

Bu yılın Temmuz sonu, Ağustos başında http://www.cherkessia.net/ sitemizi temsilen Çerkesya’nın Batı bölgesini genişçe bir açıyla gezmiş bulunmaktayız. Seyahat notlarımızda öne çıkan ve bizce haber değeri taşıyanları bu sayfaya aktarmak istedim.
Gezi sırasında bulunduğumuz Karadeniz kıyıları boyunca konumlanan tarihi Şapsığ bölgesinde yapılmak üzere bulunan “Çerkes Etnografik Kültür Kompleksi”nin haberini de vermek istedik.
****
Karadeniz sahilinde bulunan eski bir Çerkes/Adige yerleşimi Aşe şimdilerde bir sayfiye kasabası görünümünde. Bizler de Lazarevsk sahil yolundan saparak bu yazlıklar ve turistik tesislerle dolu bu yerleşim noktasına gitmiş olduk.

Rehberimiz Bereko Mehmet bizi uygun bir yerde bırakmış ve biz de Aşe’nin kıyı boyuna doğru keşfe çıkmıştık.
Yazlıklar ve yığınla turist arasından geçerek Karadeniz kıyısına Aşe plajını inmiştik. Biraz yürüdük fakat zaman az. Zira gezecek yerimiz o kadar fazla ki.
Geri döndük, buluşma noktasına doğru gideceğiz. Mehmet’le buluşacak, yemek yiyecek ve tekrar yola dizileceğiz.
Fakat o ne? Karnımız aç ve sağda Kiril harfleriyle “MURAT KAFE” yazısını okuyoruz.
Bir ihtimal, Şapsığ’ın yerli Adige/Çerkeslerinden olabilirler mi “MURAT”ın işletmecileri? Neden olmasın? Oldu bile.
****
Mehmet de işte yetişti bize. Yemeklerimizi seçtik ve yerken Mehmet ahbaplarıyla karşılaştı. Bu arada yanımıza bir Çerkes yaklaştı. Bu “Yusuf Ghıeshk”, bize yemekleri seçmemizde yardımcı olan ve sunan kişi.
Ellili yaşlarında müşfik, konuksever ve sevecen biri. O kadar sabırlı ki Mehmet yanımızda olmadığı için dördümüzle de aynı anda konuşmak istiyor. Bilmediğimiz dilimiz içimizde nasıl da bir dert olup büyüyor. Yusuf’a Adigabze karşılık vermek istiyoruz, hem nasıl? Ama ne çare.
Fakat o ne? Az da olsa sözcük sözcük konuşmaya çalışıyorum, çalışıyoruz. Yusuf’un sabrı işe yarıyor. Eyüb’(peygamber)ün sabrı, Yusuf’(Şapsığlı)un sabrıyla değiş tokuş olmuş. Birbirimizle anlaşmaya neredeyse başlamışız. Bazen birimiz sussak bile diğerimiz ısrarla Adigabze konuşacak.
Neyse bir yirmi dakika kadar böyle birbirimizi anlamaya çalıştık. Sonra Mehmet’i bulunduğu masadan çağırdık;”Yetiş Mehmet!”

Bereko Mehmet Yıldırım, Şapsığ bölgesi kökenli, Türkiye’den anayurda kesin dönüş yapanlardan. Neredeyse anayurtla bağlantılı herkes az çok tanır Mehmet’i. Tanımasa da adını duymuştur. Arabasıyla bize sadece şoförlük yaptığını düşünüyorsanız yanılırsınız. Zira bütün Çerkesya’yı onun kadar bilen, benimseyen ve içine sindiren, nadir insan bulunur.
Gezdirdiği her yerin tarihini, sosyolojik, etnografik karakterini çok iyi bilir ve tahlil eder. Her bölgede tanıdıkları bulunur. O bizi sadece gezdirmedi, aynı zamanda rehberliğimizi de yaptı. Üstelik işini gerçekten en iyi şekilde yaptı.
Mehmet masaya gelirken ardından bir başka Şapsığlı Çerkes’i getirdi masamıza; Askeryuko Bekir Ghıeshk. Murat Kafe’yi kardeşi Yusuf ile beraber işletiyor. Kardeşi gibi konuşkan, neşeli, konuksever ve samimi biri. Türkiye’den Çerkes kardeşleri geldiğine çok memnun.
Aslında bu tanışma faslı değil, benim anlatmak istediklerim. Yarın Krasnaya Polyana (Kızıl Çayır)’a gideceğiz. Yani Çerkesya’nın en güney batı uçlarına kadar ulaşacağız. Abhazya sınırına.
Hani şu ortasından Mızımta ırmağının geçtiği, derin vadilerle dolu bölge. Özgür ve Bağımsız Çerkesya’nın gırtlağının Çarlık ordusunca sıkıldığı Kbaada veya Atkuec adıyla anılan yerlerin içinde bulunduğu geniş bölge.

Ve geri dönüş sırasında Lazarevsk yolundan sapacağız. Bekir Ghıeshk’in müjdesini vermek istediği bir haber ve göstermek istediği bir yer var, oraya gideceğiz.

