Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Açumıj Hilmi
Biraz insaf; Çerkesce bütün dillerin anasıymış!
08 Ocak 2013 Salı Saat 13:23

Kendisini, genel geçer dünya gerçeklerinden soyutlamış, ilimden-bilimden hiç nasibini almamış, eğitimi sadece kendisine sunulan şeyleri ezberlemek olarak algılamış garip kişileri gördükçe, duydukça üzülüyorum.

Birey olarak kendilerinin içinde bulundukları durumdan külliyen habersizler. Acınası konumlarda kendilerini sergiliyorlar.

Amenna, her biri için eşit derecede üzülüyorum.

Aralarında kelli felli olanları, makam mevki edinmişleri, mal varlıklarını düzmüş bulunanlarıda var. Bu açıdan hiçte üzünülesi durumda değiller.

***

İnsanoğlunun sahip olduğu nimetler arasında en büyük olanlardan birisi de ağrıdır. Ağrının varlığı, insanın acıyı hisssedebilmesi büyük bir nimettir.

Eğer yaşamımızda ağrıları hissetmeseydik, hayatımız daha kısa olurdu. Ağrılar hastalıkların en önemli göstergeleri arasında yer alır. Onların sayesinde kendimizi daha güvenli ortamlara taşırız. Daha açık olarak anlatmam gerekirse ateşin acısını hissetmeyen birisi ateşten korkması gerektiğini öğrenene kadar yanıp kül olurdu.

Acıyı-sızıyı bilmeyene bunu öğretmek çok zor olsa gerek.

Hatta kişi eğer böylesi bir nimetten mahrum olduğunu bilmiyorsa, işte o zaman işiniz daha da zordur.

***

Konu edindiğim kişilerde ne yazık ki bu konumdalar. Yaptıklarından dolayı acı çekmiyorlar. Yaptıklarının, ileri sürdükleri şeylerin doğru olmadığından haberdar dahi değiller.

Ve bu halleri ile en çok kendilerine, ardındanda toplumumuza karşı zararlılar.

Zararlı olduklarını bilmedikleri için de gayet rahat ve huzurlu olarak karşımıza çıkabiliyorlar.

***

Bütün dillerin anası Çerkesceymiş!

Bak sen! Bize birilerinin gülmesi için, bizimle dalga geçilmesi için başka ne öne sürülebilirki. Bir bu kalmıştı.

Hastalık ne derece ilerlemiş. Bunun ağrısını, sızısını hissetmiyorlar bile.

Toplumun önüne geçip, toplumu bu yanlışları ile yönlendirmeye soyunuyorlar.

***

Çerkesce dillerin anası olamaz.

Bunu kim iddia ediyorsa, bilinen tüm en basit bilimsel gerçekleri kabul etmiyor demektir. Bunu iddia eden kimse dünya öküzün boynuzlarında diyen insanlar gibidir.

Sadece gülünüp, geçilir. Eğer bu şahsa yardım etme imkanına sahipseniz elinizden geleni yaptığınızda sevap kazanmış olursunuz.

Ama eğer bu kişi toplumun önüne geçip, toplum için önemli olan şeylerde karar verici mekanizma olduğunu düşünüyorsa, artık ona gülünmez.

***

Bu gün beş yaşındaki bir çocuğa ‘buzul çağı’ nedir diye sorduğunuzda size yüzeysel de olsa oldukça aydınlatıcı bilgi verebilir.

Buzul çağlarında kutuplardaki buzul kütleleri daha geniş alanlara yayılırlar.

***

Çerkes ulusunun oluştuğu topraklar Kuzey Batı Kafkasyadır. Kuzey batı kafkasya buzul çağlarında buzulların etkisi altında kalan bir coğrafyadır.

İnsanoğlunun dünya üzerindeki geçmişi bir kaç on bin yıldan çok daha geriye gider.

Her buzul çağının başlangıcında, örneğin kuzey yarımkürede, bu bölgelerde yaşayan bitkilerde dahil olamak üzere hemen hemen canlıların büyük çoğunluğu daha güneye doğru yaşam alanını değiştirir.

Buzulların geri çekilmesi ile de aynı şekilde güneyden kuzeye doğru yayılım yönünü değiştirir.güney yarım kürede de aynısı tersi ile olur.

***

Bu basit bilgiyi inanın ki 5-6 yaşındaki oğlunuzdan, 9-10 yaşındaki sevimli kız yeğeninizden bile alabilirsiniz.

