Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hapi Cevdet Yıldız
Adıge Özerkliğinin 90. Yılında Durum - 1
06 Şubat 2012 Pazartesi Saat 00:59

 Bundan 90 yıl önce, 1922 yılında, Rusya’da, Çerkeslerin yaşadığı dört değişik yörede 4 ayrı özerk yönetim birimi kurulmuştu: Karaçay- Çerkes Özerk Oblastı (12 Ocak 1922), Kabardey- Balkar Özerk Oblastı (16 Ocak 1922), Adıge Özerk Oblastı (27 Temmuz 1922) ve Şapsığ Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (4 Eylül 1922).

İlk üç özerk oblast, daha sonra cumhuriyetlere, Şapsığ Cumhuriyeti de, statü indirimiyle, 1924’te ulusal rayona (özerk ilçe yönetimine) dönüştürülmüş, ardından, sözkonusu  Şapsığ rayonu 1945’te  sessizce kaldırılmıştı.

Rusya tarihinde benzeri ‘ödüllendirme’ ve cezalandırma örnekleri  çoktur.

Genel anlamda, Sovyet yönetimi üzerine, Rusya’da yaşayan ve toprak sahibi olan ulus ve milliyetlere cumhuriyet ya da kendi  özerk yönetim birimlerini oluşturma olanakları sağlanmıştı: birlik cumhuriyeti, özerk cumhuriyet, özerk oblast (il), ulusal okrug (sancak) ve ulusal rayon (ilçe)  biçimlerinde değişik birimler oluşmuştu.

Sovyetlerde iki değişik statüde  cumhuriyet vardı: birlik cumhuriyeti ve özerk cumhuriyet.

Birlik cumhuriyeti, egemenlik (bağımsızlık) hakkı olan, birliğe kurucu ve eşit haklı üye olarak katılmış olan devlet idi: Rus SFSC, Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan, vb  birer birlik cumhuriyeti idiler. Bu cumhuriyetler (15 cumhuriyet), Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılması üzerine bağımsız devletlere dönüştüler.

Özerk cumhuriyet ise, bir birlik cumhuriyeti sınırları  içinde yer almış olan, bu nedenle de egemenlik (bağımsızlık) hakkı bulunmayan devlet idi, yine de kendi anayasası ve içişlerinde özerkliği vardı. Rus SFSC’ne bağlı Dağıstan, Tataristan, Başkırt, Kırgız adlı özerk cumhuriyetler kurulmuştu.

1936 yılı anayasa düzenlemesi sonucu, statü yükseltmesiyle, bazı özerk cumhuriyetler birlik cumhuriyeti yapıldı. Söz gelişi Kazak, Kırgız ve Tacik  birlik cumhuriyetleri  kurulmuş, bazı özerk oblastlar da (özerk iller de) özerk cumhuriyetlere dönüştürülmüşlerdi.

Bu bağlamda, Kuzey Kafkasya’daki Çeçen- İnguş, Kuzey Oset ve Kabardey-Balkar özerk oblastları da birer özerk cumhuriyet yapıldılar.

Bu arada  Adıge Özerk Oblastı da ödüllendirildi, toprakları genişletildi, başkent Krasnodar’dan Maykop’a taşındı ve  Maykop gibi kalıcı bir başkenti oldu.

Şapsığ rayonunda, rayon  sınırları ve idari merkezi ile oynanıyor, rayon hırpalanıyordu. İdari merkez, ilkin Tuapse’den Krasnoaleksandrovski –II’ ye (Kalej köyü), ardından kıyıdaki Sovet Kvace köyüne, daha sonra da Lazarevsk beldesine (Psışşuape) taşındı.

Makalemizde bu gibi  konulardan çok, etnik bağlamda, Çerkeslerin   tarihsel ve güncel  sorunlara değinmek istiyoruz.

Yazımıza, önceliklikli olarak, en küçük Çerkes/Adıge birimi olan Şapsığ’dan başlamak istiyoruz. Çünkü Şapsığ’da durum öteki yörelerde olduğu gibi oturmuş  bir sisteme kavuşmuş değil.

***

Şapsığ’ın arka odası

Şapsığ Cumhuriyeti, yukarıda değindiğimiz gibi, ömürlü olamadı. Kubanlı Ruslar, özellikle Kazaklar, Şapsığ Cumhuriyeti’ni tepkiyle karşılamışlardı.

İki yıl sonra, Şapsığ Cumhuriyeti  topraklarının  bir bölümü üzerinde, 23 Eylül 1924’te Moskova onaylı  bir  ulusal rayon kuruldu, ancak aynı  rayon 24 Mayıs 1945’te (fiilen 1943’te)  kaldırıldı.  

Özerkliğe son verilmesi, daha doğrusu Şapsığların  cezalandırılmaları  ile yetinilmemiş, uzun süre, Gorbaçov’un reformlarına değin, Şapsığ Ulusal Rayonu  konusunda  sansür ve yayın yasağı uygulanmıştı.

Belirtelim, tarihsel ve politik anlamda ‘Şapsığ’ın arka odasını’  hâlâ tam öğrenebilmiş de değiliz.

Şapsığ Cumhuriyeti’nin başkenti Tuapse'ydi, toprakları, Soçi kenti de dahil olmak üzere Abhazya’ya değin Karadeniz kıyıları ve Karadeniz ili (guberniya)  sınırları boyunca uzanıyordu.

 

 

                            Temsili Şapsığ köyü (müze)

 

Şapsığ sorunu

Şapsığlar konusu, aslında başlı başına bir trajedidir. Şapsığlar, 19’uncu yüzyılda, 300 ile 420 bin arasında tahmin edilen büyük nüfuslarıyla ciddiye alınan bir Çerkes/Adıge topluluğu idiler.

Toplu ve kararlı direnişleri nedeniyle Şapsığ toprağı, tarih boyunca saldırganları caydırmayı ve özgür  kalmayı başarmıştı.

Kuzeyde Kuban Irmağı boylarından ve şimdiki Krasnodar kentinin bulunduğu yerden, güneyde Karadeniz’e dökülen Şahe Irmağına değin uzanan geniş bir alan Şapsığ yerleşim alanıydı. Şapsığ, soylu (pşı,feodal) egemenliğinin ve kölelik kurumunun bulunmadığı ya da kaldırıldığı antifeodal, özgür ve demokratik bir yöreydi. Şapsığ’a sığınan kölelerin ve zor durumdaki insanların özgürleştiği  ve koruma elde ettiği anlatılır.  

Şapsığ topluluğu, 1864 yılının soykırım, etnik temizlik ve toplu sürgün politikalarının kurbanı (ve de artığı) olan ana Çerkes topluluklarından biridir.

Toplu sürgün, günümüzde, soykırım ve etnik temizlik suçları gibi, uluslar arası hukuka göre yasaklanmış olan  ve insanlığa karşı işlenmiş olan suçlardandır. Uluslar arası hukuka göre, toplu sürgün suçunun da zamanaşımı  yoktur.

