Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Karden Murat
GÜNCEL BAZI KONULAR
05 Mart 2013 Salı Saat 12:45

GÜNCEL BAZI KONULAR

I.GREKİZASYON

Türkiye’de de yayın yapmakta olan Russian Travel Guide adlı kanalı sık sık izlemekteyim. Bu kanalda Xeky ‘den de bazı coğrafyaların tanıtımı yapılmaktadır. Fakat bu tanıtımlarda, özellikle Karadeniz kıyısında bir yerlerden bahsediliyorsa,mutlaka oranın Grek geçmişinden bahsedilmektedir. Ne Çerkesler ne de Çerkesya sanki o topraklarda hiç varolmamış gibi, saptırılmış bir geçmiş anlatılmaktadır.

Aynı durum Soçi Olimpiyatları için de geçerlidir. Daima Soçi’nin Grek geçmişinden bahsedilmektedir.

Acaba bu Grek vurgusu nereden çıkmaktadır. Bizim topraklarımızın, Grekleştirilme hevesinin ardında yatan sır nedir ?

Grekizasyon çok eski bir projedir. Rusya, Çerkesya üzerindeki emellerini ve bu emeller ile ilgili güç kullanımını meşrulaştırabilmek için ideolojik bir gerekçeye dayanmıştır. Bu ise  Katerina’nın, eski “Hristiyan Doğusu” nu canlandırabilmek için ileri sürdüğü “Grek Projesi” dir. Grek Projesi ile ortaya çıkacak “Aydınlanma” nın iki anlamı bulunmaktadır: Şu anki Avrupa Felsefesi’nin kabul edilmesi ve önceki Hristiyan halkların ruhani aydınlanmasının yeniden hakim kılınması (Irma Kreiten,2009: A colonial experiment in cleansing: the Russian conquest of Western Caucasus, 1856–65, Journal of Genocide Research, 11:2-3, 213-241)

Rusya’nın bu konudaki 200 yıllık politikası değişmemiştir. Biz Çerkesler ise 200 yıldır durumu anlama ve karşı politikalar üretme yeteneğinden yoksun bir halde, maalesef daha çok “bilinçten yoksun” diyebileceğimiz bir hayatı sürdürmekteyiz.

II.SOÇİ VİRÜSÜ

Soçi virüsü,  Apodemus ponticus adını taşıyan endemik bir tür fare tarafından bulaştırılan, vak’aların % 10’unun ölümle sonuçlandığı, ölümle sonuçlanmasa  bile ağır sonuçlara yol açabilen bir virüs. Kanamalı ateş ile birlikte böbrek sorunlarına yol açmakta. Hanta virüsü nün bir çeşidi, fakat endemik (sadece bir yere özgü) bir fare türü tarafından taşındığı için, sadece o bölgede gözükmekte. Yüksek ateş, genel halsizlik, karın ağrısı, üşüme, kırgınlık genel belirtilerinden (Evgeniy A. Tkachenko et al. Isolation of Sochi Virus From a Fatal Case of Hantavirus Disease With Fulminant Clinical Course, Clinical Infectious Diseases 2012;54(1):e1–e4)

Soçi Olimpiyatlarına, Çerkes Kültürüne ait simgelerin kullanılması yakarışıyla destek veren Çerkes Örgütlerine, bu virüs çoktan bulaşmış durumda. Bu örgütler, kendilerini ağır komplikasyonlara terk ettiler. Çerkes Örgütleri’nde bu virüsün yol açtığı rahatsızlık ise, Soçi Olimpiyatları’na tam destek vermek ve hiç sıkılmadan; “Çerkeslere ait sembolleri ve Çerkes kültürünü, Soçi Olimpiyatları’nda kullansanız iyi olurdu ama kullanmasanızda ne yapalım canınız sağolsun” demektir. Soçi virüsü’nin yol açtığı mortalite (ölüm) oranının % 10 olduğu dikkate alınırsa, Soçi Olimpiyatları’na bu şekilde destek veren Çerkes Örgütleri’nin, tarihin karanlıklarına gömülme ihtimalleri çok fazladır.  

III. SOÇİ’NİN RESMİ TARİHİ:ÇERKESLERE HAKARET ve ÇARPITMA

Soçi şehrinin resmi web sitesinin tarih kısmında (İngilizcesi http://english.sochiru.ru/o-gorode/istoriya-sochi ) Soçi’ye Rus Birliklerinin ulaştığı 1838 yılında, kanlı korsanlar olarak bilinen ve köle ticareti yapan Çerkeslerin burada yaşadıkları yazılı. Türkiye’den kaçakçılık yapan ve köle ticareti ile uğraşmakta olan yerel Şapsığ halkının burada yaşamasına Rusya İmparatorluğu’nun izin vermediği yazılı.

