

Suriye’de Genel Durum:
Tunus ve Mısır’da ki devrimlerden etkilenen Suriyeli muhalif gruplar 26 Ocak 2011 tarihinde protesto gösterilerine başladılar. Bu gösterilerde çıkan olaylar küçük çaplı münferit olaylar idi. Ancak 15 Mart Dera toplu gösterisi sonrasında kısa süre zarfında işin rengi değişti ve Esad’ın istifasının, hükümetin devrilmesinin istendiği ülke çapında bir isyana dönüştü.
Esad rejimi isyanı sert bir şekilde güç kullanarak bastırmaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Muhalifler de hükümet birlikleriyle mücadele edebilecek dış destekli hırçın ve saldırgan bir ordu kurdular. Haziran 2011‘ de Türkiye sınırının 20 km güneyinde ki bir kasabada hükümete bağlı 120 askerin öldürülmesi artık olayların isyan olarak değil iç savaş olarak tanımlanmasına neden oldu.
O tarihten bugüne kadar çatışmalar hız kesmeden Suriye’nin değişik bölgelerinde daha da yaygınlaşarak devam etti. Hayatını kaybedenlerin, göz altına alınanların,işkenceye maruz kalanların sayısı hakkında çeşitli rakamlar mevcut ancak kimse net bir rakam açıklayamıyor.
Suriye muhalefetine başta ABD, Türkiye,Suudi Arabistan gibi ülkeler destek veriyor.Ancak muhalefetin silahlı kanadı bu ülkelerden askeri müdahale veya silah yardımı talep ediyor.
Özgür Suriye Ordusu komutanlarından Ebu Ammar, "El Kaide'yi burada istemiyoruz ama eğer kimse bize yardım etmez ise, onlarla ittifak yaparız" diyor gazeteciler ile yaptığı bir röportajda.
Ebu Ammar : "El Kaide Halep'e gelirse, kent 3 ay içinde örgütün üssü olur" diyen Ebu Ammar, "Allah yardımcımız olsun, bu rejimi yenmemiz imkansız. Kimyasal silahları var, belki de kullanacaklar. Tankları, uçakları, füzeleri, roketleri var. Bizim ise hiçbir şeyimiz yok" (NTV Haber)
Suriye’de yaşanan iç savaşın nasıl neticeleneceğini henüz kimse tahmin edemiyor. Bu belirsizlik nedeniyle en büyük sıkıntıyı yaklaşık bir yıldır sıradan Suriye vatandaşları çekiyor. Elektrik, su, gıda, ilaç ve barınacak yer gibi en temel insani gereksinimleri elde edemeyen sivil halk perişan ve çaresiz bir durumda.
Suriye Çerkesleri:
Çerkes-Rus savaşları sonrasında 1860’lı yıllarda zorla sürgün edilen Çerkesler’den Suriye’ye ilk gelenler Samsun-Kayseri-Golan istikametinde hareket edenlerdir. 1877-1888 Osmanlı-Rus savaşı sonrası Balkanlar’dan sürülen çok sayıda Çerkes Suriye’ye gelmiştir.Suriye’ye sonradan gelen kafile daha kalabalıktır.
Suriye Çerkesleri’nin nüfusları hakkında net bir rakam olmasa da 90.000 ila 150.000 arasında olduğu çeşitli kaynaklarda belirtiliyor.
Halep'te 2, Hama'da 3, Humus'ta 6, Golan'da 11 Çerkes köyü var.Bunun yanı sıra Şam, Halep, Humus, Kuneytre, Hanasır, Mumbuş, Humus Tel Amıri, Tılil, İnnnasır ve Anzat'da Çerkes yerleşim birimleri ve mahalleleri bulunuyor.
İsrail-Arap savaşında kendi köyleri ve toprakları işgal edilen Golan Çerkesleri Suriye yönetiminin izni ve bilgisi dahilinde sadece Çerkesler’den oluşan , Cevad Anzor komutanlığında askeri bir birlik kurdular. Şiddetli çatışmalara ve yaklaşık 200 Çerkes savaşçının hayatını kaybetmesine rağmen Golan’ı savunan ve İsrail askerlerini püskürten Çerkeslerin Golan’da yönetimi tekrar Araplara devretmeleri ardından Araplar bu toprakları tutmayı başaramamış ve İsrail işgaline dayanamayarak geri çekilmişlerdir. (Resim3)
