

Değişim tartışmalarının asıl nedeni, basit bir isim değişikliği değil. Öyle olsaydı, bu tartışmayı sürdürmek bile gereksiz olabilirdi. Adını koyarak ya da koymadan tartışılan şey, bütün Orta Doğu’ya saçılmış, parçalanmış bir halkın ulusal kimliğidir.
O yüzden, özünde bir isim tartışmasının gereksizliğine, önemsiz bir ayrıntıdan ibaret olmasına ilişkin ileri sürülen tüm argümanlar özünde ulusal kimliğin önemsiz ve gereksiz bir teferruat olduğunu ifade etmek için kullanılıyor. Karşılaşılan sert reaksiyonun, bitip tükenmek bilmez tartışmaların merkezinde de bu sorun var.
Eğer "Kafkas Dernekleri", "Çerkes Dernekleri"ne dönüştürülürse, işaret ettiği şey ulusal kimlik olacak. Yok eğer, "Kafkas" olarak kalırsa, kültürel, bölgesel bir kimliğin alanına hapsolup kalacağız.
Zaten, “Kafkas” diyenlerle “Çerkes” diyenler arasındaki temel ayrım burada yatıyor. “Çerkes” diyenler artık ulusal örgütlerin kurulması, ulusal kimliğe sahip çıkılması gerektiğini söylüyor. “Kafkas” diyenler ise “Bu kadar abartmanın alemi ne, kültürel bir kimlik bizim için yeterli. Bu saatten sonra Çerkes kimliğini inşa etmenin, ulusal bir kimlik yaratmanın anlamı ne” demeye getiriyor.
Bu bana kalırsa Çerkes toplumunun yaşadığı en geniş tabanlı ve en ciddi tartışma. Çünkü, ötelenen, zarar gören, benlik erezyonuna uğrayan ulusal kimliğimizi yeniden tarif etmeye olanak sağlıyor. Çerkes kimliğinin yeniden inşa edilmesi tartışmalarının yarattığı değişime bakmak bile, olan biteni anlamak için yeter.
Artık, "Kafkas" kavramının arkasına gizlenerek, ulusal varlığını ötelemeye çabalamayan, tam aksine bunu yetersiz bulan, ulusal haklarını, ulusal kimliğini tarif eden yeni bir anlayış Çerkesler arasında boy veriyor. Bu tartışmada kendi değirmenine su taşımak için hareket edenler bir yana bırakılırsa “Kafkas” diyenler de kaybedilmiş değil.
Bir bilinç bulanıklığı, bir şuur uyuşması yaşıyorlar. Her uzun uykudan sonra sersemliği üzerinden atmak, silkinip kalkmak zaman alabilir. “Kafkas” diyenler işte böylesi bir bilinç uyuşması yaşıyor. Ve onların çok büyük bir bölümü bir süre sonra bu uyanışa katılacak.
Çoğunluk Kendi Özüne Dönecek
Ama şimdilik günlerdir sis altındaki İstanbul'un flu görüntüsü gibi yol alıyoruz. Sis dağılasıya kadar, birçokları bu kurşuni örtünün altında diledikleri gibi ahkam kesmeye devam edebilir. Öyle de yapıyorlar zaten. Fakat, bu kez sanırım uzun sürmeyecek. Çünkü, uzun zamandır, bir politik tartışmanın, nerede biteceğini bu kadar açıklıkla gördüğüm çok az olaya tanık oldum.
Bu kez "Çerkes" diyenler kazanacak. Bursa'da kalkan bir kaç el aslında bir işaret fişeğiydi. Çünkü, "Çerkes" diyenler gelişen olayları doğru değerlendirdi. Toplumsal ihtiyaçları iyi tespit etti. Parçalanmış bir halkı birleştirebilecek, onun özlem ve beklentilerine yanıt verebilecek bir zeminde duruyorlar.
Tabi ki, 146 yıllık asimilasyonun yarattığı tahribat olacak. Tabi ki, ulusal kimliğimizi yeniden inşa etmeyi gereksiz bulanlar da olacak. Tabiki, bazı politik uyanıklar "Çerkes"i, "Kafkas"laştırıp içini boşaltmak isteyecek.