Yani bizler 1831 yılında, Rusya’nın tebası idik ve bu topraklar Rusya’ya dahildi ve bizler onların gümrüklerinden mal kaçırmaktaydık. Rusya İmparatorluğu çok hümanist olduğu için elbette köle  ticaretine de izin veremezdi. 

Eski kalenin ise dağlılar tarafından terk edildiği ve onların yerine Rusyanın her yerinden insanların ve yabancıların yerleştiği yazılı.

Dağlılar orayı terk etmişler, nereye gitmişlerse bilinmiyor.

Fakat Rusça versiyonunda, Çerkeslerle ilgili karalama sözcükleri olmadığı gibi Çerkesler’den tek bir bahis bile yok. Soçi’de İskit, Grek,Roma,Bizans,Gürcü, Abhaz,Ceneviz ve Türkler bulunmuşlar (Rusça versiyon: http://sochiru.ru/o-gorode/istoriya-sochi )

Sizce İngilizce ve Rusça versiyonlar arasında neden böyle bir fark var ?

Eğer bir Çerkes, Soçi şehrinin resmi web sitesinde yer alan bu hakaretleri ve yanlış tarihi kabul ediyorsa, buna ses çıkarmıyorsa neyi konuşabiliriz ?

http://english.ruvr.ru/2010/07/05/11511062.html web sitesinde ise daha da ilginç bilgiler var. Çerkesler ve Abazalar 14-17. Yüzyıllarda burada yaşamaya başlamışlar. 1829-1864 yılları arasında yaşanan savaşta Ruslara karşı savaşın ana sebebi İslam imiş. Yerel halkın orada yaşamasına Rus otoriteleri izin vermemiş onların diğer bölgelere göç etmesini istemiş ama Türk ajanlar da durumu değerlendirip onları Türkiye’ye göç etmeye ikna etmiş. Fakat yeni yaşamları da güllük gülistanlık değilmiş, bir çokları ölmüş. Rusya uyguladığı politikanın yanlış olduğunu görmüş ve onların geri dönmesine izin vermiş. Fakat kendi alfabelerine sahip olmayan Ubıhlar ve Sadzeler tamamen asimile oldukları için ne yazık ki dönememişler. Ne dersiniz bu tarihe ?

Çerkeslerin asimile edilmesi çalışmalarında, birbirine düşman olan hangi ülkelerin mefaatleri ortak ? İlginç bir durum.

IV. RUH SAĞLIĞI İÇİN KİMLİĞİNE SAHİP ÇIKMAK

Batı Avrupa ülkeleri’nde yaşayan etnik azınlıklarda, şizofreni ve diğer psikolojik rahatsızlıklar, normalin üzerinde görülmektedir. Bu durumu araştıranlar, bunun sebeplerini bir çok yolla izah etmeye çalışmaktadırlar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya (Wim Veling et al.Ethnic Identity and the Risk of Schizophrenia in Ethnic Minorities: A Case-Control Study, Schizophrenia Bulletin vol. 36 no. 6 pp. 1149–1156, 2010) göre, Batı Avrupa ülkelerine göç eden birinci nesil, daha çok kendi etnik grubu ile beraberce ve toplumun diğer kesimlerinden ayrı yaşadığı için şizofreni vak’aları normalin üzerinde değildir. Fakat ikinci jenerasyonda, asimilasyon süreci nedeniyle, kişiler kendi etnik aidiyetlerinden daha fazla “ulusal” aidiyet hissi taşıyorsa ve kendi etnik grubundan uzak bir şekilde toplumun geniş kesimleri ile birlikte yaşıyorsa şizofreni ve diğer psikolojik rahatsızlıkların oranı normalden daha yüksek olmaktadır.

Asimilasyon, şizofreni ve diğer psikolojik rahatsızlık risklerini arttırırken, etnik aidiyet hissi ve kendi etnik grubu ile güçlü bağlar bu tür rahatsızlıklara yakalanma risklerini azaltmaktadır.

Bu nedenle etnik kimliğe sahip çıkmak, kendi etnik grubu ile yakın ilişkide olmak, ruh sağlığı açısından da önemlidir.

Kimliklerimiz bizim bir çırpıda sileceğimiz ya da unutacağımız özelliklerimiz değildir. Kimliğinizi inkar ederek ya da unutmaya çalışarak ya da kendi etnik topluluğunuzdan uzak bir şekilde yaşayarak, kendinize ve çocuklarınıza aslında büyük bir kötülük yapmış olmaktasınız.

Çerkes olduğunu unutanlar yeniden hatırlamalı Çerkes olduklarını, kendileri ve çocukları için çok geç olmadan. 

V. DÖNÜŞ

Şu anda Xeky’e gidip yerleşme imkanları  elbette yasal olarak mevcuttur. Eğer bu imkanlar sonuna kadar kullanılmış olsaydı, diasporadan çok sayıda kişi şimdiye kadar Xeky’e yerleşmiş olacaktı.