İç Savaş Ortamında Çerkesler İçin İşleyen Süreç:
6 Ocak 2012 tarihinde 4 farklı Çerkes STK mensubu yaklaşık 300 kişi anavatana geri dönüşlerinde yardım edilmesi talebi ile RF Devlet başkanı Medvedev ve Adigey-KÇR-KBR Cumhuriyet Başkanlarına mektup yazdılar.
Bu mektuptan tam 23 gün sonra İstanbul’da Çerkesya Yurtseverlerinin organize ettiği Suriye Çerkesleri’ne destek temalı protesto etkinliği tertip edildi. Suriye Çerkesleri’nin vatanı Çerkesya’dır ana fikri ile tertip edilen bu protesto etkinliği sonrasında bazı çevrelerden gelen ilginç yorumlar oldu. Suriye’li Çerkesler’in ‘’geri dönme taleplerinin olmadığı’’ , ‘’dönmek istemedikleri’’, ‘’bu tür etkinliklerin onların durumlarını zorlaştıracağı’’ ve benzeri kabul edilemez yorumlar yapıldı.
Diasporada bu gelişmeler yaşanırken anavatandan siyasetçi , iş adamı ve sivil toplum liderlerinden oluşturulan karma bir heyet Suriye Çerkeslerini ziyaret ettiler ve onlarla toplantı yaptılar.Toplantıya katılan çoğu Çerkes biran önce anavatana dönme arzusu içerisinde olduklarını ifade ettiler.(Resim1)
Bu heyet geri döndükten sonra Kosova örneğinde olduğu gibi RF desteği ile Suriye Çerkeslerini anavatana ulaştırabilmek için birtakım girişimler başlatıldı. Ancak gerek Suriye’li Çerkeslerin yardım çağrısı, gerek anavatan ve diasporada yaşayan Çerkeslerin girişimleri fayda etmedi ve RF’nu Suriye Çerkesleri’nin durumuna ilişkin olumlu veya olumsuz bir cevap vermedi.
Çoğunluğu kendi imkanıyla ve toplanan yardımlar ile anavatana ulaşan Çerkesler oldu.Ancak her yıl belirlenen Özerk Cumhuriyetlere yabancı giriş kotasının 2012 senesi için dolduğu ortaya çıkınca anavatana geri dönmek isteyen Çerkesler ortada kaldılar.
Anavatana ulaşamayan Çerkeslerin dramı bir yana yerleşenlere vatandaşlık verilmemesi ve bu haklarından yararlanamamaları sebebiyle geleceklerinin belirsizliği ayrı bir sorun. Ancak anavatanda yaşayan Çerkeslerin Suriye’den zor şartlar altında geri dönüş yapan Çerkeslere içtenlikle yardım eli uzattıklarını belirtmek gerekir.
Suriye’den çıkamayan Çerkesler ise Suriye halkının çektiği tüm dert ve sıkıntıları çekiyorlar. Bugüne kadar iletişim kurmayı başardığımız birçok kişi ile yaptığımız görüşmelerde sokağa çıkamadıklarını, vandalizmin tavan yaptığını özellikle gıda ve ilaç konusunda büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade ettiler.
RF’nun tüm girişim ve çabalara rağmen sessiz tavrını sürdürmesi neticesinde diaspora-anavatan işbirliği ile planlanan kitlesel protesto gösterileri yapılma kararı alındı. Türkiye’de 3 ilde Rusya’da Moskova, Adigey/Maykop ve Kabardey/Nalçik kentlerinde ve Almanya/Berlin’de gösteri yapılabilmesi için hazırlıklara başlanıldığında özellikle anavatan ayağında ilginç gelişmeler ile karşılaşıldı.
Maykop’da yapılmak istenen protesto gösterisi için izin başvuru yapanlara Adigey hükümeti tarafından baskı uygulanması nedeniyle bu etkinlik yıldırma politikası sonucunda iptal edilmek zorunda kalındı. Ancak duyarlı ve kararlı olanlar kitlesel eylemin yapıldığı gün tek kişilik eylemler ile ellerindeki pankartlarla Suriye Çerkeslerine destekte kararlı olduklarını gösterdiler.