Ama bu eşyanın tabiatına aykırı. Malesef, ulusal şapkanızı başınıza taktığınız andan itibaren işler artık eskisi gibi olmayacak. "Çerkes" içi boşaltılmış bir isim olarak kalmayacak. İster istemez, kendi kimliğini de şekillendirecek.
Yani bir ulusal irade yaratacak, kimlik tarif edecek. Ve ister istemez, "Kafkas" kavramının arkasına saklanıp çok uzun zamandır kendi ulusal kimliğinden uzaklaşan bazıları da aramızdan ayrılacak. Ancak, asıl önemli olan şimdilerde olmasa da yakın zamanda çoğunluk kendi özüne dönecek.
Lütfen sakin olup, biribirimizi anlamaya çalışalım.
Söylediklerimiz doğru olabilir, yanlış olabilir.
Fakat ben burada yazan arkadaşların samimiyetinden hiç bir şekilde kuşku duymuyorum.
Öyleyse burada bizi biraraya getiren sebepleri düşünerek, daha da fazla düşünerek, daha seçici konuşalım.
Bu arada dinsel metinlere göre bilimsel sonuçlar çıkartmak evet yapılmaması gerek.
Fakat o metinler(Çok Tanrıcı dönemlerden bile kalmış, çok tahrif edilmiş olsalar dahi) bir yerde gerçeklere işaret ediyor olabilir.
Muhtemelen bizim yorumlarımızla anlamı değişiyor olsalar bile, müdehalesiz ameliyat olmuyor.
Biliyorum bazı arkadaşlar "yahu ameliyat derken bir kaç kişi ölecek!" diyecekler.
O zaman ameliyat insanlar üzerinde doğrudan yapılmaz değil mi?
Başka türlü canlılar da kullanılabilir..
Neyse arkadaşlar birbirimizi kırmadan, konuşma ve tartışma adabına uygun davranalım ki Çerkesya davası bizim başlarımız üzerinden yükselebilsin.
Yoksa tersi, bayrak bu zamana kadar olduğu gibi ayaklar altında çiğnenir.
Vahdettin Bey,
Isi inada bindirmek zorunda degiliz. Bu son yazdiklariniza cevaplarimi ben de maddeler halinde siralayayim, belki anlamaniza yardimci olur.
1-Къэбар kelimesinin kokenini ben de biliyor olmaliyim ki, su anda sizinle bu dilde yazisiyorum. Anavatanda "haber" anlaminda kullanilan kelime budur. Kabardey'deki versiyonu da "хъыбар"dir. TC basini yerine Adige yazili ve gorsel medyasini takip ederseniz ufkunuz acilir. Bir yerlerde duyduklarinizi, okuduklarinizi burada bize ogretmenize (!) gerek kalmaz.
2-20 yilda gosterdiginiz ilerleme takdire sayan (!). Insallah ogrendiginiz kadariyla Adigabzenizi gunu gelir de hayirli ve faydali islerde kullanirsiniz.
3-Kesinlikle iskembeden atiyorsunuz. Kabardey, Oshamafe, Shapsigh, Bjedugh gibi ozel isimleri o sekilde aciklayan birinin Adige dili ve tarih bilgisi ya yoktur ya da pek zayiftir. Sizin durumunuz gercekten vahim. Cunku bir sey bilmediginizi de bilmiyorsunuz ki, bu da cehaletin en ileri evresidir. Kur'an-i Kerim'de gecen "Cudi" ismi Arapca ve anlami da belli iken siz ne amacla bu kelimeyi Adigabze ile aciklamaya calisiyorsunuz? Turk irkcilarina mi ozeniyorsunuz? Adigeler icin bir "Gunes Dil" teorisi de sizin tarafinizdan mi hazirlaniyor yoksa? :)
4-Karsinizdakiler sizinle kafa buldugu icin o tur cevaplar aliyorsunuz Vahdettin Bey. Adigeler'in o bolgeye ne zaman ve nasil yerlestiklerini arastirip ogrendiginizde "Kabardey" isminin de nereden geldigini anlayacaksiniz.
