

Anlata anlata dilimizde tüy bitti. Anlamak istemeyenlere, bakar körlere, duyar sağırlara, adeta yüreği bu dava için kapatılmış olanlara sözüm yok. Çünkü onlar bakarlar ama görmezler, duyarlar ama anlamazlar, anlasalarda kabul edecek yüreğe sahip değillerdir, gönülleri bambaşka şeylerle doludur.
Sözüm, «Çerkes(adıge)yim, vatanım Çerkesya (Adıge heku), dilim Çerkesçe (Adıgabze), geleneğim göreneğim Çerkeslik (Adıgağe), geçmişim Çerkesya (Adıge Heku), gelecek kurgum da yine Çerkesya (Adıge Heku) dedikten sonra vatanımı vatan bilen Abaza, Asetin, İnguş, Türk, Karaçay, Balkar, Nogay, Rum, Ermeni, Hemşinli, Kürt, Kazak, Rus vd. tüm ulusların da milli kimliklerine en az kendi milli kimliğim kadar saygı göstermek vazifelerimdendir.» diyenlere...
İşte, bu davanın, bu yolun, Çerkesya yurtseverliğinin en kısa ifadesi; «Çerkesim, Çerkesyalıydım, Çerkesyalı olmak istiyorum, Çerkesyayı vatan belleyen herkesi hangi kimlikten olursa olsun kimlik ve kültürlerini kesinlikle yok saymadan yanımda görmekten mutlu oluyorum.» demektir.
Ve bu, anlaşılması hiç zor olmayan bir denklem.
Peki neden anlaşılmıyor; Çünkü anlamamakta ısrar edenlerin gönülleri adeta mühürlenmiş, bakar kör, duyar sağırlardır.
***
Son yıllarda Türkiyedeki Çerkes(adıge) diasporası içerisinde Çerkesya yurtseverliği yeniden dirilmeye başladı. Ülkenin en uzak, en ücra köşelerinde dahi Çerkes(adıge)lerin evlerinde, ellerinde yeniden Çerkesya’nın Çerkeslerin bayrağı dolaşmaya başladı. Çocuklarımız, gençlerimiz defterlere, duvarlara, ağaçlara, yüreklerine Çerkesyanın Çerkeslerin bayrağını kazımaya başladılar.
Türkiye’nin Çerkes(adıge) yaşayan her köşesinde Çerkesya yurtseverleri görülmeye başlandı. Halkımız yeniden özüne dönmeye hareketlenmeye başladı..
***
Başka hareketlenenler de var.
Tüm davranışlarının en belirgin özelliği sizlere, siz Çerkesya yurtseverlerine oynamalarıdır. Tüm hareketleri sizle alakalı, sizin potansiyelinizden faydalanarak sizi kendilerine benzetmeye çalışıyorlar.
Daha önceleri külliyen sizi inkar ediyorlardı. Fakat engellenemez yükselişiniz karşısında günümüzde sadece sizin üzerinize sizin dikkatinizi çekmek için sizi yanlarına çekip kendilerine benzetmek için çalışıyorlar.
***
Nasıl mı?
Bu böyle devam etmez, hareketlenmeliyiz, çalışmalıyız, mitingler yapmalıyız, birifingler vermeliyiz, halka ulaşmalıyız, geleceğimizi kendimiz kurgulamalıyız.... Hepsine amenna, evet bu doğru.
Fakat, işte bu ‘fakat’ı gördüğünüz an, herşey allak bullak oluyor.
Niyetini Allah rızası için almadan; Abdestini alıp, kıbleye dönüp, rüküsu ile secdesi ile, kıyamı ile namaz kılar gözükenlere benziyorlar.
Her şey doğru ve yolunda gibi gözüküyor, yapılması lazım olanlara amenna, Ama niyeti bambaşka iken bu kılınan şey namaz değil ki. Niyet bozuk, niyet... Ve diyorlarki neden yanımızda değilsiniz neden aynı safta değiliz. Neden bu kıldığımız namaz cemaatle kılınmış gibi olmasın.
Çerkes hakları diyorken yanına bir de ‘Çerkes halkları’ getirdikleri an her şey allak bullak oluyor. Halbuki doğrusunun söylenmesi ve anlaşılması çok ta zor değil ‘Çerkesler ve Çerkesya halkları’
***
Bir diğerleri de diyorki...
Çerkesya diyorsunuz, Çerkesler diyorsunuz, Suriyedeki Çerkeslerin vatanlarına dönüşlerini destekliyorsunuz. Bunun anlamı Kafkasya’da müslüman nüfusun artması demektir.
Evet öyle demektir.