Adigey Hükümeti’nin demokratik bir hak olan protesto eylemini hele,hele Suriye Çerkesleri için yapılan bu protestoyu engelleme girişimleri kesinlikle kabul edilemez bir tutumdur.
Zamanın Adigey Cumhurbaşkanı olan Aslan Carım’a Kosova Çerkeslerinden gelen yardım talebi mektubu sonrasında etkin politika yürüterek Rusya’nın savaş bölgesinden Çerkesleri çekip alarak Adigey’e sağ salim getirmesini sağladı. Ancak günümüz Adigey Cumhurbaşkanı Aslan Thakuşin ve Başbakan K’umpıl Murat , bu süreçte aktif ve etkili politika izleyememişlerdir.Başarısızlıklarını bu tarz yıldırma politikası sürdürerek örtmeye çalışmaktadırlar Aslan Carım’ı bu vesileyle özlemle anmış olalım.
Nalçikte yapılması planlanan protesto etkinliği için aktivistlerin izin başvurusu da reddedildi. Sebep olarak ise Nalçik şehrinde o günlerde devam etmekte olan anti-terör operasyonu olduğu açıklandı.Dolayısıyla Nalçikte protesto etkinliği yapılamadı.
23 Eylül 2012 günü Moskova, İstanbul, Ankara, Antalya ve Berlin’de Suriye’li Çerkeslerin sorunlarına duyarsız kalan RF’nu protesto edildi.
Aynı gün Abhazya’da da bir etkinlik düzenlendi. Ancak etkinliğe katılan bir katılımcının taşıdığı ‘RF’nun Suriye politikasını destekliyoruz’ mesajı etkinliğin ne amaçla düzenlendiği konusunda akıllarda soru işareti bıraktı. KAFFED’in Abhazyada gerçekleştirilen bu etkinliği haber olarak geçmesi ancak kitlesel eylem yapan Çerkeslerin eylemini görmezden geldiğini de belirtelim.
Suriye’de yaşanan iç savaşın ilk günlerinde düzenlenilmesi gereken yardım kampanyası çok geç olsa da Türkiye’de KAFFED tarafından başlatıldı. Yardımseverler gerek SMS yolu ile gerek banka havale yolu ile KAFFED hesaplarına binlerce lira yardımda bulundular.
Ancak toplanan meblağın Suriye’de ki Çerkesler’in kanayan yarasına merhem olamayacağı gerçeği yardım kampanyasından sonra ki günlerde daha da gün yüzüne çıktı..
Ateş Çemberindeki Çerkesler:
Suriye’de yaşanan savaş 2.yılına yaklaşırken uzun bir süre Çerkes yerleşim birimlerine savaşın sıçramamış olması ve münferit olaylar haricinde can kayıplarının olmayışı umutsuzluk ve çaresizlik ortamında içimize su serpen yegane iyi haberdi.
Ancak bu adil olmayan savaşın Çerkes köylerine ve yerleşim birimlerine sıçraması, ardı ardına gelen Çerkeslerin katledildiğine dair haberler yüreklerimizi dağladı.
En çarpıcı haberi İsrail’de ki Çerkes köyü Kfar-Kama’da kurulan Suriye Çerkesleri Yardımlaşma Komitesi başkanından geldi. Golan eteklerine kurulu bir köy olan Bir-Ajem’i 1 Kasım 2012 tarihinde muhalif savaşçıların ele geçirmesi ardından Suriye ordusunun bu köye yakın bölgelere mevzilendiği ve top atışlarında bulunmak suretiyle köye saldırdığı haberi geldi öncelikle.(Resim:2) Ardından bombardıman sonrasında Çerkesler’in öldüğü ve yaralandığı yönünde bir haber.Daha sonra cenaze görüntüleri elimize geçti. Elektriğin kesik olduğu köyde aküler ile şarj ettikleri telefonları aracılığıyla yapılan görüşmelerde köye top atışlarının yapıldığı yiyecek, su ve ilaç gibi gereksinimlerin tükenmek üzere olduğu bildirildi son olarak.
Ardı ardına gelen saldırı haberlerinin ardından bugüne kadar hayatını kaybeden Çerkeslerin listesi kabarmaya başladı. Suriye Çerkeslerinden edinilen en son ve güncel bilgilere göre hayatını kaybedenlerin isimleri şöyle :