5-Turkce'den baska hangi dili biliyorsunuz ki? Adigabze'nin "konuşulan en eski ve ari dil" oldugu yargisina nasil ulastiniz? Birakin kahraman olmayi! Bu tur bos islerle ugrasan bir grup Adige var ama siz de dahil, hic birine Nobel odulu verilmeyecek. 2-3 bin yil once yasamis bir Adige'yi diriltip konusturamadiktan sonra bu isimlere getirilen aciklamalarin hic bir degeri yoktur. 21. YY'da hala bu tur fasa fiso islerle ugrasmanin mantigi olamaz. Hele Adigabze can cekisirken bunu yapmanin aciklanabilir, affedilir yani yoktur.
6-Bir Adige olarak bu tur bos islere destek verecek kadar cahil degilim. Adi, kokeni, yasi, unvani, meslegi ne olursa olsun, sacmalayan herkesi elestiririm.
Anladigim kadariyla bu saplantinizin nedeni, Turkiye'de edindiginiz bir kompleks. "Inferiority complex" olarak adlandiriliyor Ingilizce'de ve Turk irkcilari arasinda pek yaygindir. Orta Asya'dan geldiklerini dusunen Anadolulu bu devsirme irkcilar, 100 yila yakin bir suredir kokenlerini Avrupali beyaz irka yamamaya calismaktalar. Bir Adige'nin bu tur bir komplekse sahip olmasi ilginc. Ne Adigabzemiz bir Hint-Avrupa dili, ne de kokenimiz dogrudan Avrupali beyazlar ile alakali. Ama siz tutturmussunuz bir Aryan irk ve dili, bir turlu agzinizdan dusurmuyorsunuz. Bakin bu sitede yazan Semih Bey'e sorarsaniz size Adigeler'in genetik kokenini etraflica aciklayabilir. Merak etmeyin, buyuk dedeleriniz Aryan cikmazsa o irkin mensuplarindan asagi sayilmayacaksiniz. O kadar da korkmaniza gerek yok. Musluman iseniz ustunluk sadece takvada degil mi? Kaynak olarak kullandiginizi iddia ettiginiz Kur'an-i Kerim'de Allah "Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." diyor*. Siz daha neyi sorguluyorsunuz ki?
*Hucurât Suresi 13. Ayet'ten bir cumle
Vahdettin bey çalışmalarınızı takdirle karşılıyorum, ama Kuranda yazan şeyleri birebir eşleştirmemiz mümkün değil ne kadar benzeşseler de. Çünkü izlerini takip edebileceğimiz kadar yakın bir zaman diliminden bahsetmiyoruz Nuh tufanından bahsedersek. Nuh tufanından yola çıkarak bütün insanları Kafkas yaptınız. Sonra parantez içinde bir kaç ulusu koyup ari kafkas dediniz. Vahdettin bey Nuh tufanından sonra bu topraklardan çok sular aktı. İnsanlar çok dağıldı belki o zamanlar Ari veya Arien diye bir kavim yoktu. Ama o zamana göre yakın sayılabilecek bir geçmişte biliyorsunu kavimler göçü oldu. Bu işte bilimsel gerçeklik. izleri sürülebilen bir gerçeklik. Osetlerin ataları da bu göçlerle kafkasya bölgesine geldi.
Adigebze-Abazibze çok müstesna diller, hatta Lezgi-Lak gibi dağıstan dilleri ile Çeçen dilleri de öyle. Bu dillerin bugün günümüz dil ailelerinden izole diller olduğu da malum. bu bile bizi gayet özel kılıyor.
Çerkes (yani Kerket) kelimesini tarif edişinize de katılmıyorum. Bu mesele de sizin söylediginiz de dahil bir sürü tartışma zaten yapıldı.
Adıge kelimesi hakkında şuna bakmanızı da tavsiye ederim. İlgimi çekti..
http://resortanapa.ru/anapskaya-kolybel-kerketov-cherkesov-5/
Saygılar..
