

Kaffed’in içerisindeki (yönetimi elinde tutan) guruh hepimizin bildiği gibi karma bir millet anlayışını şiar edinmiş olduklarını iddia ediyorlar.
Bu sapkın görüş ne hikmetse sadece Türkiye’de iken dile getiriliyor, yurtdışına çıkıldığında her zaman bu görüşün aksine hareket ediliyor.
Örneğin UNPO’ gibi uluslarası bir kurumun karşısına geçtiklerinde Abazalar Abaza milletine, Çerkesler ise Çerkes milletine dönüşüyor. KAFFED’in yaklaşımını temsil etmek falan unutuluyor. Bir kurumun yönetimi kurumun yaklaşımını bu kadar çabuk tersyüz edebilir mi?
Demekki edebilirmiş,
Bunun anlamı, kurum içerisinde söylediklerine aslında hiç önem vermedikleridir!
***
Abhazya Devletini de ziyaret etmişler. Temasları olmuş. Çokta verimliymiş.
Nasıl yani, verimi, alımı olan şey neymiş?
Abhazya Devleti yetkililerine rica etmişler, Adıge’lerinde Abhazya vatandaşlığının kolaylaştırılmasını istemişler, rica etmişler.
Allah-Allah, Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu...
Abhazya devleti diasporada yaşayan Abaza milletinin fertlerine kolay pasaport veriyor. Adıgelere ise bu kolaylığı sağlamıyor. Çünkü Adıge(Çerkes)lerle kendilerini aynı milletten varsaymıyorlar. Abhazya devleti olarak Çerkesleri Abazalardan farklı bir millet olarak görüyorlar.
Bizim Kaffed ise Abaza ve Adıgeleri toplayıp hepsi bir arada (beşibiryerde misali başka milletleride ilave edip) Çerkesleri oluşturduğu fantazisini geliştirmiş durumda.
Buna KAFFED’in eski ve yeni başkanı inanmıyor olsa gerek.
İnanmıyor olmalılar ki; Abhazya devleti yöneticilerinden, Adıgeler farklı bir milletmiş gibi, onlarında Abhazya vatandaşlığı edinmelerinde kolaylık sağlanmasını talep etmişler.
Böylece KAFFED’i falan temsil etmeden kendi fevri çıkışları ile taleplerde bulunmuşlar.
Eğer KAFFED’i temsil etmiş olsalardı istekleri aşağı-yukarı şöyle olmalıydı;
« Abazalar, Adıgeler (ve isteğe göre ilave edilip çıkartılabilen yedek diğer halklarda) Çerkestir. Siz bir Çerkes devletinin yetkilisi olarak tüm bu Çerkeslere (Adıge, Nohçi, Galgay, Kumuh, Avar....) vatandaşlık vermelisiniz. Yalnızca Abazalara öncelik tanımanız bölücülüktür.»
Kısaca eski ve yeni başkanlar (ikisi bir arada) Abhazya’da KAFFED’in yaklaşımını temsil etmemiş aksine Abaza ve Çerkeslerin ayrı olduğu gerçeğine uygun hareket etmişlerdir.
***
İkilinin Mıyekuape ziyareti de farklı olacak değildi ya! Aynı şekilde Mıyekuape’de de KAFFED’i temsil etmeme karalılıklarını sürdürdüler.
ADIGE XASE – ÇERKES PARLEMENTOSU’nu ziyaret ettiklerinde Kaffedin yaklaşımını ortaya koyduklarını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Kaffed’e göre başkanların 'sadece Adıgelerin ÇERKES olduğu gerçeğini kabul edenleri' doğru yola (!!!) getirmeleri gerekmez miydi?
Gerekmezmiş demekki. Buna değinme eğiliminde dahi bulunmadılar.
Adıge Xase’sini « -Siz isminizi nasıl Çerkes Parlementosu (Adıge Xase) yaparsınız, bu bölücülüktür, Abazalarla aramıza nifak tohumu atmaktır vs.» diye kaffed görüşleri ile aydınlattıklarını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Öyle bir şey yapmadılar, aksine çok memnun ve güler bir yüzle ‘Adıge Xase –Çerkes Parlementosu’ tabelasının önünde hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Elbette Adıgey’de Adıge Xasesinde bu enteresan (fantazilerini) dile getirmeleri zor olurdu (herhalde!).
Ne kadar da Xase, Adıgey’in Adıge Xasesi ise de; şu anki başkanı Beğuşe Adam kardeş ulusumuz Abhazların kurtuluş savaşı mücedelesinde aktif olarak cephede yer almış, hatta esir düşmüş, Abaza ulusunun ulusal kaderi, milli kimliği için elinden gelen herşeyi yapmış bir kişi.
Elbetteki Beğuşe Adam Kaffedin sadece Adıge milli kimliğini değil Abaza milli kimliğini de yok sayan fantazisine bambaşka bir cevap verebilirdi.
Kısaca Mıyekuape’de de başkanlar ikilisi KAFFED’i temsil etmediler.

(Fotoğraf kafkasfederasyonu.org adresinden alınmıştır)
Eski ve yeni başkan Nalçikte, DÇB’de de KAFFED’i temsil etmediler. Zaten hepinizin malumu olduğu üzere DÇB’nin, diasporadaki yapılanmaların Çerkes (Adıge) yapılanmasına çevrilmesi yönündeki kararının tam aksine hareket etmeyi kendi yolları olarak benimsemiş durumdalar.
DÇB’nin sadece Adıgelerden oluşan bir kurum olması gerçeği, bu durumun diasporadan da beklenilmesi karşısında hiç bir tepki ortaya koymayarak yine KAFFED’i temsil etmediler.