1- Adnan Tomoq 2- Alaa Doghoz (Resim6) 3- Omar Rajab Bouri 4- Sameer Barhoum Varoqa (Resim10) 5- Yanal Sameer Islam (Resim4 ve 5) 6- Muhammad Saeed 7- Anas Aziz Jarkas (Resim7) 8- Ghasan Haj Ahmad Balqar (‘’Ayman Balkar’’ Resim8) 9- Houssam Inal 10- Eyad Zindaqi (Resim9) 11- Wael Abd Al Razaq Daghestani 12- Waleed Ali Basha Daghestani 13- Haitham Afandi Bek 14 Amer Arslan 15- Muhammad Khaled Othman Muhammad Shafeeq 16- Ahmad Khaled Daghestan 17- Mazen Mouhammad Sameer Daghestani 18- Basheer Dahdah 19- Sameer Azmi Saleem 20- Hasan Koum AL Maz 21- Nour Eddin Lakhuj (Resim11) 22- Bilal Jarkas (Resim12) 23- Weam Daghestani ('' Bebek'' 24- Maen Shora 25- Nouri Ishaq Jaweesh (Menbec Köyünden) 26- Abd Al Raouf Farhan Thakoush (Homs Şehirden) 27- Raja Zedo ('' Bayan'') 28- Lina Saleem ('' Bayan'' ) 29- Omar Yashar Raja 30- Samer Akhoriq (Abo Hamama Köyünden) 31- Wais Ales Bek Dolly (Ras Alen Köyünden)
Neyse ki çatışmaların ortasında kalan Çerkesler köylerinden kaçmayı başarabildiler ve bugün çoğunluğu Şam’da diğer Çerkeslerin yanlarında ‘şimdilik’ güvendeler.
Bu listenin uzamaması en büyük dileğimiz ancak gerçekçi olmak gerekiyor ki durum ve vaziyet maalesef bu ateşin Çerkesleri içine çektiğini gösteriyor. Artık Çerkes toplumunun Suriye konusunda uzlaşarak çok ciddi kararlar alarak gerekli adımları atması gerekmektedir.
Özellikle derneklerde ve köylerde KAFFED’in bağış kampanyasına katılım sağlanılması için insanlarımız bilgilendirilmeli, Cuma günleri köy camilerinde sadece Suriye Çerkesleri için para toplanmalı ve Türkiye’ye yerleşen Çerkes ailelere gönderilmek üzere elbise, beyaz eşya gibi ihtiyaç malzemeleri temin edilmelidir.Belirtmek gerekiyor ki KAFFED’in toplanan paraları öncelikle anavatana dönmek isteyenler için harcamak istemesi doğru,ilkeli ve desteklenmesi gereken bir karardır.
Ancak, kendi kendimize yetemeyeceğimiz apaçık bir gerçektir !
Başta Suriye, T.C., RF ve Avrupa ülkeleri, ABD, İsrail gibi ülkeler dahil ve tüm uluslar arası yardım kuruluşlarına durumun ciddiyetini anlatarak, Çerkeslerin RF tarafından kabul edilmemesi sebebiyle gidecek hiçbir yerlerinin olmadığı acil bir şekilde Çerkeslerin uçaklar ile anavatana engelsiz bir şekilde götürülmeleri gerektiğin anlatmalıyız.
Anavatanda ki yerel yönetimlerin olumsuz yaklaşımları protesto edilmeli hem yerel yönetimlere hem Rusya’ya hem de dünyaya geçmişte ‘Kosova Çerkesleri’ örneğini sunmalı, süreci ve sonuçlarını ifade ederek Suriye Çerkesleri için de aynı desteğin sağlanması gerektiğini savunmalıyız.
Bu amaç üzerine toplumumuzun farklı düşünen tüm kesimlerinin kenetlenerek, el ele vererek acilen eyleme geçmesi gerekir! Ancak mevcut durum farklı düşünen belli başlı grupların maksatlı bir şekilde ‘Rusya güdümlü geri dönüş hikayeleri’ bahaneleriyle kendilerince alternatif üreterek Çerkesleri Türkiye’ye getirmenin uğraşı içerisinde olduklarıdır.
Toplumumuzun bu tür maksatlı girişimleri iyi değerlendirmesi ve Suriye Çerkesleri’nin Türkiye’ye değil anavatana götürülmesi gerektiği konusunda güç birliği yapılması gerekiyor. Aksi takdirde dağınık organizasyonlar toplumu bölmek ile birlikte etkili bir çalışma ortaya konulmasını engelleyecektir.
Sonuç olarak da hayatını kaybedenlerin listesi her ne kadar istemesek de uzayacaktır.