Söz konusu göçler muazzamdır, tahayyülü bile insanı şaşırtır.  Her buzul çağında otlar, bitkiler, böcekler, insanlar yaşayan hemen hemen bütün canlılar yaşam alanlarını değiştirirler. Süreç uzun ve karmaşıktır.

Pşıze (Kuban) nehrini gördüyseniz, Terekten su içtiyseniz, bunların son buzul çağından kalan buzulların bulunduğu dağlardan damlalar taşıdıklarını bilirsiniz.

Kısaca Çerkes ulusunun oluştuğu coğrafyada bu yazgıdan nasibini alagelmiştir.

Bunun anlamı ise, bu coğrafyanın, tüm insanlık tarihi boyunca başka hiç bir etmen dahi olmasa bir kaç defa üzerindeki canlı yapısını değiştirmiş olmasının gerektiğidir.

Her seferinde Çerkeslerin bu coğrafyadan gitmeleri, ardından da dillerinden hiç kayıp vermeden geri dönmeleri gerekir. Bunun yanısıra binlerce yıla yayılan bu göç dalgalarında karşılaşacakları diğer insan topluluklarının dillerinden hiç etkilenmemiş olmaları da gerekiyor.

El insaf....aklınız alıyor mu.

5-6 yaşında bir çocuk size ‘bunun hiç bir mantıki dayanağı olmadığını’ söyleyebilir.

Lafı uzatmak istemiyorum.

Çerkescenin kendi yapısı ve leksikolojisinin de bunun doğru olmadığını kanıtlaması üzerinde durmayacağım. Veya insanoğlunun ırki değişimi gelişimi ile alakalı şeylere de değinmeyeceğim. Çünkü yalnız başına buzul çağlarının dünya tarihinde gerçekleşmiş olması bile Çerkescenin tüm dillerin türediği bir dil olamayacağının kanıtıdır.

Bu dönemlerde yaşayan likeninden, mikrobuna, virüsüne, otuna, ağacına, hayvanına insanına kadar tüm canlıların karşılaştığı muazzam göç akımının, yer değiştirmesinin olduğu dünyada çerkeslerin ve çerkescenin hiç değişmeden hep olageldiğine ve diğer dillerin bu dilden türediğine inanmak, bunu hayal etmek akıl almaz derecede saf insanlara mahsustur. Dünyada tüm dillere atalık yapan ilk bir dil falan yok. Canlıların  binlerce yıl sürmüş bu muazzam göç dalgaları böylesi bir oluşumun her şeyden izole edilmiş olarak bu kadar uzun süre muhafaza edilip değişmeden-diğerlerinden etkilenmeden kalmış olmasını olanaksız kılar. 

İnanmayın böylelerine....

İkna etmeye falan uğraşmanıza da gerek yok. Onlar acı hissinden, böylesi bir nimetten mahrum olan ve bunun farkında olmayan kimseler gibiler. Yoksa kendilerine bu şekilde zarar verirlermiydi. Kendilerinin bu şekilde insanların gözünden düşmesine sebep olabilirlermiydi.

Onları dinlemeyin, siz dinledikçe onlar bununla besleniyorlar.

Kaale almayın. Ciddiye almayın, çünkü bu saf halleri ile ciddiye alınacak insanlar değiller.


Bu yazı toplam 4542 defa okundu.





Wserej Erkan

Hilmi bey, yazı için teşekkürler. Uzun süredir yazılarınızı takip ediyorum. Yalnız birkaç noktaya değinmek istiyorum. Çerkescenin bütün dillerin anası olarak nitelendirmekten bahsetmeyeceğim ama Çerkescenin çok eski bir dil olduğunu söyleyenler için yazınızdaki ithamları çok ağır buluyorum. Zira bu konuda bilim devreye giriyor ve bence açıklamalarınız daha çok bilimsel olmalıydı. Kendim bir Jeolog olarak söylüyorum, yazıdaki bilgiler benim eğitimimde almış olduğum bilgileri alt üst etti.
Buzul çağında dünyadaki buzullaşma, ana karanın yalnızca %25-%35 civarında idi. Dolayısıyla Kafkasya Buzul Çağından söylediğiniz kadar nasibini almamıştır. Bunun yanında Jeolojik zamanları göz önüne alırsak bu buzul çağı yüzünden deniz seviyeleri oldukça yükselmiş ve bugünkü Anadolu olarak adlandırılan bölge yaklaşık 150 000 - 200 000 yıl önce tamamen sığ deniz bölgesi haline gelmişti. Ve bununla birlikte yüksek rakıma sahip Kafkasya'da bir ada halindeydi. Ada halinde olması, orada konuşulan dilin başka dillerle etkileşime girme ihtimalini düşürdüğünden diğer devirlere hasarsız aktarılmasını sağlamış olabilir. Bilimsel olarak Çerkescenin çok eski bir dil olduğu tezini savunmanın çok yanlış bir şey olacağını sanmıyorum.
Saygılarla...

