Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dr. Karden Murat
NOVOROSSİSK MANZARALI SAMSUN
22 Ağustos 2013 Perşembe Saat 14:48

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yusuf Ziya Yılmaz, bazı açıklamalar yaparak biz Çerkesleri tarihi konularda bilgilendirme ihtiyacı duydu. (http://www.samsun.bel.tr/haber-Detay.asp?NewsId=1067)

Kendileri, “2014 Kış Olimpiyatları nın Soçi’de düzenlenmesine tepki gösteren Çerkezlere seslenerek, olimpiyatın iki halk arasında dostluğun geliştirilmesinde bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu organizasyonun dostluk ve sevgiye dönük geleceği planlamak için önemli olduğunu…” buyurmuş. 

Başkanın, Soçi Olimpiyatlarını vesile ederek, olimpiyatları iki halk arasında dostluğun geliştirilmesinde bir fırsata çevirecek herhangi bir fikri var mıdır ? Başkanın eğer böyle bir fikri yoksa, Rusya’nın bu konuda herhangi bir fikri ya da projesi var mıdır ?

Dostluk ve sevgiye dönük geleceğe projeksiyon tutarsak ne görüyoruz ? Rusya’nın dostluk ve sevgiye dönük gelecek konusunda Çerkeslerle ilgili herhangi bir planlaması ya da taahhüdü mevcut mudur ?

Bu soruların cevabı negatiftir. Bizatihi başkanın  açıklaması şunu ıspat etmektedir ; dostluk ve sevgiye dönük gelecek, Çerkeslerin ancak seslerini çıkarmaması, var olan durumun devam etmesi  ile sağlanabilir.

Buyurmaya devam etmiş : “…Rusya özellikle 19. yüzyılda dünyadaki siyasi gelişmeler ve sınırların yeniden belirlenmesiyle Türkistan’da, Balkanlarda ve Kafkaslarda sınırlarını genişletmiştir. Bunun bir sonucu olarak Kafkas toplulukları kitlesel boyutta Osmanlı coğrafyasına göç etmek ve geniş bir coğrafyaya dağılmak zorunda kalmıştır. Söz konusu göçmenler gittikleri yerlerde yıllarca büyük zorluklara ve sıkıntılara göğüs germişlerdir.”

Başkana göre Rusya sınırlarını genişlettiği için Çerkesler kendi yurtlarından kalkıp göç ettiler. Bu tez, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü ile ilgili doğrudan doğruya Rusya’nın resmi tezidir. Başkan, beyanatı ile sadece sürgünü değil, bir soykırım uygulandığını da bir Çerkes olarak inkar ediyor.

Tarihçi ve Duma üyesi aynı zamanda bir Rus milliyetçisi olan Sergei Markov bile, en azından sivil Çerkeslere karşı “katliamlar” ın gerçekleştirildiğini kabul ederken, Çerkes olduğu iddia edilen söz konusu başkan bütün bunları inkar edip işi Çerkeslerin gönüllü bir şekilde göç etmesi esasına dayandırıyor.

Sergei Markov  ayrıca devam ediyor : “Eğer bir kimse Çerkes Soykırımına inanıyorsa o kimse ya cahildir ya da anti-Rusya  tezgahına satılmıştır.” Demek ki cahil olmamak için ve anti-Rusyacı demesinler diye Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü, Çerkes olsanız bile, inkar etmeniz gerekiyor.

Kafkasya Uluslararası Bilimsel Topluluğu, Güney Federal Üniversitesi, Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Karadeniz Çalışmaları Merkezi tarafından 18-19 Mart 2013 tarihlerinde, Rostov-on-Don da gerçekleştirilen “Batı Kafkasya:Güncel Problemler” başlıklı konferansta şunlar söylenmişti:“Hiç kimse Kafkas savaşından sonra kitlesel ve tek seferde bir göçün gerçekleşmesini beklemediği için bunu planlamamıştı, kışın gerçekleşen söz konusu kitlesel Çerkes kayıplarından sadece Rusya sorumlu değildir, aynı zamanda Osmanlı’nın ve Çerkes şeflerinin ürettiği yalanların da bunda payı büyüktür. Onlar kendi etraflarını Türkiye’ye gitmek konusunda kandırdılar, fakat göçü ve yerleşimi  organize edemediler. Bunun bir sonucu olarak kışın çok fazla can kaybı oldu. Bazı şarkılarda  tehcire ve ölümlere Çerkeslerin neden olduğu, Rusların ya da Türklerin bir kabahatinin olmadığı,temel olarak Çerkeslerin ihtiraslı prensleri ile yalancı molalarının ana sebep olduğu belirtilmektedir.”