Bundan İran hoşlanır, müslüman ülkeler hoşlanır, böyle olmaz ki. Kafkasya da dengeler bozulur diyorlar.
Eee! Biz birilerinin hoşuna gidecek veya gitmeyecek diyerek geleceğimizi şekillendirmek üzere yola çıkmış değiliz ki.
Çerkesler vatanlarına Çerkesya’ya kavuştuklarında, bölgede dengeler değişecek, müslüman nüfusu artacak. Ne yani, bu yüzden teklif ettiğiniz şey nedir; Müslümanlıktan çıkmamız mı?. Müslüman ülkelerin hoşuna gidecek şeyleri yapmama zorunluluğumuz mu var? Biz, biziz, ne isek o şekildeyiz.
Hareketimizin temeli İran’ın veya başka bir ülkenin hoşuna gitmek veya gitmemek değil. Gözettiğimiz, öncelik verdiğimiz şey Çerkesler ve Çerkesya’nın geleceği, kendi ulusumuzun çıkarları.
***
Dinden bahsetmişken, Kafkasya’da Çerkes nüfus artışının müslüman nüfus artışı anlamına geleceği için çekince sunanların bir başka benzerleri daha var, onlarada değinelim:
Çerkes sorunu ve Çerkes soykırımı ile bir haham da ilgileniyormuş işte bu yüzden bu tehlikeli bir şey imiş. İsrail oyunuymuş yani. Bu kadar da olmaz.
Evet bir haham Çerkes soykırımını dile getirebilir. Evet bu konuda, Çerkes sorununun çözümü konusunda çaba sarfeden herkesle Çerkes (adıge) sivil toplum kuruluşları irtibata geçiyor. Müftülerle de çalışıyorlar. Laf aramızda Adıgey Cumhuriyeti Adıge Xasesi eski başkanlarından Rahmetli Yemıj’ın müftülükle çok samimi ilişkileri vardı.
Günümüzde ise Adıgey Cumhuriyeti Adıge Xase’sinin Kazak atamanları ile Kazak birlikleri ile Ortodoks din adamları ile karşılıklı görüşmeleri çalışmaları vs. vs. var.
Evet kısaca bu sorunun çözümü için herkesle kurulmuş dialoglar var, ortak çalışmalar var, Ulusal kimliğimizi Çerkes(adıge)liğimizi yok saymayan her türlü grupla yapıcı olan çalışmalarda STK.larımız yer alıyor. Onlarla görüşüyor danışıyor istişare toplantıları düzenliyorlar
Bu bir devlet sırrı değil.
Örneğin yarın, Papa bile kürsüye çıkıp Çerkes sorununu dillendirirse buna razıyız. Bu çok mu karışık, anlaşılması çok zor olan bir olgu mu.
***
Bazı diğerleri, yine bambaşka şeyler söylüyorlar...
Rusya Federasyonu, bölgelerin biraraya getirilmesi üzerine çalışıyor, böylece merkezi otoritesini bölgelere daha direkt uygulayacak bu yüzden Çerkes Cumhuriyetlerinin birleştirilmesi Rusyanın işine gelir.
Suriyeden Çerkeslerin getirilmesi de Rusya’nın işine gelir, olimpiyatlar esnasında kendi reklamını yapar, diaspora’yı yatıştırır vs. vs.
Eee, pek ala öyle olsun.
Bu faktörlerden dolayı Çerkes cumhuriyetleri bir araya getirilsin, Suriye’de zor duruma düşen Çerkesler vatanlarına taşınsınlar.
Nedir sizi rahatsız eden şey... Tüm dedikleriniz doğru olsa, bunlar bu ulusun çıkarlarına uyuyorsa neden desteklenmesin. Bunlar bizim Çerkes (adıge)lerin çıkarlarına olan şeyler değil mi?
Ama olimpiyatlar.... İşte bu, yine, bakar ama görmez, duyar ama anlamaz olmanın getirdiği sonuç. Soçi olimpiyatları bu davada ne bir milad ne de bir son. Bu hareket olimpiyat oyunları ile alakalı olarak başlatılmış ta değil, onunla bitecek te değil.
Çok daha önceleri Rusya Federasyonun Çerkes soykırımını kabul etmesi için Çerkes Cumhuriyetleri parlementolarında alınan kararlarla, STK’ların müracaatlarıyla, 21 mayısın ulusal yas günü ilan edilmesiyle vs. vs. başlayan bir mücadele.
Rusya Federasyonu Suriyedeki Çerkesleri getirirse bu çalışmaların sona ereceği veya olimpiyat oyunları Soçide gerçekleştirildikten sonra aynı çabaların devam etmeyeceği kanısına nasıl vardınız. Meçhul...
