiştir.
Nitekim, Arapçiftliği ( Ekinli ) köyü, 1880 yılında Canbaz denen eski Atik Çiftliğinden Ahmet Hamdi Paşa tarafından Arapçiftliği’ne gönderilen Çerkesler ( Şapsığlar ) tarafından, burada yıllık 16000 Kuruştan oturdukları araziyi üç yıllığına kiralamışlar. Belgelerde ve köylülerin ifadesine göre, bu çiftlik arazisinde 1883 yılında 40 hane olarak köy kurulmuştur. 13 Vakıf ise, 20 yıl sonra ( H.1320/1903 ) tarihinde kurulduğu düzenlenen vakfiyeden anlaşılmaktadır.
Diğer bir husus da, Babadiye ( Papatya ) köyü, II. Murad’ın kızı ile evlenen Ece Beyin aşireti tarafından kurulmuş yerli bir köydür. 14 Köyün görevi İznik ve Dinboz bölgesinden gelen yolların güvenliğini sağlamaktı. Yani köylüler Derbentçi idiler. Ancak, düzenlenen vakfiyede, vakfın kurucusunun Çerkes olduğu kaydedilmiştir.
Bursa’ya iskan edilen Kafkaslı göçmenlerin tesis etmiş oldukları söz konusu vakıfların vakfiyelerinde, etnik menşe olarak ”Muhacirin-i Çerakise” diye zikredilmekte olup, göç üzerine oluşmuş zengin literatürde kaynakların çoğunda Çerkes ve Türk kökenli boylar herhangi bir ayırıma tabi tutulmadan “Kafkaslı” veya özellikle Osmanlı belgelerinde daha çok “Çerkes Muhacirleri” ifadesi yaygın bir şekilde kullanılmıştır. 15
Bursa'da tesis edilen Kafkaslı göçmen vakıfların kurucularının kimliklerine bakıldığında görüleceği üzere; Efendi ,Bey, Hacı, Ağa, v.s.gibi ünvanlarla anılan vakıf kurucusu zikredilen Çerkeslerin sıradan göçmen olamadıkları, aksine varlıklı kimseler oldukları anlaşılmaktadır.
Hasan Yüksel’in araştırmasında; ”Kafkasyalı göçmenlerin çok kısa bir süre zarfında gelip yerleştikleri Anadolu’da vakıf kurabilecekleri nispette artık bir servet ve sermayeye ulaşmışlardır.” diye söz etmektedir. 16
Söz konusu vakfiyelerden anlaşıldığına göre, Kafkas göçmenlerin tamamı para vakfetmiş olup, Arapçiftliği( Ekinli ) vakfiyesinde 1800 Kuruş, diğer köy vakfiyelerinin tamamında ise 1000'er Kuruş vakfedildiği belirtilmektedir.
Vakıf kurucuları tarafından vakfedilen söz konusu nakdi paranın nemalandırılması, köyde cami yapımı, mevcutların onarılması ve bu dini binalarda görev yapacak olan din adamlarının çeşitli masrafların karşılanması, vakfiyede belirtilen şartlar yerine getirilmediği taktirde paranın köydeki fakirlere dağıtılması için nasıl bir yol izleneceği vakfiyelerde açıkça belirtilmiştir.
d) Sonuç:
Bursa Vilayetine gelen Kafkaslı göçmenlerden varlıklı olan Çerkesler, Müslüman inançlarına göre, en büyük hayır yapma olanağını gerçekleştirmek amacı ile paralarının bir kısmını vakfetmişlerdir. Diğer bir önemli nedeni de, Kafkas toplumunda Xhabze diye adlandırılan yazısız Hukuk kurallarının Kafkas insanının kişiliğiyle ve toplumsal yaşamıyla örtüşmesi ve dolayısıyla yukarıda değinilen yardımlaşma ( ŞIHAFI ) erdeminden kaynaklanmaktadır.
Bugün Rus işgali altında olan Kafkasya’da bir zamanlar var olan söz konusu övülesi yardımlaşma ( ŞIHAFI ) erdeminden söz etmek artık imkansızdır.