İnsan merak ediyor, acaba Başkan bu toplantıya katılarak, soykırım bakiyesi Çerkeslere uygulanan sürgünün aslında bir göç olduğuna dair herhangi bir tebliğ sunmuş muydu ?  

Başkan, Rusya resmi çevrelerince ileri sürülen tezleri sıralamaya devam ediyor : “Ancak bu etkinlikler tarihi yargılamak ve tarihte meydana gelen olaylardan dolayı günümüzde bir devleti veya toplumu sorumlu tutmak ve cezalandırmaya kalkışmak gibi bir eyleme dönüştürülmemelidir.

“Rusya’nın herhangi bir sorumluluğu yoktur, Rus İmparatorluğu ise geride kalmıştır” demek istiyor. Bu kez Sergei Markedonov’un Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’ne karşı ileri sürdüğü görüşlere bakmalıyız, şöyle söylüyor Markedonov: “Rusya Federasyonu, Rusya İmparatorluğunun yasal mirasçısı değildir”. 

İyi ama Başkan bir yandan Rusya’nın yayılması yüzünden Çerkeslerin kendi istekleri ile göç ettiklerini belirtirken diğer yandan niçin günümüzde bir devletin yani Rusya’nın sorumlu tutulmasından kaygı duymakta ? Çerkesler kendi istekleri ile göç etmişlerse Rusya’yı neden sorumlu tutsunlar ki ? 

Özellikle “cezalandırmaya kalkmak” terimi çok ilginç. 21 Mayıs Yas Günü eylemleri, bir devleti ya da topluluğu cezalandırmak anlamına mı geliyor Başkan için ? Yoksa Başkan Rusya temsilcilikleri önünde yapılan eylemlerden rahatsız olmuşta bunu bir cezalandırma aracı olarak mı değerlendiriyor ? Böyle olsa bile kendisine ne ? Bu açıklamayı yapması gereken, eğer ihtiyaç varsa Rusya’dır, Başkan Rusya adına ve Rusya’nın iyiliği için neden bu açıklamayı yapıyor ? Neden Rusya adına konuşmaya kalkıyor ?

Belediye Reisi bizleri aydınlatmaya devam ederek şunları dile getiriyor:  “Kafkasya ile Samsun arasında kültürel ve ekonomik ilişkilerin kurulmasının yararlı olacağı düşüncesinden hareketle burada bulunan ve bölge için önemli bir liman kenti konumunda olan Türk tarihinde Soğucak Kalesi, Soğucak Muhafızlığı isimleriyle yer alan bugünkü Novorossisk kentiyle 2010 yılında kardeş şehir olduk. 2010 yılından itibaren gerek Kafkasya ve gerekse Rusya ile ticari, turistik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirerek devam ettirmeye çalışmaktayız. Bu anlamda ilişkilerimizi sağlam temellere oturtmak amacıyla karşılıklı olarak çocuklarımızı şehirlerimizde misafir etmekteyiz. Geleceğimizi güzellik, barış ve huzur içinde inşa etmek için birlikte düşünelim, birlikte hayatın konforlarını paylaşalım istiyorum” 

Yani biz Novorossisk ile kardeş şehir olduk, ekonomik ve ticari ilişkilerimiz var, aman ha… Soğucak’ın Türk tarihindeki yerini vurgulayarak Türk-Rus ekonomik ilişkilerini geliştirmekten başka bir hevesi olmadığını da kabul ediyor. Türk tarihinin Soğucak Kalesi hatırasını anımsarken, Novorossisk’in aslında bir Çerkes şehri olduğu ve Çerkesçe “Ц|эмэз” ismini taşıdığı günlerin hatırası, bu hatıranın bir kırıntısı bile kendisinde yok.  Bir Çerkes şehri olan “Ц|эмэз” in bu özelliğini ağzına bile almazken, Soğucak Kalesinin Türk tarihindeki yerine vurgu yapıyor.

Başkan için önemli olan “Türk-Rus ekonomik ilişikilerini” geliştirmek. Başkanın bahsettiği “karşılıklı olarak çocukların şehirlerde misafir edilmesi” işinde ise bahsedilen çocuklar Türk ve Rus çocukları. Çerkes çocukları ancak toplum içerisindeki yüzdeleri ne ise ve denk gelirse bu global ilişkinin bir parçası oluyor ve Türk-Rus ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlıyor.  Geleceği güzellik barış ve huzur içinde inşa edip birlikte hayatın konforlarını paylaşalım dileğinde ise Çerkeslerin herhangi bir yeri yok. Türklerin ve Rusların hayatlarına, Türk-Rus ekonomik ilişkileri konfor getirecek. 