Bu konu çerçevesinde sosyal medyada çok geniş ve sert tartışmalar yapılmaktadır. Kimi ekonomik engelleri ileri sürmekte, kimi körü körüne Rusya aleyhtarlığı yapmakta, kimi ise körü körüne Rusya lehdarlığı yapmakta.  

Fakat Çerkeslerin çoğu bu yolu tercih etmediğine göre bunun da sebebi çok basit olmamalı. Çerkeslerin yeniden Xeky’e kavuşmaları için, öncelikle,Devletlerin karşılıklı organizasyonları ve anlaşmaları şarttır. İşin içinde Devletler olmadan, yani Rusya ve Diaspora Çerkeslerinin yaşadığı devletler olmadan, Çerkeslerin sayıca daha kalabalık bir şekilde Xeky’e gidip yerleşmeleri beklenemez.

En başta Rusya’nın Çerkesler için ayrı bir irade ortaya koyması zorunludur. Eğer Çerkesler, bir Vietnamlı gibi bir Koreli gibi aynı koşullara tabi tutulursa, önlerine bürokratik engeller çıkarılırsa, bu Rusya’nın Çerkeslerin dönüşüne izin verme iradesini gösterdiği anlamına gelmez. Çerkeslerin Xeky’e dönmeleri konusunda Rusya’nın bir iradesi yoktur.

Daha sonra Çerkeslerin sosyal güvenlik  ve servet transferi, eğitim ve mesleki konularda tanıma  gibi problemlerinin, Rusya ve Çerkes diasporasının bulunduğu ülkelerle halledilmesi zorunludur.

Diğer yandan, dönüş konusunda en önemli unsur, Rusya’nın 200 yıllık süregelen politikasının da değiştiğine ya da değişeceğine dair herhangi bir güven verici işaret bulunmamasıdır. Geçenlerde bir kanun hazırlığı olduğu ve Çerkeslere de vatandaşlık hakkı tanınacağı şeklinde haberler yayınlanmıştı. Anlaşılan o ki söz konusu haberde bahsi geçen çalışma, aslında bir halkla ilişkiler ve basınç vanasından bir miktar basıncın tahliye edilmesi operasyonundan öteye gitmemiştir.

1857 yılında Rus askeri görevlisi Dimitri Miluitin şöyle söylemekteydi: “Bir ülkenin fethi iki farklı yol ile başarılabilir; yerlilerin işgal edilen topraklarda kalmalarına izin verilmesi ya da yerli halkın elinden topraklarının alınması ve muzaffer tarafın bu topraklara yerleşmesi”. Ona göre ilk seçeneğin,  yani Çerkeslerin işgal edilen topraklarda kalmasına izin verilmesi seçeneğinin uygulanması mümkün değildir. Çünkü: “ Kabilelerin yeknesak yapıda olmamaları, eski çağ özgürlük ve anarşi ortamı, istikrarsız hareketlilik, onların kurala dayalı bir düzene ya da yasal bir güce tabi olabileceklerine  ümit etmemize izin vermemektedir. Yerel Çerkes popülasyonu, Rusyanın emperyal bütünlüğü için güvenilmez bir unsur ve tehlike olmaya daima devam edecektir.” (Irma Kreiten,2009: A colonial experiment in cleansing: the Russian conquest of Western Caucasus, 1856–65, Journal of Genocide Research, 11:2-3, 213-241).

Diğer yandan Rusya ile Ermenistan arasında akdedilen uluslar arası anlaşmaya göre, Rusya, Ermenistan vatandaşlarına çifte vatandaşlık hakkı tanımaktadır. Bu anlaşmanın köklerini de tarihi olayları incelediğimiz zaman anlıyoruz. Rusya, Ermenileri daima, nüfus probleminin olduğu bölgelere ve Rusların yaşamaları için riskli olan yerlere yerleştirmiştir.

Köprünün altından çok sular akmasına rağmen 200 yıldır bu politikaların değişmemiş olması gerçekten çok şaşırtıcı.

VI. FİTNE ve FESAT

Çerkesler arasında fitne ve fesat yayma çabası içinde olan bir hayli kişi bulunmaktadır. Bu türden insanlar hiç bir iş üretmeden üretilen işe leke çalma ve özellikle güvensizlik ortamı yaratma çabaları içindedirler.  Siyaseten hasım olarak gördükleri kişiler hakkında, bu kişiler Çerkes olsa bile yıkıcı karalama kampanyaları yürütmektedirler.

Her hareket, her söz, her davranış geniş bir şüphecilik perspektifi ile ele alınmakta ve öfke nöbetlerinin yol açtığı sanrıların ortaya çıkardığı yanılsamalar gerçekmiş gibi pazarlanmaktadır. Asgari müştereklerde uzlaşma yerine, asgari müştereklerin altı bile dinamitlenmektedir.

