

Maviden hüküm giymiş Karadeniz’dedir
Yüreği tutuşur yakamozlarla
Dünyaya yürür dalgalarıyla
Heyya heyyamola
Heyya heyya siya
Beni böyle bırakma kıyılarında..."
Yiğit Tuncay’ın sözlerini yazdığı ve Üstat Hilmi Yarayıcının Seslendirdiği "Yitik Ülke" şarkısını ne zaman dinlesem aklıma Şaçe (Soçi) gelir.
Şaçe, tarihsel başkentimiz, mağlubiyetimiz ve yürek yaramız.
Soçi olimpiyatlarına çok az bir süre kaldı. Çoğumuz Soçi olimpiyatlarına karşıyız. Çok haklı tarihsel, sosyolojik ve manevi gerekçelerimiz var. Ama sadece karşıyız hepsi o kadar.
Karşı olduğumuzu haykırıyoruz, nedenleri sebepleri ve duygularımızı yazılarla haykırıyoruz. Ama sadece zaten bildiğimiz şeyleri bir birimize haykırıyoruz hepsi o kadar.
Çünkü nereden nasıl başlayacağımızı bilemedik. Bu konuda hiçbir zaman için toplumsal ve ortak bir fikir sahibi olmadık. Olamadık.
Derdimizi dünyanın bir çok ülkesinde içinde yaşadığımız toplumlara anlatmayı başaramadık. Şimdi sokağa çıkıp insanlara: "Soçi neresidir?" diye sorsak kaç kişi bilebilir?
"Güneşle sarmaş dolaş yatar bu ülke
Dağların yıkıldığı Karadeniz’dedir
Yıldızlar akıyor damarlarına
Gökyüzüne koşuyor ışıklarıyla"
Soçi hakkında en küçük bilgi sahibi olmayan insanlar, Olimpiyatlar başladığında Olimpiyat meşalesini taşıyan Kazak atlılarını gördüklerinde, kendilerine sunulan sentetik algıları farkında olmadan beyinlerinin bir köşesine not edecekler.
Sesimizi duyuramıyoruz, çünkü yaşadığımız toplumlarda dikkate alınacak bir güç olarak kabul görmüyoruz.
350 yıl durmadan savaşmış, soykırımlara ve sürgün içinde bile sürgünlere maruz kalmış, ezici bir çoğunluğu sadece memuriyet ve çiftçilikle geçimini sağlamış olan bir neslin torunları olarak hiçbir zaman politik bir kültür ve tecrübe sahibi de olamadık.
Anadolu’nun kara bağrından çıkmış Koçyiğitlerin bizi daha da karanlığa götürecek Rus düşmanlığı söylemlerinden ve eylemlerinden medet umanlar da, stratejisizliği de bir tür strateji olarak kabul edenlerde var hala.
Oysa oyun kuralına göre nasıl oynanır; medyadan, STK'lardan, siyasi lobilerden nasıl yararlanılır, strateji nasıl belirlenir nasıl uygulanır, hiçbir fikrimiz yok.
Hepimiz kendi içimizde kurguladığımız dünyaların kendi yarattığımız bakış açısının esiri olmuş durumdayız.
Soçi olimpiyatlarına karşıyız, ama sadece karşıyız, çünkü yapabileceğimiz, gücümüz , cürümümüz ve birikimimiz bu kadar.
"Koynunda bahar büyür bu yitik ülkenin
Yüzünü yağmur yıkar solgun kentlerinin
Haydi durma, durma o rıhtımda
Kuşlar taşıyor ufku kanatlarında"
Şimdi, bir birimize tahammül etmesini öğrenerek, birbirimizi daha çok dinleyerek ve parçalarımızı yeniden toparlayarak yeninden başlayabiliriz her şeye.
Not: Yazı içerinde geçen dörtlükler Tuncay Yiğit’e aittir.
Gerçekten yitik başkent basabayağı kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar halkımla en büyük 21. yy e ait en büyük silah olan siyaseti bilmememiz ferdi siyaset yapmaktan kurtulmamız gerekiyor kanaatimce
08 Kasım 2013 Cuma Saat 15:25Sn. Hapi Cevdet Yıldız
Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Meselenin özü: bunları bizler zaten biliyoruz ama bunları doğru metod ve argümanlarla dünyaya anlatabilme beceresine ve iradesine sahip miyiz?
Sorunumuz yok hükmünde uğradığımız hak gaspının doğru tanımlanması ve doğru tespitler üzerinden uluslararası kamuoyuna duyurularak rasyonel ve siyasi zeminde çözüm üretme metotları üzerinde yoğunlaşmaktır. Bu beceriye sahip bir toplum muyuz o ayrı bir ironi.
Her ayın 21 inde Rus başkonsolosluğu önündeki kınamalara gelince, daha ne yapılabilir sorunuz zaten durumu özetliyor, grup ve oluşumlar olarak bu kınamalara ne gibi desteğimiz ve katkımız oluyor diye bir özeleştiri yapacak olursak durumumuzu özetliyor olmaz mıyız?
Kim ne derse desin Soçi olimpiyatlarına karşıyız, ama sadece karşıyız hepsi bu kadar. Çünkü grup dernek ve kurumlar olarak öncelikli hareket tarzımızı ulusal sorunlarımıza göre değil, birbirimizle olan ilişkilerimize göre dizayn ediyoruz.
selam ve saygılar
Madem engelelemeye gücümüz yetmiyor, yapmamız gereken bunu lehimize kullanabilmek, mümkün olduğunca faydalanabilmek..mesela bu bölgenin yerli halkı olduğumuzu göstermek için her türlü yolu denemeli, ulusal bayrağımızı dünyanın gözüne sokmalıyız.
05 Kasım 2013 Salı Saat 01:02