Soçi şehrinin resmi web sitesinin tarih kısmında (ki şimdilerde bu kısmın kaldırılmış olduğunu görüyorum, İngilizcesi http://english.sochiru.ru/o-gorode/istoriya-sochi ) Soçi’ye Rus Birliklerinin ulaştığı 1838 yılında, kanlı korsanlar olarak bilinen ve köle ticareti yapan Çerkeslerin burada yaşadıkları yazılı. Türkiye’den kaçakçılık yapan ve köle ticareti ile uğraşmakta olan yerel Şapsığ halkının burada yaşamasına Rusya İmparatorluğu’nun izin vermediği yazılı.

Başkan önce Soçi şehrinin resmi web sitesinde yer alan ve kendi vatandaşlarına da hakaret anlamına gelen bu bilgilerin oraya gökten zembille inmediğini bilmelidir. Çerkesler ile ilgili bu bilgiler Rusya’nın Çerkeslerle ilgili resmi görüşlerinin bir yansımasıdır. Gelecekten bahsedenler önce Çerkes Milleti’ne hakaret etmekten vazgeçecekler. Ancak  Başkanın bahsettiği gelecek Rus-Çerkes geleceği değil Rus-Türk geleceği olduğu için, Rusya’nın resmi olarak Çerkeslere hakaret etmesi kendisine göre sorun olmasa gerek.  

“Kafkaslardan o günün şartlarında Anadolu’ya göç eden büyük bir kitlenin ferdi olarak, şu anda yaşadığımız vatanımıza en küçük bir olumsuzluk getirmeyecek şekilde tarihi olayları değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. İşte bu cümle ile Başkan ağzından baklayı açıkça çıkarıyor. Demek biz Çerkesler kendi tarihimizi, şu anda yaşadığımız ülkenin menfaatlerine göre değerlendirmek durumundayız. Eğer Türkiye’nin menfaatleri gerektiriyorsa bizler kendi tarihimizi inkar etmeliyiz. Eğer Türk-Rus ilişkileri gerektiriyorsa bizler kendimizi feda etmek durumundayız. Bu cümle kendisi için bir utanç kaynağı olmalıdır. Biz, Çerkes Toplumu için de bir utanç kaynağı olmalıdır ; bizler kendi milletine hasmane fikirlere sahip olma potansiyeline sahip bu insanları ne zaman yetiştirebilmişiz? 

Üstelik Başkan aynı beyanatta hemen yukarıda şu cümleyi de kurabilmişti : “Tarihin geçmişi yargılama ve cezalandırma gibi bir amacı yoktur. Amaç, belge ve kaynaklarla geçmişi algılamaya ve anlamaya çalışmaktır”. Hani o zaman?

Aynı Başkan o kadar can-ı gönül ile Rusya savunması yapıyor ki bu konuda partisinin Genel Başkanı Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ters düşmekten de zerre kadar çekinmiyor. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 21 Mayıs için gönderdiği mesajda şunları söylemekteydi: “Günümüzde de Türk vatandaşı olarak çok büyük bir nüfusa sahip olan Kafkas halkları 1864'deki Büyük Sürgün sonucu Anadolu'nun çeşitli yerlerine göç etmez zorunda kalmış, büyük acılar çekmiştir.” (http://yenisafak.com.tr/politika-haber/cerkez-soykirimi-unutulmayacak-26.05.2013-525004). Fakat Çerkes olduğu söylenen Sayın Yusuf Ziya Yılmaz, sürgün değil göç edildiğine kanidir. 

Her ne kadar Sayın Başbakan “Kafkas Halkları” terimini kullansada, gönderdiği mesajda “soykırım” terimine yer vermesede, kendisine yakın bir gazete olan Yeni Şafak Gazetesi’nde, mesaj konusu “Çerkez soykırımı unutulmayacak” başlığı ile haber çıkmış ve şu ifadelere yer verilmişti: “Türkiye Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) öncülüğünde buluşarak Samsun'dan dünyaya mesajlar veren Çerkeslerin 149. anma etkinliklerine telgraf gönderen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, soykırım ve sürgünün Çerkes toplumlarınca asla unutulmayacağını ve gelecek nesillerce aynı şuurla hatırlanacağını söyledi.” Bu ifadeler ve Başbakan tarafından söylendiği belirtilen “soykırım ve sürgünün Çerkes toplumlarınca asla unutulmayacağı” ifadesi tekzip edilmemiştir. Politik olarak, Sayın Başbakan’ın belki resmi olarak veremediği bir mesaj olan “soykırım” mesajı bu şekilde ifade edilmiş olmaktadır. Ak Parti’den Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş Çerkes kişinin söyledikleri ile aynı partinin Çerkesl olmayan Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın aynı konudaki fikirlerini karşılaştırdığımızda ne diyelim ? Allah bizi bizden korusun mu demek gerekli bu durumda?  