Önceki dönem Türk yönetimlerinin de, insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamına giren değişik uygulamaları olmuştur. Yönetimin, 1990’lardaki köy boşaltmaları ve  yargısız infazlar gibi suçlar  nedeniyle sorunları vardır. Bu suçlar son yıllarda yargı karşısına çıkarılmaya başlanmıştır. Çok sayıda suç dosyası hazırlanmış  bulunuyor. Türkiye yönetimine AHİM’den de ağır  tazminat cezaları yağmakta ve tazminatlar ödenmektedir.

Rusya’nın durumu da iyi değil.

Sırbistan yönetimi ve Bosnalı Sırp sorumlular, Bosna’da Müslüman ve Hırvat nüfusa karşı işlenmiş olan suçlar, Kosova’da da Arnavut nüfusa uygulanan sistemli etnik temizlik ve toplu  sürgünler  nedeniyle  La Haye Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak  yargılanıyorlar.

Eskisi gibi katillere artık uluslar arası tolerans ve koruma yok. Türkiye'de de darbeciler ve darbe tezgâhlayıcıları yargı önünde, ancak darbeci bürokratik güçlerin engellemeleri var, bu engellemeler nedeniyle politik cinayetlerin failleri ‘bulunamıyor’ ve suç kanıtları gizleniyor ya da karartılıyor. Örneğin Hrant Dink cinayeti bunun son örneği. Savcı,"Cinayet, örgüt işi,  kanıtları dosyada"  diyor, mahkeme başkanı ise "dosyada kanıt yok, ne yapayım?" diyor,  tahliye kararı veriyor. Tuapse’deki Rus yargıçları anımsatıyor. Demek demokratik süreçlerde gidilecek, alınacak daha epeyi mesafe var! 

***

1864 yılı olayları

1864 yılı öncesinde Şapsığ, Rus- Çerkes Savaşı’nın merkezinde yer alıyordu. Savaş, Şapsığların  savaştan çekilmeleri ve Türkiye’ye göçü başlatmaları ile sona ermişti (1863 yılı sonbaharı).  

Süreç; Şapsığ ve diğer Çerkes topluluklarının (Natuhay, Abzah, Vıbıh, vb) toplu halde anayurtlarından sürülmeleriyle tamamlandı. Çerkeslerin çok az bir bölümü, kıyıdan hayli uzak bir iç yöre olan  Kuban düzlüklerine aktarılmış, ana kitle, büyük çoğunluk ise, asker denetiminde kıyıda gemilere bindirilmiş ve Türkiye’ye gönderilmişti.

Uygulama,  soykırım, etnik temizlik ve toplu sürgün suçlarının üçünü de  içeriyordu. Bu suçlar, zaman aşımına uğramayan suçlardandır.

Günümüzün Karadeniz kıyısı Şapsığları, 1864 yılı sonrasında  dağlarda direnişlerini sürdürenlerin  ya da önce Kuban boylarına sürülen, ardından  kıyıya, Kıyıboyu Şapsığ’a  geri dönüş yapmış olan Çerkeslerin torunlarıdır.

Dönüş ya da Şapsığ’a yeniden yerleşme, Rus makamlarıyla (Tiflis’teki genel valilikle) anlaşmalar yapılması ya da dönüş için izinler  alınması yoluyla  gerçekleşmişti (Bir  geriye dönüş ve direniş örneği için bkz. Nıbe Zayır, ‘Bir Köyün Tarihi’, Cherkessia.net, Adigehaber).

Sonuç olarak, 1860’larda, insancıl bir ileri kültürü bulunan ve uygar bir köylü toplumu olan Adıge/Çerkes ulusu, soykırım ve ülkesinden sürülme sonucu yok olmanın eşiğine gelmişti.

Yok olmanın eşiğine gelmişti diyoruz, çünkü Çerkesya toprağı, yüzde 95 oranında (sonrasında daha da fazla oranda)  boşaltılmış, ulusun bütünlüğü yok edilmiş ve ulus dış diyarlara sürülerek dağıtılmış, Çerkeslerden boşaltılan yerlere de Rus göçmenler yerleştirilmişti.

Dış dünyanın umursamazlığından yüz bulan Ruslar, 1860’larda Kuban ve Laba ırmakları düzlüklerine yerleştirmiş oldukları Adıge- Çerkeslerin de çoğunu, 1880’li yıllarda yeniden Türkiye’ye göçe zorladılar, Çerkeslerden alınan (gaspedilen) toprakları da  Rus yerleşimcilere tahsis ettiler.

Her iki uygulama da, günümüz hukukuna göre, insanlığa karşı işlenmiş olan uluslar arası  suçlar  kapsamına giriyor.

Bugün için, artık, sağlam uluslar arası hukuki dayanaklarımız  (tutamaklarımız) doğmuş bulunuyor. Haklıyız.

Sonuç olarak, bir bölgenin halkını sürmek gibi, o bölgeye başka bir halktan olan insanları getirip yerleştirmek de suçtur ve uluslar arası suçlar kapsamına girmektedir.

Bu bağlamda Gönen ve Manyas'tan yaptırılan 1922- 1923 yılı Çerkes sürgünleri, 1923 Rum- Müslüman Ahali Mübadelesi, Ermeni ve Rumların  toplu halde kovulmaları gibi politikalar, Bulgaristan’ın Müslüman nüfusu sürme politikları da uluslar arası hukuka göre uluslar arası suçlar kapsamına giriyor.

Yineleyelim, bu türden  suçların  zamanaşımı yoktur.

***

Şapsığ nüfusu artmış mıdır?

Geçmişteki direnişleri nedeniyle olmalı, Ruslar, Şapsığlara karşı  mesafeli duruyorlar. Rakamlardaki oynamalar, Şapsığ sayısını düşük göstermeler, Şapsığ  nüfusunu  bölme ve  parçalama politikaları bunu kanıtlıyor. Başka kanıtlar aramaya gerek yok.

Şapsığların Adıge Khase örgütü ilk başkanı T’eşu Murdin, “Şapsığ Ulusal Rayonu, Karadeniz kıyısında yer alıyor  ve Rusya’nın geleceği için  bir ‘tehlike oluşturuyor, olması gibisine gerekçelerle, yani stratejik nedenlerle  kaldırılmıştır. İkinci Dünya Savaşı koşulları içinde Ruslar, Karadeniz kıyılarının stratejik önemini anlamış oldular ” demişti bana

1990'da, bunu  yayınlamıştım, ama bizden birilerinin  ilgisini çekmiş miydi, bilmiyorum.

O sıralar sanal bir dönüş düşünün pembe bulutları göklerde uçuşmaktaydı: Çerkesler, artık  anayurtta ‘toplanacaklar’, Nart yaşamı gibisine masalsı güzel  günler geri gelecekti. Ancak  değirmenin suyu nereden gelecekti?  Kimselerin o tür şeylerle ilgilenmek gibi bir derdi yoktu…

Şapsığ, gerçekten stratejik bir yöre. Ruslar, üstün güçlerine karşın, 1863 yılı sonlarına değin Şapsığ kıyılarında tutunamamış, sürekli  başarısızlığa uğramışlardı. Çükü ölümüne bir direniş sürüyordu.

***

Ruslara göre, günümüzde, Karadeniz kıyısında, yani Şapsığ’da, 24 yerleşim biriminde yaşayan Şapsığ sayısı 4 bin bile değil: 2002’de 3,231, 2010’da da 3,882.