***
Verimli – alımlı bir gezi imiş. Yalan! Hiç bir kimseye hiçbir şey vermiş değiller. Halbuki ortak akıl toplantıları zinciri esnasında edindikleri o kadar çok akıl vardıki, birazını buradakilere (bu arada bize de) verebilirlerdi!
Alacakları şeylerde vardı. Buradaki ulusların yapılarını görüp yalın gerçeği bir defa daha yerinde görüp kavrayıp alabilirlerdi.
Gelin görün ki ne almaya ne de vermeye niyetleri yoktu, herhalde.
KAFFED’i temsil etmekte, amaçları arasında yoktu herhalde.
Herhalde, herhalde....
Güzelde gezilmiştir herhalde.
Sn, açumij ve Sakarya derneği üzerine oynayan beyler.Rahat olun işinize bakın.Komşu il olduğumuz için Sakarya Derneğinin ve yönetiminin duruş ve söylemleri tabanın görüşleri doğrultusundadır.Hem Sakarya başkanının her ortamda ve her vatanda etkili ve yetkili şahıslara tabanının düşüncelerini rahatça söyleyebilecek olgu ve sorumluluğa sahiptir.Bu izlenimi bizlere vermiştir.Abhaz yoğunluğunun bulunduğu Sakarya gibi bir ildeki dernek ve yönetimi Abhaz-Fed kuruluş döneminde ve yakın tarihe kadar sürekli olayların içinde bulundu.Muharrem bey ve önceki başkan Kadir bey ve yönetimleri tabanın görüş,istek ve destek gücü ile kurumsal ilkelerini her ortamda savunmuşlardır.Bu ortamlarada çok şahit olduk.Bu nedenle Sakarya üzerine oynamanız size hiç bir şey kazandırmaz.Sakarya'da hamle yapmayı düşünen hangi yapı ve guruplar varsa kurarlar derneklerini işlerine bakarlar.Biz komşuda bunu görüyoruz.
06 Mayıs 2012 Pazar Saat 23:46Hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum.Kaf fed son genel kurulunda isim değişikliği teklifi sadece çerkes olarak teklif edilmişti.teklifteki imza sayısı 28 ve oylamada değişikliğin lehine kullanılan evet oyu 13 vede bunların çoğunluğuda değişiklik için imza veren değillerdi.
06 Mayıs 2012 Pazar Saat 23:31Arkadaşlar...
Öncelikli olarak belirtmek istediğim şeye değineyim (anladığım kadarıyla yeterince anlatmayı arzuladığım şeyi açıklayamamışım)
1. Kaffed ve şürakasının ortaya attığı şey tamamen doğru, tartışmasız üzerinde konuşulması bile abes olacak derecede yalın bir gerçek olabilir.
Böyle olduğuna inanan insanlar da var olabilir. İnsanlık halidir, olabilir....
2. Bu yaklaşımı eğer temsil etmiyorlarsa... Hattta en ilgili makamlar, kurumlar, kuruluşlar, devletler, uluslarası organizasyonlar karşısında bu yaklaşımlarının tam tersine hareket ediyorlarsa....
İşte ben yukarıda ki yazıda buna değindim...
Ve hala aynı düşüncedeyim....Yukarıdaki yazıda kısaca andığım tutumlarından kaynaklanarak ulaşılabilecek mantiki sonuçlar ise şunlardır.
A) Bizim fikirlerimiz şunlardır diye dile getirdikleri şeylere inanmıyor olabilirler. Aslında fikirleri bunlar olmayabilir.
O takdirde, işgal ettikleri dernek yönetimlerinde kendileri ile ilgili olan kitleye, insanlara doğru söylemiyorlar demektir.
B) Fikirlerimiz şunlardır dedikleri şeylere inanıyor olabilirler...
O takdirde de, en ilgili makamlara, kurumlara, kuruluşlara, devletlere, uluslarası organizasyonlara karşı doğruyu söylemiyorlar demektir.
C) Kurumun kimliğini ve yapısını belirleyen bir konuda (yukarıdaki yazıda değindiğim şekilde) her halükarda taraflardan birisi ile olan ilişkilerinde kurumun doğrularının aksine hareket ediyorlar demektir.
Bu da ilgili taraflardan birisine doğru söylemiyorlar anlamına gelir.
Tüm bunların neticesinde ise kendilerini konumlandırdıkları durumla alakalı olası en basit çıkarsama saygınlıklarını yitirmeleridir.
Ve saygınlığın yitimi, (varlığını ve devamını istediğimiz) kurum için en yıkıcı darbedir.
Bu kurumu böylece tahrip ederek yıpratarak yıkmalarına müsaade edilemez....
Bu hem Çerkesya Yurtseverlerinin hem de kurumun diğer tüm (kendi söylemlerine inanan) kitlesi için onların saygınlıklarını yitirmelerinden öte bir şeydir.
Eğer, biz \\\'buyuz\\\' diyorlarsa, \\\'Buyuz\\\' diye tanımladıkları şeylere uymalılar.
Uymuyorlarsa \\\'buyuz\\\'a inanlara karşı sorumluluklarını yerine geitrmiyorlar demektir.
_____________________
Kısaca yukarıdaki yazıda sadece özleri ile sözlerinin örtüşmemesinden duyduğum rahatsızlığı dile getirdim...
Bu fikirlerinin doğru veya yanlış olması ile alakalı bir şey değilidir.
Tamamıyla doğru şeyleri savunuyor olsalar bile, onlara uygun davranmıyorlar....Ve bu inanın ki yanlış-gerçek olmayan fikirlere düşüncelere sahip olmalarından çok daha vahimdir.
