

Dünya üzerindeki her toplumda, her harekette, olduğu gibi; Çerkes toplumu içerisinde de, bu ulusa, bu harekete gerçekten bağlı olmayan, fakat, zaman zaman çeşitli sebeplerden bağlı gibi gözüken, kendisini böyle göstermeğe çalışan toplumumuza nifak-fitne tohumları atmaktan öteye geçmeyen bir grup var.
Her biriniz, bunlardan birisini görmüş olmalısınız, çevrenizde, toplumumumuzun içerisinde varlıklarını hissediyor olmalısınız.
Bunlar, mesela en basitinden; Çerkeslerin yanında, Çerkesleşir, Türklerin yanında Türkleşir, hatta atıyorum Abazaların yanında Abazalaşır, Arap görünce Araplaşır, Çeçen gördüklerinde ise birden Çeçen kesilirler.
Her Çerkesin öncelikli olarak gözetmesi gereken; `Çerkes ulusuna yararlılık` onların gözünde zaman zaman Türklerin, Kürtlerin, Arapların, tüm dünya uluslarının, Abazaların, Çeçenlerin, Kumukların vs. vs. çıkarlarından daha geri plana atılabilir, hatta gereksiz bile görülebilir.
İki yüzlülerdir. Bu halleri ile Çerkeslerin karşısındaki en büyük tehlikelerden birisidirler. Konuya daha önceleride değindiğim için tanımlanmaları üzerinde fazla durmayacağım.
***
Çerkeslik konusunda `münafıklık` üzerine olanlarla gerçekleştireceğimiz ilişkilerin nasıl olması gerektiğine değinecek olursak :
1) Öncelikli olarak Çerkeslik konusunda münafıkvari hareket edenleri kesinlikle sırdaş edinmemeliyiz.
Her an onlara karşı dikkatli olmalıyız. Harekete ve ulusumuza inanmadıklarından, fakat bunu açık açık dile getiremediklerinden, kendilerinin haklı çıkması için, ulusumuzun ve hareketin başarılı olmasını istemezler.
Dolayısıyla bu başarısızlığı sağlayacak şekilde hareket etmekten de kaçınmazlar. Örneğin münafık olduğunu ben hem Türküm hem Çerkesim, hem Abazayım, hem Kemalistim hem de bilmemneyim diye açıklayan kimselerle olan ilişkilerimizde onları kesinlikle sırdaş edinmemeliyiz.
Fakat bu konuda da şüphecilik içerisinde, aşırıya kaçan hareketlerde de bulunmamalıyız. Bundan kast ettiğim şey ise (mahalle baskısı, feodal ilişkiler vs. gibi) çeşitli sebep ve zorluklardan dolayı açık açık Çerkesliğini ve Çerkesya davasını sahiplenemeyen insanlarımıza karşı kırıcı olunmamasıdır.
2) Bazıları davranış ve hallerinde Çerkeslik açısından münafıklık içerisindeymiş gibi görünebilirler. Fakat aslında bu davranışlarının altında bilgisizlikleri, umutsuzlukları veya bambaşka sebepler olabilir. Böylesi kişilerle olan ilişkilerde hemen kişiyi fitne saçıcı olarak yargılamadan bu duruma sebep olan şeyleri ortadan kaldırmaya çalışmalıyız.
Eğer bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorsak elimizden geldiği ölçüde kişiyi aydınlatmaya çalışmalıyız. Kendi bilgilerimizin eksik olduğunu düşündüğümüz durumlarda ise gereksiz tartışmalara girmeden kaynak arayışı ve daha bilgili olduğuna inandığımız kişilere yönlendirmelerde bulunmalıyız. Bu konuda da aşırılıklara kaçmamalıyız.
3) Tüm bu çabalarımıza rağmen kendini değiştirmemekte ısrar eden, hatta aslında, Çerkeslik ve Çerkes davası için samimi olmadığını gösteren kimselerle ise uğraşmayı kesmeliyiz. Çünkü bu bizim üzerinde bulunduğumuz yolda ilerlememizi yavaşlatan enerji ve güç kaybına uğramamıza sebep olan bir şeydir. Aynı zamanda onların, çabalarında başarı sağladıklarını sanmalarına da sebep verebilir. Böylece münafıklıklarına adeta bir nevi destek vermiş oluruz.
4) Münafıklıkta (tüm çabalara rağmen) ısrar edenler ile olan ilişkimizde ise bunların davaya bilinçli olarak zarar vermek üzere hareket ettiklerinden dolayı kesinlikle sert ve caydırıcı olmalıyız. Çıkaracakları muhtemel fitnelere, atacakları nifak tohumlarına karşı uyanık olmak, bu tip şeylerin karşısında önceden önlemlerini almak, bu kişileri zamanında teşhis ederek zarar veremeyecekleri şekilde 'elleri kolları- dilleri bağlı' hale gelmelerini sağlamak bu konuda çalışmak ise her birimizin vazifesidir.