***
Bir başkaları ise yine bambaşka bir açıdan olaya yaklaşıyorlar.
Amerikalılar, Gürcüler ve Jamestown vakfı Çerkes sorunu ile ilgileniyor diyorlar. Onların ilgilenmesi demek çok kötü sonuçlar doğurur demektir, diyorlar. Lafı buna getiriyorlar. İşte onlarında öbürlerinden hiç farkı yok.
Çerkes sorununun çözümü birilerinin hoşuna gittiği için veya çıkarlarına ters düştüğü için bizim üzerinde durduğumuz şey değildir.
Bizler için öncelikli olan tek şey Çerkeslerin çıkarlarıdır, bu çıkarların sağlanması yolunda izlediğimiz politikalarımızın temelini Rusyanın, İranın, Amerikanın, İsrailin, Türkiyenin hoşuna gitmesi veya gitmemesi teşkil etmez.
Evet Jamestown vakfı anlaşılan Çerkes sorunu ile ilgileniyor.
Sadece Jamestown vakfı değil, mesela Rusyada Devlet duması ardından en büyük politika üretici bir kurum olan Sivil Palata (meclis)te Çerkes sorunu ile ilgileniyor.
Hatta bu sivil meclisin başkanı olan Şewçenko’nunda konu ile alakalı demeçleri, çalışmaları var, iş bununla da sınırlı değil Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi Sivil Palatası (meclisi) içerisinde Kabardey-Balkar Cumhuriyeti toplumsal hareketlerinden Xase başkanı ünlü Çerkes aktivisti İbrahim Yağan’da bulunuyor.
Kısaca Çerkes(adıge) sorunu üzerine faaliyet gösteren, bu konuya yönelen, Çerkes(adıge) sivil toplum kuruluşları, sorunun çözümü yolunda faydası gelme ihtimali olan herkesle bir şekilde irtibat kurma, çalışma yolunda.
Bu çok doğal ve gerçekçil bir çalışma yöntemi.
Peki bunu anlamak çok mu zor?
Rusya Federasyonu Sivil politika üretim merkezlerinden en büyüğü olan Sivil Palata (meclis), Amerikalı analitik araştırma merkezlerinden birisi olan Jamestown vakfı, Gürcistan devleti, İsrail'den bilmem kim veya bir müftülük vs. bu konu ile ilgilendi o zaman bit yeniği vardır. «Aman biz bu konudan (Çerkes sorunu) uzak duralım» demek doğrumudur? Hele hele bunu Avrupa birliğinden alınan fonlarla bütçesini denkleştiren çalışmalar yapan bir kuruluşta etkinliği olan birisi söylerse katıla katıla gülmekten başka ne yapılabilir.
***
Bütün bunların hepsinden öte bir de önceliklerimizi beğenmeyip bize başka öncelikler sunanlar var.
Gürcüler önce Abazalara yaptıklarını bir tanısınlar sonra Çerkes soykırımını kabul etsinler derler. Önceliğimiz bu olsun derler. İyi ama neden o olsun, Biz Çerkeslerin Abazalar dışında başka komşu ve akraba olduğumuz ulus yokmu ?.
Mesela önceliğimiz Abazalar yerine Çeçenler olsun, ne fark ederki?. Şöyle desek olmaz mı? Rusya Abhazya’yı tanımadan önce 90’lı yıllarda Çeçenistanda olanların yarasını bir sarsın da sonra bakarız. Olur mu böyle söylememiz. Bunu hangi akıl kabul eder. Her şey kendi çerçevesinden ele alınmalı, değil mi?
Bizim önceliklerimiz sadece bize ait. Biz, bizim önceliklerimiz üzerine politika yapmak ve buna uygun davranmak istiyoruz.
Ayrıca onların sandığı gibi dünya sadece ak ile karadan oluşmuyor. Eğer öyle olsaydı; Abhazya devletinin Gürcistan ile ticari ilişkisi olmazdı. Gürcistan sınırı tamamen mal geçişine kapalı olurdu. Abhazya tarafından, Gürcistan Abhazyanın bağımsızlığını tanıyana kadar böylesi bir ticari ilişki geliştirilmezdi.
Fakat günümüzde durum öyle mi? Elbetteki hayır.
Gürcistan sınırından, Gürcistan üzerinden Abhazya'ya mal girişi olmakta, hatta bu konu sebebi ile Abhazya içerisinde çıkar çatışmaları dahi yaşanmakta. Fakat, bu ticari ilişkinin Gürcistan'ın Abhazya’yı tanıyacağı güne kadar dondurulmasını dile getiren hiç kimse yok. Bu konuda en fazla üzerinde durulan şey ise vergilendirilmesi hususudur.