Krasnaya Polyana, gezi notlarımızda ayrı bir yazı başlığı, biz bu yazımızda müjdemizi vermek istiyoruz.
Bekir Ghıeshk’in orman içinde yapmakta olduğu geniş ve güzel bu tesis, Lazarevk rayonunun Nejuk köyüne yakın.
Ağustos başı olduğu için sıcaktan kurumakta olan bir ırmağın asma köprüsünü geçerek inşa edilmekte olan tesisin önüne varıyoruz.
Bekir bize yapmak istediklerini anlatıyor. Ve bize yapmak istediği “Çerkes Etnografik Kültür Kompleksi”nin müjdesini veriyor.
Kompleksin içinde bir etnoğrafik müze, bir tiyatro/gösteri salonu, izleyici koltuklarının seyir bölümleri, hafif eğimle kademe kademe yükselen bir tesis.
Hemen yanıbaşında küçük bir otel ve önünde nazlı akan ırmağın göllenmiş yatağını genişleterek, otel ve gösteri müşterilerine girip yüzmeleri için doğal bir havuz sağlamak istediğini anlatıyor Bekir.
10.000 m2 üzerine kurulacak tesis, Çerkesya’nın en batı uçlarına gelmiş turistlere hem Çerkesya’nın tarihi, kültürel, folklorik, etnoğrafik özelliklerini tanıtmak, hem de engin doğası ve eşsiz güzellikleri hakkında fikir vermek amaçlı.
Bekir akıllı ve idealist biri. Oldukça büyük bir yatırım yürütüyor. Üstelik sadece kendi öz kaynaklarıyla. Umarız ki Rusya devleti, bu büyük özveriyi engellemeye kalkmaz. Destek olmuyor ama bari engellemese diyoruz. Bu bölgede Çerkesler’in durumunu özetleyecek bir sonuç da işte bu.

Bölgenin yerlisi Şapsığlı Çerkes/Adigeler, Şapsığ Özerk Bölge idaresi ortadan kaldırıldığından beri unutulmuş, bölgede azınlık konumuna düşürülmüş ve Adigey Cumhuriyetinin izolasyonu ile de kardeşlerinden fiziki engellerle ayrılarak, derin bir sessizliğe gömülmüş.
Ziyaretimizi ve sohbetimizi bitirdikten sonra Bekir bizlere, sıcaktan nefessiz bedenlerimizi, tesisin önündeki derenin göllenmiş yerine bırakmamızı önerdi. Doğrusu hepimiz böyle bir teklifi bekliyormuşuz gibi kabul ettik.
Beş dakika sonra arabanın bagajındaki eşyalarımızın arasından mayo ve havlularımızı çıkarıp, giyindik ve kendimizi serin suyun içine bıraktık. Olağanüstü müthiş bir güzelliği tenimizde hissetmek harika bir duyguydu. Dedelerimizi rahmetle anarken üzülüyorduk, ancak Çerkesya annemizin derelerce kollarını açması ve müşfik elleriyle kucaklaması bizi fazlasıyla mutlu etti.
Ghıeshk Askeryuko Bekir’e yüce Tha kolaylık, kararlılık, güç, azim ve uzun ömürler versin. http://www.cherkessia.net/ olarak kendisine ve yakınlarına başarılar diliyoruz. Yaklaşık bir buçuk yıl kadar sürecek ve 2014 yılında tamamlanmayı planladığı bu tesis, umarız Şapsığlı Çerkesler’e ve tüm Çerkesya’ya hayırlı olur.

Selamlar semih abi. Xeku gezinizi bence bölümler halinde yayınlayın.
Gezi yazıları Çerkesya yı tanıtmakta birebir. Her giden neden yazmaz ve fotoğraflamaz anlamıyorum aslında.
Güzel...
10 Ağustos 2012 Cuma Saat 20:42Kıyı Boyu Şapsığ
1991 yılı Ağustos ayında Adığey dönüşü yolumuzun üzerindeki Şapsığ bölgesinden geçerken Aşe\\\'de 15 dakikalık bir mola verebilmiştik vakit darlığından. Oradaki dernek başkanıyla ayak üstü sohbetimiz sırasında köyde yaşayan Adığe sülaleririni sorduğumda saydığı bir çok ailenin bizim köyümüzde de oluşu beni bir hayli heyecanlandırmıştı.
Kıyı Boyu Karadeniz Şapsığ, Abzax, Natuğay, Ubıxların daha çok yaşadıkları bölgeydi.Belki sayım yapılabilse dünyadaki Adığeler içinde en fazla nüfusa sahip boy Sapsığlar\\\'dır.Özellikle Türkiye\\\'de çok fazla.Dünyada bu kadar çok olup da Anavatanın halini görmek çok acı.Keşke tüm Sapsığlar bu gerçeği görüp anavatanlarına, yani Kıyı Boyu Şapsığ\\\'a geri dönseler.
Rusya Federasyonu bilinçli bir şekilde bu bölgeyi Adığesizleştirdi ve hala da davam ediyor. Karadeniz kıyılarını Rusya!nın sayfiye yeri haline dönüştürdü. Burada bulunan (yanılmıyorsam 12 köy olacak) Adığe köylerinin statülerini iptal edip tamamen Ruslaştırmaya çalışıyor. Ve videolardan seyrettiğimiz kadarıyla çok kısa olan turizm mevsiminde buradaki Adığe köyleri Rus turistlere hizmet vererek geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Ve ne hazindir ki sadece emeği ve geriye kalan kültürel kırıntılarını da (Adığe Halk Danslarıyla) otellerin gece animasyonlarında Rusları eğlendirerek geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
Kıyı Boyu Sapsığ\\\'da köylerin durumunu çok iyi özetleyen ve gösteren Rusca hazırlanmış kısa belgesel bir film var Youtube\\\'de. Linkini veriyorum. Tüm Adığelerin , özellikle Sapsığların izlemesini, ve gerekli dersi çıkarmalarını çok isterim. Köyde 35 kişi kalmış. Kalanlar da zaten yaşlı. Burada yaşayan son Adığeler için hayatın tek bir gerçeği kaldı geriye: \\\"Sıra ne zaman bize gelecek\\\" diye ölümü bekleyen bir köy.
ЛЫГУЛЫСТ http://www.youtube.com/watch?v=V3bGGN85Ts8&feature=related