Çerkes ulusunun devamına zarar verici, fitnekar kimselerin, hastalıklarını-zararlarını ortaya çıkararak onları deşifre etmek ve böylece Çerkesleri, Çerkes toplumunu onlardan sakındırmakla herbirimiz yükümlüyüz.
Bu davranış şekli ile sadece bu gün zararlı olanları değil bunların ardından gelecek olanlarında yolunu kesmiş oluruz.
5) Bu tip insanlara karşı olan tutumlarımızda en çok üzerinde durmamız gereken bir diğer konu ise ‘onlara uymayacağımızı’ kesin bir dille anlatmaktır. ‘Onlara uymak’ onlara benzemek demektir.
6) Tüm bu davranışlarına karşı sana, bana, bize verdikleri eziyeti belli etmemeliyiz. Çünkü onların çalışmaları her anlamda buna yöneliktir. Hiç bir zaman bu konuda çekilen eziyet, sıkıntı ve verdikleri darlığı onlara belli etmemeliyiz. Böylece bu haksız ve yanlış yollarında onların bir başarı edindikleri izlenimini tatmalarına müsaade etmemiş oluruz. Bunun yanısıra onların verdiği eziyeti belli edersek ardımızdan gelen, bizim ardıllarımızında gönüllerinin genişlemesine engel olmuş oluruz.
7) Onlarla olan ilişkilerimizde, aramızda sevgi ve dostluk bağlarının oluşmasına müsaade etmemeliyiz. Çünkü aslında Çerkeslik ve Çerkesya davasına karşı kalplerinden bağlı olmayan hatta başarısızlığımızı bekleyen kimselerle, bize karşı mücadele edenlerle dostluk bağı kurmamız mümkün değildir. Aynı zamanda çevremizden tecrit etmemiz benzerlerinin de önünü keser.
8) Onlardan mümkün mertebe sakınmamız da gerekir. Çevremizden ayrılsalar, bizle ilişkilerini kesseler dahi bizim, Çerkes ve Çerkesya davasının, başarısızlığı için mücadelelerine uzaktan devam ederler. Çünkü bu onların var olmalarının kaynağıdır. Bu yüzden onlarla olan ilişkilerimizde temkinliliği elden bırakmamalıyız.
İşte bunlar bizim gereksiz yere sıkıntı çekmemize üzülmemize, enerjimizi boşa sarfetmemize, umutlarımızın kırılmasına engel olmak için münafık Çerkesler karşısında yapmamız gereken şeylerdir.
Ömer Ağabey;
Evet: haklısın, deyim Türkçe'de 'Müslüman olmadığı halde müslümanları aldatmak için müslüman görünen kimselere' verilen bir sıfat olarak yaygın şekilde kullanılıyor.
Dışarıya içindekinin zıddını yansıtan, olduğundan başka türlü görünen, kısaca nifak içerisinde olan Çerkeslik davasında bu nitelikleri üzerinde bulunduran kişileri anlatmak istemiştim. Konuyu uzatarak sıkıcı olmamak ve asıl bahsedetmek istediğim şeyden ayrılmamak için daha önceleri kaleme aldığım başka bir yazıya ise gönderme (link: http://www.cherkessia.net/author_article_detail.php?article_id=38 ) yapmıştım....
Kısaca amacı sadece nifak tohumları ekmek- nifak içerisinde olan kimseye 'münafık' denilir....
Ayrıca 2. madde olarak andığım kısımda nifak içerisinde olan nifak saçıcı kimselerin vasıflarına sahip olduğu halde, bu tip davranışlar sergilediği halde kişinin aslında böyle bir niyeti olmadığı hallerde de davranmamız gereken şeylere değinmeğe çalıştım...
Ne yaptın Hilmi abi sen? Münafık Çerkesler senin bu listeyle el kitabı bile bastırırlar. sonra suçluluk duyarsın.:) benden söylemesi.
16 Şubat 2012 Perşembe Saat 00:26Münafıklık
Kardeşim Hilmi aşağıda,yazında kullandığın terimin müslümanlarca anlaşılan manası özetle yazılı.Bu terimin diğer manalarıda var.Ancak böyle bir makalede kulllanırken hangi anlamda kullandığın ile ilgili açıklama getirmen gerekirdi. İçerik ile ilgili düşüncelerimi ileride yazarım.Ama üslup ile ilgili ciddi rahatsızlık hissettim, muhakkak ki başkalarıda vardır.
Sual: Münafık kime nedir? Münafıklığın alametleri nelerdir? Münafıklık alameti bulunan münafık mıdır?
CEVAP
Müslüman olmadığı halde, müslümanları aldatmak için müslüman görünen kimselere münafık denir. Münafıklığın bazı alametleri vardır. Bu alametlerin biri bir kimsede bulunsa, o kimseye münafık denmez, onda münafıklık alametleri var denir. Mesela yalan söylemek münafıklık alametidir. Bir kimse, yalan söylese münafık olmaz. Münafıkların işlediği bir işi işlemiş olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Münafığın üç alameti vardır: Yalan söyler, sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.) [Buhari]