 Çerkeslerin birbirlerine karşı olan bu şüpheci, ithamcı, alaycı, suçlayıcı, hakaretamiz tutumları son derece anlamsızdır. Yılmadan ve bıkmadan, aynı insanların aynı sözcükleri binlerce kez aynı şekilde kullanarak oluşturdukları cümleler toplumumuzda iritasyon yaratmaktadır.

Ruhu hasar görmüş insanların, toplumsal dayanışma ve uzlaşmaya zarar verme girişimlerini, elbirliği ile savuşturmak hepimizin görevidir. Çerkesler birbirleri hakkındaki dedikodulara izin vermemeli ve bunları ellerinin tersi ile itmelidir. Sosyal ve psikolojik terör kabul edilemez.  

VII. ÇERKES BEREKETİ

Yine Russian Travel Guide adlı kanalı izlerken Goryachy Klyuch (Горя́чий Ключ) adlı, kaplıca ve maden suları ile ünlü bir yerleşim biriminden bahsedilmekteydi. Bu yerleşim birimi aslında, sürgün ve soykırımdan önce bir Çerkes yerleşim birimi idi. Çerkesler hala burayı  “Psıfabe,Псыфабэ” yani “sıcak su” adı ile bilmektedirler.

Bu programda ilginç bir tarihi efsaneden bahsedildi. Şehirde bulunan parkın ortasında bir dikili taş mevcut ve üzerinde Arap Alfabesi ile yazılar var. Taşın üzerindeki yazılardan,1717 yılında, hacca gidip dönen Hapache Lakshuke adlı Bjeduğ bir prens tarafından, hac anısına bulunduğu yere yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu dikili taşın bir fotoğrafı aşağıdadır. (Bir ara bu taş üzerindeki yazıyı bazı arkadaşlar okumuştu ve Osmanlıca yazıldığını söylemişlerdi, muhtemelen söz konusu prens tarafından Osmanlılara sipariş verilerek yazdırılmış ve/veya yaptırılmıştır)

Park yapım çalışmaları sırasında, bu taş yerinden kaldırılmış ve şehrin bütün suları bir anda tamamen çekilmiş, ne maden suyu ne de kaplıca kalmış. Tabi çok şaşırmışlar ve sorunun bu taş ile bağlantılı olduğunu düşünmüşler. Taşı eski yerine yeniden yerleştirmişler ve bütün sular yeniden akmaya başlamış.

Bu efsaneyi bizler değil, Ruslar anlatmakta. Bu yönüyle gerçekten çok ilginç.

Çerkeslerin diktiği bu taş, şehrin bütün sularının kaynağı. Bir taş bile bu şehrin ünlü maden ve kaplıca sularının akmasını sağlıyorsa, Çerkeslerin bizzat kendileri , kendi vatanlarında çok büyük bir bereket yaratacaktır. O topraklarda Çerkesler olmadan bereket de olmaz.  

VIII. UMUTSUZLUK,BIKKINLIK ve PANİK

Çerkesler hiçbir konuda umutlarını kaybetmemeli, paniğe kapılmamalıdır. Bizleri umutsuzluğa sevk eden, düşerimize darbe vuran kimseler göz ardı edilmelidir, dikkate alınmamalıdır.

Bakın 150 sene önce ne olmuştu ; “Çar hükümeti, kendi ülkedaşlarına örnek teşkil etmek üzere acil olarak göç etmek istediğini açıklamaları ve panik dalgası yaratmaları için bazı Çerkesleri istihdam etmişti” (Irma Kreiten,2009: A colonial experiment in cleansing: the Russian conquest of Western Caucasus, 1856–65, Journal of Genocide Research, 11:2-3, 213-241)

150 sene sonra aynı yerden ısırılmamalıyız.


File:Goryachy Klyuch 12.jpg


Bu yazı toplam 6219 defa okundu.





Noveyko Ilknur

Elinize saglik Murat Bey. Referanslari dahi ihmal etmiyorsunuz. Kimbilir sizde daha ne kadar cok malzeme vardir. ilgiyle bekliyoruz.

12 Mart 2013 Salı Saat 23:37
Hatxı Uğur

Murat bey elinize sdağlık.
Hiç bilmediğim şeyler öğrendim sayenizde. ve çok etkilendim itiraf edeyimki.Araştırınca ne çok saklı hiç bilmediğimiz şeylerle karşılaşıyoruz. değilmi?
Tekrar teşekkürler.

08 Mart 2013 Cuma Saat 21:55
ÖzGüR- Bursa

Murat beyin yazıları tarihi ve bugünü iç içe geçiriyor.
Adeta belgesel tadında. Psıfabede ki taşın hikayesi etkileyici.

06 Mart 2013 Çarşamba Saat 17:48
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net