Yalan!

Bilmeyen biri, verilen bu  iki rakamı karşılaştırıp, “Şapsığ nüfusu 8 yılda 651 kişi  ya da yüzde 20 oranında ‘artmış’, daha ne bekleniyordu ki? ”  diyebilir. Oysa, gerçek hiç de öyle değil, ortada sıradan değil, çok  ustalıklı bir dezenformasyon, bir ali cengiz oyunu var.

İşte biz bu oyunu  deşifre etmeye çalışacağız. Önce soralım, söz konusu bu  ali cengiz oyunu sürdürülebilir mi?..

Böylesine bilinçsiz,  başsız, vurdum duymaz ve bilime önem vermez olduğumuz, kendimizi dış dünyaya kapalı tuttuğumuz sürece, elbette sürdürülebilir...

Çünkü, Rusya’nın mükemmel servisleri, düşünce üretme merkezleri ve toplum mühendisleri var. Peki bizim, haklı olma dışında neyimiz var?..

***

Rakamlar ve rakamlarla oynamalar

Önce resmi rakamlara bir bakalım, ardından bir karşılaştırma yapalım:

2002 yılı Rusya Federasyonu (RF) resmi nüfus sayımı rakamlarına göre, RF’deki toplam Şapsığ nüfusu 3,231 (2010 yılı sayımı kesin sonuçları  elimizde değil). 

2002 yılı  nüfus sayımına göre, Soçi’de toplam 4,845 Adıge/ Adıgeler (2,366 Şapsığ + 2,126 Adıge), Tuapse rayonunda da toplam 3,522 Adıge/ Adıgeler (2,661 Adıge+ 741 Şapsığ+ 107 Çerkes)  nüfusu bulunuyor. Buna göre, Soçi ve Tuapse’deki Adıgelerin  toplam nüfusu   8,367’dir (bkz. ‘Сочи’ ve ‘Туапси́нский райо́н’ – Википедия).

Peki, Şapsığlar konusunda gerçek sayı, doğru rakam 3,231 rakamı değil de  8,367 sayısı olabilir mi? Yoksa ikisi de gerçek dışı olabilir mi?..Biz resmi rakamlar üzerinde duruyoruz. Ortada kocaman bir dezenformasyon, yanlış bilgilendirme var.

Yanlışı bilgilendirme durumunu kanıtlayalım:

Rus resmi sayım listesine göre, yukarıda sunulduğu gibi, Tuapse rayonunda toplam  3,522  ‘Adıge/ Adıgeler’ sayısı var, bunun  741’i de Şapsığ  (Adıgeler toplamının yüzde 21'i).

Burada da kocaman bir yalan var.

Peki, bu 3,522  Adıgeler toplamının yüzde 79’u ya da 2,768 kişisi, söz gelişi Kabardey, Bjeduğ, K’emguy ya da Besleney gibi  Şapsığ olmayan bir  nüfus kategorisinden  olabilir mi? Ya da Tuapse’de Şapsığ olmayan  bir Adıge (Çerkes)  nüfus grubu da var mıdır? Kesinlikle yok...

Çok bilmiş birilerimiz, “Ne olmuş yani, ‘Şapsığ da Adıge/ Çerkes değil mi, Adıge ya da Çerkes diye yazılmışsa ne değişir,  ne fark eder ki?” diyebilir. Ancak iş  o kadar da kaba, basit ve masumane de değil.

Ortada bir iyi niyet, bir etnik  birleştirme,  Şapsığları  Adıge (ya da Çerkes) adı altında bir araya getirme, bütünleştirme  gibi  bir düşünce yok, tam tersine bir  ayrıştırma, etnik bölme, parçalama ve  Şapsığ’ı etkisizleştirme politikası var.

Şapsığların hepsi  Adıge ya da  Çerkes diye yazılsaydı ‘anlardık’, sorunu bu denli kurcalamaz, bir bütünleştirme var, sayı yükselmiş, 3,2 bin  değil, en azından 9 - 10 bin gibi, yani üç dört misli bir nüfus  artışı konmuş der geçerdik, Şapsığ’a da moral kazandırırdı bu. Sorun, Adıge adı çerçevesinde  sürüp giderdi. Örnekleri  var bu gibi uygulamaların da. Söz gelişi Nogayların bir bölümü  Karaçay- Çerkes’te, bir bölümü de Dağıstan’da tanınmış, Nogayca her iki yerde de resmi dil. 

Adıgelerin çoğunluğu Adıgey’de ise, bir bölümü de Şapsığ’da der, kötüye yormazdık. Ama durum öyle değil.

Rus, bilinçli bir biçimde, tek bir yöre halkını parçalama yoluyla, hak sahibi kitlenin (Şapsığların)  sayısını düşürmeye ve  sorunu bastırmaya   çalışıyor. Rus'un işbirlikçileri de olmalı.  3 bin sayısı önemsiz, ama 10 bin sayısı  önemli, çünkü o sayıda rayonu olan,  dili de resmi diller arasına alınmış  topluluklar  var. Örneğin, Dağıstan'daki Tsahur topluluğunun nüfusu 2002'de 8,168 idi, yani Şapsığ’daki Adıge- Şapsığ- Çerkes   sayısından (8,367’den)  azdı. Buna karşın Tsahur dili Dağıstan'da  resmi dil.

Ruslar, Şapsığ   sayısını 3,2 bin olarak bildiriyorlar, çünkü “Şapsığ  denen topluluk, nihayetinde 3 bin, bilemedin 4 binlik bir topluluk, bizi böylesine eften püften şeylerle  meşgul etmeyin” demeye getiyorlar.  

Rus, “hem suçlu, hem güçlü!” ...

Ama Şapsığ gibi  küçücük bir yörede, ‘o eften püften’ ulusu 3’e böldüklerini,  o nüfusu Adıge, Şapsığ ve Çerkes adları altında üç parçaya  ayrıştırıp küçülttüklerini, oyun üzerine oyun tezgâhladıklarını  söylemiyorlar.

Bizler de bunu görmüyor, sanal 'büyük politikalar' ve sanal ‘birleştirmeler’ peşinden koşuyor, ‘hayal denizinde kulaç atıyor’, ancak eleştirel/ analitik düşünmüyoruz.

Rusya neden gerçekleri değiştiriyor? Niye bu gibi çirkin oyunlara yelteniyor? Niye ırkçı, niy faşist?..

Amacımız bu gibi sorulara yanıt bulmaya çalışmak!

***

Şapsığ’daki gerçek durum

Soçi ve Tuapse’de  ‘Adıge’ (4,787) ve ‘Çerkes’ (107) adları altında kütüğe yazılmış 4,894 gibi bir nüfus bulunduğunu belirtmiştik. Bu nüfusun hepsi Şapsığ bölgesi kökenli Adıge/Çerkes. Şapsığ’ı, resmi adı olan Şapsığ diye değil de, değişik adlar  kullanmanın ve  parçalamanın  nedeni ne  olabilir?