(Resim1:Anavatandan Suriye’ye gelen temsilciler ile Suriye Çerkeslerinin yapmış oldukları toplantı)

(Resim2: 1 Kasım 2012 tarihinden itibaren bombardıman altındaki Çerkes köyü Bir-Ajem)

(Bombardıman altında ki Çerkes köyü Bir-Ajem’in uydu görüntüsü)

(Muhtemelen 1930’ların başında kapatılmış Çerkes okulu)


(Resim3: Cevad Anzor anısına düzenlenen bir etkinlikte Bir-Ajem köyü halk dansları ekibi gösterisi)

(Köyün küçük Çerkes çocukları)

(Çatışmalara sahne olan Çerkes köyü Bir-Ajem)

(Resim4: Bir-Ajem’e yakın bir noktada Suriye-İsrail sınırına konuşlanmış UN Barış gücü askeri kontrol noktası.Bu bölgede İsrail ve Suriye Silahlı kuvvetlerinin yapılan antlaşma gereği bulunmamaları gerekiyor.Ancak tam bu noktada Suriye ordusu tarafından Bir-Ajam’lı Yanal Sameer Islam öldürüldü)

(Resim5: UN Kontrol noktasında öldürülen Yanal Sameer Islam(Tamzouq) )

(Resim6 Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Alaa Doghoz )

(Resim7: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Anas Aziz Jarkas )

(Resim8: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Ayman Balkar)

(Resim9: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Eyad Zindaqi )

(Resim10: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Sameer Barhoum Varoqa)

(Resim11: Gözaltında muhtemelen işkence altında hayatını kaybeden Nour Eddin Lakhuj)

(Resim12: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Bilal Jarkas)

(Resim13: Çatışmalarda hayatını kaybedenlerden Sultan Sameer)
Sevgili berslan sonsuz teşekkürler.yüreğine sağlık.her zaman her yerde senin ve dostlarının yanındayız.
vorepseuv ADYGER.
Sağol Berslan nıbjeğu. Dökümanter yazı hazırlamışsın.
Sözün bittiği yerdeyiz arık...