Bilindiği üzere; vakıflar dini inanç ve düşüncelerin güçlü olduğu müesseseler olarak, siyasi çalkantıların, idari istikrarsızlıkların dışında kalmışlar ve bu sayede toplum hayatımızda istikrar ve devamlılığın sembolü olmuşlardır. 17
Kafkasya’nın özgür ve bağımsızlığına kavuşmasının ardından; her türlü sosyal ve tarihi nedenlerle uzaklaştırıldıkları benliklerine dönmeleri, bitip tükenmekte olan övülesi örf ve adetlerin günümüz uygarlık ve yaşam koşullarının gereklerine uygun olarak düzeltilip geliştirilmesi, işgalden önce Kafkaslılar arasında uygulanan yardımlaşma sisteminin gözden geçirilmesi, Anadolu’da olduğu gibi vakfa dönüştürülmeleri meyanında, hayırsever insanlarımızın ölmeden önce menkul ve gayimenkullerini hiç olmazsa kısmen vakfetmeleri ulusal ve dinsel açılardan elzemdir.
Çerkes göçmenler tarafından XIX. yüzyılın ikinci yarısında hayri gaye için kurulan söz konusu vakıflar ve diğerleri, Cumhuriyetin kuruluşundan ve Medeni Kanunun kabulünden sonra bir müddet daha eski esaslara göre yönetilmişlerdir.
Vakıf idaresinde asıl değişiklikler, Cumhuriyet döneminde 5 Haziran 1935 tarihinde yürürlüğe giren 2762 sayılı “Vakıflar Kanunu” ile yapılmıştır. Bu Kanunda vakıflar Mazbut , Mülhak , Cemaat - Esnaf ve Yeni Vakıflar olmak üzere dörde ayrılmışlardır. 18
XIX. yüzyılda Anadolu’da kurulan tüm Kafkaslı göçmen vakıfları, hayri hizmetlerinin kalmaması üzerine, söz konusu Kanunun I. Maddesine istinaden, idareleri, belirtilen tarihten itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlanmıştır.
XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Kafkas kökenli Türk vatandaşları tarafından, çeşitli adlar altında örneğin; İstanbul’da “ Kafkas “,” Alan”, “ Şamil”; Ankara’da” Kafdav”,” Birkonsev” v.b. yeni vakıflar kurulmuştur. Bugün faaliyette bulunan söz konusu Kafkas vakıfları; Kafkasya ve Türkiye’de yaşayan Kafkaslıların sosyo-kültürel kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi, toplumun eğitimli ve çağı yakalayan uluslar seviyesinde hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli alt yapılarının oluşumuna ve ilişkilerine katkı sağlanması hususlarında faaliyetler yürüten, birer sivil toplum kuruluşlarıdır.
VAKFİYELER
Makalenin hazırlanmasında yararlanılan kaynak eserler, dipnot sırasına göre;
1-Jabağı Baj; “ Çerkesya’da Sosyal Yaşayış-Adetler”, Ankara, 1969, S: 146-147; M.Çünatıkho Yusuf İzzet Paşa;” Kafkas Tarihi”, Ankara, 2002, S: 242-243; İsmail Berkok;” Tarihte Kafkasya”, İstanbul, 1958, S: 244-245; AVLEDİN dumanış;” Çerkes Kültürü Üzerine Etüd”, Kayseri, 2004, S: 69