Bizim sanal birleştiriciler, oyunu algılayamıyor, bu gibi yollarla Adıge- Çerkeslerin birliğinin ‘sağlanabileceğini’ sanıyorlar. Ama Kabardeyler bunu  ciddiye almadılar.  Ruslar, bu insanların bir kısmını Şapsığ değil de, Adıge ve Çerkes gibi ilâve adlarla yazdırdılar. Bununla  neyi amaçlıyor  olabilirler?  O konuda bir şey  söylemiyorlar ama “Görünen köy kılavuz istemiyor”. 

Bir halkı değişik adlar altında parçalamanın doğru ya da haklı bir yanı, haklı bir açıklaması olabilir mi? Örneğin, bir ulusa değişik adlar verilebilir, veriliyor da, ama bir ulus nüfusunun   değişik adlar altında taksim edilmesi olayı ayrı şeydir. Macar'a Magyar, Hungarian ve  Vengri de denebiliyor. Ama 10 milyonluk  Macaristan nüfusunu, 3 milyon Macar, 2 milyon Magyar ve 5 milyon da Hungarian ve Vengri  biçimlerinde bölebilir miyiz? Doğru olur mu böyle bir şey? Buna hakkımız olabilir mi?..

Kafaları karıştırmamak için öncelikle şu noktayı vurgulayalım: RF’de Adıgeler (Çerkesler), 4 etnik yörede (region'da) 4 ayrı ulus adıyla tescil edilmiş bulunuyorlar. Bu bir gerçek, resmi bir isimlendirme ve bunu –şimdilik- değiştirebilecek durumda değiliz. Biz, resmi kavramlar üzerinden bir değerlendirmede bulunuyoruz. Bu 4 ad, yöresel  ve kalıcılaşmış adlar ve  şunlar: 1. Şapsığ, 2. Adıge, 3. Çerkes, 4. Kabardey.

Örneğin, RF’de Kabardey dendiğinde Kabardey- Balkar Cumhuriyeti’nin  etnik Adıge topluluğu, Şapsığ denildiğinde de Soçi ve Tuapse'deki etnik Adıge topluluğu (ya da kasti parçalanmışlık nedeniyle, o yerdeki Adıgeler içindeki  ‘Şapsığ  azınlığı’, yani o yerdeki nüfusun yüzde 38’i) anlaşılır.

RF'deki resmi sistem böyle. Her bir ad kendi yöresi  içinde geçerli ve hak sahibi, o sınırlar dışında ise, basit bir azınlık, etnik  hak sahibi değil. Soçi ve Tuapse yöreleri Adıge- Çerkesleri, politik yöre adlarıyla Şapsığ’dırlar ve sadece Şapsığ sayıldıkları sürece   politik  haklarını  kullanabiliyorlar. Bu adı ve bu hakkı geçersiz kılmanın makul  bir açıklaması olabilir mi? 

Rus, Şapsığ nüfusunu değişik adlar  altında kısımlara ayırarak, parçalayarak, Soçi ve Tuapse'den, öz anayurdundan silmek, tanınmış haklarını işlevsiz kılmak, Şapsığları sıradan, basit bir azınlığa, daha küçücük bir topluluğa dönüştürmek ya da Şapsığ’dan tümüyle silmek istiyor. Gerçek niyet bu.

Adıgeler açısından 4’e bölünmüşlük var. Bu ayrı bir konu. Ama Şapsığ’daki  sorun ise, bu 4 parçadan, birimden  biri olan Şapsığları, ayrıca  3’e bölme sorunudur. Bunu sadece Şapsığlara yaptılar. Adıgey, Karaçay- Çerkes ve Kabardey- Balkar’da böyle bir şey yok.

Bu ince ayırımı bilmemiz, ayırt etmemiz  gerekiyor.

Yani bu iki yörede – Soçi ve Tuapse’de- bir oyun oynandığı ve  bir art niyet olduğu belli. Bu nedenle oyunu deşifre etmek gerekiyor.

***

Karşılaştıralım, Kabardey, son sayımda ve öncesinde kendini Adıge ya da Çerkes diye değil Kabardey diye yazdırdı.  Peki, Şapsığ çoğunluğu niye kendini Şapsığ diye yazdırmamış? Demek ki Şapsığ’da sorun var.   

Şapsığ, Adıge diyarının en zayıf, ama en  stratejik  halkası. Bu halka sağlamlaştırılmadan  ciddi adım atılabilir mi? Bu bakımdan   ayrıntıları   bilmemiz, uyanık olmamız  gerekiyor..

***

Şapsığ, belirttiğimiz gibi, anayasa (ve de  ilgili federal yasa ve kararlar) gereği, Krasnodar Kray’ın Soçi ve Tuapse yörelerinde tanınmış olan bir  yerli ulusal topluluğun adıdır, Şapsığ’ın tarihsel bir arka odası da var. Şapsığ, korunması  gereken bir topluluk,  Şapsığ’ı ve onun doğal yaşamını korumanın kabilecilikle, kabile bağlantısı ile hiçbir ilgisi yok, bu bir varolma sorunu, tamamen siyasal bir sorundur bu. Federal merkez  Şapsığ’ı kabul etmiş, Şapsığ’a hak ve kimlik vermiş. Buna herkes saygı göstermeli. Engel, Krasnodar Kray yönetiminden ve bu yönetimin Moskova'daki ve Şapsığ’daki aşrı unsurlarından, işbirlikçilerden ve cahillerden  geliyor.

Bir birleştirme projesi uygulanacaksa, bunu, yeterli bir bilinçlendirme çalışması yapmadan ezilen Şapsığ toplumuna dayatmak, insafsızlık olmamış mıdır? Dayatma bizim sorumluluğumuz. Bu gibi konularda , öncelikli görev ve uyanık olmak, elbette  Çaçuh Mecid’e ve onun başında olduğu örgüte, Adıge Khase’ye  düşer, diğer örgütler de sorunu  takibe almalılar.

Şapsığ, dediğimiz gibi, bir etnik yöre adı, 1922’de cumhuriyet, 1924- 1945 yılları arasında da ulusal rayon idi. Tıpkı Kabardey'in, Adıgey’in, Oset ve Çeçenya’nın da birer etnik  yöre oldukları gibi. Bu da Şapsığ’ın  arka odası, geçmişi.

Tarihi kimse yok edemez.

***

Çirkin davranışlar

RF iktidarı, federal anayasa gereği, etnik ad taşıyan küçük yerli topluluklara bazı haklar, öncelikler, maddi ve kültürel yardımlar sağlıyor ve anayasal statüler de tanıyor.  Örneğin, Abazin, Nogay, Rutul, Agul ve Tsahur  gibi küçük  topluluklar  bu tür haklardan yararlanıyorlar, kendi ulusal rayonları var, dilleri de RF’deki resmi diller arasında. 

Ancak Şapsığlar, öylesine haklardan yararlandırılmıyorlar. Niye? Şapsığlar konusunda RF anayasası hükümleri  uygulanmıyor. Bu çifte standart niye? Şapsığ adı yerine, ilâve Adıge ve Çerkes adlarına neden  başvuruluyor, Şapsığ kobay ya da deneme tahtası mı? Küçücük bir  ulus, bir yerli topluluk niye 3’e bölünmüş, niye güçten düşürülmek ve  etkisizleştirilmek isteniyor? Bu Şapsığ karşıtlığı nereden ya da nerelerden kaynaklanıyor?