Peki, Abhazya’nın kendisinin böylesi ilişkiler içinde olduğu bir ülke ile Çerkesler neden dialog içerisinde olmasın ki? Hatta Çerkeslerin kendi çıkarları doğrultusunda başka uluslarla ilişkiye geçmesinin şartı, ekseni neden Abhazya olsun ki?....
***
Bütün bunları dile getirirken süslü püslü kelimelerle seslendikleri kitle ise siz Çerkes(Adıge)ler, Çerkesya yurtsever (adıge hekupse)lerisiniz.
Onlarla olan ilişkilerde ortaya kesinlikle koymanız gerekenler ise; kimliğinize (Çerkes –Adıgeliğinize) , dilinize (Çerkesce-Adıgabze), vatanınıza (Çerkesya -Adıge heku), bayrağınıza (Çerkes, çerkesya bayrağı – adıge hekum yinıp) karşı olan ödünsüzlüğünüz olmalıdır.
Onların yaptıkları, söyledikleri, size telkin ettikleri şeyleri sadece bu süzgeçten geçirmeniz yeterlidir.
Diğer, uluslar, hareketler, siyasi platformlarla olan ilişkilerinizin de temelinde yine aynı şeyler yatmalıdır.
Kısaca bunlar adeta Çerkesya yurtseverliğinin amentüsü konumundadır.
Herkes size bakıyor, herkes size oynuyor. Sizlerden bekledikleri şeyler ise bunlardan herhangi brisinden ödün vermenizi sağlayarak kendilerine benzetmektir.
Ne yapsak,diplomasi,iletişim değilde teröre başverip başmı alalım?Şiddeti tek yöntem olarakmı ele alalım?Kendi adıma söylüyorum, belki bunun böyle olmasını isteyen dünyada çok ülke,güç vardır.Fakat biz dünyanın her ülkesine,her güce,her dine,her millete eşit mesafede durarak,kendi ülkemizin ve halkımızın sorunlarını çözmek üzere harekete geçmek zorundayız.Dünyada her ülkenin veya gücünün farklı bir ajandası olabilir,Çerkesya ile ilgili kendi öncelikleri olabilir.Bizde kendi ajandamızı oluşturacak,prensiplerimize, liderlerimize, kadrolarımıza sahip çıkacağız.Onları aramızdan ayırmak isteyenlere, bizi birbirimize düşürmeye, kaos, kargaşa çıkartmaya çalışanlara kanmayacak,yolumuzdan şaşmayacağız.Bilmem İsrailmiş,Yahudiymiş, Siyonizmmiş.Hep çocukluğumdan beri bu lafları duydum.Her taşın altında bir Yahudi parmağı aramak adeta bir moda oldu.Bir Yahudi bir şey söylüyor diye yalan veya yanlışmı olacak?Bu anti-semitik fikirleri bir yana koyalımda,problemlerimizi dünya ile birlikte nasıl çözeceğimize bakalım.Çerkesler üzerinden bu anti-semitik söylemin geliştirilmesi hiç hoş değil.Çok ahlaksızca.Çok bel altı.Bunca peygamberler yahudi değilmiydi?Sen acaba bu kadar peygambere iman ederken onlarında çoğunun Yahudi olduğunu unuttunmu?
Kıymetli Açumij kardeş,ben yazsaydım bu yazıyı ancak bunu senin yazdığın şekilde yazardım.Yazabilseydim.Çerkes duygu ve düşüncelerine tercüman oldunuz.Bizim doğrultumuzu değiştirmek isteyenlere,göstereceğimiz tek yer bizim dirseklerimiz olmalıdır, o kadar.Onlar ne kadar yırtınırsa yırtınsınlar biz yolumuzdan dönmeyeceğiz. Selametle kardeşim.Allah senden ve kaleminden razıdır.Çerkesya bu güne kadar olduğu gibi bugünden sonrada dostlarını unutmayacaktır.
Gücün,gelişme ve üretme yeteneğin devamlıysa yoluna devam edersin ve sence saçma yolları,düşünceleri ortaya bir şeyler koyarak hakettiği yere gönderirsin. Kendi yolunda ilerlemektense,başkasına oynamaya kurgulanmış düşünceler zaten artık üretim gücünü tamamlamış yapılardır. Üretme yeteneğini kaybetmişsen ya başkalarıyla uğraşır onlarıda kendi konumuna yakın noktada stabil hale getirmeye çalışırsın yada geçmişinle övünürsün."Hiç unutmam bir gün ama şimdi unuttum" stratejisi...
02 Mart 2012 Cuma Saat 00:02