Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hatko Erol Anar
ABHAZYA VE ADİGEY NOTLARI (VI)
04 Nisan 2012 Çarşamba Saat 22:45

Yaklaşık otuz kırk kilometrelik bir yolculuktan sonra Maykop’a ulaştık. Kent merkezinde bir otelin önünde durduk. Taksici bizim on doları geri vermedi. Bu nedenle biraz tartıştık. Bu arada Paşa oradan geçen bazı Adige gençlerine, Adigece durumu anlattı. Paşa, çocukken köyde bir süre kaldığından biraz Adigece biliyordu. Bunun üzerine gençler adamla Rusça konuştular. Gençler sarhoştular ve adamı dövmek istiyorlardı. Baktık işuzuyor,

“Bırakın adamı, gitsin.” dedik. Adam taksisine binerek hızla uzaklaştı.

Daha sonra otele yerleştik. Bir gece icin yaklaşık kırk dolar ödemiştik. İki tür ücret vardı: Birincisi turistler için pahalı olan tarife, diğeri ise vatandaşlara uygulanan ucuz tarife. Biz turist statüsünde değerlendirilmiştik. Fakat otel odamız büyüktü, iki yatak ve bir oturma salonu vardı.

Sabah otelde güzel bir kahvaltıdan sonra Türkiyeli Çerkeslerin kaldığıoteli sorarak bulduk, oldukça yakında idi. Şansımız vardı, Samsun’dan tanıdığımız TEK’te çalışan Nihat o gün Türkiye’ye dönecekti. Odayı bize devretti. Artık iki kişi, iki yataklı odaya günlük sekiz dolar ődeyecektik.

Odaya yerleşmiştik ki, çocukluk arkadaşımız Şamil’in büyük kardeşi Doğan Huaj Acar ağabey geldi. Bize, “hoş geldiniz” dedi, elinde bir şişe Pepsi vardı,ikram etti. Kendisi birkaç aydır Adigey’de kalıyordu. Bize orası ile ilgili bilgiler verdi ve anılarını anlattı. Özellikle şu cümleyi birkaç kez tekrarlamıştı:

“Dünyanın her yerinde iki kere iki dőrttür, bu bölgede ise beş. Bunu hiç unutmayın.”

Soçi’de ve Abhazya’da zaten bunu iyi őğrenmiştik. Daha sonra kent merkezinde Paşa ile dolaşmaya başladık. Beş dakika yürüdükten sonra, bir baktık karşıdan yakın akrabam Hatko Halil Ulutaşlı geliyor, bizi gőrdüğüne inanamadı:

“Ne yapıyorsunuz siz burada?”

“ Biz aşağıdan, Abhazya’dan geliyoruz.”

Kendisi Hollanda’dan gelmişti. Yanında Meltem yengenin akrabası olan Ruslan vardı. Onlarla karşılaşmamız bizim için çok iyi olmuştu. Gezerken artık bizi de yanlarında götürüyorlardı. Daha sonra otelde, Havzalı akrabamız Chetao Levent ile de karşılaştık.

Sonraki günlerde Ruslan ve Halil ağabey ile gezmeye başladık. Ruslan, küçük arabasıyla bizi Maykop çevresinde gezdiriyordu. Kent çevresinde büyük parklar, ormanlar vardı. Dikkatimi çeken bir şey de buradaki köpek türlerinin çeşitliliği oldu. Tür karışımlarından son derece garip köpekler üremişti.

Sovyet dőneminden ve daha eskilerden kalma çok sayıda heykel ve sanat yapıtıvardı. Müzeleri de gezdik. Özellikle vitray sanatının birçok güzel örneği bulunuyordu.

O zamanlar, Parlamento’nun önünde çok büyük bir Lenin heykeli bulunuyordu. Hayatımızda ilk kez bir Lenin heykeli görüyorduk. Paşa ile kırmızı karanfiller satın aldık ve heykelin önüne bıraktık. Tam bu anda alkış sesleri duyduk. Oraya yakın banklarda oturan yaşlılar bizi alkışlıyorlardi. Genç iki kişinin heykele çiçek koyması, çok hoşlarına gitmişti.

Daha sonra Samsun’dan tanıdığımız Aytek ile karşılaştık. Kendisi, Samsun Kafkas Kültür Derneği halk dansları ekibinin en gőzde ve yetenekli elemanıydı. Ailesi ile Adigey’e gőçmüş, burada bir fakültede okuyordu. Bizden bir iki yaş küçüktü. Bu kez Aytek ile gezmeye başladık.

Türkiyeli bir Çerkesin dőnerci dükkanı vardı. Bazen Aytek ile oraya gider dőner yerdik. Burası Türkiye’den gelen Çerkeslerin de buluşma yerlerinden birisiydi.

Bir gün Aytek,

“Ağabey, burada Havzalı yaşlı bir Çerkes amca var. Eski tüfek komünistlerden. İsterseniz onu ziyaret edebiliriz. Ben sizi götürürüm.” dedi.

Bundan haberimiz yoktu. Kendisi ile tanışmak istedik. Ve ertesi gün Aytek telefon açarak yaşlı amcadan randevu aldı.

Birkaç gün sonra Aytek, Paşa ile beni Ahmet Tezcan’ın evine goturdu. Ahmet amca bizi kapıda karşılamış, eli ile sırtımızı sıvazlayarak sarılmıştı.

“Geçin şőyle oturun, hoş geldiniz, safalar getirdiniz.”

Devam edecek...


Bu yazı toplam 6272 defa okundu.





hatko erol anar

Merhabalar Saim, Wuserej Hamit ve Saliha hanim, tesekkurler. Evet diger halklarla dayanismak da guzeldir, kendi halkini unutmamak kaydiyla. Demokratik Birlesik Cerkesya`nin bir gun kurulacagina ben de inaniyorum. Sevgiler selamlar

07 Nisan 2012 Cumartesi Saat 16:47
saliha-izmir

Erol bey'in yazılarını ilgiyle okuyorum. 90lı senelerde genç kızlığımızın hızıyla her şeye koşardık.istanbul da üniversite okurken bir yandan da derneklerde faal olmaya çalışırdık.abhazya savaşı zamanında kadıköy mitinginde, çeçen savaşında ankara mitinginde kardeşlerimiz için yürüdük de, sloganda attık.fakar aradan geçen zaman bütün bunları yaparken kendi halkımızı yani çerkesleri unuttuğumuzu gösterdi bize.
telafi etmek yine bu halkın çocuklarının omuzunda. şimdilerde 18 yaşında ki kızımı kendi kültürünü bilen aidiyetini içinde taşıyan biri olarak yetiştirmeye çalışıyorum. saygımla

06 Nisan 2012 Cuma Saat 15:00
Wuserej-Hamit

Erol bey 90 ların Çerkesyası herhalde çok değerli anılardır sizin için. Bizide günlüğünüze ortak ettiğiniz için teşekkürler.
Demokratik, birleşik Çerkesyayı bir gün gerçek kılacağız. Wopsawıj

05 Nisan 2012 Perşembe Saat 21:09
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net