

Devrimler, ülkelerde gerçekleşen büyük köklü sistem değişiklikleri hemen hemen tüm dünyada benzer sorunlarıda peşlerinde getirirler.
İster İran islam devrimi olsun, ister bolşeviklerin Rusyada iktidarı ele geçirmeleri olsun ya da Türkiyede padişahlıktan cumhuriyete geçiş olsun benzer sıkıntıları taşırlar.
Son yirmi yıl içerisinde Rusya federasyonunda da böylesi değişimler oldu. Sistem değiştirildi. Büyük sistem değişikliklerinde olan her şey de burada oldu.
Bunun ne kadar doğal ama arzulanmayan şeyler taşıdığını her birimiz biliyoruz.
***
Topal Osmanı duymuşsunuzdur.
Türkiyenin cumhuriyetleşme sürecinde, yeni yönetimin kullandığı adeta bir büyük maşa. Cumhuriyetin aldığı ilk soluklarda sistemin yaşamını garanti altına almak için gereken şeyleri yapan birisi.
***
Rusya Federasyonun da son yirmi yılında böyle öne çıkmış adı duyulmuş bir topal Osman yok.
Fakat dedim ya, aynı acılar, benzer yollar RF. da kat etti.
Sovyetler Birliğinin çöküşü ardından vatanımıza Türkiyeden yüzlerce binlerce hatta en az on bin kişi yerleşmeye geldi. Bunlar arasında geride kalıp yerleşebilenlerin sayısı ise ne yazık ki bir kaç binden fazla değil.
Yerleşmek niyetiyle, veya yerleşebilmeleri mümkün mü diye bakıp görmek için vatana gelmiş olanlardan büyük bir kısmı bir kaç ay kaldıktan sonra ülkedeki bu geçiş sürecinin zorlukları karşısında başarılı olabileceklerini sanmadıklarından geri döndüler.
Bazıları ise daha fazla dirayet gösterip beş-altı yıl kadar yaşayıp ardından bu değişim sürecinin getirdiği sıkıntılardan bunalıp bir daha Türkiye’ye döndüler...
Onlara ben büyük saygı duyuyorum. Büyük saygı duyuyorum çünkü son yirmi yıl içerisinde Türkiyedeki her Adıge köyünden en az bir kişi vatanına gelip ülkenin içinde olduğu durumu gözlemledi. Bu gün biz dönmenin gerekli olduğunu söyleyebiliyorsak, dönün dediğimizde, ‘haklısınız vatana dönmeli’ cevabını insanlarımızdan alabiliyorsak bu onların sayesinde.
Onlar vatanlarındaki bu değişim sürecinin getirdiği zorlukları Türkiyede bir antipropaganda malzemesi olarak kullanmadılar.
***
Değişim ne oranda gerekliydi veya hiç gereksizmiydi gibi konulara değinmeyeceğim. Değişimin pek çok zorluğu olduğunu söylemekle yetineceğim.
Örneğin sistemin çökmesi ardından, merkezi otoritenin, yerel yönetimlerin idari otoritelerinin çok sarsıldığı bir dönem yaşandı. Bu otorite sarsılması a’dan z’ye devlet organlarının hemen hemen tamamında yaşandı. Rusya gibi çok geniş bir coğrafyada farklı yansımaları oldu.
Mesela Adıgey’i ele alacak olursak, köyünüzden birisinin anlattığını duymuşsunuzdur.
‘-Adıgeye gittiğimde, bir cumhurbaşkanı ile konuşayım dedim. Vunefıje gittim, cumhurbaşkanın kapısını açıp selamı çaktım. Beni görünce çok sevindi...... vs. vs.’
İçinizden ‘yalan atıyor’ da demiş olabilirsiniz. Çünkü size bunu anlatan kişi belki bir kundura tamircisi, belki de bir çiftçidir. Ama anlattıkları gerçektir. Hakikatten o kapıyı öyle açıp, cumhurbaşkanı ile de çyle görüşmüş olabilir.
İşte bu otorite sarsılması daha vahim şeyleri de yanında getirdi. Rusyanın hemen hemen her bölgesinde çeteler ortaya çıktı.
Çerkeslerin yaşadığı coğrafya da aynı şeylerden nasibini aldı.
***
Çetelerin oldukça hakim oldukları dönemde de Adıgeye pek çok kişi geldi, pek çok kişi yerleşmeye çalıştı. Pek çoğuda tutunmayı beceremeyip yeniden Türkiye’ye döndü.
Bu oluşumlar dünyanın her yerinde olan köklü sistem değişimlerinin gerçekleşmesi esnasında ortaya çıkanlardan farklı değildi.
Yeni sistem, yeniden yapılanmasını hemen hemen her zaman her ülkede aynı şekilde gerçekleştiriyor.
Rusya’da da durum farklı cereyan etmedi ve işin doğrusu etmiyor. Çöken imparatorluklarda neler olduysa benzerleri aynı şekilde burada da gerçekleşiyor.
***
Bu ufak çeteler yok edildi.
Tüm Rusya genelinde ne olup bittiğini bilemem ama Adıgeyde neler olduğunu biliyorum.