ŞIHAFI diye adlandırılan sistem; İslamiyetten önce Çerkes(Adige) toplumunda uygulanıyordu.Bu sistem Abhaz toplumunda Aytsxırara, Asetin toplumunda Ziu diye bilinirdi. Dağıstan’da ise, Emevi Halifesi Hişam b. Abdülmelik devrinde(724-743) İslam hakimiyetinin kurulması ile birlikte ilk defa vakıf sisteminin kurulduğuna şahit oluyoruz. Gasanov ve Magomedov’un ifadelerine göre; Dağıstan’da yaygın olan bir mülkiyet şekli de vakıf toprakları idi. Bu topraklar, devlet adamları yahut özel kişiler tarafından dini-hayri ve bazı kamu hizmetleri için ebedi olarak bağışlanmış topraklardı. Fakirlere verilen zekatlar camide bir fonda toplanırdı. Eskiden bazı topraklar ve kitaplar vakfedilirdi. İslam’ın sosyal ve iktisadi sistem anlayışıyla tesis edilen vakıf sistemi ise Dağıstan’da umumi refahın artmasına yardımcı olmuştur.(Bakınız: İsmail Özsoy;”Dağıstan’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi”,İzmir,1997,S: 85,100)
2-Bursa coğrafyası;,( Hazırlayanlar; M.Fatih Birgül-L.Ali Çanaklı), Ankara, 2009, S: 89
3-Muammer Demirel; “ XIX. Yüzyılda Bursa’da Göçmen İskanı”,( Bursa’nın Zenginliği Göçmenler), Bursa, 2008, S: 37
4-Hasan Yüksel; “ Kafkas Göçmen Vakıfları”, Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Dergisi, Ankara, 1994, Sayı: 5, S: 482
5-Mustafa Armağan;” Vakıflar Haftasını Niçin Kutlarız”, Sivil Toplum Dergisi, İstanbul, 2006, Sayı: 5, Temmuz-Eylül
6-Bahaeddin Yediyıldız;” Vakıf”, İslam Ansiklopedisi, XIII. Cilt, S: 153
7-Yusuf Oğuzoğlu;” Osmanlı Devlet Anlayışı”, İstanbul, 2000, S: 153
8-Osman Çetin; “ Bursa’da İki Köy Vakfı “, Osman Gazi ve Bursa Sempozyumu Bildiri Kitabı, Bursa, 2008, S: 111
9-H.Yüksel; Age., S: 483
10-Y.Oğuzoğlu; Age., S: 155
11-Mefail Hızlı; “ Payitaht Bursa’da Eğitim-Öğretim Vakıfları(XV. Yüzyıl)”, Osmangazi ve Bursa Sempozyumu(2005) Bildiri Kitabı, Bursa, 2008, S: 211-212
12-O.Çetin; Age., S: 114
13-Raif Kaplanoğlu;” Bursa Ansiklopedisi-I-Yer Adları “, İstanbul, 2001, S: 54, 96
14-R.Kaplanoğlu; Age., S: 237
15-Hayati Bice;” Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler “, Ankara, 1991, S: 45 ; Abdullah Saydam; “ Kırım ve Kafkas Göçleri “( 1856-1876 ) Ankara, 1997, S: 93
16-H.Yüksel; Age., S: 477
17-Aydın Yalçın; “ Türkiye İktisat Tarihi “, Ankara, 1979, S: 184
18-(www.Maın-board.net)
Not: Makalemizde “Çerkes göçmenleri”nden kastımız, Osmanlı Vakıf senetleri, Resmi defter ve kayıtlarında “Çerkes Muhacirleri” olarak belirtildiğindendir. Biz de kaynağı temel alarak “Çerkes Göçmenleri” şekliyle yazımızda kullandık. Oysa Çerkesya halkı, Çarlık Rusyası’nın soykırım tazyiki ile sürgün edilmiş ve Balkanlara gelmiş bulunan Çerkes sürgünleri de 2.sürgün ile Bursa ve çevresinde ki illere dağıtılmışlardır.
Mahmut bey beni bir kez daha şaşırttınız.Doğma büyüme BURSA lı olan (esasen DÜZCE li vede kendimce epey ) çerkez olan biriyim.Bu konuyu ilk senden öğrendim.Valla söyleyecek söz bulamıyorum.teşekkürler ÖMER ÖZEN
07 Ekim 2012 Pazar Saat 04:43Sayın Mahmut Bi,
sizleri aramizda görmekten gerçekten cok mutlu olduk. Birikiminizle ve kaleminizle Cerkes halkının aydınlanma sürecine büyük katkınızın olacagına inaniyorum.
Hoşgeldiniz
sayın Mahmut Bi, sizin gibi kültür emekçisi değerli bir büyüğümüzü cherkessia.net sayfalarında görmekten çok mutlu oldum.
Yazılarınızı ilgiyle takip edeceğim. saygılarımla.