12 Ocak 2013 Cumartesi Saat 10:35
Melgos Suat

Şimdi Hikmet Bey siz yazınızda demişsiniz ki:
''Çerkesce çok zengin bir dil,diğer diller 15-20 harfle dillerini idame ettirirken Çerkescede 54 ün üzerinde ses vardır.Yani yeryüzünde bilinen bütün sesler neredeyse sadece Çerkescede vardır.''

Ve bende demişimki: ''yanlış hatırlamıyorsam yeryüzünde konuşulan diller arasında tespit edilebilen 160 küsür ses varmış ve ençok sesli dilde bilmem ne kabilesi imiş ve dilinde yaklaşık 140 küsür ses varmış.. O yüzden hikmet bey sizin söyledikleriniz yanlıştır,''

ve siz bana cevap yazma gereği duyup mesajınızı da ''Çerkesce hakkında araştırma yapmamış,oturup sadece google'dan yada birkaç tv kanalından duyduğu saçma sapan haberlere inanıp burada Çerkes dilini zavallı gösterme içierisindekiler dir asıl zavallı...'' diye bitirmişsiniz..

Sizin Adigabze bilginize saygı duyuyorum, ama yaptığınız yorumlara cevap verme gereği duymuyorum..

11 Ocak 2013 Cuma Saat 20:11
Hikmet BAYKALDI

Suat Bey,Eğer dikkatlice okursanız o makaleyi ,ne demek istediğimi daha iyice yorumlarsınız.Birincisi,kabile dilleri dilden ziyade kelimelerden oluşan (Çince) gibi dil ile pek uyuşmayan sadece insanların anlaşabilmeleri için 3/5 bin kelimeden oluşan anlaşma yoludur.O dillerin yazılı bir kültürü yoktur.İlkel kabilelerin sadece aralarında anlaşabilmek için kullandıkları bir nevi iletişim şeklidir.160 sesten ziyade kelimeye dayalı bir alfabedir.Diller hakkında ne tür bilgiye sahipsinizde benim söylediklerime yanlış diyorsunuz?
Dikkatlice okursanız,ben Çerkescenin en eski dil olduğunu ıspatlamıyorum.Diller Afrikada da doğmuş olabilir,Kuzey kutbun da da ,yada Kafkasyanın Kuzeyinde de dedim.Ben Çerkescenin dünyanın en eski dili olduğunu ıspatlamaya çalışmıyorum.Olmadığını savunanlara karşı,nedenini sorguluyorum.
Ben sadece Çerkesce dilini konuşmuyorum aynı zamanda onu yorumluyorum.Siz hiç konuşurken o dili yorumluyormusunuz?Tabi biliyorsanız.Çerkesce sadece bir dialektten oluşmuyor,Şapsığ,Abzeh ,Hatukuay,ve Ubıhların diline bakarsanız,birbirinde olmayan harfleride görebilirsiniz.Bizim dil ile kabile dillerini karşılaştırmanız abesle iştigaldir.Dilimizi iyice özümserseniz ne kadar eski olduğunu yüklediği anlamlardan ve ses bilgisinden anlayabilirsiniz.Atatürk'ün Güneş-dil teorisi gibi saçma bir teoriye dayanmaz.Kafkasyada çıkan tabletler ile Hitit tabletlerindeki yazılar bize bunları kısmen kanıtlıyor.Bugün yazılı olarak dünyanın en eski dilinin Sümerce olduğu söyleniyor.Geçmişi yaklaşık 6000'e dayanıyor.Bugün Sümerceye birkaç türkçe kelime benziyor diye onşlarca kitap basmışlar adamlar.Ama Hititçeyle çok yakın akraba olan Çerkesceye biz maalesef sahip çıkamıyoruz.Çerkesce hakkında araştırma yapmamış,oturup sadece google'dan yada birkaç tv kanalından duyduğu saçma sapan haberlere inanıp burada Çerkes dilini zavallı gösterme içierisindekiler dir asıl zavallı...

10 Ocak 2013 Perşembe Saat 23:17
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net