Bu gibi konular üzerinde durulmalı. 

Bölünmenin sorumluları olmalı, bu sorumlular kimler? Sorumlular, elbette ki, ırkçı ve faşist Ruslar ve onları lânetlenesi  işbirlikçileri olabilirler...

***

Rus yargısı bu bölünmüşlükten memnun olmalı, dalga mı geçiyor ne, “Federal yasaya göre, Şapsığ’ın Tuapse’de hakkı var, ama  Tuapse kentinde, sayımda kendini  Şapsığ  diye yazdırmış kimse yok ki” diyor. Tuapse’de Şapsığ ‘yokmuş’. Bu tür ayak oyunlarını  iyi biliriz. Irkçı ABD yönetimi döneminde, adını seçmen kütüğüne yazdırmak isteyen zenciye, ‘Hadi, önce anayasayı ezbere oku da bir bakalım’ diyor, okuyamayınca da, ‘ anayasayı öğren, iyi bir yurttaş olup  öyle gel’ diye kara deriliyi defediyorlardı.

Tuapse’deki Rus yargıç ya da ırkçı bürokrat, Tuapse'de Şapsığların yaşadığını  bilmez mi hiç? Bilmiyorsa, yargıcın araştırma yapma, öğrenme ve karar alma yetkisi var, ama yargıç, en başta  dürüst  biri olmalı, bütün sorun bu.

Yargının ve yargıcın görevi, ırk, dil, milliyet ve din ayırımı yapmadan adaleti arayıp bulmak ve  uygulamak, hukuka ve insan haklarına uygun kararlar vermektir, Rus milliyetçiliği yapmak ya da sirk palyaçosu olmak değildir.

Şu durumda, Şapsığlar, kurulan onca tuzak karşısında, çok zor bir durumda bulunuyor olmalılar. Nitekim, şu sıralar, Şapsığ'da  kurs niteliğindeki  anadili öğretimi 11 okuldan kaldırılmış ve  3 okulla sınırlanmış durumda (Daha çok bilgi için bkz. 'Şapsığlar, Anadilini Yitirmeme Uğraşısında', internet).



Şapsığ’ın büyük bir diasporası var

Şapsığ sorununda ince ve hassas bir çizgi var. Örneğin, statüyü uygulatma sorunu dururken, Ruslar, olan hakları da kısıtlamanın  peşindeler.

Bunun için, sus payı olarak bazı Şapsığlara 'para verdikleri' ve birçok kişiyi  'maaşa bağladıkları' söyleniyor. Doğruysa çok çirkin bir şey bu.

Niye öyle oluyor ve Ruslar niye öyle yapıyorlar? Çünkü Şapsığlar, diğerleri ve Sibirya yerlileri  gibi, aslında  küçük bir topluluk değiller. Farklılar. Toparlanma, gelişme ve büyüme potansiyelleri var, Şapsığ’ın milyonları bulan büyük bir diasporası, arka odası var. Fark bu.

Yinelersem, Şapsığ, diğerlerinden farklı. Rus bunu biliyor ve önlemini alıyor. Ama kurgusu yalana dayanıyor, haksız.

Çalışmalarımız, bu çirkin kurguyu ve haksız politikayı deşifre etme ve bozma üzerine olmalı.

Sorun, Rus demokratlarına ve uygar dünyaya duyurulmalı. Çünkü uluslar arası düzeyde  bir dezenformasyon, yalana dayalı bir bilgilendirme olayı var. Bu nedenle  kitleleri aydınlatmak gerekiyor.

Gençlerimiz bunu, oynanan oyunu yeterince  ‘biliyorlar mı’, bundan  emin değilim. Ya da gençlerimiz birtakım sığ/ oportünist hesaplarla Şapsığları gözden çıkarmış olabilirler mi?..Böyle şey olamaz. Peki, Şapsığ’ı Şapsığ değil de Adıge ya da Çerkes diye yazdırmanın ve bu yolda çağrı üstüne çağrı yapmış olmanın, Şapsığları vurma ve bölme dışında bir getirisi ya da  yararı olmuş mudur? Bu yolla Adıgelerin birleştirilmeleri sağlanmış mıdır? Sanmam.

Peki, halim selim, kenarda duran, sessiz ve saygılı biri olan Çaçuh Mecid’in başında olduğu Adıge Khase örgütü, diğer “Adıge Khase”ler  ve “Çerkes Kongre”leri oynanan oyunların farkında mıdırlar? Farkındalarsa, ne zaman harekete geçecekler? Kıyamet gününde mi? Bizim Kaffed’imizi mi örnek alıyorlar yoksa? İşte bunu da bilemiyorum.

Bu yöneticiler Şapsığları ve Kabardeyleri, Adıge ya da Çerkes diye yazdırmak için kampanyalar açmışlardı. Kabardey uyanık, oturmuş bir devlet geleneği ve diplomasisi var, kolektif karar alıyor, düşünmeden, enine boyuna tartmadan  hareket etmiyor. Çağrılara  kulak asmadı ve kendi bildiğini okudu, Kanoko Arsen’in ve  yönetiminin direktifleri doğrultusunda hareket etti ve  kendisini Kabardey diye yazdırdı. Olan, bizim saf Şapsığ’a oldu, oltaya geldi ve kendi bindiği dalı kendi kesti.

Şapsığ’a bu ‘aklı’ kim vermiş olabilir? Kim vermişse, hesabını ondan sormak gerekir.  Sonuç, Şapsığlar ve tüm Adıgeler (Çerkesler) açısından   fiyasko olmuştur…

Genç kadrolar olmayacak şeyleri değil, olabilecek şeyleri ele almalılar. Büyük politika yapma işini de geleceğe ertelemeliler.

***

Şapsığ sayısı nedir?

Soçi ve Tuapse rayonundaki etnik Adıgeler (Adıge+ Şapsığ+ Çerkes)  toplamı ya da ‘Şapsığ sayısı’, yineleyelim, 2002 yılı resmi nüfus sayımı rakamlarına göre 4,845 + 3,522= 8,367’dir. Peki, bu 8,4 bin nüfus içinde ya da Soçi ve Tuapse’deki Adıgeler içinde, o yerin yerlisi olmayan ya da  Şapsığ olmayan bir kesim de bulunuyor olabilir mi? Örneğin bu iki yörede  Kabardey, Bjeduğ ya da  K’emguy köyleri var mıdır? Yok, var olsaydı bilirdik.

Yineyelim 8,367 sayısının hepsi Şapsığ’dır.  

Açıklayalım: Politik Adıgeler, köy toplulukları olarak Adıgey’de ve Krasnodar Kray’ın Uspensk rayonunda, politik Çerkesler de Karaçay- Çerkes Cumhuriyeti’nde  yaşıyorlar, Şapsığ’da değil. Yineyelim 8,367 nüfusun hepsi Şapsığ...  

Demek ki, ortada bir oyun var, hem de pofesyonelce tezgâhlanmış ve çok sinsi  bir oyun var…Bizler de o oyunun parçası ve figüranları olmuşuz muyuz, ne? ‘Şapsığ nüfusunun '3,2 bin' olduğunu söyleyenlerimiz bile var.

