Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Bize çakma’lar lazım mı?
18 Aralık 2012 Salı Saat 21:38

Son günlerde, özellikle Türkiyedeki gündemdem uzaktayım. Kendi şahsi işlerimle ilgilenmek zorundayım. İnternet ve bu ağdaki kitle iletişim olanaklarından faydalanamıyorum.

İşlerimden bir ara fırsat bulup eve gittiğimde olan olaylara kısa bir göz attım.

***

Eli keser tutan, iki ağacı birbirine çakmışlığı olan, hele hele köyde büyümüş olanlarınız bahsedeceğim konuyu iyi bilirler.

Eğer ağaç ile hassas bir iş yapıyorsanız, kenarı dümdüz bir ağaca ihtiyacınız olursa, yapmanız gerekli olan şey oldukça basittir. Aynı ağaçtan kesilmemiş olduğuna dikkat ederek iki tane iki buçuğa, on santimlik tahtayı üst-üste getirerek birbirlerine çaktığınızda, ikisininde kenarlarının birbirlerine denk gelmesini sağladığınızda elde ettiğiniz beşe-on keresteye çakma beşe-on denilir.

Çakma beşe-onu elde ederken diğer tahtaların kenarlarını birbirine denk getirmek için sağa sola doğru itiklersiniz. Böylece her iki tahtadaki eğrilik ve yamukluklar birbirini telafi eder, dümdüz bir çakma beşe-on elde edersiniz.

Bu çakma beşe-on yapmanız gereken hassas işde size diğer gerçek beşe-onlardan daha fazla gerekir. Fakat gerçek beşe-onun kullanılması gereken yerde kullanılamaz.

***

İsrail devleti, politikası ve sosyal yaşantısında çakma beşe-on misali uygulamaları en iyi uygulayan ülkelerden birisidir. İsrailin kapitalist bir ülke olduğunu, kapitalizmin, serbest ticaretin bu ülkenin bel kemiğini oluşturduğunu bilmeyenimiz yoktur sanıyorum.

Fakat, bu kapitalist, hatta dine dayalı kapitalist ülke, hem kapitalizmin hemde dinin ters ucu olarak herkesin bildiği komün uygulamasını bünyesinde en canlı yaşatan ülkelerden birisidir.

Yurt dışından İsraile yerleşmek amacıyla gelen bir yahudinin ülkeye en kolay ve hızlı adapte olma şekillerinden birisi, bu kapitalist ülkenin uyguladığı komünler, kolhozlar kısaca en bilinen adıyla kibutslar olur.

Ülke sonuna kadar kapitalisttir, hatta yahudi dini üzerine bir şeriatin hakimiyeti her hususta dikkat çekici orandadır fakat bu kolhozları kullanmaktan hiç imtina etmez.

Ülkeye yeni gelen, yahudi dilini, kültürünü bilmeyen kişiler buralarda ülkeye adapte olana kadar yaşarlar. Hatta bu kapitalist ülkenin bir nevi komünlerine girmek o kadar da kolay değildir.

***

Biz Çerkeslerin vatanlarına dönüşlerinde bu uygulamadan faydalanmamız mümkünmüdür. Elbetteki mümkündür.

Doktor, ayakkabıcı, inşaat ustası, elektrikçi ve hiçbir mesleğe sahip olmayan herhangi bir Çerkes vatanına döndüğünde böylesi bir yapı ona yardımcı olsa, kötü mü olur?

Dili öğrenene, evrakları hazır olana kadar böyle bir kolhozda örneğin 2-3 yıl çalışsa, daha sonra yerini yeni gelen birisine devretse fena mı olur?

50 tane ev, 500 inek, bir  süt işleme merkezi ve tarlalar.  Kabataslak Yahudilerin yaptığı gibi.

Böylesi, vatana insan taşıyıcı düzeni oluşturmamızın kime ne zararı olur. Hiç kimseye hiç bir zararı olmaz. Fakat şu an itibariyle örneğin Adıge Cumhuriyeti ekonomik ve sosyal ve politik olarak böylesi bir konuya hazır değil. Diaspora ise malum.

Vatana dönüş için şu an uygulamasını yapamayacağımız, bu örgütlülükte ve yapıda olmadığımız halde, bile bile konuyu dile getirmemde ki amacım, ‘çakma’ uygulamaların bize zararı değil yararı olacağını belirtmek içindi.