Bir blogda şöyle bir bilgiye yer verilmekte : “Halk Gazetesinde Yaşar Aslana verdiği bir demeçte siyaset Ankarada yapılır ama İstanbul çok önemlidir, benim İstanbuldaki iş çevreleri ve yurt dışındaki güç odakları ile çok yakın ilişkilerim var  demişti.” (http://necaticavdar.blogcu.com/bir-adayligin-oykusu-kuzeyhaber-den-alinti/198211). Ben şimdi sayın Başkan’ın Rusya’da güç odakları ile çok yakın ilişkileri olup olmadığını merak etmekteyim. 

Sayın Şehremini Hazretleri beyanatına devam ediyor : “Burada şunu da ifade etmek isterim ki, kendimi, şehrimi, ülkemi tanımam ve anlamam için tarih ve tarih çalışmalarına ihtiyaç duyarız. Birey ve toplum, yaşadığı anı ve geleceğini anlamlandırabilmek ve inşa edebilmek için geçmişi bilmek durumundadır. Bunun için de, tarihe ihtiyaç duyarız.”. Kendisine şunu söylemek zorunluluğu doğmuştur ; siz geçmişi bilmediğiniz için yaşadığınız anı da geleceğinizi de anlamlandırma idrakine asla sahip değilsiniz. “Türk tarihindeki Soğucak Kalesi ve Soğucak Muhafızlığı” hatrına “Rus şehri Novorossisk”  ile bir “Türk kenti olan Samsun”u kardeş şehir yaparak kendinizi, şehrinizi, ülkenizi çok iyi anlamış ve tanımışsınız. “Ц|эмэз” i ve onun Çerkes Tarihini ise tanıma fırsatını bulamamışsınız. Surların çevrelediği ufacık bir kalenin içinde bir lahza yaşayanlar değil, o kalenin dışında bin  yıllardır yaşayanlar da ilginizi çekmeliydi.

Bu sene 21 Mayıs Yas Günü’nün Samsun’da düzenlenme sebebini bizler anlamamıştık ama insanın ; “her sene 21 Mayıs Yas Günü Samsun’da düzenlenmelidir” diyesi geliyor !

Bu arada Belediye Reisi’ne önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum; “Çerkesler intikam değil adalet arıyorlar”.


Bu yazı toplam 6506 defa okundu.





Kube Nurhan Fidan

Karden Murat'ın yazılarını mühim kılan nedir? İçerik ne olursa olsun namuslu sorular eşliğinde temellendirdiği gündemleri/konuları irdeliyor olması.
Bu yazıda da aynı şeyi yapıyor. sayın Yusuf Yılmaz'ın kastını aşan açıklamalarından verdiği startla sığ-avantür yaklaşımların tuzağına düşmeden yeni parantezler eşliğinde yaptığı analizi detaylandırıyor. Konuyla ilgili twitter yaygaracılığının ve slogancı ezberlerin ötesine geçmeye takati olmayanlara yol gösteriyor adeta.

31 Ağustos 2013 Cumartesi Saat 13:54
Setenay

Yazınızı ilgiyle okudum.
Teşekkürler Murat bey.

27 Ağustos 2013 Salı Saat 15:12
Meretuko

Vatandaki soydaşlar kelle koltukda nelerle mücadele ediyor , bizim diasporadaki başkanımız neler diyor yazıklar olsun, samsun çarşamba kızılot köyüne çerkesce tabela asıldıda kıyamet koptu gıkını bile çıkarmadın be...

27 Ağustos 2013 Salı Saat 01:36
Sitemizin hiçbir vakıf, dernek vs. ile ilgisi yoktur. Sitede yayınlanan tüm materyallerin her hakkı saklıdır. Sitemizde yayınlanan yazı ve yorumların sorumluluğu tamamen yazarına aittir.
Siteden kaynak gösterilmeden yazı kopyalanamaz.
Copyright © Cherkessia.Net 2009 İletişim: info@cherkessia.net