***

Peki, Tuapse’deki Şapsığ sayısı 741 midir?..

Yukarıda açıklandığı gibi, Şapsığ’daki fiili durum ve ‘gerçek’ rakamlar ile  resmi rakamlar çelişiyor. Bunun en açık örneği Tuapse rayonu (Туапси́нский райо́н) maddesinde yazılı, 1989 yılı sayımına göre, Tuapse rayonundaki Şapsığ köylerinden Psıbe’de (Псебе) 598, Aguy-Şapsığ köyünde de 1,407 Şapsığ (Adıge)  nüfusu yaşıyor. Fazlasına gerek yok. 2002 yılı resmi sayımına göreyse, Tuapse rayonundaki   Şapsığ sayısı  741.

741 sayısı, Tuapse'deki  Aguy- Şapsığ köyü nüfusunun yarısı... Öteki köyleri, Psıbe, Necıko, Ts’eps, Şhafit, Ş’oyıko (Ш1оикъу) …gibi Şapsığ köylerini ve Tuapse kentindeki Şapsığları saymıyoruz. Yani Rus, değişik adlar altında (kurnazlıklar yaparak)  Şapsığ sayısını düşürmüş.

Peki bu oyunlar karşısında oltaya gelen ya da susmayı yeğleyen kişilere  de ne demeli?..

İşbirlikçileri söz konusu etmiyoruz, onlar ulusun lânetlileri, öylelerinin yeri "Lânetliler Bahçesi"…



Bir hemşehrimiz ne diyor?

Adı bende saklı, bir hemşehrimizden, Şapsığ’daki durumu yakından bildiğinden emin olduğum ve dürüst olduğundan da  kuşku duymadığım birinden durumu sordum. Biraz da ‘mizahi’ şu yanıtı aldım: “Rusya demokratik bir ülke, seçim var. Ben ve eşim Maykop’ta ‘Yabloko’ (Elma) partisine oy attık. Aksilik bu ya, bizim sandıktan ‘Yabloko’ya hiç oy çıkmadı. Nüfus sayımlarında, Şapsığ nüfusu da, sandıktaki bizim oylarımız gibi buharlaşmış olmalı. Soçi ve Tuapse’deki Şapsığ sayısı öyle söylendiği gibi 10- 12 bin değil, çok daha fazla”.

“Oylarınız nasıl buharlaşmış?” dedim. “Sandık kurulunda sadece iki partinin gözlemcileri vardı, onlar da oyları bir güzel paylaştılar, Rusya’da Türkiye’deki gibi yargı denetimi ve adil bir seçim sistemi yok” dedi.

“Her yerde öyle mi oldu?” dedim. “Hayır, Kaliningrad, St. Petersburg, Moskova ve Vladivostok gibi gelişmiş merkez ve yörelerde demokratik muhalefet  sandığa sahip çıktı, ama geri bölgelerde sandık kapanın elinde kaldı” dedi.

Ne diyelim, ‘Allah beterinden saklasın’ diyelim…

***

Küçük topluluklara haklar tanınmış mı…

“Şapsığlar, toprak sahibi küçük bir yerli ulus, federal merkez öyle tanımış. Böyle duyuyoruz. Yeni evli Şapsığlara konut yardımı yapılıyor, köylerde de müzeler ve kültür evleri kuruluyormuş. Bu gibi konularda bir bilgin var mı?” dedim.

“Doğru. ‘Şapsığ Meclisi’ üyelerine konut yardımı yapılıyor, o gibi kişiler maaşa da bağlanmışlar. Bu yüzden olmalı sesleri çıkmıyor. Hoş, çıksa bile, ellerinden bir şey gelmez ya” dedi.

“Peki toprağın yerlisi olan küçük halklara tanınmış ayrıcalıklar, bazı anayasal haklar bulunduğu söyleniyor. Şapsığlara  tanınmış  haklar yok mu?” dedim.

“Var, dedi. - Örneğin Sibirya yerlilerine rengeyiği besleme ve rengeyiği etini satma gibi bazı ayrıcalıklar tanınıyor. Fındık ve kestane benzeri yerel ürünleri yetiştirmeleri koşuluyla Şapsığlara da bayır yerlerde arazi tahsisleri yapılabiliyor”.

“Peki, modern tarım işletmelerine destek ve sübvansiyon yok mu?” dedim.

“Yok, dedi hemşehrim. - Örneğin, Maykop’un 40 km güneyinde, Hımışk’ey (Hamışk’ey) denen güzel manzaralı bir yörede verimli tarım toprakları da var, bir hemşehrimiz genişçe bir araziye havuç ekti ve büyük bir ürün  elde etti. Havucu Maykop’a getirdi, ama Maykop pazarı küçük geldi, getirdiği ürünün çoğu elinde kaldı. 200 km kuzeybatıdaki Krasnodar’a götürebilseydi müşteri bulabilirdi. Ancak nakliye masrafı altından kalkılacak gibi değil. Ürünü  tarlada kaldı.

Şapsığ’a gelince, devlet fındık ve kestane yetiştiriciliği gibi bazı yerel ürünleri destekleme dışında bir yardımda bulunmuyor. O tür ucuzlayan ürünlerin pek bir getirisi de yok, uğraşmaya değmiyor” dedi.


Bu yazı toplam 9562 defa okundu.





hapi cevdet yıldız

Sayın Bjeduğ Gizem,
Şöyle diyorsunuz: -kafkasya sözcüğünü kullandığım anda bana sert tepkiler geldi. Bilinçli olarak kullanmıştım. Ancak anlayamadığım siz çerkes tanımının içine çeçenleri ve abhazları aldığınızda veya kafkasya adını kullandığınızda bu kadar tepki almıyorsunuz’ -
Durumu öyle mi görüyorsunuz? Yani size karşı özel bir husumet, bana karşı da özel bir sempati olmalı… Siz, kusuru kendinizde değil başkalarında arıyorsunuz.
En başta suçlayıcı ve doğru olmayan ifadeler kullanıyorsunuz. Bu bir kusur.
Ben bir kere hiçbir yede Abhazları ve Çeçenleri Çerkes tanımı içine almadım. O tür yazılar yazmak benim tarzım değil. Belki Kuzey Kafkasya halklarına, başkaları ve halk tarafından Çerkes de denebiliyor gibi sıradan bir ifade kullanmış olabilirim. Öyle bilenler var. Örneğin, şarkıcı Hadise, anam da babam da halis Çerkes, babam Lezgi, annem Gumuk diyor.
Bir önceki yorumumda, üstü örtülü olarak, dikkatli olmanız gereğine dikkatinizi çekmek istemiştim. Boşuna.
Bir de şöyle diyorsunuz: -Belirli bir yaşın altındaki abhazların kendi dillerini konuşamamaları çerkeslerin sorunu değil-. Öyle mi, doğru bir ifade biçimi olabilir mi bu? Burada da eksik, yarım konuşuyorsunuz. Benim ifadem aynen şöyle:
‘Türkiye’de belli yaşın altındaki Abaza ve Adıgeler anadillerini bilmiyorlar’. Burada Abhaz değil, Abaza deniyor, Abaza Abazindir ve Çerkesya kökenlidir. Abhaz ve Abaza, bu ikisi aynı şey değil. Peki, belli bir yaşın altındaki Adıgelerin anadillerini bilmemeleri Çerkeslerin sorunu değil miymiş? Bu noktayı niye yok sayıyorsunuz? Polemik yapmak istediğiniz anlaşılıyor. Ben polemiğe değil, bilimsel esaslara değer veririm. 40 küsur yıldır ayakta kalmış isem, bu sonucu bu tutumuma borçluyum. Ayrıca Abhazlar yabancımız olan birileri mi?..Niye sorunumuz değilmiş? Abhazı yok eden asimilasyon politikası, Adıgeleri ve diğer halkları da yok eden politikanın aynısı değil mi? Hepimiz aynı geminin yolcularıyız. Siz ağaç saymaktan ormanı görmüyor olmalısınız...

