

Kolay mı?
Aşık olmak kolay mıdır? Birine yüreğini açmak, içten sevebilmek... Hiç bir şey ummadan birini beklentisiz sevebilmek?
Hele bir Adıge iseniz, işiniz gerçekten çok zor.
Bir Çerkes’i sevmek, Çerkes halkına aşık olmaktır. Asil duruşlarına hayran kalmaktır.
Bir Çerkes kızı olarak kendimi çok şanslı görüyorum. Khafe dinlerken ela gözleri dolan, Şeşen’de yerinde duramayan, vatanının Adıge Xeku olduğunun bilincinde olan, benden daha iyi anadilini konuşan, kültürel anlamda benim gibi mücadele veren bir kaşenim var.
Alçak sesle konuşan, beni kırmamak ve kaybetmemek için aklından geçen sözcükleri özenle seçen, “Seni Seviyorum” cümlesini kendisinden sadece bir kez duyduğum; ama beni sevdiğine inandığım, çekingen gerçek bir sevdiğim var.
En iyi arkadaşım, dostum, dert ortağım, aşık olduğum, elini çok nadiren tuttuğum/tutabildiğim, konuşurken gözlerinin içine bakamadığım bir Çerkes sevdiğim var.
İlgilenmiyormuş gibi gözüken, ama en ufak bir olayda beni savunan, sırtımı sıvazlayan, gözleri üzerimde olan bir sevdiğim var.
Bizi birbirimize bağlayan nedir? Ortak kaderimiz mi? Yoksa kan mı çekiyor acaba bizi? Hiç bir fikrim yok. Oluverdi işte. Benim bir suçum günahım yok. Kızmayınız bana. Ben başlatmadım vallahi billahi…
Ben onun ismini ağzımda tarçın kokulu bir akide şekeri gibi tutuyorum, damağımda, ruhumda.
“Wimakhe şşaber zızexesexım lheşew sıxeguş’üç’ı”
Sevmek kolay mı?
Çerkes sevmek, Çerkesce’yi sevmek, karşındakini Çerkesce sevebilmek ne güzel bir duygu.
Sevda “Ç’ale”ye düşer, hasret “Pşaşe”ye.
Aşkın kelamı yoktur bizde, sevgimiz zor dile getirilir. Kızınızı övemezsiniz, oğlunuzu sözle sevemezsiniz. Biz uzaktan severiz birbirimizi. Ürkek, çekingen bakışlarımız anlatır herşeyi.
“Ş’üı lheğum yik’uaç’e, maş’om nahi nah lheş, maş’om wunesımı wıstışt!”
Sevgi ateştir, ateşe dokunursanız yanarsınız.
Kendi kültürümden birini seçtim. Çünkü ben yok olmak üzere olan bir milletin ferdiyim. Milletimin tarihe amansız direnişinin, yılmayışının farkındayım.
Farklı kültürden biriyle gemiyi yürütemeyeceğimi biliyorum. Farklı frekanslarda olacağımızı tahmin ediyorum. Evliliğimde, kültürel farklılıkların da kendisini hissettireceğinden eminim. Bu durumun benim giyimim-kuşamımdan mutfak kültürüme, olaylara karşı yaklaşım tarzıma, evin içinde aldığım sorumluluktan ve rolden tutun da çocuklarıma koyacağım isme kadar farklılık gösterecektir.
Her ne kadar karşı taraf benim kültürüme saygılı olsa da, ben ileride doğacak çocuğumun/çocuklarımın salt Çerkes kültürüyle yetişmesini istiyorum. Kaybedecek vaktin olmadığını düşünüyorum. Karşı tarafı ezip, onun kültürünü yok saymak da yakışık olmaz.
Atalarım Çerkesya’dan “Pşıne” ile çıkmışlar, ben de yine “Pşıne” ile geri dönmek istiyorum ve biliyorum ki Çerkeslik anlık bir şey değildir, bir ömür boyu sürecektir; yaşanacaktır.
