

Ankara’da sayın Yusuf Taymaz ile kısa bir görüşmemiz oldu. Taymaz bu kısa zaman içerisinde bana, Çerkeslerin sadece Adiğeler olup olmadığını sordu. Çerkesya net internet sitesinin Türkiye’de Çerkes Sivil Toplum Kuruluşlarında mevcut Adiğe-Abaza birlikteliğini yıkmaya çalıştığını ifade edip bu site ile birlikte olup olmadığımı sordu. Vaktimiz yetersiz, ortam da uygun olmadığı için kendisi ile bu konuları yeterince konuşamadık. Bu iddiaların salt Yusuf Taymaz’ın görüşü olmadığını, onun gibi düşünen başkalarının da olduğunu bildiğim için bu soruların yanıtını burada verme gereği duydum.
Birinci soruya cevabım, evet Çerkes sadece Adiğelerdir. Bu isim tarih boyunca genellikle Adiğeler için kullanılmış, sadece Adiğeler tarafından kabul görmüştür. Türkiye’de veya Kafkasya’da gördüğü her kalpaklıyı Çerkes sanan birileri olmuş olabilir ancak bu gerçeği değiştirecek değildir. Günümüz Kuzey Kafkasyasında Çerkes ismini Adiğelerden başka kabul edecek bir tek kişi bulamazsınız. Türkiye’de de durum farklı değildir. Türkiye’de Çerkes ismine itiraz etmeyecek Asetin, Abaza ve Karaçayların olduğunu biliyorum ancak bunlar kaideyi bozmayacak olan istisnalardır.
Adiğeler ve Abazalar, birbirleriyle ancak üçüncü bir halkın diliyle(Türkçe veya Rusça) anlaşabilen iki ayrı ulustur. Üstüne üstlük, Türkiye’de yaşayan Adiğelerin Rusya’daki Abazalarla veya Rusya’daki Abazaların Türkiyeli Adiğelerle ortak bir dilleri de yoktur.
Adiğeler ve Abazalar varlıklarını koruyabilmek için uluslaşma yolunda sürekli ilerleme kaydetmek zorundadır. Tek dernek çatısı altında iki ulusun sorunlarını çözmenin imkanı yoktur. Her iki halk, kendi adlarını taşıyan sivil toplum örgütlerini oluşturmalı, anavatanları ile çok sıkı ilişkiler içine girmeli, tüm güçleri ile uluslaşmak için çalışmalıdır. Karma derneklerle bu işin olmadığını ve olmayacağını yarım asırlık tecrübe göstermiştir.Yanlışta ısrara gerek olmadığını düşünüyorum. Adiğeler ve Abazaların kendi sivil toplum kuruluşlarını oluşturmaları etnik temelde ayrışmaları, bir daha görüşmemek üzere ayrılmaları demek değildir. Ne kadar ortak yapılabilecek iş varsa o kadar birliktelik şarttır.
Her iki halkın ayrı derneklerde örgütlenmelerinin yalnızlığa ve güç kaybına yol açacağını söylemek doğru değildir. Bu sorunun tabana yönelik daha yoğun çalışmalarla aşılabileceğini düşünüyorum. Birbirine yaslanarak ayakta kalmaya çalışmak yerine her birinin kendi ayakları üzerinde durmayı başarması daha önemlidir.
Adiğeler ve Abazalar evlendiklerinde baba evinden ayrılıp ayrı evler kuran kardeşler gibi ayrılıp kendi evlerini kurmalı ve kendi işlerine yoğunlaşmalıdır. İhtiyaç olduğunda yine kardeşler gibi birbirlerinin yardımına koşmalıdır.
Bunlar şahsi görüşlerim olup Çerkesya net adına konuşmuyorum. Söz konusu sitede konuyla ilgili bugüne değin dile getirilen görüşlerin de temelde çok farklı olmadığını düşünüyorum.