Anlaşılan Çerkes deyimine kafayı takmışsınız. Başkaları da var tabii, onun için açıklayayım. Ulusun özgün adı Çerkes değil, Adıgedir. Kafkasya’da kullanılan ad da budur, Adıgedir. Çerkes ve Çerkesya, Adıgeler, yani Çerkesler tarafından kullanılan ya da Adıge olanların Adıge olmayanlarla ilişkilerinde kullandıkları ya da kullanabildikleri ifadelerdir sadece. Yine de Çerkes adına karşı değilim, ama bu adı tek admış gibi dayatamayız.
‘Adıgeler’ tanımı genel bir tanım. RF’deki bilim çevreleri ve Kafkasyadaki Adıgeler arasında genel ifade (üst kimlik) Adıgedir, Adıgeler kimliğinin alt/ politik kimlikleri de ‘Şapsığ, Adıge, Çerkes, Kabartay’ diye bilinir. Buradaki tanımıyla Çerkes, Adıgeler üst tanımının bir alt kimliğidir. Merak ediyorsanız ‘Tуапсинский район – Википедия’ maddesine bakabilirsiniz.
Ayrıca ‘Adıge Cumhuriyeti’ adlı ve kökü 90 yıla dayanan resmi bir cumhuriyetimiz de var.
Siz, - ‘Sizin pencerenizden herkes çerkesmiş gibi gözükebilir, siz çevrenizde böyle görmüş, böyle bir eğitim almış da olabilirsiniz. Ama lütfen zaten yeteri kadar karışmış olan zihinleri daha da karıştırmayın. Cevdet bey, herkesi çerkes görme eğilimi ile herkesi türk görme arasındaki fark nedir?’- diyorsunuz. Bu tür suçlayıcı, gerçeği saptırıcı, ayrıca akıl ve emir verici ifadeler, bir nezaketsizlik ifadesi olmuyor mu?..
Ayrıca ‘ben Bjeduğum’ diyorsunuz. Ne demek bu? Kabilecilik olmuyor mu? Adıge ya da Çerkes demek varken Bjeduğ demenin bir açıklaması olabilir mi? Size bjeduğu soran mı var?..Soran olursa söylersiniz.

Şöyle de diyorsunuz: ‘siz daha öncede abazaların adige olduğunu belirtmiştiniz’. Böyle bir şey yok. Ben hesabını veremeyeceğim yazılar yazmayı seven biri değilim. Öncelikle bunu bilmelisiniz. Herkes haddini bilmeli. Abhazlarla aynı kökten geliyoruz ama iki ayrı kola ayrılmış, ayrı ayrı uluslar olmuşuz.
Ben sadece Adıge karşıtı Abhazlara anımsatma bağlamında, ilk Abhaz yazarı Dırmıt Gulya’nın “Ben önce Adıge’yim, sonra Abhaz’ım” sözünü yazmışımdır. Bununla bize yabancınız değiliz, araya nefret ve ayrılık tohumları ekmeyin, sonunda siz zararlı çıkarsınız demek istemiştim.
Öyle olmadı mı, attıkları bumerang Abhazları vurmadı mı? Bundan böyle, Adıgelere bumerang atmak isteyen kişi, en azından iki kez düşünmelidir.
Peki, şimdilerde Abhazlara ilişkin sempatiler erozyona uğramış ise bunun sorumluları kimlerdir?..
Yine de Abhazlar kardeşlerimiz...
Tutumunuz hoş değil, nefret ifade ediyor. Adıgey’deki Kürt nüfusuna ilişkin şu sözlerinize de ne demeli?
Kürt nüfus - “son iki yılda 3,5 kat artmış. Adıgey’de Kürdistan kurulur yakın gelecekte”,23 Kasım 2011 (Adıgey’deki Kürtler halk meclisleri oluşturdular, Cherkessia.net)-. Bu ırkçı ve nefret dolu sözler kime ait?..
Bakıyorum Kürt nefreti saçan ırkçı/ Türkçü koroya bir güzel katılmışsınız.
Desteksiz atıyor ve incitici ifadeler kullanıyorsunuz. Ayıp. Adıgey’deki Kürt nüfusunun son iki yılda 3,5 kat arttığına ilişkin bir belgeniz var mı? Çok rahat uyduruyorsunuz, bununla yetinmiyor, suçlamalarda da bulunuyorsunuz. Yakışmıyor.
Daha önce de yazdım, yine belirteyim. Kürtler 1989- 1990 yıllarında, Azeri- Ermeni Savaşı arasında kaldılar ve katledilme tehlikesi yaşadılar, evlerinden ayrılıp Krasnodar Kray’a geldiler, oraya sığındılar. O zaman Kray da kolhozlarda işgücüne ihtiyaç vardı. Sovyetler Birliği henüz dağılmamıştı, yani Kürtler Sovyet yurttaşı idiler. Adıgey de bir il (özerk oblast) olarak Krasnodar Kray sınırları içindeydi, cumhuriyet değildi. Kürtler, Krasnodar Kray’a, bu arada o sınırlar içinde bulunan Adıgey’in Krasnogvardeyski ilçesine de yerleştiler. O kadar. Sonrası yok, Adıgeye yönelik yeni bir göç olayı da yaşanmadı. Adıgey’deki Kürt sayısı 2002’de 3,6 bin idi, 2010’da 4,5 bin oldu, sizin deyiminizle sayının 12-13 bin olması gerekirdi. Bir etnik/ ırk grubunu aşağılayıcı bu tür ifadeler demokrat birine yakışacak ifadeler olabilir mi? Hafiflikler ancak bir faşiste yakışabilir.
Marifet ırkçı korolara katılıp nefret yaymak, desteksiz atmak ve faşizme hizmet etmek değil, ırkçı nefrete karşı demokrasi ve insan hakları safında yer almaktır. Umarım o sözleri bilmeyerek ve bilinçli olmayarak yazmışsınızdır. Öyleyse bir özür borcunuz olmalı.
Rusyanın sorunları ve Rusyanın yıkılması üzerine senaryolardan önce, biz kendi somut durumumuza bakmalıyız. Parçalanmadan neyi umuyor olabilirsiniz? Krasnodar Kray ve onun içinde yer alan Adıgeyin birlikte nüfusu 6 milyondan çok, ama o altı milyon içindeki Adıge sayısı (Şapsığlar dahil) 130 binden az (% 2). Tablo bu.
Bunu bilmek ve ona göre adım atmak gerekir. Kurtlar sofrasında bize, zavallı Adıgelere bir yer kalır mı? Eldekini korumaya ve ayakta kalmaya bakmalıyız. Hayal denizinde kulaç atmamalıyız.
Saygılarımla.