Burada biz bayanlara da önemli sorumluluklar düşüyor. Bizler hep pasif durumda kalmak zorunda da değiliz. Hatta artık ulusal mücadeleye geri hizmette değil, ön saflarda destek vermek zorundayız. Asırlara dayanmış bir vatan hasreti varken yüreğimizde ve yok olmanın eşine gelmişsek sadece düğün-dernekle vakit geçirmek bize yakışmaz. Ve artık biz de Schamis Abi’nin dediği gibi, “Biz haklıyız ve haklı davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz!” demeliyiz.
“Tızekhotme tlheş nıbceğuxer...”
Aşk olsun Çerkesler, aşk olsun size!
Zorlukların içerisinde de olsa mutlu kalabilmeyi başarmanız dileğimle...
Sevgiyle kalın
Değerli Kardeşim Gizem Bjeduğ,
Çımbızla aldığınızı söylediğiniz çümleden ve aktardığım hikayeden malesef çok yanlış anlamlar çıkarmışsınız. Yazımı tekrar dikkatlice okursanız sevinirim.
Çuşha Wumar;
'Allah razı olsun,ömrüm boyunca bir Adığe kadını gibi bir dediğimi iki etmedi,'
Adeta cımbızla çekip aldım bu cümlenizi. Siz 'gibi'ile yolunuza devam edin. Bizim işimiz gibi ler ile değil asıllarla. Ülkü birliğimiz bu yolla sağlanacak.
Siz türk hanımlarla madem mutlusunuz, inanın çerkes hanımlar türk beyfendileriyle çok daha mutlu. Öyle ki sizler, adıgeliğinizi dolu dizgin yaşamışsınız.
Zaten çerkes kimliğini benimseyen bir bayan, Anadolu da ki çerkes beyfendilerine bakmaz inanın. Siz kasap havası oynayın. Göbek bırakın hatta. İsrail ve Ürdün deki çerkes ler tam bir beyefendi. Eğitimli ve kültürlü.
Bir bayan olarak umduğumu ve aradığımı buralarda bulamazsam, ailemdeki diğer bayanların yaptığı gibi Ürdün e gelin gideceğim.
Bu arada unutmadan, kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş.
Bu yazıya, kendinisini rahmetle andığım değerli Çerkes büyüğümüz Prof.Doc.Dr. Haydar Taymaz'ın anlattığı bir anısını eklemek kaçınılmaz oldu neredeyse.
Haydar Taymaz, son günlerini yaşayan bir arkadaşını hastahanede ziyaret eder. Arkadaşı çocukluk ve gençlik yıllarını Düzce'de her Adığe genç gibi dolu-dizgin bir Adığe olarak yaşamış, sıra evliliğe gelince bir Türk kızıyla evlenmiş.Çoluk çocuğa karışmış,her fani gibi o da hastahanede son günlerini yaşarken bir itirafta bulunmuş. Hastane odası dışında bekleyen Türk karısını kasterek; "Allah razı olsun,ömrüm boyunca bir Adığe kadını gibi bir dediğimi iki etmedi, bana evlatlar verdi. Yedirdi, içirdi, her derdimize koştu...Ama ömrüm boyunca hep bir şey eksik kaldı. En iyi bildiğim Adığebzem ile içimdeki sevgiyi-aşkı hiç söyleyemedim. Sonradan yarım yamalak emanet bir dille de yapamadım. İçimde ukte kaldı..."
O hep büyük hoşgörü ve mahcup yüz ifadesiyle Rahmetli Haydar Taymaz, arkadaşı için " onun kadar güzel ve güçlü Adığeyce konuşan çak az insan vardı içimizde .." diye eklemişti.
Her toplumun, her halkın kendine özgü bir sevgi anlayışı, ifade biçimi vardır. Adığelerin yaşadığı aşk ve sevgi "xhabze" ile örülmüş, çok yüksek asil ögeler içeren, güçlü ve sarsılmaz bir iradeyle ama sesiz ve derinden yaşanır...