***

Bizlerin de yapması gereken bu. Örneğin, Nurcular cemaatlerini genişletirken, dershanelerden faydalanmadılar mı? Faydalandılar. Bizler bu tecrübeden faydalanmalımıyız, faydalanmalıyız. Yahudiler bir nevi komün uygulaması ile ülkelerine soydaşlarını getirme pratiğini işler halde tutuyorlarsa bu onları komünist yapmaz.

Kısaca, kullanabileceğimiz, bize faydası olacak her türlü tecrübe bizim için gereklidir. Bu tecrübeler sağcı, solcu vb. her türlü şeyden gelmiş olabilir. Fakat bizim kendi davamızda, yolumuzda bu her türlü şey, her türlü şey olmaya devam eder. Bizim Çerkesya yurtseverlerinin özü vatandır. Vatana bağlılıktır.

***

Mıyekuape’de  arkadaşlarla zaman zaman şakayla karışık Türkiye’den gelmiş turistlerin dedikodusunu yaparız. Günahtır günah olmasına ama yine de yaparız. Kul hakkına gireriz, ama mübarek, yüzlerine bile aynısını söylesek dediklerimizi anlamamış gibi yaparlar...

Bilmem ne derneğinden gelen, bilmem ne şahsı, durumlarının dernek olarak oldukça iyi olduğunu derneğin bölgedeki diğer sivil toplum kuruluşlarına nazaran hala Atatürkçü-kemalist çizgiyi muhafaza ettiğini söyler.

Allah - Allah!.  Atatürkçü- kemalist çizgi vatan için ne ifade eder. Şapka devrimi mi, ama ya kalpağımızdan memnunsak, harf inkılabı mı, devletçilik mi, laiklik mi, o mu, bu mu?  Bunların hiç birisi vatanda hiç bir şey ifade etmiyor.

Anlaşıldı, bunlar için Mıyekuape şehir parkına veya kentin başka bir yerine Atatürk büstü yapmalı. Vatanda Atatürkü bilende, duyanda o’na ihtiyaç hisseden de yok.  Büstünüde diksek, kimse ‘bunu niye diktiniz’ de demez. Heykel işte, derler geçerler... O büst burada sadece heykel olur.

Bir diğeri, masaya Sızıntı dergisinin son sayısını bırakıverir. Anlaşıldı, bir köşeye de Sızıntı dergisi bayisi açılmalı.     

***

Hayır, ne Necmettin Erbakan, ne Bülent Ecevit, ne Tayyip, ne de bir başkasının heykeline, tağutuna vatanın ihtiyacı yok. Bunları unutunuz. 

Onlar bize sadece ilerlediğimiz, ilerlememiz gereken yolda gerekli olduğu oranda edindikleri tecrübelerden dolayı gerekiyorlar.  Sadece bizim davamız ve yolumuzda çakma beşe-on misali var olabilirler.

Dinimiz bile bölgeyi, milleti, onun şartlarını göz önünde bulundururken bizim bir grup insanımız vatana Atatürk falan nakletmeye çalışıyor ve komik duruma düşüyorlar.

Hatırlayınız, önce Kur’an, sonra hadis ve böylece süren sırada gelenek-göreneğin yer alışını aklınıza getiriniz. Yani dinimiz bile her milletin kendi özel durumunu göz ardı etmezken, Türklerin, Türkiyenin durumlarından kaynaklanan yapılanmaların illada bizim için geçer akçe olması gerekmez, bırakın onların Atatürkü, Erbakanı, Türkeşi, Deniz Gezmişi, Şeyh Bedrettini onlara kalsın.

İşte farkındalık burada başlıyor. Kendi şartlarımızın göz önüne alınması gereken yerde.  

***

Kısaca bizede çakma’lar gerekiyor. Ama bizim yolumuzda, bizim davamızda bunların sadece çakma hasebinde olduğunun unutulmaması kaydıyla.

Aynı, çakma beşe-onda olduğu gibi iki-buçuğa onluk tahta, ikibuçuğa onluk tahta olmaya devam eder.     

 


Bu yazı toplam 4965 defa okundu.





kbishe demir

ancak bu kadar anlatilabilinirdi, :) Wupseuj acumij...

19 Aralık 2012 Çarşamba Saat 17:44
Ş'hafit

Hilmi abi nerelerdeydin desem yazmışsın başa. Bu kadar uzun ara verme Hilmi abi. Senin yazıların akrostiş tarafını unutacak insanlar :)

19 Aralık 2012 Çarşamba Saat 15:16
Orhan Dogan

İşte farkındalık. Yapabilinse...

18 Aralık 2012 Salı Saat 22:23
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net