13 Şubat 2012 Pazartesi Saat 15:14
Bjedug Gizem-

Tekrar merhaba sayın Hapi .
Ben bir iktisat öğrencisi olarak Rusya yı gücünü çok abarttığımızı ekonomik anlamda görüyorum. Stratejist George Friedman’a göre 2020 de Rusya çökecek. Rusya bir kez daha dağılacak. Süratle genişlemek iyi değil. Genç nüfusta yaşanan gerileme, Rf nin ekonomik büyümesinin önündeki önemli bir engel. En son yaşanan krizde, inşaat sektörü darbe aldı, iş adamları mallara olan talebin azalmasından, vergilerin yükselmesinden ve banka kredilerinin durmasından şikayetçi. Ayrıca Rusya’da süregelen savaşlar süregelen savaşlar devletin bünyesini zaafa uğrattı. Savaşlar gelir kaynağı olmaktan çok büyük masraflara neden oluyor. Rusya federasyonunda devletin çok geniş sahaya yayılmış olması, merkezi yönetimin tüm ülkede kontrolü sağlayamaması iyi ve muntazam bir idare yeterli düzeyde kurulamadı.
Çeçenistan'ın her köşesinde Rus askerleri var. Büyük bir bir askeri güce sahipmiş görüntüsüne rağmen Rusya, Çeçenistan'ı tam olarak kontrol altına alamıyor. Bu da Rusya’nın acizliğini gösteriyor. Mücahitler küçük gruplar halinde Rus askeri bölgelerine saldırı düzenlerler. Rus ordusu büyük kayıp veriyor. Ruslar, Çeçenistan’da kontrolü sağladıkları sanıyorlar ama çeçenler istedikleri zaman saldırı düzenliyorlar.
Rus ekonomisinin üzerinde sürekli kara bulutlar var. Bunun da nedeni, mafyalaşmanın sonucu olan ülkeden kaçmış yetişmiş eğitimli nesil ve girişimcilerdir. Rusya artık polisleri sevmiyor, onları üniformalı kurt adamlar olarak görüyor. Rusya dan ayrılmak isteyen gençlerin sayısı bir hayli fazla. Rusya gelecek vadeden bir ülke değil.
Rusya’daki büyüme rakamları da gerçekçi değil. Neden mi? Rusya’da bir işletme açmak için herhangi bir yere başvurma zorunluluğu yok. Batan işletmelerin nasıl ve ne zaman battığı ile ilgili bilgilere bu yüzden ulaşılamıyor.
Rusya alt emparyalist ülke durumunda. Çin ve Rusya ABD nın eski Dış İşleri Bakanı olan Henry Kısinger’ in bir zamanlar, korkulu rüyası olan Avrasya gücü olmaya çalıştı, bunun planlarını yaptı, ama başaramadılar.
Ekonomik gelişme halka tabana yayılamıyor. Ekonomik olarak refaha erişememiş geniş halk kitleleri polis ve derin devlet tarafından daha fazla dizginlenirse muhtemel bir sosyal patlama kaçınılmazdır.
İşsiz sayısı bir hayli yüksek. Bürokratik baskılar çok fazla, rus ekonomisi daha derin bir krizden büyük zararlar alacaktır. saygılarımla.

10 Şubat 2012 Cuma Saat 23:23
Gizem Bjedug

Söylediklerimi yanlış yorumladınız, üzüldüm ve yine biz başladığımız noktaya geri döneceğiz. Bu tartışmanın sonuç vermeyeceğini biliyorum. Ben sizin yazınızdan alıntı yaparak size zaten bir örnek vermiştim. Belirli bir yaşın altındaki abhazların kendi dillerini konuşamamaları çerkeslerin sorunu değil. Bu bizim halletmemiz gereken bir sorun değil. Benim bireysel sert çıkışımın ilk nedeni, sizin 'çerkes ve abhaz' yerine, 'adige ve abhaz' demenizdir. Dahası 'kafkasya' sözcüğünü kullandığım anda bana sert tepkiler geldi. Bilinçli olarak kullanmıştım. Ancak anlayamadığım siz çerkes tanımının içine çeçenleri ve abhazları aldığınızda veya kafkasya adını kullandığınızda bu kadar tepki almıyorsunuz. Tahmin ediyorum bunun nedeni benim sizden elli küsur yıl geride olmamdır. Elbette yaş farkından dolayı tarih bilincinden çerkeslerin durumunu değerlendirmemiz de farklı olacaktır. Siz çerkes-çerkesya sözcüklerini az kullanıyorsunuz, ama Abhazya yı sık sık kullanıyorsunuz. Aslında polemiğimizin başlangıç noktası 'nedir bu abazalarla alıp vermediğiniz' konulu bir çıkış yapmak istiyormuşsunuz gibi geliyor bana. Gecen yıl bu konuşmuştuk Sayın Hapi. Ben bir bjeduğum ve kendi tarihimi bilmem gerektiği kadarıyla biliyorum. Bu kadarı bana yeter çünkü ben bir tarihçi değilim. Bjeduglar ile Abazalar arasında fark yok demenize anlam veremedim. Ama siz daha öncede abazaların adige olduğunu belirtmiştiniz Cc’de , yanılıyorsam düzeltin beni yine Cevdet bey. Siz en azından çerkes tanımının içinde Abazaları ve osetleri almasınız da bizi bir birliktelik içindeymiş gibi göstermeye çalışıyorsunuz. İki yıldır yazdığınız yorumlardan, köşe yazılarından ben bunu çıkarıyorum. Abhazya nın kaderini, Abazadan çok Çerkes düşünüyor. Çerkesya’yı ise kapanmış ve bir daha açılmayacak eski bir defter gibi görüyorsunuz. Kafkasyaya kendi pencerenizden makro bakıyorsunuz. Siz, tartışmanın odağında Çerkesler olsa bile, konuyu bir şekilde Oset ve özellikle Abhazlara çekiveriyorsunuz.
‘Suriye’den kabulün olabilirlik durumunu bilemiyorum. Suriye’de bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi veriliyor. " Bizi ilgilendirmez " görüşü doğru değil. Suriye de Çerkeslere yönelmiş özel bir husumet , bir ırkçı nefret var mıdır? Bilemiyorum.’
Ben Suriye çerkesleri ile ilgili hiçbir yorum yapmamıştım, bizi ilgilendirmez gibi bir cümle hiç kurmadım.
Ben sizi, ter-ü taze bir edebiyat talebesi heyecanıyla da eleştirmedim. Siz üzmek, incitmek amacıyla da terbiye sınırlarını da zorlamadım. Ama siz bana vaaz-ü nasihat edebilirsiniz. Sıkıntı yok.

Bu arada Arnavut-Çerkes ilişkilerinin de bu düzeyde olduğunu bilmiyordum. Arnavutlara sıradan bir türk vatandaşı gözüyle baktığımı fark ettim.
Saygılarımla, Maf.

10 Şubat 2012 Cuma Saat 22:09
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net