Sokak ortasında bu çetelerin önde gelen yöneticileri yüzleri maskeli insanlarca öldürüldüler. Mahkeme kararı, savcılık, yargılama falan filan hakgetire... Sistem nasıl çalıştı, kim nasıl karar verdi günümüzde belli değil. Aynı Türkiyenin Topal Osmanı ve onun eylemlerindeki karar mekanizmasının hala bilinmiyor olması gibi.
Halkın buna tepkisi ise tüm sistem değişimlerinde olandan farklı değildi.
Sokak çeteleri ortadan kaldırıldı ise, artık otomobillerini evlerinin önünde yola parkedip gecede rahat uyuyabiliyorlarsa onlara şimdilik bu yetebiliyordu.
Bunlar bir nevi yargısız infazlardı, tüm Rusya federasyonunda bu şekilde ortadan kaldırılanların sayısı ise binleri aşar diye tahmin ediyorum.
***
Bu süreçte de Çerkes cumhuriyetlerine pek çok Türkiyeli Adıge geldi gitti. Kimisi yerleşebildi, kimisi yerleşmekten çekindi, geri gitti.
Ülkede oldukça değişti. Artık sokaklarda çeteler yok. Değişim son halini alıp yeni bir sisteme dönüştü mü derseniz, elbetteki hayır diye cevap verebilirim, hala değişim sürüyor, aynı Türkiyede olduğu gibi.
Fakat şunuda belirtmeli böylesi devrim ardılı uygulamalar da ortadan kalktı. Süreç ise yine devam ediyor. Topal Osmanların, yada Vanya’ların yargılanması ise her ülkede olduğu gibi çok sonrasındaki dönemlere kalıyor.
Şu an yaşadığınız ülke Türkiye ise demek istediğimi çok daha net anlamış olmalısınız. Üzerinden bir asıra yakın süre geçmiş olmasına rağmen hala Topal Osman ve onu ortaya çıkaran erk hakkında yargılamalar-değerlendirmeler başlamadı. Bir gün tarih karşısında bu yargılamanın yapılacağıda kaçınılmaz.
Rusya’da ise benim gördüğüme göre, kendi şahsi tesbitlerime göre süreç Türkiyedekine kıyasla çok daha hızlı işliyor.
***
Bütün bunları anlatmamdaki maksadım, yukarıda kısaca değindiğim süreç içerisinde Çerkes cumhuriyetlerine gelip belli bir süre yerleşen, yerleşmeyi deneyen, yerleşebilirmiyim diye tespitler yapıp yerleşemeyeceğine kanaat getirip Türkiye’ye bir daha geri dönenler içindi.
Onlara bir daha yürekten teşekkür ediyorum. Onlar vatanlarının anti propagandasını bu sürecin getirdiği durumları kullanarak yapmadılar.
Fakat bunlardan bazıları kendilerinin vatana geldikleri dönemde gördükleri şeylerin hala devam ettiğini düşünüyorlar.
Mesela çetelerin sokaklarda ve yaşamda oldukça hakim olduğu dönemde gelenler hala Mıyekuape veya Nalçik sokaklarının aynı olduğunu düşünebiliyorlar.
Çetelerin, maskeli silahlı kişilerce sokak ortasında ortadan kaldırıldığı dönemde vatana dönmeyi denemiş olanlar arasında da aynı şeyin sürdüğünü düşünenler var.
Yanılıyorlar.
Onları anlamakta mümkün. Türkiye’de uzun dönem yaşadığım için onları anlıyorum. Türkiye oldukça durağan bir ülke, halkının davranışlarıda bu durağanlık içerisinde. Buna sebep olan şeyleri bilmem. Türkiyede olaylar biraz daha ağır çekimle cereyan eder. Değişimler çok yavaştır.
Rusya federasyonunda değişimin böyle yavaş olduğunu düşünüyor da olabilirler.
İşte bu yanılgılarının ışığında Türkiyedeki Çerkes hareketini yönlendirmeyi arzuluyorlar.
İşte bu rahatsızlık verici.
Rusya federasyonu oldukça değişti. Demokratik hareketler canlanmaya başladı. artık kitleler mitingler yapıyor sokaklarda halkın tepkileri duyulabiliyor.
Ne kadar canlılar ne kadar değiller başka bir konu.
İşte bu yüzden hala Türkiyede aman konsolosluğun önüne gidilmesin oradan RF.na seslenilmesin diyenler çıkıyor.
Hayır Rusya artık sizin bildiğiniz, gördüğünüz Rusya değil. Dünyanın ileri demokrasilerinden birisi de hala Rusyada inşaa edilmiş te değil. Fakat konsolosluktan maskeli adamlar çıkıp sizi tarayıp öldürmezler... Demokratik, barışçıl, şiddet içermeyen kendinizi duyurma çabanız ise, hepimizin gördüğü gibi günümüzde ileri demokrasilerde karşılık bulduğu hızda karşılık ta bulmuyor.
Ama doğru yöntem yine bu. Sesimizi duyurmaya çalışmalıyız.
***
Kısaca, Türkiyedeki, bir daha Türkiyeye dönmüş dönüşçü-vatansever arkadaşlarıma, büyüklerime sesleniyorum. Rusya’da da aynı Türkiyede olduğu gibi alenen ortalarda dolaşan bir Topal Osman yok. Ve aynen yine Türkiyede olduğu gibi Topal Osman ve onu kullanan yapılar yargılanmış ta değiller.
Sanıyorum anlatabildim.