Kendileri de Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşlarından gelmiş olan site kadrosunun bu ülkedeki kuruluşlarımıza zarar verebilecek bir tutum ve davranış içinde olabileceklerini aklımın köşesinden bile geçirmiyorum.Bir ulusal hareketin içinde ayrı görüşlerde kişi ve grupların olmasının doğal olduğuna, görüş farklılıklarını koruyarak ortak programlarda anlaşabilen birlikteliklerle ileriye doğru yürüyebileceğimize inanıyorum.
derneklerde sadece haluj yiyip folklormu oynanıyor sanıyorsunuz anlamadım dernekler olmasa bu mucadeleler nerden başlıyacaktı ..sakarya kafkasdernegi 7 günün 5 günü dolu cumartesi pazar folklor carşamba akardiyon salı perşembe adıge abhaz dil kursu ve bunun yanında adıgede ve abhazyada kutlanan tüm milli ulusal günler (cerkez giysileri yazarlar ölüm ve dogum günü kutlamaları bayrak günü vs ) ARTI KOCEELİ KAFKAS DERNEGİ BUNA İLAVETEN RUSCA DİL KIRSUDA ACTI akbalıktaki organize ..evet bunlar yetrmi bizim gücümüz ve aklımız buna eriyor buyrun gelin bize mihmandarlık yapın ögretin neler yapabilir yapmazsak ozaman görürsünüz böyle sayfalarda yazarak da olmuyor .neler yaptıgımız allahta gercek yurtseverlerde biliyor ..bu işe gönül verenler günde enaz 2 saat zamanlarını yıldada enaz 2.3 bin dolarını harcıyor ..palavra diyenler buyursunlar ..
12 Kasım 2011 Cumartesi Saat 09:43Türkiyede yaşayan bir ''kafkasyalının'' eğer yeniden anavatanda uluslaşma gibi bir sorunu yoksa; geriye bir tek amacı kalır. Kendisine fazla sorumluluk ve yükümlülükler getirmeyen, nostaljik özlemlerini giderirken, aidiyet duygularını da tatmin edecek bir dernekte olmak yeterli olur. Öyle bir derneğin üyesinin NETELİĞİ değil, NİCELİĞİ önemlidir.
Bu yapıdaki bir derneğe birey; küçük, günlük çıkarlar için gelir. O nedenle oradakilerin adığe, abhaz, çeçen, asetin, karaçay, balkar vs olması önemli değildir.
Ama hiç olmazsa bu halkların kimliklerine saygı gösterseler de onları keşke ÇERKESLEŞTİRMEYE kalkmasalar. Diğer taraftan binlerce yıllık ÇERKES (ADIĞE) halkının adıyla da oynamasalar. Her halk kendi kimliğiyle bir arada olup güzel güzel ''halujj'' yiyip, ''çeçen oynayıp'' yaşayıp gitseler daha hayırlı olur.
Böylece halklarının ulusal varolma mücadelelerine bir katkıları olmayacaksa bile, zarar vermiş olmazlar.
cerkez denince tüm türkiyede adazarı-düzce- izmit hariç akla adıge- abhaz -abaza- cecen- oset gelirdi ve bu yakın zamana kadar cerkezya. net tarafındanda cerkez diye bir şey yok, adıge var. cerkez ruslar ve osmanlı tarafından bizlere takılan bir isimdi denirdi. bu hepimizce malum sonra ne olduysa taktik degişti ve adıge = cerkez söylemi cıktı bu belli üst güçlerin dost görünerek bazı iyiniyetli dostlarımıza verdigi taktikti ve başarı gördü dernekler bi zamana mahsus cerkez adını aldı ve yarınları adıge olacaktır ve benim şahsen itirazım yoktur ..şimdi allah aşkına coluk cocugunuzun yüzüsuyu hürmetine soruyorum bu ortamda ben gercekten abhazları seviyom diyen adıge gördünüz mü yada adıgeleri seviyom diyen abhaz. müstesnalar hariç .inanın bu surec devam ederse yakında cok uzaklaşacagız ve bizim birbirimize olan düşmanlıgımız hiç bir şeye benzemez ..ben sadece yüksek sesle düşündüm gerisi siz kamu oyuna kalmış birşey ha bu yazım yayınlanır mı bilmiyorum ve sanmıyorum...
03 Kasım 2011 Perşembe Saat 17:04